DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


cemal_hevdem@hotmail.com

Cemal Özçelik    

Bu seferki grevler çaresizlikten değil


26/10/2012

Yüzlerce Kürd tutsak açlık grevinde.

Hem de hızla ölüm sınırına yaklaşmaktalar.

Dışarıda onları destekleyen binlerce insan var.

Talepleri en tartışmasız insani istemler:

Anadille savunma,

Ana dilde eğitim,

İmralı tecritinin kaldırılması.

Başka ülkelerde bu haklar için mücadele etmeye bile gerek yok.

Zaten doğal haklar.

Ortadoğu’nun gerici-faşist yönetimleri hariç tabii.

X                x                x               

Bir hesap yaptım, şimdiye kadar 8 defa açlık grevine katılmışım.

En uzunu İstanbul Sağmalcılar Özeltip Cezaevindeydi.

Yıl 1988. Toplam 23 gün.

Diğerleri ise, bir, üç, beş v.b. süren destek amaçlı grevlerdi.

Cezaevlerinde onyıllardır sürdürülegelen ve 50, 60 günden fazla süren grevlerle kıyaslandığında, benimkiler belki önemsiz kalır.

Ama bir günlük grevin bile kendi içinde ne zorluklar taşıdığını, grevciler çok iyi bilirler.

Açlık grevinde açlık değil, grev duygusu ön planda olur.

Yani direniş. Yani boyun eğmeme. Yani varlık, insani kişilik mücadelesi.

X                x                x               

Egemen güçler hep bu direniş aracını işlevsiz kılmaya özen gösterdiler.

Hatta grevcilere karşı bir koz olarak kullandılar.

Bunun için de tutsakları çoğu kez kendileri bilerek greve sürüklediler.

Haklarını kısıp, onları direnişe zorladılar.

Bu durumda, yer yer aktif direnişler sergilenmekle birlikte,

tutsaklar çoğunlukla pasif direniş biçimi olan grevi tercih ettiler.

Çünkü aktif(örneğin barikat kurma) direnişi sürdürecek fazlaca imkan yoktur cezaevlerinde.

Bu anlamda açlık grevleri zoraki, çaresizlikten başvurulan bir mücadele aracı olarak gündemleşti çoğunlukla.

Devlet de bunları görmemezlikten gelip, üstelik basına sansür uygulatıp grevcileri ölüm, hastalık ve sakatlıklarla baş başa bıraktı.

X                x                x               

Açlık grevleri metod olarak doğru mu, yanlış mı;

Baş vurulmalı mı, yoksa ondan kaçınılmalı mı, v.b.

gibi soruları genel düzlemde tartışmak ve farklı farklı görüşleri ortaya sermek hatta eleştirel yaklaşmak, tabii ki yararlıdır ve kendi içinde bir anlam taşır.

Ancak bugün, dışarıdaki katılımlarla birlikte sayıları binleri bulan katılımcıların olduğu bir süreçte ‘’Açlık grevlerinin yanlışlığı’’ üzerine vaaz vermek,

direnişçi insanlara karşı saygısızlık değil mi?

Çözüm üretmeyen hükümeti, kolonyal devleti eleştirmek yerine,

grevin yerinde bir eylem olmadığını vurgulamak, gerçekten de lanse edilmeye çalışıldığı gibi ‘’insani’’ bir tutum mu,

yoksa hükümetin çözümsüzlük politikalarına çanak tutup insanları ölümle baş başa bırakmaya yarayan bir yaklaşım mı?

Bu anlayışa göre yarın öbür gün ölümler gerçekleşirse,

sorumlu Türk devleti/hükümeti değil,

insanları ‘’yanlış eyleme’’ sürükleyen çevreler olacak.

Belki bunu yapanlar bilerek devleti aklamaya çalışmıyorlar,

ancak varılan sonuç tam da böyle değil midir?

X                x                x               

Belli ki bu eylemler organize ve merkezi kararların ürünü.

Ancak bu, katılımcıların gönülsüzce katıldıkları anlamına mı gelir?

İnsanlarımıza artık ‘’güdülen koyun’’ gözüyle bakmaktan vaz geçmek gerek.

İnanıyorum ki, eğer tek tek insanların kendi özgür irdelerine bırakılsa,

merkezi kararlardan daha katı kararlar ve eylemler çıkar ortaya.

Örneğin sayısız kişi gözünü kırpmadan kendisini yakabilir.

Kürd insanındaki değişimi göremeyenler hep yanılırlar.

Grevciler, başka çareleri olmadığı için değil, bilinçli bir tutum olarak grevi sürdürmektedirler.                

Bir halkın onuru ve haklı talepleri için canlarını ortaya koymuşlardır.

İnsanlarımızın ölmelerini tabii ki istemeyiz, ancak onları ölümden kurtarmanın yolu, onlara ‘’yanlış yolda olduklarını’’ vaaz etmek değil,

tersine devletin, hükümetin sürdürdükleri haksız, gayrı insani çözümsüzlük politikalarını eleştirip, onları çözüme zorlamaktan geçer.

X                x                x               

En doğru tavrı yine bilgeliğiyle Yaşar Kemal ortaya koydu:

“Bu, insanlığa hiçbir zaman yakışmaz. Bugün insanların ölüm pahasına talep ettikleri, demokrasilerde insan haklarının içindedir. Çözümü mümkünken ölümler engellenemezse vebali iktidarın, muhalefetin, medyanın ve hepimizin olacaktır. Barış bu ülkede herkesin özlemi ve hakkıdır. Barışın önüne yeni engeller konulmasına karşı çıkmak, barışın önünü açmak hepimizin işi olmalıdır. Bunun için içtenlikle uğraşan herkese şükran duyarım. Bugün ziyaretime gelen Osman Baydemir’le bu görüşlerimizi paylaştık.”

Gerçek anlamda hümanist ve çözümü esas alan bir yaklaşım mevcut burada.

Tabii ki öne konulan talepler bir çırpıda, bugünden yarına haledilecek talepler değildir.

Belki ara bir çözüm bulunur, ölümler engellenir. Ve tutsaklar bu şekilde de amaçlarına kısmen de olsa ulaşma fırsatını yakalayabilirler.

Ama önemli olan, mevcut eylemin sadece dar talepler etrafında örgütlenen körü körüne bir eylem değil, tersine halkımızın onurunu hayatın her alanında ayaklar altına alan sisteme ceza evlerinden de gönderilen bir ‘’Artık yeter’’ duruşu olduğunu gözden kaçırmamaktır.

26.10.2012

---
Nivîsên din yên nivîskar
06/3/2013  İmaj savaşı üzerinden sürdürülen İmralı barış süreci
11/2/2013  Kürd halkı çözümü kendinde bulmalı
13/1/2013  Türkiye Örtülü Operasyonlar Cumhuriyeti
28/12/2012  Roboski Güneşi Sömürgen’in Ampulünü Söndürdü
17/12/2012  Suriye’deki gelişmeler Güneybatı Kürdistan’ı nasıl etkiler?
22/11/2012  Açlık grevleri ve yarattıkları sonuçlar
17/11/2012  Demokrasilerde açlık grevi olmazmış(!)
4/11/2012  Aysel Tuğluk’un Gözyaşları ve Yedi Başlı Ejderha
26/10/2012  Bu seferki grevler çaresizlikten değil
23/9/2012  Yenilmezliğin sırrı Kürt toplumundaki dönüşümdedir
1/9/2012  Çok başarı değil; az hata, karşıtlık değil; ulusal birlik zafere götürür
19/8/2012  Dert veren Mevla, dermanını da verir
6/8/2012  Kesintisiz operasyona karşı kesintisiz vuruş
28/7/2012  Bizi gücümüzden utandırıp yenmelerine izin vermeyeceğiz
14/7/2012  Öcalan’la görüşme mi, izolasyonla kıvama getirme girişimleri mi?
5/7/2012  Ne savunduğundan çok, hangi zeminde durduğun önemli
13/5/2012  Ulusal kongre üzerine
15/4/2012  Diplomatik Aktivizm, Askeri Hazırlık
29/3/2012  Yumruğa en iyi yanıt, ‘’Türk’’ten vaz geçmektir
21/3/2012  Newroz Anayasası
3/3/2012  Bu bahar dağa çıkacağım..
17/2/2012  Operasyonlar ve Konseptlerin İflası
8/2/2012  Dem dema yekîtiyê ye
1/2/2012  Tam da Çözülecekken;…
24/1/2012  Sevsen de Terk Edeceksin, Sevmesen de..
15/1/2012  Ben Leyla Zana’yı farklı okudum
9/1/2012  Klikler Savaşı ve İlahi Adalet
1/1/2012  Uludere Katliamı YAŞ Kararlarının Ürünü mü Acaba?
18/12/2011  Ordudaki dizaynla Kürdistan’ımız hedef tahtasına dönüştürüldü
20/11/2011  Dünün Mustafa, İsmet, Fevzi’si; Bugünün Abdullah, Tayyip, Necdet’idirler
10/11/2011  Türk devletinin kurduğu çapraz tuzak
1/11/2011  Kimyasal Necdet
25/10/2011  Belki de Müge Anlı Kürtlere doğru yolu gösteriyordur
7/10/2011  Barış için savaşa hazır olmak
15/9/2011  Kürt Sorunu ve MİT Sözcüsünün ‘’Devrimci’’ Çözümlemeleri
3/9/2011  Mevsim Değişir, Dien Bien Phu Olur
20/8/2011  Sözümüzün hiç tükenmediği yerdeyiz
6/8/2011  CHP devletinden AKP devletine
26/7/2011  Krizin Kod Adı 330
26/6/2011  Hatip Dicle’nin Rövanşını Belediye Seçimlerinde Almalıyız
14/6/2011  Seçim sonuçları kolonyal sisteme vurulmuş bir darbedir
9/5/2011  Ayla Akat
1/5/2011  Hilweşandina sîstema dagirker nêz dibe..
19/4/2011  Seçimlerden çekilmek çare değil
10/4/2011  Sevindirici, ama buruk bir başlangıç
24/3/2011  Sebahat Tuncel’in Tokadı
11/3/2011  Sakıncasız Kürd
2/3/2011  Devrimler bize yaramadı
19/2/2011  Şivan Perwer Türk Devletini Afetmemeli
13/2/2011  Devrimler bize yaramadı
21/11/2010  Barajı aşmak kararlılık ve bağımsız tutum ister
28/10/2010  Örnek bir olay, örnek olmayan davranış
12/10/2010  Aydın sorumluluğu ve sorumlu aydın
14/9/2010  İki Referandum, İki Sonuç
4/9/2010  Toplumsal Hafızayı Silmek, Sömürgeci Bir Politika
25/8/2010  „Yetmez Ama, Evet!’’ diyorum
4/8/2010  12 Eylül Faşizmi ve 12 Eylül Referandumu
23/6/2010  Yabancısınız!
5/6/2010  Sevahir Bayındır İçin
11/5/2010  Baykal’ı neden gönderdiler?
22/12/2009  Devlet Kendi Kurduğu Kapana mı Düştü?
13/12/2009  DTP’nin Kapatılması Kürtleri Barajlama Siyasetinin Devamıdır
6/12/2009  Devletin ´Milli Açılımı´ İflas Etti
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
18/10/2009  Genelkurmay açılımı çetin bir sinavda grupların dönüşü provokatif bir yaklaşım
17/10/2009  Genelkurmay Açılımı Çetin Bir Sınavda
5/9/2009  ´Demokratik Açılım´ hakkında birkaç tespit
20/7/2009  ’’Sivil Generaller’’ Değişiyor, Bakalım Askeri Generaller de Değişecekler mi?
23/6/2009  Kürt Meselesinin Çözümsüzlüğü