DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


ahmetyaman97@gmail.com

Ahmet Yaman    

Ahmet Altan’ın nafile beklentisi


20/5/2012

Ahmet Altan, cesur bir insan ve değerli bir gazetecidir.  

 

Ortaçağdaki zalim krallara karşı hak ve adalet savaşı veren bir şövalye misali; tek başına zalim ve yalancı bir iktidara karşı mücadeleye tutuşmuş. Elindeki kalemiyle çağımızda artık sadece tarih kitaplarında ve bir takım roman sayfalarında karşılaştığımız Ivanhoe, Robin Hood gibi Türkiye ve Kürdistan’daki mazlum insanların haklarını savunmaya çalışıyor.

 

Eğer bir gün Türkiye ve Kürdistan’a gerçek demokrasi ve adalet yerleşirse bunda Ahmet Altan’ın rolünün büyük oldğunu teslim etmemiz gerekir. O tek başına; binlerce kadrosu, yığınla olanağı ve yüzlerce milletvekili olan muhalefet partilerinden daha kuvvetli bir muhalefet yürütüyor.

 

Biz Kürtler; bir gün çocuklarımıza, Ahmet Altan’ın zalim ve yalancı iktidarlara karşı nasıl cesurca ve cepheden mücadele ettiğini, adaletsiz savcı ve  hakimler karşısında nasıl yargılandığını anlatacağız elbette.

 

Ama gel görki sadece cesaret ve dürüstlük  doğruların garantisi değildir. Belki bu yüzdendir son dönemlerde yazdığı makalelerde dindar Türklere çok önem veriyor, ‘vicdanlı’ dindarlara davetyeler çıkarıyor ve onlardan yardım bekliyor.

 

İşte bu noktada Ahmet Altan’nın beyhude bir beklenti içinde olduğunu belirtmek gerekir.

 

Çünkü Türk dindarlarının kumaşı; ırkçılık ve Mc Carthyizm ipliğiyle dokunmuş; çürük bir kumaştır. Türkiye’de başta Kemalizm olmak kaydıyla, gelmiş geçmiş tüm iktidarlar Türk dindarlarını yedeklerine alarak Kürt milletine ve Türk yoksullarına karşı tuzaklar kurmuş ve onların köleştirilmesini sağlamıştır.  

 

Şimdi gazete köşelerine yerleşmiş dindar gazeteciler, Kürtlerin başına getirilen her felaketi Kemalizme bağlayarak kendi sorumluluklarından kurtulmaya çalışıyorlar.

 

Peki Türkiye’de dindarların destekleri ve sesizlikleri olmasaydı Kemalistler bunca mezalimi yapmaya cesaret edebilir miydi?

 

Eğer Türkiye’de vicdanlı dindarlar olsaydı; Şeyh Sait Efendi 48 arkadaşıyla dağ ağaçlarına gönderilir miydi? On binlerce Kürt katledilir miydi?

 

Eğer Türkiye’de vicdanlı dindarlar olsaydı; 1928 yılında Zilan Deresi kanlı akar mıydı? Binlerce Kürt köyü yakılıp, yıkılır mıydı?

 

Eğer Türkiyede vicdanlı dindarlar olsaydı; 1937 yılında Dersim’de Alevi Kürtlerine soykırım uygulanır mıydı?

 

Kürtlerin başına getirilen tüm bu musibetlerin ortaklarından biride vicdan fukarası olan Türk dindarlarıdır. Mc Carthy’den örnek alınarak kurulan Komünizmle Mücadele  Derneklerinin en has kadroları; Türk dindarları arasından seçilmiştir. [1]

 

Ne acıdır ki 1960 larda Komünizmle mücadele için kurulan bu derneklerin kadroları; şimdi de Kürtlerle mücadele etmeye yöneldiler. Zaten Türkiye’de; Türk ırkçılığının denetiminde gelişen antikomünizm, her zaman antikürtlükle el ele ve kol kola yürüdü, yürütüldü.

 

Tüm bunları bir yana bırakarak; 1990 lı yılların başında yakılıp, yıkılan Kürt köylerine, metropoll varşolarına sürülen 4 miljona yakın Kürdün duruma bakmamız bile Türk dindarlarının gerçek yüzlerini ve vicdanların göstermeye yeter sanırım.

 

1991 Genel seçimlerinde; oyların % 16 sını alarak 62 milletvekiliyle TBMM temsil edilen  ‘halis’ dindarlardan oluşan Refah Partisi; yakılan yıkılan Kürt köylerinin hesabını soracağına, katliam ve sürgünlerin baş aktörleriyle koalisyon hükümeti kurabilme çabası içindeydi.

 

1965-1969 yıllarında Çetin Altan tek başına TBMM’ni hallaç pamuğu gibi darmadağın ediyorduysa;  1991 yılında 62 Milletvekiliyle TBMM temsil edilen ve vicdanlı-vicdansız dindarların partisi olan Refah ‘lı vekillerin de Kürtler için yapabileceği çok şeyler olabilirdi.

 

Ahmet Altan babasının tecrübelerinden hareket ederek hem TBMM’inde hem de Türk toplumunda çoğunluğu temsil eden dindar gurupların neler yapabileceğini hesab ederek; vicdanlı görünen, vicdansız ve ırkçı Türk dindarlar konusunda daha rasyonel beklentiler içine girebilir. İnşaallah...

 

20 Mayıs 2012

Ahmet Yaman

 

[1] Fetullah Gülen; 1963 yılında kurulan Komunizmle Mücadele Derneğinin, Erzurum şubesi kurucularındandır.

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
27/11/2012  Kürtler ve Aleviler olmadan asla
19/11/2012  Filistin’de bayraktarlar değişebilir
12/11/2012  Açlık grevlerinin ortaya çıkardığı gerçekler
2/11/2012  Tayyib Erdoğan; Putin’in izinden mi gidiyor?
25/10/2012  Devletin bekası ve sansür
8/10/2012  Bülent Arınç artık topal ördektir
14/9/2012  Mursi’nin son hamlesi ve Suriye’de durum
29/8/2012  Balkan milliyetçiliği ve Kürtler
25/8/2012  Türkiye’nin şeytanla ittifakı
13/8/2012  Hükümetin saldırıları Türk gazetecilerini korkutuyor
6/8/2012  Suriye hamuru daha çok su götürecek
22/6/2012  Müzakere içinde oyun
14/6/2012  Sömürgecilik ve anadilde eğitim
27/5/2012  Roboski’de Kürtler neden yanlız bırakıldı?
20/5/2012  Ahmet Altan’ın nafile beklentisi
11/5/2012  Dil sürçmesi mi yoksa millet meselesi mi?
5/4/2012  AK Parti’nin amacı barış ise ...
29/3/2012  AK Parti’nin, CHP ve MHP’den farkı kalmadı
11/3/2012  Görmek istediğimiz resim
21/2/2012  Totaliter demokrasi ve Kürtler
4/2/2012  AK Parti’nin demokrasi kandırmacası
27/1/2012  BDP’ye saldırmak
13/1/2012  Türk hükümetinin ahlaki çöküşü
3/01/2012  Uludere katliamına nasıl gelindi ?
29/12/2011  AKP’sine ne kadar güvenebiliriz?
22/12/2011  Sultan Süleyman’ın şerefi ve Kürtler