DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


nuranyilmaz21@hotmail.com

Nuran Yilmaz    

Netekim kalemin kırıldı!


9/4/2012

12 Eylül 1980, çocukluktan gençliğe geçiş dönemimdi.Silvan’da ailemle kendime göre mutlu bir yaşam sürüyordum.Evimiz sokağa hakimdi.Güzel bir sonbahar akşamında pencerenin önündeki sedirde uyumuştum. Sabah uyanıp, yattığım yerden doğrulup, pencereden sokağa baktığımda belli aralıklarla askerlerin sokağa konuşlandırıldığını görünce korktum. Çocukken zaman zaman duyduğum “Komando avêtiye ser bajêr” sözünü hatırladım. Babam o saate kadar evden çıkmamış, avluda gergin gergin dolaşıyordu. Annemde sessizce peşinden…Avlunun kapısındaki çengel de açılmamıştı.! Koşarak aşağıya indim. Babama ne olduğunu sorunca, babam ”Esker inqilap kiriye” o an bu kelimenin anlamını kavrayamamıştım.

 

Yalnız bir tek şey biliyordum. Sokakta asker gördüğümüzde ya da onlara taş attığımızda, koşarak eve girip avlunun kapısını çengellemem gerektiğini biliyordum.

 

Asker ve inkılâp’ın ne demek olduğunu, bir Kürt çocuğu ve kadını olarak yaşadıklarımla çok iyi kavradım.

 

12 Eylül 1980 de, Silvan açık ve aleni bir işkence merkezi olmuştu. Zirretin, (Silvanda mesire yeri) boş alanın etrafı askeri araçlarla daire şeklinde çevrilmişti. Araçların ışıkları yanık, her akşam bir mahallenin erkeklerini toplayıp Ziret’e götürüyorlardı. Onlara toplu halde sabaha kadar işkence ediliyordu. Rahmetli Eshet gibi bir çok kişi bu işkencelerden sakat kalmıştı.İşkenceden geçen erkekler uzun süre ayağa kalkamıyordu.

 

Kozlukta, birçok aile gibi bizim ailemizden de,(Mala Îsê -Hemdo)!ciddi miktarda silahı teslim etmemiz istenmişti. Değil bizim ailemizde belki bütün Kozluğun toplamında bu kadar silah bulunmuyordu. Ailedeki erkekler toplanıp bu silahları nasıl temin edeceklerini tartışıyorlardı. Verilen zamanda bitmek üzeriydi. Her aileden, ekonomik durumuna göre para toplandı. İstenilen silahlar kaçakçılardan temin edilip, askerlere teslim edildi.

 

Sağ veya ölü olduklarını bilmeden, ailemdeki erkeklerin 90 gün boyunca gözaltında tutuldukları. Evlerimizin aranması. Olağan gece aramaları sürüyordu. Babamın, Kozluğa taziyeye gittiği, evde olmadığı bir gece, evi aramaya ve babamı da Ziyarete götürmek için gelen askerlere, Türkçe bildiğim için kapıyı açıp onlarla konuşmak ihalesi bana kalmıştı.

 

Babamın evde olmadığını, silahları da teslim ettiğimizi söylerken, korktuğumu anlamasınlar diye sarf etiğim çabayı, bugün buruk bir gülümsemeyle hatırlıyorum.

 

3-4 un çuvalın da damda saklanan kitapların, devasa banyo sobasında yakma işini annem bana vermişti. Dışarıdan dikkat çekmemek için bunu haftada 1–2 defa yaptırıyordu. Annemin, banyo sobasının karşısına koyduğu kürsüye oturup kitapları sobaya atıp tamamen yanmasını bekliyordum. Annem bir sabah beni de yanına alarak, çarşafının altına ve benim hırkamın altına sakladığı Arapça el yazması Kürtçe kitapları ve başka şeyleri götürüp Şêx Xelîlde (mezarlık) sakladığımızı bu gün gibi hatırlıyorum.

 

Çocuk aklımla bile, Karabasanın Silvan’ın üzerine çöktüğünü ve artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını anlıyordum.

 

Kürt olmak suçtu ve Kürt olmanın bedelini, Kemalist, faşist, ırkçılar bize ödetiyordu. Memleketim üstü açık bir hapishane ve işkencehane olmuştu.

 

Ölümleri, İşkenceleri, Diyarbakır hapishanesini, açlık grevlerini, köy meydanında toplatılan kadın erkek ve çocuklara yapılan toplu işkenceleri, çırıl çıplak soydurulan erkeklerin penislerine bağlanan ipi kadınlarının eline köy meydanında dolaştırmaları, çıplak haldeki erkeklerin boynuna ipi bağlayıp, Kadınlarını da sırtlarına bindirip, yular gibi ipi de ellerine verip, onları çamur içinde dolaştırmaları…

 

4 Nisan 2012, çocukluğumdan kalan Kürt olmanın hatıraları!

 

4 Nisan 2012,bu gün yolun yarısını geçmiş bir Kürd kadınıyım.

 

Anayasanın geçici 15. maddesinin(12Eylül darbecilerinin yargılanması) kaldırılması için yapılacak Referandum döneminde, İstanbul Taksimde genç sivillerin organize ettiği YETMEZ AMA EVET MİTİNGİNE katılmak ve en önde saf tutup, 12 Eylülden hesap soracağımı haykırmak için İstanbul’a gittim. Mitingde dağıtılan tişört, şapka ve balonu o gününün anısına saklıyorum.

 

AKP’nin Diyarbakır’da ki referandum mitinginde (Netekim! Önünde diz çökmedim,12 Eylülde evet diyorum, buda sana dert olsun) yazdığım pankartımla katıldım.(polisler pankartı benden aldıkları için onu saklayamadım)

 

Ve referandum günü! Darbe sürecini hazırlama evresinde ve son 30 yılda öldürülen, işkenceden geçen, göç ettirilen, yurt dışına yaşama zorlanan, boşaltılan köyler, hapis yatanlar… Çocukluğumu, gençliğimi çalanlardan hesap sormak için baskıya rağmen 12. EYLUL.2010 referandumunda Silvan’da sandığa gittim. Kendime verdiğim sözü EVET diyerek yerine getirdim.

 

12 Eylülün yargılanmasına hayır denilmesi için miting yapanlar.! Hayır ve boykot Demeci verenler.! Kemalist sözde solcular! Sandığa gitmeyi boykot edenler!12 Eylülcülerin yanında saf tutanlar!!!

 

4 Nisanda davaya müdahil olmak ve arzı endam eylemek için Ankara’ya koşmuşlar. Utanmadınız mı? Hiç mi burnunuz yanmıyor,referandum döneminde söylediklerinizden.?

 

Şimdi, Kürt düşmanı, faşist Kemalistlere biz soralım.

Nitekim, sizi asmayalım da besleyelim miiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii…?dileyen yüreğinden geçeni, üç nokta koyduğum yer yerleştirsin! Ben yerleştirdim. Çokta yakıştı!

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
25/2/2013  Berfa serê çîya...
7/2/2013  ‘Ağzınızdan bal damlıyor’
28/1/2013  Sırlarımız
5/12/2012  Berxik
5/11/2012  Ölmesinler
15/10/2012  Her şey olabilirsiniz…
25/8/2012  Ateş düştüğü yeri yakıyor
14/7/2012  Kürt ve Müslüman kimliğim!
6/6/2012  90 yıldır, annemize yapılan kürtaj!
29/5/2012  Samimiyetle Kürtler öldürülür
12/5/2012  Anneler evlatlarından paye alsınlar!
1/5/2012  23 Nisan neşe dolmuyor insan
9/4/2012  Netekim kalemin kırıldı!
9/3/2012  Serokatî li te, tu jî li Kurdîstanê pîroz bî
6/3/2012  Nameyek
16/2/2012  Hangi medeniyetin dili?
7/2/2012  Doğaçlama yaşam
1/2/2012  Gelincik Tarlası
27/1/2012  Çok Sesli Kürtçe Koro
24/1/2012  Sibatoka dînik
22/1/2012  Hrant için yürüyenler…
17/1/2012  Öç ve gözdağı mı?
13/1/2012  ’Neyarê bav û kala, tu car nabe dostê lawa’
12/1/2012  Sayın Oya Eronat
9/1/2012  Mirov çewa bê Xwedê nabe, wisa bê xwedî jî nabe!
7/1/2012  Kaçak sigara ve teğet geçtiğimiz hayatlar
3/1/2012  Şark cephesinde değişen bir şey yok