DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


keya_izol@bredband.net

Keya Îzol    

’Akil’ pişmanlik!


16/6/2012

Karşındaki laftan anlasaydı başına bu kadar felaket gelmezdi,

Enselenip on yıl özgürlüğün elinden alınıp hapisleri boylamazdın.

’Bu yemini Kürt-Türk kardeşliği için ediyorum’ demenle,

’Bu işi ancak Erdogan çözebilir’ arasında ne gibi bir fark var ki birinde mahkum olurken diğerinde göklere çıkarılıyorsun?

Hani ’Silah özgürlüğün güvencesiydi’?

Sakharov  ödüllü, Nobel barış ödülü adayı, Avrupa Birliğinin gözde Kürt siyasetçisi Leyla Zana,

Ne oldu da böyle ’akil’ olmayı aklından geçirdin?

Aklından geçenler çok iyi niyetli bir çözüm arayışı olabilir.

Saygı duyarım.

Ya karşındaki direnen ve ödün vermeyen ırkçı zihniyet?

Nitekim söyleşide birçok önemli konuya temas etmene rağmen Türk medyasının öne çıkarılan mesaj başka.

Kürdü bazı konularda pişmanlığa zorlayıp mevzisinden uzaklaştırmayı herkese göstermek!

Bülent Arınç’ın ’Zana’nın söylediklerini önemsiyorum ve bir özeleştiri olarak kabul ediyorum’ açıklamsında da açıkça görüldüğü gibi onların ’dümenine’ girmeye çalışmanın ne sana ne de halkına fazla bir yararı yok.

Doksan yıl boyunca kökünü kurutmak için yapmadığı kalmadı.

Aynı safta, aynı ’aileden’ olan on binleri, ’PKK’nin şehir yapılanması’ diye içeri attı,

Yeni mahkumiyetleri sana reva gördü.

Dokunulmazlık sayesinde şu anda içerde değilsin.

Ama dokunulmazlığın da bazen para etmediğini herkesden daha iyi bılenlerdensin.

Asıl sorun ipin kimin elinde olduğudur.

Devlet silah zoruyla elde ettiği sömürgeci hakimiyeti korumak için ipin ucunu bırakmak istemiyor.

Çığ gibi büyüyen Kürt gerçeği o’nu korkutuyor.

Kendisi inkardan vazgeçmiş ama inkar ve asimilasyonun devamlı kılınmasını Kürtlere yaptırmaya çalışıyor.

Öcalan yıllardır benzeri  şeyleri  söyleyip durdu,

Türkleri bu yolla kandıracağını zannetti.

Rejim de onun bu pragmatik yönünü kullanıp sömürgeciliğin devamını sağlamaya çalıştı.

TC inkarcı-asimilasyoncu yöntemden asla vazgeçmiş değil.

Sorunun etrafında dolaşıp duruyorlar ama gereğini yerine getirmiyor.

’Oyunun kurallarına’ göre değil, kaçak döğüş yoluyla yeni mevziler kazanma peşinde.

Emrindeki devlet gücüyle, devlet kontrolundan çıkmış olan Kürtleri yeniden ‘devlet kucağına’ almaya çalışıyor.

Kördüğümden kurtulmak için değişik planları hayata geçirme, daralan vakti uzatma çabası içinde.

Direnen Kürtlerin toplumsal gücü maddi bir güç haline geldikçe devletin paniği de artıyor.

Her türlü yolu deniyor.

PKK’yi içerden ve dışarıdan yönlendirmeden tutun da ‘Kendi Kürdünü’ oluşturma yönündeki planları uygulamaya sokuyor.

Mustafa Kemal’i göklere çıkaran Öcalan’ı önemsemez görünürken,

Leyla Zana’nın Erdogan’a endekslenmiş çözüm çıkışını önemsiyor görünümü veriyor.

Daha birkaç ay önce Leyla Zana’nın, ‘PKK’nin silahlı gücü özgürlüğümüzün güvencesidir’ yönündeki açıklamalarını yerden yere vuran da yine aynı kesimdi.

Kamuoyunun sonradan öğrendiği Oslo görüşmeleri sürdüğünde BDP sözcüleri Aysel Tuğluk, Hasip Kaplan ve Selahattin Demirtaş’ın ‘Bizim devletin üniter yapısı, adı, dili ve milliyetiyle bir sorunumuz yoktur’ söylemleri de fazla bir önem sağlamamıştı.

Bu yüzden de tam tersi söylemler ardından gelmeye başlamıştı.

Tarafların (PKK ve TC Devleti) birlikte planlayıp sahneye koydukları HABUR mizansenleri ilk önce bizzati Tayyip’in ‘Bu manzaradan etkilenmemek mümkün değil’ değerlendirmesinin ertesi günü PKK’yi (DTP) anlaşma dışına çıkmakla suçlamış ‘açılım sürecini’ tek taraflı durdurmuştu.

Söyle bir geriye bakalım.

Son otuz yılın ‘Kürt gerçeği etrafında dönen dümenlere’ bir bakalım.

Dört Cumhurbaşkanı, (Özal, Demirel, Sezer ve Gül), yedi Başbakan, (Özal, Akbulut, Demirel, Çiller, Erbakan, Yılmaz ve Tayyip) ve onlarca Genel Kurmay Başkanı dönemi geçmiş ama Kürt sorunu ‘bir arpa boyu yol’ almamış.

Tayyip ve Fethullah ittifakı Kemalist vesayetle kıyasıya bir iktidar savaşına girdi ama yerini sağlamlaştırdıktan sonra devletin Kürt inkarı üzerine inşa edilmiş ırkçı yapısına sıkıca sarılmayı yeğledi.

Eski devletle yeni devlet arasında bir fark yok Kürtler açısından.

Ha ulusal eksenli Kemalizm ha İslam eksenli Kemalizm!

Fark eden ne?

Devlet ‘döneme uygun’ olarak  yeniden yapılanmasını  gerçekleştiriyor sadece.

Tayyip ve etrafındakilere 2023 yılına kadar öngörülen iktidar sözü, Kürtlere verilmeyecek haklarına bağlanmış durumda.

Ama Kürtlerin meşru talepleri artık küresel bir sorun olarak dünyanın gündeminde.

Sorun bir şekilde çözülecek.

Devlet bu durumda inisiyatifi kaybetmemek ve ‘çözüm’ haritasını oldukça yavaşlatarak kendi milli çıkarları doğrultusunda yönetmek istiyor.   

Bir nevi ‘üstünlük’ avantajını korumaya çalışıyor.

Bu süreci her yönüyle açık bir oyun alanı gibi varsayabiliriz.

Taraflar haliyle kendi mevzilerini korumak ve güçlendirmek isteyeceklerdir.

İki taraftan biri ama göreceli zayıf görünümünde olan Kürtler.

Ancak hak taleplerinde çok daha güçlü olan da Kürtler.

Bu gerçekten hareketle Kürtler öncelikle hangi mevzilerin kazanılması gerektiğini bilmeleri gerekir.

Heşeyden önce ’Tekçi zihniyet’ ve Türklerin Kürtlere dayattığı ’üstünlük’ mevzisi hedef alınmalıdır.

Çünkü hem ırkçı hem de çağdışıdır.

Devletin bilinç altında şekillendirdiği planların bozulması gerekiyor.

Onların planlayıp hayata geçirmeye çalıştıkları ’yol haritasında’ Kürtlerin hak ve özgürlüklerini elde etmeleri mümkün değil.

Kürtler meşru taleplerinde ısrarlı olmalılar.

Zaten rejim açısından birşey fark etmiyor.

Devlet keyfine göre seni tutuklayabiliyor, susturuyor ya da bu son olayda olduğu gibi kendi lehine konuşturabiliyor.

Önemli olan kazanılmış mevzileri terk etmemek, taviz vermemek ve bu yeni kirli oyunun bir parçası haline gelmemektir.

Bu saatten sonra Kürtler ’TRT Altı, seçmeli anadil dersi’ gibi kırıntı haklara tav olacaktıysa bu kadar büyük bedel ödemeye ne gerek vardı?

 

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
19/12/2012  Dağlara!
19/11/2012  Bilek güreşini kim kazandı?
11/9/2012  Kullanılma süresi geçmiş ’aydınlar’
23/7/2012  Efendi
2/7/2012  Hevalê bargiran
16/6/2012  ’Akil’ pişmanlik!
4/5/2012  Her Türk, asker doğar! Her Kürd, Kürt doğar!
20/4/2012  Domuz
17/3/2012  TC’nin son numaraları
24/1/2012  ROJ TV’yi susturmak bir maharet mi ?
4/1/2012  ’İnsanlık’ sorunu…..!
28/12/2011  Ha ‘ananı da al gel’ Ha ‘aşüfte ve psikopat’