DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


ahmetyaman97@gmail.com

Ahmet Yaman    

Hükümetin saldırıları Türk gazetecilerini korkutuyor


13/8/2012

Türk İçişleri Bakanı’nın ateşlediği işaret fişeğinden sonra; Türkiye’de liberal ve demokrat köşe yazarları çok yanlı ve organize komplolarla karşı karşıya bırakıldılar.

 

Başbakan ve İçişleri Bakanı gibi hükümet yetkilileri gazetecileri tehdit ederken; Hükümet yanlısı gazeteler de; demokrat, liberal ve dürüst islamcı gazeteciler hakkında asılsız haberler yaparak onları hedef gösteriyor.

 

Hükümetle çatışmak istemeyen gazete patronları; hükümetin uygulamalarını eleştiren gazetecileri, işten atıyor.

 

Düşüncelerini ifade etmekten korkan gazeteciler; ‘susma orucuna’ başlıyorlar.

 

Başbakan tek adam olma hevesini gerçekleştirebilmek için; partisinden seçtirdiği ve kendisine kayıtsız şartsız biat eden milletvekillerini gazetelerin köşebaşlarına yerleştiriyor.

 

Türk basın ve yayın kurumları üzerine yoğunlaştırılan bu baskılar; Türkiye’de toplantı ve yürüyüş özgürlüğü; seçme ve seçilme hakkının (en azından Kürtler için) rafa kaldırılmasından sonra basın, yayın ve ifade özgürlüğününde ağır darbeler alacağınıı gösteriyor.

 

Daha önceleri Kürtlerin yapmak istediği yürüyüş ve gösteri hakkını yasaklayan hükümet; Kürt halkının seçtiği siyasal temsilcileri tutukluyarak yada görevden alarak demokrasinin dayandığı iki temel direği tamamen kırmıştı. Şimdi de basın ve yayın kuruluşlarına ve bağımsız gazetecilere saldırarak; demokrasinin dayanabileceği basın yayın ve ifade özgürlüğünü de ortadan kaldırmaya çalışıyor.

 

Ağır sansür ve mahalle baskısı altında çalışan demokrat ve liberal gazeteciler bir de Başbakanın tehditleri ile karşılaşınca susmak zorunda kalıyorlar yada gerçek düşüncelerini yazmaktan çekiniyorlar. Bir kaç ay önce Hükümetin; Roboski katliamındaki tutumunu eleştiren Ali Akel adlı gazetecinin işine son verildiğine şahit olduk.

 

Hükümete yakın isimlerden; bayan bir gazeteci düşüncelerini ifade etmek yerine; ‘susma orucuna’ başladı.

 

Türk İçişleri Bakanı; ‘’gazetelerde köşe yazılarının; Şemdinli’de patlayan havan toplarından daha zararlı olduğunu’’ açıkladıktan sonra gazetelere yerleşirilmiş ‘memur gazeteciler’; demokrat, liberal ve hatta dürüstlüğüyle tanınmış islamcı yazarlara karşı yıpratma ve yıldırma kampanyasına başladılar.

 

İlk salvo Star gazetesinin tetikçilerinden biri olan Mehmet Ocaktan’dan geldi. Mehmet Ocaktan toplumda saygı gören ve dürüstlüğüyle bilinen Ali Bulaç’a karşı bir linç kampanyası başlattı. Çirkin iddialarda bulundu. Ali Bulaç’ı; Başbakan’la karşı karşıya getirmek istedi.

 

Star gazetesi yazarların’dan Ahmet Kekeç; Emin Çölaşan ve Bekir Coşkun’un bıraktığı yerden devam ederek, Ahmet Altan hakkında seri atışlar yapıyor ve onu yıpratmaya çalışıyor.

 

Hükümetin güdümündeki yeni Akit gazetesi; Cengiz Çandar; Hasan Cemal, Ali Bayramoğlu ve diğer gazeteciler hakında dezinformatin yaparak onları hedef gösteriyor.

 

Asıl korkutucu olan, Türk Başbakanı’nın da bizzat bu komplolara katılarak; gazetecilere cepheden saldırmasıdır. Türk basınından aldığımız haberlere göre Tayibb Erdoğan; Radikal gazetesinde köşe yazarlarından Cüneyt Özdemir’i gazetenin patronuna ihbar ederek gazetecinin işini (rızkını) tehlikeye attı.

 

Gerçi; Türk Başbakan’ının arasıra hayaller alemine dalarak, gerçekliklerden uzaklaştığını, eleştiriye tahammülü olmadığını bilmeyen yok. Hayal aleminde gezindiği anlardan birinde, hayatın gerçeklerinden koparak Şimon Perez’le nasıl postalaştığını ve karikatürünü çizen karikatürcüleri mahkeme koridorlarında süründürdüğünü herkez bilir.

 

Ancak Başbakan’ın bu defa gazetecilere saldırması daha organizeli ve daha planlı.

 

Bu defa; karalama ve andıçlama bizzat Başbakan ve İçişleri Bakanı tarafınıdan kordine ediliyor ve profesyonel bir ekip tarafından uygulamaya konuluyor.

 

Bu defa; demokrasi ve Kürt sorunu konusunda devetin klasik görüşlerinden farklı görüşler savunan gazeteciler hedef alınıyor.

 

Bu defa; Kemalist diktatörlüğün geriletilmesinde; AK Partiden daha aktiv, daha dirençli bir  performans gösteren; Ahmet Altan, Hasan Cemal, Cengiz Çandar, Ali Bulaç, Yasemin Çongar, Ali Bayramoğlu, Mithat Sancar gibi liberal , demokrat ve dürüst gazeteciler andıçlanmak isteniyor.

 

Eskiden mahkeme karalarıyla gazete kapatmak ve gazeteci tutuklamak şeklinde engelenen düşünce ve ifade özgürlüğü şimdi hükümet ile yandaş gazetecilerin ve birde TBMM’inden gazete köşelerine aktarılan milletvekillerinin saldırı ve sabotajlarıyla hayata geçirtilmek isteniyor.

 

TBMM çoğunluğu ele geçirdikten sonra saldırı ve tutuklamalarla Barış ve Demokrasi Partisini (BDP) işlevsiz bırakan AK Parti; şimdi de kendisine muhalefet eden demokrat, liberal ve dürüst islamcı gazetecileri korkutarak, susturmaya çalışıyor.

 

Bu da AK Parti hükümetinin Kürtlerin  seçme ve seçilme hakkını, toplantı ve yürüyüş özgürlüğünü fiilen ortadan kaldırdığı yetmiyormuş gibi basın, yayın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayarak başta Kürtler ve Aleviler olmak üzere diğer ezilen kitleler üzerindeki baskı ve saldırılarını artıracağını gösteriyor.

 

Görünen odurki; Kürtler ve Kürtlerin dostu olan bazı gazeteciler daha; Emin Çölaşan, Bekir Coşkun, Ertuğrul Özkök gibi Kemalist gazetecilerin saldırılarından kurtulmanın sevincini yaşayamadan; Tayibb Erdoğan ve İdris Naim Şahin gibi dikta bir rejime özenen hükümet yetkililerinin yanıda saf tutan; Ahmet Kekeç,  Mehmet Ocaktan ve Yasin Doğan ve onlara benzeyen ‘gazeteciler’ ile yeni Akit yazarlarının dezenformasyon ve  saldırılarına maruz kalacaklar.

 

13 Ağustos 2012

---
Nivîsên din yên nivîskar
27/11/2012  Kürtler ve Aleviler olmadan asla
19/11/2012  Filistin’de bayraktarlar değişebilir
12/11/2012  Açlık grevlerinin ortaya çıkardığı gerçekler
2/11/2012  Tayyib Erdoğan; Putin’in izinden mi gidiyor?
25/10/2012  Devletin bekası ve sansür
8/10/2012  Bülent Arınç artık topal ördektir
14/9/2012  Mursi’nin son hamlesi ve Suriye’de durum
29/8/2012  Balkan milliyetçiliği ve Kürtler
25/8/2012  Türkiye’nin şeytanla ittifakı
13/8/2012  Hükümetin saldırıları Türk gazetecilerini korkutuyor
6/8/2012  Suriye hamuru daha çok su götürecek
22/6/2012  Müzakere içinde oyun
14/6/2012  Sömürgecilik ve anadilde eğitim
27/5/2012  Roboski’de Kürtler neden yanlız bırakıldı?
20/5/2012  Ahmet Altan’ın nafile beklentisi
11/5/2012  Dil sürçmesi mi yoksa millet meselesi mi?
5/4/2012  AK Parti’nin amacı barış ise ...
29/3/2012  AK Parti’nin, CHP ve MHP’den farkı kalmadı
11/3/2012  Görmek istediğimiz resim
21/2/2012  Totaliter demokrasi ve Kürtler
4/2/2012  AK Parti’nin demokrasi kandırmacası
27/1/2012  BDP’ye saldırmak
13/1/2012  Türk hükümetinin ahlaki çöküşü
3/01/2012  Uludere katliamına nasıl gelindi ?
29/12/2011  AKP’sine ne kadar güvenebiliriz?
22/12/2011  Sultan Süleyman’ın şerefi ve Kürtler