DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


firatkaya1@gmail.com

Firat Kaya    

Sayıklayarak Yaşlananlar…


25/01/2012


Sanırım yaşlanıyoruz. Geçmişimizde ki heyecanlarla avunuyor olmamız yaşlandığımızın en büyük belirtisi aynı zamanda çaresizliğimizin de.Geçmişe takılıp,hep oraya bakıyorsak eğer bugünkü yaşamımızdaki yerimizi sorgulayacak kadar adil değilizdir  demektir.Bu yüzden sadece geçmişe bakıp eskitiriz  ve çürütürüz kendimizi…

Geçmişi olmayanın geleceği tabi ki olamaz. Geçmişin bizi yaratmada önemli bir rolü vardır  ama şimdi ne olduğumuz ile ilgili çokta önemli bir yeri yoktur.Neticede bugün neysek geleceğimiz ona göre şekillenir. Eğer dikiz aynasından geçmişi izleyip yol alıyorsak şunu unutmamalıyız ki hem bir faciayız hem de facialara ramak haldeyizdir.

Hep başkasını sorgulayarak geçiririz zamanı. Kimse kendini sorgulama zahmetinde bulunmaz. Neydik, ne olduk, nereye yol alıyoruz, ne kadar  gerçeğiz, ne kadar saf ve ne kadar kirli? Kendi kendimizi sorgulamaktan yoksunuz. Gittikçe hayatı çirkinleştiren bir yolda olduğumuz gerçeğini,  geçmişin güzel zamanlarıyla örtbas edemeyiz. Kirlettiğimiz zamanı geçmişteki güzel bir anla da geçiştiremeyiz. Çünkü biz artık kirin kendisiyiz. Ve iflah olmaz facialara da gebeyiz. Kendi çemberinde hapsolmuş dışarıdan medet  umarak yaşayan birer hükümlüyüz. Kendi hapishanemizin cellatlarıyız da. Yaşattığımız zararların baş sorumlusuyuz.

Yeniden var olabilmek adına enerjimizi tüketmişsek, yanlış hesapları, yanlış mekanları, yanlış ilişkileri, yanlış  değerleri çığ gibi büyütmüşsek eğer,  geçmişi sayıklamak ne kadar bize yardımcı olabilecektir hiç düşündük mü? Kendi eziyetimizi var ederek zulümle anılacağımızı bilmezmiyiz.

Her şeyi bir kenara bırakıp şu kocaman boşlukta mutlaka kendimize ait olan ifadeyi aramalıyız.  Biz  kendi ifademizi bulmadığımız  sürece, geçmişimize mahkum kalıp geleceğimizi yaratamayacağız. Zararları biriktirerek, kendimizden uzaklaştıkça içimizde her gün birilerini öldürmüş olacağız. En sonunda katili biz olan uçsuz bucaksız gittikçe büyüyen bir mezarlığa sahip olacağız. Geçmişi şu anda işlediğimiz cinayetlere ortak ederek,  hiçbir şey olmamış gibi davranamayız. İçinden bir türlü çıkamadığımız    kişilik sorunumuz mevcutken,  sözde devrimci gölgemizle ne yapacağımızı  sanıyoruz. Biraz olsun irkilip, kendimize gelme gereği duymalıyız. Öz varlığımızın değerini bilmezken, kurmak isteyeceğimiz düzenin tutarlılığı   olabilecek mi? Toplumda ancak sosyal bir varlık olarak yaşayabilirsek ve bunun gereklerini yerine getirebildiğimiz sürece, toplumu  etkileyebilir ve arkamıza alabiliriz. Kendimize dokunmadan kendimizi gerçekleştirmeden nasıl var olabiliriz?  

Sahip olduğumuz kötülüğün saf esnekliği bizi usta birer karakter  oyuncusu yapmış olabilir. Ama eninde sonunda kendi sahtekarlığımıza  dayanamayacak ve gücümüzü yitireceğizdir.  

Elimizin altında öylesine kaymasına seyirci kaldığımız şimdiki zamanı önemsemeye başladığımız zaman tutunuruz hayatımıza. Geleceğimizi şimdiki zamana verdiğimiz anlam kadar değerli kılabiliriz ancak. Unutmamalıyız ki bugün geleceğimizin geçmişidir. En gerilerde kendimizi arayarak içinde bulunduğumuz zamanı kirletemeyiz. Bizi kendinden uzaklaştıran maskelerden arınarak başlayabiliriz zamana. Kendimize dokunarak hissedebiliriz kendi gerçek zamanımızı. Bu akan zamanda var  olmak istiyorsak eğer…

Fırat Kaya
firatkaya1@gmail.com

---
Nivîsên din yên nivîskar
23/7/2012  Dört parçanın kader bütünlüğü
29/4/2012  Merhaba Siverek
25/01/2012  Sayıklayarak Yaşlananlar…
1/11/2011  Kürtler ve Diaspora
26/3/2011  Kimin iradesi…?
13/11/2010  Herkes İçin Aydınlık…
26/6/2010  Hangi Özgürlük, gerçeğimize kavuşturur bizi…
15/6/2010  Korku(m)
20/11/2009  “Ferit Uzun’ a Dinmeyen Özlem”
22/8/2009  Özgürlük rüzgarına inkarla değil inatla tutunmalı
10/7/2009  Karanlığı Aydınlatan Yüzler