DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


cemal_hevdem@hotmail.com

Cemal Özçelik    

Demokrasilerde açlık grevi olmazmış(!)


17/11/2012

Cezaevlerinde başlayıp, dalga dalga yayılan ve dünyanın her yerini kaplayan bir Kürt halk Hareketine dönüşen Açlık grevleri tüm yakıcılığıyla devam ediyor.

Özellikle Amed’te onbinlerce katılımlı destek amaçlı açlık grevi, sanırım dünya tarihinde eşi benzeri olmayan bir duruştur.

Ancak öyle anlaşılıyor ki, bunun anlamını kavramakta ayak diretenler de var.

Kürt cephesinde yer alıp, ‘’hümanizm’’ jargonuyla gittikçe büyüyen Kürt halk hareketini ve onun devlete, hükümete karşı sergilediği tutumu boşa çıkartmaya çalışanlar var.

Hükümetin meclise sunduğu dar kapsamlı ‘’anadille savunma’’ yasa tasarısını kast edip, hükümetin gereğini yağtığını, açlık grevini sürdürmeye gerek kalmadığını, dahası bu hakların bu yöntemlerle sağlanamayacağını vurgulayıp, hükümetin saldırı politikasına meşru bir zemin yaratıyorlar.

‘’Akl-ı selimle’’ sorunların çözüleceğini vaaz ediyorlar.

Avrupa Parlamentosunun tutumu

Benzer bir tutumu Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Oomen-Ruijten de sergiliyor.

Ona göre demokrasilerde açlık grevi olmazmış(!)

‘’Demokrasilerde açlık grevine yer yok. Eğer bir amacınız varsa, girersiniz politikaya, insanları ikna etmeye çalışırsınız.. Bugün bir konuda baskı için açlık grevi yapılırken, gelecek hafta bir başka konuda olur. Demokrasilerde bu yöntemle baskı olmaz, bunu kabul etmiyorum’’ diyor.

Peki o zaman bayan Ruijten’e soralım;

‘’Siz hangi demokrasiden bahsediyorsunuz?’’

Demokrasinin esas özü, insanların taleplerini demokratik baskı metotlarıyla dile getirmeleri ve bu doğultuda örgütlenmeleri değil mi?

Eğer demokrasilerde baskıya yer yok ise, o zaman neden işçilere, emekçilere grev hakkı veriliyor?

Değişik tolumsal sınıf ve kategorilerin taleplerini yüksek sesle ifade edip, hükümetler üzerinde bir baskı oluşturabilme imkanını elde etmek için, neden gösteri ve yürüyüş hakları en temel insan hakları ve anayasal haklar çerçevesinde yer alıyor?

Patronlara sorsan, onlar da tıpkı sizin gibi düşünürler; ‘’İşçi bugün grevle baskı uygular bir şey ister, onu versen, yarın öbürgün başka bir şey için baskı uygular, bu yöntemle baskı olmaz’’derler ve grev hakkına karşı çıkarlar.

Sahi siz hangi demokrasiden bahsediyorsunuz?

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne uygun olarak oluşturulan Avrupa’nın Sosyal devlet normlarından mı bahsediyorsunuz, yoksa göstermelik parlamentolarla her türlü sosyal ve insani hakların ayaklar altında çiğnendiği Sosyal faşist ‘’demokrasi’’sinden mi bahsediyorsunuz?

‘’Sorununuz varsa siyasete girin, ikna ederek çözün’’ diyorsunuz.

İyi de, bu sorunlar tam da siyaset ve ikna ile çözüm yoluna giremediği için değişik mücadele biçimlerinin gündeme geldiğini neden görmezden geliyorsunuz?

‘’İkna edin’’ demeniz, boğazı ısırılan kuzuya ‘’direnmeni kabul etmiyorum, kurdu ikna et’’ demenizden başka bir anlam taşıyor mu?

Belli ki, Avrupa devletleri Gandi’ye olan nefretlerini hala unutmamışlar. İngiltere şahsında Avrupa kolonyalizmine vurulan şamarın acısı hala yanaklarında. Bu yüzden ‘’Demokrasilerde açlık grevi olmaz.. Bu türden baskıyı kabul etmiyoruz.. Bugün birşey istersiniz, yarın şımarır başka bir şey istersiniz’’ diyorlar.

Erdoğan AP’nin açıklamasından güç almak istiyor

Bu açıklamalar Erdoğan hükümeti için can simidi oldu.

‘’Avrupa Parlamentosu’ndan yapılan açıklamayı duydunuz. Demokrasilerde bu yollarla hak elde dilmez. Bunları açlık grevine sevk eden parti TBMM’de. Bu siyasi parti bu tür talepleri burada versin..’’ diye açıklama yaptı Başbakan.

Ap sözcüsüne sorduğumuz sorunun aynısını Erdoğan’a da sorabiliriz. On yıldır iktidardasınız. Kürtler sayısız kere taleplerini mecliste veya meclis dışında güzellikle dile getirmediler mi? Gelin görüşelim, sorunları diyalogla çözelim demediler mi?

Sizin yanıtınız ne oldu?

Daha çok baskı, daha çok zulüm ve aşağılama..

Bir halkın ulusal değerleriyle, onuruyla bu kadar çok oynarsan, sana gerekli tepkiyi vermez mi?

AP sözcüsü bayana da sormak gerek, senin kendi dilin yasaklansa, hergün halkın aşağılansaydı ve tüm yumuşak yollara, diyalog taleplerine rağmen egemenleri ikna edemezseydiniz, ne yapardınız acaba?

Tesli mi olurdunuz, yoksa sizin ‘’kabul etmiyorum’’ dediğiniz meşru demokratik baskı yollarına mı başvururdunuz?

Kusura bakmayın ama, eğer ‘’Gidin bozkurtları ikna edin’’ adı altında halkımıza kaderine razı gelmesini telkin eiyorsanız, bu boşuna bir çaba olur.

Bu halkı mücadeleden, demokratik baskı yöntemlerinden vazgeçirtemezsiniz!

17.11.2012

---
Nivîsên din yên nivîskar
06/3/2013  İmaj savaşı üzerinden sürdürülen İmralı barış süreci
11/2/2013  Kürd halkı çözümü kendinde bulmalı
13/1/2013  Türkiye Örtülü Operasyonlar Cumhuriyeti
28/12/2012  Roboski Güneşi Sömürgen’in Ampulünü Söndürdü
17/12/2012  Suriye’deki gelişmeler Güneybatı Kürdistan’ı nasıl etkiler?
22/11/2012  Açlık grevleri ve yarattıkları sonuçlar
17/11/2012  Demokrasilerde açlık grevi olmazmış(!)
4/11/2012  Aysel Tuğluk’un Gözyaşları ve Yedi Başlı Ejderha
26/10/2012  Bu seferki grevler çaresizlikten değil
23/9/2012  Yenilmezliğin sırrı Kürt toplumundaki dönüşümdedir
1/9/2012  Çok başarı değil; az hata, karşıtlık değil; ulusal birlik zafere götürür
19/8/2012  Dert veren Mevla, dermanını da verir
6/8/2012  Kesintisiz operasyona karşı kesintisiz vuruş
28/7/2012  Bizi gücümüzden utandırıp yenmelerine izin vermeyeceğiz
14/7/2012  Öcalan’la görüşme mi, izolasyonla kıvama getirme girişimleri mi?
5/7/2012  Ne savunduğundan çok, hangi zeminde durduğun önemli
13/5/2012  Ulusal kongre üzerine
15/4/2012  Diplomatik Aktivizm, Askeri Hazırlık
29/3/2012  Yumruğa en iyi yanıt, ‘’Türk’’ten vaz geçmektir
21/3/2012  Newroz Anayasası
3/3/2012  Bu bahar dağa çıkacağım..
17/2/2012  Operasyonlar ve Konseptlerin İflası
8/2/2012  Dem dema yekîtiyê ye
1/2/2012  Tam da Çözülecekken;…
24/1/2012  Sevsen de Terk Edeceksin, Sevmesen de..
15/1/2012  Ben Leyla Zana’yı farklı okudum
9/1/2012  Klikler Savaşı ve İlahi Adalet
1/1/2012  Uludere Katliamı YAŞ Kararlarının Ürünü mü Acaba?
18/12/2011  Ordudaki dizaynla Kürdistan’ımız hedef tahtasına dönüştürüldü
20/11/2011  Dünün Mustafa, İsmet, Fevzi’si; Bugünün Abdullah, Tayyip, Necdet’idirler
10/11/2011  Türk devletinin kurduğu çapraz tuzak
1/11/2011  Kimyasal Necdet
25/10/2011  Belki de Müge Anlı Kürtlere doğru yolu gösteriyordur
7/10/2011  Barış için savaşa hazır olmak
15/9/2011  Kürt Sorunu ve MİT Sözcüsünün ‘’Devrimci’’ Çözümlemeleri
3/9/2011  Mevsim Değişir, Dien Bien Phu Olur
20/8/2011  Sözümüzün hiç tükenmediği yerdeyiz
6/8/2011  CHP devletinden AKP devletine
26/7/2011  Krizin Kod Adı 330
26/6/2011  Hatip Dicle’nin Rövanşını Belediye Seçimlerinde Almalıyız
14/6/2011  Seçim sonuçları kolonyal sisteme vurulmuş bir darbedir
9/5/2011  Ayla Akat
1/5/2011  Hilweşandina sîstema dagirker nêz dibe..
19/4/2011  Seçimlerden çekilmek çare değil
10/4/2011  Sevindirici, ama buruk bir başlangıç
24/3/2011  Sebahat Tuncel’in Tokadı
11/3/2011  Sakıncasız Kürd
2/3/2011  Devrimler bize yaramadı
19/2/2011  Şivan Perwer Türk Devletini Afetmemeli
13/2/2011  Devrimler bize yaramadı
21/11/2010  Barajı aşmak kararlılık ve bağımsız tutum ister
28/10/2010  Örnek bir olay, örnek olmayan davranış
12/10/2010  Aydın sorumluluğu ve sorumlu aydın
14/9/2010  İki Referandum, İki Sonuç
4/9/2010  Toplumsal Hafızayı Silmek, Sömürgeci Bir Politika
25/8/2010  „Yetmez Ama, Evet!’’ diyorum
4/8/2010  12 Eylül Faşizmi ve 12 Eylül Referandumu
23/6/2010  Yabancısınız!
5/6/2010  Sevahir Bayındır İçin
11/5/2010  Baykal’ı neden gönderdiler?
22/12/2009  Devlet Kendi Kurduğu Kapana mı Düştü?
13/12/2009  DTP’nin Kapatılması Kürtleri Barajlama Siyasetinin Devamıdır
6/12/2009  Devletin ´Milli Açılımı´ İflas Etti
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
18/10/2009  Genelkurmay açılımı çetin bir sinavda grupların dönüşü provokatif bir yaklaşım
17/10/2009  Genelkurmay Açılımı Çetin Bir Sınavda
5/9/2009  ´Demokratik Açılım´ hakkında birkaç tespit
20/7/2009  ’’Sivil Generaller’’ Değişiyor, Bakalım Askeri Generaller de Değişecekler mi?
23/6/2009  Kürt Meselesinin Çözümsüzlüğü