DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


brahimk30@gmail.com

Ibrahim Küreken    

Dünde kalmak


18/11/2012

1970’lerde Kürt siyaseti dünya sosyalist hareketinin en parçalı ve çatışmalı bir döneminde zamanın ruhuna uygun olarak örgütlendi. Büyük kısmı Sovyetler Birliği, Çin ve Arnavutluk ayrışmasına paralel olarak kendi arasında en doğru sosyalistlik üzerinden çatışmalar yaşadı. Sovyetler Birliği çöktü. Avrupalı bazı sosyologların “çocuklarımıza sosyalizmi anlatabilmemiz için yaşatılması gereken bir örnek” olarak  korunmasında ısrar ettikleri Arnavutluk ayakta kalamadı. Çin, otoriter yönetimin altında kontrollü olarak kapitalist ekonomiye kaydı. İki kutuplu dünya ABD’nin başını çektiği tek kutuplu bir dünyaya dönüştü. Dünyada sosyalist değerler yerine demokrasi ve insan hakları değerleri ön plana çıktı. Daha önceleri resimlerini göksümüze, kalbimize işlediğimiz Stalin’in, Mao’nun ve Pol Pot’un milyonları katlettiğinin belgeleri önümüze döküldü. Bu despotların başında olduğu, önüne proletarya ibaresini koyup içimize sindirdiğimiz diktatörlükler karanlık ölümlerin adresi olarak insanlık tarihinde yerlerini aldı. Bu adresler dünyanın en bahtsız toplumu olan Kürt halkının  özlemlerinden de uzaklaştı. Avrupa yaşam normları bütün Kürtler için insanca yaşamanın kriterleri durumuna geldi. Kürtlerin insani ve temel hakları bu kriterler üzerinden savunmaya başlandı. ABD’nin müdahalesi ile Güney Kürdistan özgürleşti. PKK 1984 yılında silahlı mücadeleyi başlattı. Kürt halkının önemli bir kısmı oylarını kendilerinden saydıkları Kürt partilerine vermekte.Türkiye devleti inkar politikasından geri adım attı. Kürtler kendi sorunlarını her platformda dile getiren bir pozisyona geldiler. PKK’nin dışındaki 1970’lerdeki Kürt siyasetlerinden sadece PSK eski gücünü büyük oranda kaybetmiş bir halde siyaset alanında tutunmaya çalışıyor. Diğerleri günahlarıyla sevaplarıyla tarih sayfalarına gömüldü.

Ben birey olarak tüm bu yaşananlardan dersler çıkarmaya çalışıyorum. Bazı insanlarımızın yaslandıkları siyasi gelenek kavramından kaçarak günümüze ait normlarla yeni bir anlayışla siyaset alanında yalnız da kalsam kendimi ifade etmeye çalışıyorum. Bu davranışımı takdirle karşıladıklarını söyleyen birlikte çalıştığım arkadaşlarım da dahil diğer Kürt siyaset çevreleri eski geleneklerini yüklenerek siyaset alanında yok olduklarını veya olmak üzere olduklarını fark etmeden güçlü görünmeye çalışıyorlar. Kuzey Kürdistan’daki en büyük çıkmaz budur bence.

Kediler pisledikten sonra pisliklerinin üzerini toprak atarak kapatırlar. Bunun kedilerce bir anlamı vardır elbet. Bir kaç atasından beri toprak zemini görmemiş, ev şartlarında doğup büyümüş kediler de evde kendilerine ayrılan yerde fayans üzerine pisliklerini yaptıktan sonra biraz geri çekilip fayans zeminde ayaklarıyla toprak atıyormuş gibi on yıllarca önceki doğada yaşayan ataları gibi davranırlar. Demek ki genetik kodlar bazı alışkanlıkları devamlı kılıyor.

Bir Rus anekdotu anlatmak istiyorum. Çocuk yaşlarda eğitildikten sonra ve muazzam İngilizcesiyle uzun yıllar İngiltere’de görev yapan Rus ajanlarından birisi bir kaffede içtiği çayın ücretini öderken, garson ona “Rus musunuz?” diye sorunca özel eğitimi ve dikkatine rağmen nerede hata yaptığını merak ederek “nasıl bildin?” diye sorar. Garson da ona “siz şekerinizi karıştırdıktan sonra kaşığınızı çıkarmadan çayınızı içiyorsunuz?” diye cevap verir. Ajan hemen gizli şifrelerle bu ihmali merkeze bildirir. Merkez de dünyadaki bütün ajanlarına bardağa atılan şekeri karıştırdıktan sonra kaşığın bardaktan çıkarılması talimatını gönderir. Kaşıklar bardaklardan çıkarılır. Yıllar sonra yine bir kaffede garson tekrar bir Rus ajanına yaklaşarak “siz Rus musunuz? diye sorar. Ajan yine hayretler içinde “nereden anladınız” der. “Siz”, der garson, “bardağı ağzınıza götürünce sağ gözünüzü kapatıyorsunuz.”

Biz de ne kadar yenilendiğimizi söylersek söyleyelim bardağı ağzımıza götürürken sağ gözümüzü kapatıyoruz. 

Saygılarımla.                   

18.11.2012

---
Nivîsên din yên nivîskar
18/2/2013  Yeni bir siyaset anlayışına ihtiyaç vardır
9/1/2013  Öcalan ile Türk Devleti’nin anlaşmasının siyasi sonuçları
5/12/2012  "Türkiye, Irak Kürtlerinin hamisi olabilir mi? “
24/11/2012  Kürdistan’la yeni bir yüz yıla doğru
18/11/2012  Dünde kalmak
5/11/2012  Hak-Par için yeni bir süreç başlıyor
23/7/2012  Leyla Zana nasıl bir barış istiyor?
18/4/2012  Bölgedeki yeni dengelerde Kürdistan’ın geleceği
3/3/2012  Hak-Par Kürtlerin en önemli partisidir. Zarar vermeyin.
15/1/2012  Roboski’de insan parçaları
18/12/2011  Toplumsal mücadelede meşruluk sorunu (2)
2/12/2011  Eskiye ve geçmişe asılarak Kürtler özgürleştirilemez
24/8/2011  “Son kapışma”
20/7/2011  KURDO “yazık oldu bize”
3/7/2011  İşbirliğinin önemi ve süreci doğru kullanma
9/6/2011  Öksüz ve sahipsiz bıraktın bizi
4/5/2011  Kürtlerde Toplumsal dönüşüm kabiliyeti
29/4/2011  Düşüyoruz bir bir
23/4/2011  Sorumluluk
10/4/2011  Kürt aydınları ve siyaset algıları
17/3/2011  Kürt sorunu ‘kardeşlik’ söylemiyle değil ‘gönüllü birliktelik’le çözülür
1/2/2011  Doğru siyaset tarzını yakalamak üzerine
20/12/2010  Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi mi, özerk Kürdistan mı?
11/11/2010  “O bir kürt prensiydi”
6/10/2010  HAK-PAR kongreye giderken
20/8/2010  Değişime evet demek bir görevdir
13/8/2010  Referandum tartışmaları
21/7/2010  Kürt sorunu ve Türkiye’nin Ortadoğu’da denge siyaseti
30/4/2010  İyimserlik ve muhtemel yanılgılar
11/12/2009  Bir Kürdün “açılım” bitti diye sevinmesi talihsizliktir
18/11/2009  Ferit Uzun’un Katili Abdullah Öcalan’dır
7/9/2009  Hayallerimizden vazgeçmeden gerçekçi politikalar üretmeliyiz
18/8/2009  Değişim hareketleri ve Kürtlerde siyasi manzara
10/7/2009  Sürecin değerlendirmesi ve seçimler