DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


ahmetyaman97@gmail.com

Ahmet Yaman    

Tayyib Erdoğan; Putin’in izinden mi gidiyor?


2/11/2012

Dünyada bir çok sosyal bilimci; Vladimir Putin’i yeni bir  Rus Çarına benzetiyor. 1990 lı yıllarda iktidar merdiveninin ilk basamaklarına tırmanmaya başlayan Putin; 10 yıl gibi kısa bir sürede tüm yetkileri elinde toparlayarak, Rusya’da tek adam oldu. Ardı ardına 8 yıl yaptığı başbakanlıktan sonra yerine kendi belirlediği bir kişiyi atayarak 4 yıl devlet başkanlığı yaptı. Bu yıl yeniden başbakanlık koltuğuna oturarak; Rus Çarlarında bile olmayan yetkileri kendi elinde topladı.

 

Putinin Rusya’daki siyasal yetkileri elele geçirmek işine  basın ve yayın özgürlüğünü kıstlamak ve toplantı ile gösteri hakkını ortadan kaldırmakla başladı.

 

Bir çok Asya ülkesinde olduğu gibi Rusya’da da muhaliflere uygulanan baskı, şiddet ve gözdağı olağan bir durumdur. Rusya daha önceleri benzer metodlar kullanarak muhaliflerini saf dışı bırakabiliyordu ancak muhalifler kanunlarla belirlenmiş vatandaşlık haklarını kullanmak istediklerinde; Putin’in anti- demokrat ve totaliter özelliğinide ortaya çıkarmışlardı.

 

2009 yılbaşı gecesi  Noel Baba kıyafetiyle toplantı ve gösteri yapma hakkını kullanmak isteyen bir gösterici; toplantı ve yürüyüş kanununu ihlal ettiği gerekçesiyle tutuklandı.

 

2010 yılında politik haklar için yüzlerce arkadaşıyla birlikte yürüyüş yapmak isteyen muhalefet lideri i Boris Nemtsov tutuklandı ve cezalandıırıldı. Boris Nestov’a verilen cezalar basın ve mediya kuruluşlarından saklandı. Boris Nevstov ve arkadaşları; Michail Kasanyov ve Vladimir Ryskov’da 2012 yılında yapılması planlanan duma ve başkanlık seçimlerine katılmak isteyen yeni bir demokratik partinin kurucusuydular.

 

Rusya’da Putin’in toplantı ve gösteri özgürlüğünü nasıl kıstıtladığını gösterebilmek için binlerce örneği sıralamanın fazla bir yararı yoktur. Rus siyasetini izleyenler dünya santranç şampiyonu Garry Kasparov’un 17 ağustos 2012 de nasıl tartaklanarak miting alanından uzaklaştırılıp ve ağır cezalara çarptırıldığını hatırlayacaktır herhalde.

 

 

              

Gary Kasprov; Moskova’da tutuklanırken         Adnan Keskin; Ulus meydanında tartaklanırken  

 

Rusya Gazeteciler birliği başkanı Vsevlov Bogdanov’un belirtiğine göre; Rusya’da son on yılda 200 yakın gazeteci öldürüldü ve binlerce gazeteci dövülerek, sakat bırakıldı.

 

1 kasım 2008 yılında Michail Bekatov adlı gazetecinin arabası yakıldı; köpeği öldürüldü ve kendiside dövülerek sakat bırakıldı. Tekerlekli sandaliye ile yaşamaya mahkum edildi.

 

6 kasım 2010 yılında Oleg Kajsin adlı gazeteci; İktidar partisinin (Birleşik Rusya Partisi) gençlik kolları üyeleri tarafından dövüldükten sonra günlerce komada kaldı.

 

Putin’in; Ramazan Kadirov’la el ele vererek; Çeçenistan’da yaptığı kanunsuzlukları ve katliamları araştırmak isteyen gazetecilerin büyük bir bölümü ortadan kaldırıldı ya da susturuldular. Örneğin; 7 ekim 2007 de ünlü gazeteci ve insan hakları savunucusu Anna Politkovskaya’nın öldürülmesi; Avrupa Birliği ve Rusya arasında diplomatik krize de sebibiyet vermişti.

 

Yukarıda sıralamaya çalıştığım olaylar;  Vladimir Putin’in Rusya’da yeni Çar ve tek adam olabilmek için tırmandığı iktidar basamaklarının altında bıraktığı şiddet, kan ve göz yaşlarının sadece on binde biridir.

 

2011 yılında yapılan genel seçimlerde oyların % 46.66 sını alarak iktidara gelen Tayyib Erdoğan; ustalık dönemi olarak değerlendirdiği üçüncü döneminde gittikçe Putin’e benzemeye başladı ve tıpkı Rusya’daki meslektaşı gibi basın-yayın özgürlüğ ile toplantı ve gösteri hakklarını engellemeye hatta tamamen ortadan kaldırmaya çalışıyor.

 

Her ne kadar  meslektaşı Putin gibi gazetecilerin öldürülmesine göz yummadıysa da; yüzlerce Kürt gazetecisini terörist bahanesiyle tutuklatarak; hapishanelere gönderdi. Devletin televizyon kanallarında; Kürtlere karşı piskolojik savaş yürütürdü.

 

Yeni Osmanlıcılık sloganı ile motive ettiği kadrolarını; Kürtlere saldırttı. Kürtler için en anlamlı ve kutsal bayramlardan biri sayılan Newroz’un kutlanmasını  yasaklamaya çalıştı.

 

Son bir yıldır Kürtlerin yapmak  istediği tüm toplantı - gösteri ve yürüyüşler ‘’provakasyon ihbarı aldık’ gibi  sudan gerekçelerle yasaklamaya çalışılıyor. Emniyet kuvvetleri; demokratik hakklarını  kullanmak isteyen Kürt milletvekilleri ile halk liderlerine saldırıyor.

 

29 Ekim’de Ankara’da kutlanmak istenen Cumhuriyet Bayramının da aynı gerekçelerle engellenmek istenmesi; Tayibb Erdoğan’ın sadece Kürtlere değil; kendisine muhalefet eden her kesime karşı; baskı ve şiddet kullanmaktan çekinmiyecek kadar anti - demokratik ve totaliter saplantılar içinde olabileceğini göstermiştir. Özünde; CHP Genel Başkan yardımcısı Adnan Keskin’in; Ulus meydanında AK Partili emniyet müdürleri tarafından tartaklanması ile dünya santranç şampiyonu Garry Kasparov’un Moskova’da yaka paça edilmesini arasında büyük bir farklılık yoktur.

 

Her iki olayda da tartaklanan ve boğazları sıkılan, adalet ve demokrsi isteyen kitlelerdir.

 

Her iki olayda da ayaklar altına alınan; toplantı ve gösteri hakkı gibi demokrasinin en temel kuralıdır.

 

Osmanlı imparatorluğunun harabeleri üzerinde inşa edilen Türkiye Cumhuriyeti ile Çarlığın çöküntüleri üzerinde kurulan Rusya’nın sosyo ekonomik ve tarihsel bezerlikleri ve ortaklıkları sandığımızdan da fazladır. Nasıl ki dün; Lenin ile Mustafa Kemal arasında benzerlikler ve sıkı dostluklar vardıysa, bu gün Tayyib Erdoğan ile Vladamir Putin arasında da benzerlikler ve sıkı dostluklar da bizleri şaşırtmamalıdır.

 

2-Kasım-2012

 

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
27/11/2012  Kürtler ve Aleviler olmadan asla
19/11/2012  Filistin’de bayraktarlar değişebilir
12/11/2012  Açlık grevlerinin ortaya çıkardığı gerçekler
2/11/2012  Tayyib Erdoğan; Putin’in izinden mi gidiyor?
25/10/2012  Devletin bekası ve sansür
8/10/2012  Bülent Arınç artık topal ördektir
14/9/2012  Mursi’nin son hamlesi ve Suriye’de durum
29/8/2012  Balkan milliyetçiliği ve Kürtler
25/8/2012  Türkiye’nin şeytanla ittifakı
13/8/2012  Hükümetin saldırıları Türk gazetecilerini korkutuyor
6/8/2012  Suriye hamuru daha çok su götürecek
22/6/2012  Müzakere içinde oyun
14/6/2012  Sömürgecilik ve anadilde eğitim
27/5/2012  Roboski’de Kürtler neden yanlız bırakıldı?
20/5/2012  Ahmet Altan’ın nafile beklentisi
11/5/2012  Dil sürçmesi mi yoksa millet meselesi mi?
5/4/2012  AK Parti’nin amacı barış ise ...
29/3/2012  AK Parti’nin, CHP ve MHP’den farkı kalmadı
11/3/2012  Görmek istediğimiz resim
21/2/2012  Totaliter demokrasi ve Kürtler
4/2/2012  AK Parti’nin demokrasi kandırmacası
27/1/2012  BDP’ye saldırmak
13/1/2012  Türk hükümetinin ahlaki çöküşü
3/01/2012  Uludere katliamına nasıl gelindi ?
29/12/2011  AKP’sine ne kadar güvenebiliriz?
22/12/2011  Sultan Süleyman’ın şerefi ve Kürtler