DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


osmanaydin@gmx.de

Osman Aydin    

Kürt Milliyetçiliği ve Şeyh Ubeydullah


6/5/2012

İlk milliyetçi aksiyonlar

 

Bu makalede Kürt milliyetçiliğinin doğuşu ve gelişmesi süreci içinde millet kavramının ilk teorik belirlemesi ve bunun aksiyona dönüşmesi hususunu ve bu konuda Seyh Ubeydullah’ın katkı ve görüşlerini kısaca belirtmek niyetindeyim. Kürt millliyetçiliğinin doğuş nedenleri ve bunun sonuçları üzerinde durulmayacaktır. Başka bir anlatımla, Kürt milliyektçilğilin, „millet“ (ulus) ve „milli devlet“ (ulusal devlet) kavramlarının Kürtler tarafından ifade edildiği momenti yakalamak ve takip etmek istiyorum.

 

Kürtler’de milliyetçilik anlayışının, - bütün  millet (ulus) bazında olmasa da - ilk ortaya çıkışı 19. yüzyılın hemen başlarıdır. Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yaşayan değişik halkalara ait miliyetçi akımların ortaya çıkışı düşünüldüğünde, Kürtlerin de milliyetçi düşünce ile tanışmada geç kalmadıkları ancak, milliyet kavramını geç şekilllendirdikleri görülüyor. Kürtler’in millet olma sürecini geç ve ağır yaşamasının nesnel, tarihsel ve sosyal nedenleri vardır. Bunları irdelemek de ayrı bir makale konusudur.

 

Kürt milliyetçiliğine dayalı ilk milliyetçi aksiyon ve/veya milliyetçi aksiyon sürecinin başlangıcını 1806 olarak almak mümkündür. 1806 yılındaki Babanzade Abdurrahman Paşa öncülüğündeki hareket, Kürt milliyetçiliğinin bugüne dek süren serüveninin ilk aksiyonudur.

 

Kürt Milli Hareketleri’nde üç dönem

 

Kürt milli hareketleri diye niteleyebileceğimiz ve iki asır boyunca Kürdistan’da boy gösteren hareketleri, ana karakteristiklerindeki farklılıklar itibariyle üç kategoride incelemek mümkündür. Kalın çizgileriyle bu hareketlerin siyasal istemleri, yönetim kadroları, etki alanı ve soyal tabanı düşünüldüğünde bu üç dönem, zaman dilimi olarak şöyle belirlenebilir:

 

1)    1806 – 1880 dönemi

2)    1880 – 1918 dönemi

3)    1918 – den sonraki dönem

 

1) Birinci dönem incelendiğinde, Osmanlı İmparatorluğu’nun merkezi devlete dönüşme tercihinin ciddi biçimde hayata geçirilmeye başlanması ve Kürt otonom Beylikleri’nin, Devlet’in bu politikası karşısındaki sıkıntıları nedeniyle ortaya çıkan bir çatışma ve başkaldırma sürecine tanık, olunmaktadır. Bu dönemde başkaldıran Kürt beylikleri, kendi otonom bölgeleriyle sınırlı siyasi istemlerde bulundular. Bu Beylikler merkezi Osmanlı yönetiminden ayrılmak gibi bir tercihin içinde değildiler. Dayandıkları halk güçleri, genelde bağlı aşiret birlikleridir. Hareketin liderliği de doğal olarak geleneksel Kürt Beyleri/Mirlerinin elindedir. Sonuçta bu hareketler, coğrafik alan olarak sınırlı da olsa, (mirin eğemenlik alanı ile sınırlı) bağımsız devlet istemi olmasa da, Kürt otonom yönetiminin yaşaması için siyasal ve askeri mücadelelerdir. Yani Kürt karekterli, siyasi nitelikli milli hareketlerdir. 1806 dan 1880 yılına kadar süren 3 çeyrek asırlık  zaman dilimi içinde Kürtler Osmanlı İmparatorluğu’na karşı bu nitelikte irili ufaklı sayısız başkaldırı hareketleri düzenlediler. Bunların içinde çok ciddi sonuçlar yaratan ve gerek Kürt toplumunu, gerek Osmanlı devletini ciddi biçimde sarsanları da oldu. Ancak bu hareketlerin bütünü yenilgiyle sonuçlandı.

 

2 ) İkinci dönemdeki Kürt hareketlerinin siyasi istem karekterinin de önderlik yapısının de değişmiş olduğu görülüyor. Artık bu dönemde „Kürt milleti“ ve „bağımsız Kürt Devleti“ söylemleri hareketlerin siyasal ve stratejik tercihleri oluyor. Liderllik Kürdistan’daki geleneksel şeyhlik kurumunun eline geçiyor. Siyasal istem doğal olarak, geniş bir coğrafya için sözkonusudur. Harekete katılan halk güçleri çeşitlilik göstermeye başlıyor. Artık aşiret şefinin iradesine bağlı aşiret gruplarının yanı sıra, yeni bir örgütlenmeninin bireyleri de hareketin içindedir. Bunlar tarikat örgütlenmmesi içindeki mürid gruplardır.

 

Ancak burada bir parentez açıp, yeni gelenksel liderlik hakkında bazı belirlemelerde bulunmanın yararlı olacağını düşünüyorum. Miri hareketlerin yenilgiyle sonuçlanması üzerine Devlet bu hareketlerin önderlerini ve ailelerini İmparatorluğun değişik yerlerine sürdü. Yani Kürdistan’dan uzaklaştırdı. Bu durum nedeniyle Kürdistan’da giderek bir siyasal liderlik boşluğu doğdu. Ancak otoriteye alışkın Kürt toplumu, bu otorite boşluğunu doldurmakta gecikmedi.  Bu boşluğu doldurmada Şeyhler, bir otorite kurumu olarak en uygunuydu. Çünkü onların ellerinde medrese gibi önemlli bir eğitim kurumu, ve tarikat gibi yaygın bir dinsel örgüt ağı vardı. Aldıkları entellektüel bilgi birikimi dinsel nitelikli olduğu için daha evrensel düşünme avantajına da sahiptiler. Geçmişten beri güç odakları ve bireyler arasındaki ihtilaflara yargıç veya hakem olma konumları onlara bütün toplum nezdinde bir saygılnlık kazandırmıştı. Aristokrat aileler ile yaptıkları evlilikler nedeniyle de hem ekonomik güçleri artmış, hem de sosyal prestijleri açısından ayrı bir kazanım elde etmişlerdi. Mirliklerin himayesindeki medreselerde öğretim görevlisi olmaları onlara bilgi birikiminin ötesinde toplumu kültürel ve sosyal yönlendirme imkanı sağladığı gibi, mirliklerin fetva kurumu olarak da hem yönetime meşruiyet kazandırmış, hem de kendi sosyal ve hukusal pozisyonlarını güçlendirmiştir. En önemlisi de medrese geleneği gereği Kürt dili edebiyatı ve tarihi ile devamlı ilgilileri nedeniyle pontasiyel milliyetçilik  birikimine sahiptiler. Belli bir aşirete bağlı veya bağımlı olmayışları onlara Kürt toplumunda toplumüstü ve saygın bir statü kazandırıyordu. Ayrıca islami inanıştaki „mehdi“ (kurtarıcı) niteliği en çok şeyhlere yakışıyordu. Bütün bu şartlar ve avantajlar şeyhleri yeni toplumsal liderler haline getirmekten öteye, mirlere oranla daha kapsayıcı ve milliyetçi bir tercihe de sahip kılıyordu. Şeyhler milli donanım bakımından daha zengin ve yeterliydiler.

 

3 ) Kürtler’in siyasal örgütlü olduğu bu üçüncü dönemi, Kürt milliyetçiliğinin ve milli hareketlerinin modern çağı olarak da isimlendirmek mümkündür. Bu dönemde istemler çeşitlenmiştir. Kürdistan iki yerine beş parçaya bölünmüştür. Kürtlerarası yabancılaşma ve uzaklaşma yaşanmış olsa da dünyanın gidişi Kürtleri de kendi yolculuğuna katmıştır. Milliyetçilik ve milli devlet, artık Kürtler için bilinen ve yaşanan kavramlar olmuştur.

 

Kürtler’de ulus tanımının ortaya çıkması

 

Kürt milliyetçiliğinin belirgin biçimde siyasal aksiyona dönüşmesini, Şeyh Ubeydullah liderliğinde başlayan 1880 Kürt Milli Hareketi’nde görüyoruz. Bu harekette Kürt milliyetçiliğinin  tanımlanış biçimi ve bu tanımın siyasal isteğe yansıyış biçimi çok dikkat çekicidir. Bu hareketin önderi olmakla Şeyh Ubeydullahı yüceltmek, sadece işin bir yanıdır. Şeyh Ubeydullahı asıl önemli kılan yan, Kürt milliyetçiliğini tanımlaması ve şekillendirmesi çabalarıdır. Diyebiliriz ki sosyolojik anlamda Kürt milliyetçiliğinin ve millet kavramının ilk teorik temellerini hem de yazılı belgelerde atan Şeyh Ubeydullah olmuştur. Bu bakımdan Şeyh Ubeydullah’ın Kürt milliyetçiliğine ve millet tanımına bakmak gerekir. Kuşkusuz bu konuda eldeki bilgi ve belgeler kısıtlıdır. Bu kısıtlı kaynaklardan yine de bir bakış açısı yakalamak mümkündür.

 

Şeyh Ubeydullah Kürt milliyetçiliğini ve millet tanımını yaparken, onu bu noktaya getiren yaşadığı konjoktürel durumdur. 1877 – 1878 Osmanlı - Rus Savaşı sırasında ve sonrasında yaşananlar, onun bu konularda yoğunlaşmasını sağlar. Bu süreçte bağımsız bir Kürt devletinin kurulması fikri onda temel tercih haline gelir. Böyle bir devleti kurmak arzusunu geliştirirken, milliyet tanımı ve devletin sınrları konusundaki sorulara da cevap arar. Şeyh Ubeydullah, Amerikalı misyoner Dr. Cochran’a yazdığı 5 Ekim 1880 tarihli mektubunda milliyet ve millet kavramı ile ileriki projeleri hakında ipuçları vermektedir :

 

„Kürt halkı 500.000 den fazla aileyle ayrı bir halktır. Dinleri diğerlerine göre farklıdır, yasaları ve gelenekleri ayrıdır“

 

Burada diğerleri dediği Farslar ve Türklerdir. Onun ulus tanımlamasına getirdiği ilk unsur demografik bir belirlemedir ve bu yaklaşık o güne göre 4 milyonluk bir nüfusu ifade etmektedir. İkinci unsur olarak tarihsel ve sosyal gelişme içinde bir halkın yarattığı sosyal gelenekler ve dinsel tercihlerdir. Görülüyor ki Şeyh Ubeydullah müslüman kimliği ile Kürt kimliğini birleştirip, millet kavramanın ayırd edici temel ögesi olarak sunuyor. Dinsel ayrılıkla İranlılar’ın Şii, Türklerin Hanefi ve Kürtler’in Şafii mezhebine mensubiyetini kastediyor. Bu yeterli bir fark olmasa da Şeyh Ubeydullah bu önemli alanda da bir farklılığın bulunmasını kaçınılmaz görüyor.

 

Bu farklılığı belirten Şeyh Ueydullah, farklılığın gereği olarak bir adım daha atarak bu halkın kendi yönetimini kendisinin kurması arzusunu da açığa vuruyor. İran’ın Urumiye Valisi İkbal du-Devle’ye yazdığı 15 Ekim 1880 tarihli mektbunda şu belirlemeyi yapıyor:

 

„ (...) İranlılar ve Türkler’in yönetimindeki Kürtler birleşerek tek bir millet olmaya karar verdiler. Düzeni kendileri korumaya çalışacaklar .(...)“

 

Dr. Cochran’a yazdığı yukarıda anılan mektupta bu husula lilgili de belirlemeleri var:

 

„Kürdistan ahalisi, ister Türk ister Pers yöneticileri ile ve her iki hükümetle işlerin yürümiyeceği konusunda fikir birliği içndedir. Kendi işlerimizi kendimiz yönetmek istiyoruz. Böylece güçlü ve bağımsız oluruz ve diğer milletler gibi ayrıcalıklarımız olur.“

 

Şeyh Ubeydullah, Kürtler’in kendi kaderini tayin hakkının kendilerine ait olduğunu, bu tercihin de bağımsız ve diğer devletlerle eşit statüde bir devlet kurma hakkı olduğunu çok çarpıcı bir biçimde vurguluyor.

 

Şeyh Ubeydullah’ın teorik olark millet tarifi çağın koşullarında ve onun entelektüel bilgi birikimi bazında düşünüldüğünde hayli ileridir. Onun tanımında saklı bulunan ve ancak görülebilir unsurlar dikkate alındığında modern sosyal siyaset bilimindeki millet kavramına çok yakın olduğu görülür. Kürtleri ayrı bir halk olarak belirlerken, millet kavramının tanımında, geçmişteki tarihi birlikteliği, geleceğe yönelik toplumsal istemi, kamusal yönetim hakkını, vatan olarak kabul edilen ortak coğrafyayı, dinsel farklılığı ve dil gibi unsurları temel ve belirleyici ögeler olarak kullandığı görülüyor.

 

Bağımsız devlet istemini yaratan nedenler

 

Şeyh Ubeydullah ile yakın ilişki içinde olan o dönemdeki tüm yabancılar, onun temel amacının Kürtlerin birliği ve bağımsız bir Kürt Devleti olduğu konusunda hemfikirdirler. Bildiğimiz kadarıyla Kürtler’de ilk millet tanımını yapan Şeyh Ubeydullahı, bağımsız devlet düşüncesine iten önemli nedenler vardır. Onun bu husustaki tercihini ve düşünce dünyasını oluşturan nedenlerden sadece önemli birkaçını sıralamak mümkündür.

 

Birincisi Şeyh Ubeydullah’ın ırk, kültür ve dil birliği olan Kürtleri bir millet olrak olarak algılaması, (bu onun tanmıdır) onu doğal olark devlet fikrine ve aksiyonuna yöneltmiştir. Ayrıca edindiği medrese kültürü ile entellektüel kültür birikimi onun bu düşüncelerini beslemiştir.

 

Onu bağımsız devlet fikir ve aksiyonuna iten bir diğer önemli neden Osmanlı ve İran Devletleri’nin Kürdistan’daki kötü yönetimleridir. Bu kötü yönetimlerin Kürtler’in soyal, ekonomik ve etik değerlerinde önemli yıkıntılar yaratması onun için kabul edilemez bir durumdu. Bu hususta Dr. Cochran’a yazdığı mektupta sıkıntılarını çok açık biçimde dile getiriyor.

 

„Bütün milletler arasında Kürtler kötü ve rüşvetçi olarak tasvir ediliyor. Sizi temin ederim ki bu kötülüklerin hepsi Türk ve İran yönetimlerinden kaynaklanıyor. Çünkü Kürdistan bu iki devlet tarafından yönetiliyor.“

 

O durum tespitinden görev çıkarıyor ve çözüm getiriyor. Ona göre bütün bu kötülüklerin ortadan kalkmasının yolu Kürdistan’ın Kürtler tarafından yönetilmesi ile mümkündür. Yani ona göre bağımsız Kürt devletinin kurulması tek çözüm olmaktadır.

 

Onun bağımsız devlet fikrine ve aksiyonuna yönelmesinde ki çok önemli bir neden de bölgedeki Ermeni eğemenliği ihtimali ve bunun doğurduğu korkudur. Berlin Andalşması’nda Ermenilere bazı ayrıcalıkların sağlandığı duyulunca, Kürtler kendileri için kötü günlerin uzakta olmadığını ciddi biçimde düşünmeye başladılar. Aslında Ermeniler’in özellikle Berlin Andlaşması’ndan sonra doğu eyaletleri üzerinde hak iddia edişleri, Kürtler arasında bir birlik oluşturmanın belki en önemli nedeni oldu. Hata diyebilirız ki Ermniler’in Kürdistan üzerinde hak iddia edişleri, Kürtler’de vatan duygusunun gelişmesinde önemli bir itici güç oldu.

 

Kürdistan konusundaki hassasiyeti nedeniyle Ermeniler’in bu tür istemleri, Şeyh Ubeydullahı son derece kaygılandırıyor ve bu kaygılarını şu sözlerle dışa vuruyor :

 

„Ermeniler Van’da bağımsız bir devlet kuracaklarmış. Nesturiler de kendilerini İngiliz tabaası ilan edip, İngiliz bayrağını yükselteceklermiş. Kadınları da silahlandırmak zorunda kalsam buna asla izin vermeyceğim.“

 

1877 –1878 Osmanlı – Rus Savaşı sonrasında aktedilen Berlin Andlaşması’nın 61. maddesindeki düzenlemeye bakılırsa, Ermenilerin Avrupalı devletler tarafından himayeye alınmasının Kürtler’de ciddi biçimde tedirginlik ve endişe yaratmasıı anlaşılmaktadır.

 

„Madde 61 - Bab-ı Ali, Ermenilerin yaşadığı eyaletlerde yerel ihtiyaçların doğurduğu iyileştirme ve reformları  derhal hayata geçirmeyi; ve Çerkez ve Kürtlere karşı Ermenilerin güvenliğini garanti etmeyi kabul eder.“

 

Şeyh Ubeydllah yönetimindeki 1880 Kürt Millet Hareketi, Kürtler’in tarihinde önemli bir yer tutar. Milli ve bağımsız devlet fikrinin temellerini bu hareketin önderi attı. Denebilir ki milli, bağımsız ve birleşik Kürdistan fikrinin babası Şeyh Ubeydullahtır.

 

Kürt milliyekçilğinin kaynakları, tarihsel serüveni ve Kürtler’de teorik millet tanımı konuları araştırıldığında, en azından şimdi elde olan bilgi ve kaynaklar karşısında, Şeyh Ubeydullahı başlangıç olarak almak yanlış bir yaklaşım olmasa gerek.

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
6/4/2016  Yıkıcılık
6/5/2012  Kürt Milliyetçiliği ve Şeyh Ubeydullah
10/2/2012  Bülent Arınç´a açık mektup
23/12/2011  Dersim ‘İsyanı‘
1/11/2011  Kürdistan’ın ve Kürt ulusunun parçalanmışlığı
17/6/2011  Pervin Cemil
15/5/2011  Ziya Avcı´nın Kitabı Üzerine...
28/8/2009  Edward M. Kennedy ve bir belge
31/7/2009  “Kürt açilimi“ ne demek?
10/7/2009  Kuzey Kürdistan´da demografik değişim