DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


keya_izol@bredband.net

Keya Îzol    

Bilek güreşini kim kazandı?


19/11/2012

Yüzlerce tutuklunun büyük bir özveriyle canlarını ortaya koyduğu ve dışardan büyük bir destek gören açlık grevleri Ocalan’ın çağrısıyla 68. gününde son buldu.

Hükümet adına konuşan Arınç bir şantaj eylemi olarak gördükleri açlık grevlerinin son bulmasını, bilgileri dahilinde geliştiğini ve ’Türk halkına büyük geçmiş olsun’ diyerek devlet lehine sonuçlanmış bir olay olarak tanımladılar.

BDP/PKK cephesinden gelen açıklamalarda ise Ocalan’ın belirleyici rolüne vurgu yapılarak eylemin ’amacına’ ulaştığı açıklamaları yapıldı.

İleri sürülen taleplerin nasıl bir karşılık bulacağı sorusu ise henüz bir açıklık kazanmış değil.

Ancak bu muazzam direnişinin yanında taleplerin çok zayıf kaldığını görüyoruz.

Büyük bedeller karşılığında Kürt toplumunun tümünü harekete geçirebilecek taleplerle çok daha büyük kazanımlar hedeflenmeliydi.

Taleplerden ikisi ki anadille ilgili olan taleplerdi ve ırkçı/inkarcı bir rejimden istenecek talepler değildi.

Zaten o hakkı bilerek ve planlayarak gaspeden rejimin kendisi.

Yüzyıllardır varlığını yok etmeye çalışan bir rejimden hangi hak istenebilir ki?

68 gün süren bir bilek güreşine şahid olduk ama eylemin kazananı ve kaybedeni diye bir değerlendirme yapmak zor.

Ancak açlık grevlerinde harcanan Kürt enerjisi ve ortaya konulan yüksek riskli bedeller dikkate alındığında Kürt tarafının çok büyük kazanımlar elde ettiği söylenemez.

Irkçı devletin çok başarılı olduğu zaten hiç söylenemez.

Çünkü hak ve hukuk üzerinden davranacağı bir durum kalmamış.

Irkçılığın, baskı ve zulmün en rezilini, hoyratlık, serseliğin en kabasını uyguluyor Kürtlere.

Artık kaçak döğüşüyor.

BDP üç milyona yakın oy almış, bir o kadar da sempatisi olan bir örgüttür.

Arkasında dünyanın en büyük ordusuna yenilmemiş silahlı bir gerilla gücü var.

Bu gücüyle ’dinci’ Erdogan ve Kemalist CHP den daha güçlü bir konumdadır.

Kürt sorunu Türkiye’nin en önemli gündem maddesi.

BDP devletçe yollara döşenen tüm engellere rağmen arkasındaki güç ve yetkiyle düşmanın oyunlarını bertaraf edebilecek, mesajını kitlelere ulaştıracak ivmeyi daha kolaylıkla yakalayabilmelidir.

Asırlardır süren Kürt hareketlerinde yüz binlerce kayıp ve bedeller rağmen Kürtler hep direnmişler ve düşmandan korkmamışlar.

Türk ırkçı rejimi Kürt yurdunu işgal ettiği günden günümüze kadar Kürtlerden korkmuş ve korkmaya da devam etmektedir..

Çünkü Kürtlerin bir gün mutlaka Türk ırkçılığını yeneceğini biliyor.

Korktuğu için de zulmün en acımasızını, şiddetin en insanlık dışısını, inkarın ve tehditın en kabasını Kürtlere  uyguluyor.

İnsanlık tarihinde hiçbir halk Kürtler kadar zulme uğratılmamış, hiçbir halk Kürtler kadar büyük bedeller vererek direnmemiş ve hiçbir halk Kürtlerin maaruz kaldığı kadar esaret altında kalmamıştır.

Kürtler sadece Kuzey Kürdistan’da değil Kürdistan’ın her parçasında sömürgeci/ırkçı rejimlere karşı inanılmaz halk direnişleri göstermişler.

Güney Kürdistan’ı uzun ve kararlı bir direniş neticesinde özgürlüğünü elde edebilmiştir.

Yüzbinlerce Kürt katledilmiş, ülkesinden sürülmüş, kimyasal silahlara maaruz kalmış ama sonuna kadar direnmiş ve özgürlüğünü kazanmış.

Güney Kürdistan’da Peşmerge gücü sadece özgürlük mücadelesinin kazanılmasında değil özgürlüğün korunmasında da belirleyici bir konumdadır.

Silahlı gücünü kaybetmiş bir Güney Kürdistan’ının fazla bir yaşama şansı olamayacağı gerçeği Irak’taki son siyasi gelişmelerden iyice anlaşılmaktadır.

Kuzey Kürdistan’ın özgürlük mücadelesi  farklı bir süreçten geçiyor.

Sömürgeci devlet ipin ucunu sürekli elinde tutmayı, gelişmelere kendine uygun yön vermeye çalışıyor.  

Oslo görüşmelerinin zaafiyete uğramasının ardından gelişen sürece baktığımızda Devlet’in sürekli keyfi, provakatif ve hazırlanmış mizansenlerle Kürt tarafının kitlesel gücünü mercek altına almaya çalıştığını görüyoruz.

Hatip Dicle’nin vekilliğinin düşürülmesi, seçilmiş vekillerin halen hapiste olması, Newroz yasaklamaları, BDP’yi kapatma tehditleri ve son olarak da açlık grevlerinde devletçe izlenen provakatif, keyfi, kışkırtıcı uygulamalar Kürtlerin olası bir genel çatışmadaki gücünü ölçme provalarıdır.

Bir nevi güç denemesi veya bilek güreşi.

Tarafların sertleşme krizlerinden anlaşılıyor ki iki taraf da oynanan oyunun farkında.

Ana dilde eğitim ve savunma hakkı zaten Kürtlerin doğuştan sahip oldukları haklardır, Türklerin karar vereceği bir konu değil!

Ocalan’ a uygulanan tecrit ise hukuk  dışı bir uygulama, ortamı azami germe çin devletin bizzat sahnelediği  keyfi bir dayatmadır.

Ocalan’la 1999 dan beri sürekli görüşen, başkalarını görüştüren ve mesajlarının günlük/haftalık yerine ulaşmasını sağlayan yine onlar değil miydi?

KCK yapılanmasına yeşil ışık yakan ve sonradan yasa dışı ilan eden de yine aynı oyunbaz devlet idi.

Sekiz yüz yllık hanedanlık tecrübesiyle onlarda oyun ve düzenbazlık çok.

Madem ’sınama’ dönemi halen devam ediyor.

O halde Kürtler de ’oyunun kuralı gereği’ çıtayı yükseltip tekçi zihniyetin aksine ayrı ulus, ayrı devlet, ayrı bayrak’ı da içeren hak taleplerini gündeme getirmelidir ki biz de onların esas gücünü görelim.!

keya_izol@bredband.net

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
19/12/2012  Dağlara!
19/11/2012  Bilek güreşini kim kazandı?
11/9/2012  Kullanılma süresi geçmiş ’aydınlar’
23/7/2012  Efendi
2/7/2012  Hevalê bargiran
16/6/2012  ’Akil’ pişmanlik!
4/5/2012  Her Türk, asker doğar! Her Kürd, Kürt doğar!
20/4/2012  Domuz
17/3/2012  TC’nin son numaraları
24/1/2012  ROJ TV’yi susturmak bir maharet mi ?
4/1/2012  ’İnsanlık’ sorunu…..!
28/12/2011  Ha ‘ananı da al gel’ Ha ‘aşüfte ve psikopat’