DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


ahmetyaman97@gmail.com

Ahmet Yaman    

Mursi’nin son hamlesi ve Suriye’de durum


14/9/2012

Mısır’ın yeni seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi; geçenlerde Tahran’da yapılan bağlantısız ülkeler toplantısından sonra; Suriyedeki iç savaşın ‘’engellenebilmesi’’ için Türkiye, İran, Suudi Arabistan ve Mısır’ın yanyana gelerek çözüm paketleri üzerinde tartışmalarını önerdi.

 

Bu öneri, Birleşmiş Milletlerin yeni atanan Suriye temsilcisi Lakhdar Brahimi tarafından hemen red edilmedi.  

 

İran’da öneriye olumlu bakıyor.

 

Suriye’de uyguladığı siyaset ile boğazına kadar çamura saplanan Türkiye’nin de bu öneriye balıklama atılarak deskekleyeceğinden hiç kimsenin kuşkusu olmasın. M. Mursi’nin bu önerisi baktaklığa saplanmış; Türkiye Cumhuriyeti için adeta bir can simidi olacaktır.

 

Mursi’nin böyle bir öneriyi gündeme getirmesinin sebebi; Mısır’ın, Arap dünyasında sarsılan liderliğini yeniden kurabilmek ve bir de Avrupa Birliği ve Amerika’nın, Suriye siyasetinden bypas edilerek insiyatifin tamamen islam ülkelerine devredilmesini sağlamaktır.

 

Başka ve  en önemli sebeblerinden birde; bölgede değişmeye başlayan statükoyu koruyarak önümüzdeki 40-50 yıllık süreci; çatısı  Müslüman Kardeşlerden oluşan gurup ve siyasal güçlerin derin bir nefes almalarını kolayılaştırmaktır.

 

Bu durum haliyle İran’daki islami rejim ile Türkiye’nin de işine geliyor. İlgili ülkelerin büyük elçilik düzeyindeki toplantısıyla başlayan görüşmeler; daha sonra dışişleri bakanları tarafından devam ettirilecektir.

 

Bu toplantılarla, Türkiye ve İran; hak ve görevleri olmadığı halde Suriye’nin yeniden şekillenmesinde, söz sahibi olacaklardır. Bu durumda kaybeden Suriye’li Kürtler olacaktır.

 

Kürtlerin Suriye’de otonomi yada benzeri bir hakkı elde etmeleri; ileride İran ve Türkiye için de emsal bir durum teşkil edeceği için bu ülkeler, Kürtlerin milli ve demokratik haklarını  engellemek için ellerinden gelen tüm çabayı harcayacaklardır. Kısacası Muhammed Mursi’nin bu önerisiyle; Türkiye ve İran devletleri; havada aradıkları fırsatı; yerde yakalayacaklardır. Bu da son dönemlerde bu  iki devlet arasında gevşeyen anti- Kürt ittifakın yeniden güçleneceğini gösteriyor.

 

Zaten M. Mursi’nin kim olduğuna ve düşüncelerine baktığımızda yapmak istediği şeyler

konusunda bir takım ipuçlarını yaklayabiliriz. Muslüman Kardeşlerin; Mısır kanadına mesub olan M. Mursi katı bir arap milliyetçisidir. Arapların çoğunlukta olduğu Arap ülkelerinde; Arap- İslam kimliğinin kesin ve tek belirleyici olmasını gerekliliğini savunur.

 

Bu düşüncelerini girdiği Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde dile getirmiş; Mısır nüfusunun % 10 teşkil eden Kopti Hırıstiyanlarını hiçe sayarak; yeni Mısır Anayasasının şeriat hükümlerine göre hazırlabileceğini savunabilmiştir.

 

Kazandığı seçimde bütün demokratik temayülleri ayaklar altına alarak hükümetinde; Mısır nüfusunun %10 teşkil eden Hırıstiyan (Kopti) kitleye  sadece bir bakanlık vererek azınlık hakkları konusunda tutarsızlığını göstermiştir.

 

M. Musri’nin sahaya inerek; bölgedeki statükoyu yeniden diriltmeye çalışması; Müslüman Kardeşlerin Suriye kanadının; Suriye’nin bir Arap Cumhuriyeti olarak muhafaza edilmesi tezinin hayata geçirilmesi anlamı taşır ki buda Suriye’de yaşıyan; Kürt; Durzi, Suryani, Ermeni ve diğer azınlıkların kabullenemiyeceği bir durumdur.

 

Kürtler için yeni bir Cezayir antlaşması yolda mıdır ?

 

Şimdi Suriye’de; Mısır Cumhurbaşkanı; Muhammed Mursi’nin bu girişimi ile 1975 yılında İran ve Irak arasında imzalanan Cezayir antlaşmasıyla büyük benzerlikler taşıyor.

 

Bir çoğumuz hatırlar; 1975 yılında Cezayir Cumhurbaşkanı; H. Bumediyen’in arabuluculuğuyla yapılan antlaşma ile Irak ve İran arasında Şatt’ûl -Arap sorunu halledilmiş; ve antlaşmanın tek kaybedeni; güney Kürdistan’daki özgürlük mücadelesi olmuştu. Saddam Hüseyin ve İran Şahı güçlerini birleştirerek; Mustafa Barzani’nin yürütüğü mücadelenin yenilgisini sağlamışlardı.

 

Yakında Kahire’de toplanacak Mısır, Suudi Arabistan, Türkiye ve İran’ın yapacağı toplantılar; Suriyedeki Kürtlerin milli ve demokratik haklarını ortadan kaldırılması için varlık koşullarını anti-Kürtlük üzrerine oluşturan Türk ve İran devletlerinin eline büyük fırsatlar verecektir.

 

Suriyedeki iç savaşın sona erdirilmesi ve Baas rejminin ortadan kaldırılması Kürtlerin ve dünyadaki demokrasi güçlerin birinci talebidir. Ama gel gör ki; M. Mursi’nin önerisinde Besar Esad’ın (Baas rejiminin) ortadan kaldırılması amaçlanmıyor. Çünkü İran masada olduğu sürece; Baas rejminin tamamiyle iktidardan uzaklaşmasına izin vermiyecektir. Türkiye için de Şam  yönetiminin kimlerden oluşacağının pek önemi yoktur. Türkiye için önemli olan Kürtlerin herhangi bir statüye kavuşmamasıdır.

 

Bu da tıpkı santranç oyununda olduğu gibi şahın mat edilmesi yerine; oyuncular arasında yapılan anlaşmalarla Baas rejmi sadece pat edilecektir. Uzun vaadede  Beşar Esad’ın kenara çekilmesi sağlansa bile Baas’ın etkinliği devam ettirilecektir.

 

Böyle bir oyunda başta Kürtler olmak üzere Suriyedeki Hırıstiyanlar ve Arap olamıyan diğer azınlıklar kaybedeceklerdir. Suriyedeki Kürtlerin büyük bir darbe almaması için; tüm Kürt parti ve örgütlerine büyük görevler düşüyor. Başta Kürdistan Demokrat Partisi (PDK) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği, PKK  olmak üzere Kürdistandaki tüm parti ve kuruluşlar  ulusal ve uluslararası diplomatik güçlerini harekete geçirerek, Suriye Kürtlerine destek vermelidirler.

 

Artık duyarlı olmak yetmiyor. Duyarlı  olan her Kürdün; ‘’bugün Suriye Kürtleri için ne yapabilirim?’’ diyerek kendi kendine sorması ve düşünmesi de gerekiyor.

 

14 Eylül 2012

---
Nivîsên din yên nivîskar
27/11/2012  Kürtler ve Aleviler olmadan asla
19/11/2012  Filistin’de bayraktarlar değişebilir
12/11/2012  Açlık grevlerinin ortaya çıkardığı gerçekler
2/11/2012  Tayyib Erdoğan; Putin’in izinden mi gidiyor?
25/10/2012  Devletin bekası ve sansür
8/10/2012  Bülent Arınç artık topal ördektir
14/9/2012  Mursi’nin son hamlesi ve Suriye’de durum
29/8/2012  Balkan milliyetçiliği ve Kürtler
25/8/2012  Türkiye’nin şeytanla ittifakı
13/8/2012  Hükümetin saldırıları Türk gazetecilerini korkutuyor
6/8/2012  Suriye hamuru daha çok su götürecek
22/6/2012  Müzakere içinde oyun
14/6/2012  Sömürgecilik ve anadilde eğitim
27/5/2012  Roboski’de Kürtler neden yanlız bırakıldı?
20/5/2012  Ahmet Altan’ın nafile beklentisi
11/5/2012  Dil sürçmesi mi yoksa millet meselesi mi?
5/4/2012  AK Parti’nin amacı barış ise ...
29/3/2012  AK Parti’nin, CHP ve MHP’den farkı kalmadı
11/3/2012  Görmek istediğimiz resim
21/2/2012  Totaliter demokrasi ve Kürtler
4/2/2012  AK Parti’nin demokrasi kandırmacası
27/1/2012  BDP’ye saldırmak
13/1/2012  Türk hükümetinin ahlaki çöküşü
3/01/2012  Uludere katliamına nasıl gelindi ?
29/12/2011  AKP’sine ne kadar güvenebiliriz?
22/12/2011  Sultan Süleyman’ın şerefi ve Kürtler