DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


ahmetyaman97@gmail.com

Ahmet Yaman    

AK Parti’nin, CHP ve MHP’den farkı kalmadı


29/3/2012

 

Kuruluş ve  ilk iktidar döneminde övünerek CHP ve MHP gibi devlet partilerinden farklı olduğunu iddia eden AK Parti’si  ile  diğer devlet partileri arasında yapısal ve ideolojik farklılıklar tamamen ortadan kalkmış bir durumda.

 

Büyük reformlar vaadiyle kurulan ve kitlelerin değişiklik umuduyla desteklediği AK Parti; iktidarda olduğu dönem içinde, gerekli ve niteliksel dönüşümleri sağlayamadığı için kendisini devlet partisi olmaktan kurtaramadı. AK Parti son bir yıldır işini gücünü bırakmış; resmi ideoljiyi; tartışılmaz doğrular gibi göstermek sevdasına tutulmuştur.

 

Böyle olunca da AK Parti sivil ve siyasal bir parti olmaktan çıkmış ve adeta resmi bir devlet kuruluşuna dönüşmüştür. Çünkü sivil kuruluşlar; sivillerin ortaklaşa oluşturdukları ve ortak akıla göre hareket eder, çalışmalarını o ortak akıl doğruldusunda yürütürler.

 

AK Parti iktidar olduğu günden beri askeri diktatörlük ve zorbalıkla oluşturulan anayasa ve kanunlardan güç ve destek alarak siyasal yaşamını devam ettirmeye çalışıyor. Binlerce Kürt aydınının tutuklanması,  Kürt gazetecilerin zindalara doldurulması ve Kürt gazetelerinin kapatılması hep 12 eylül dönemindeki terörle mücadele yasasına dayanılarak yapılıyor.

 

Yıllarca CHP, MHP ve diğer devlet partileri farklı şeyler yapmıyorlardı. Onlarda Kemalist diktatörlük tarafından oluşturulan kanun ve yasalara dayanarak, devletin resmi ideoljisini Kürt halkına ve diğer azınlıklara kabullendirmeye çalışıyorlardı.

 

Kürtler konusunda Türkiye Cumhuriyetinin oluşturduğu bir devlet görüşü (resmi idolji) vardır. Bu görüşe göre; Kürtler anadilde eğitim yapamazalar. Kürtler federasyon ve özerklik gibi talepler ileri süremezler. Bu tür talep ileri sürenler kesin cezalandırılmalıdırlar.

 

Türkiye Cumhuriyeti bu görüşlerini; halk kitleleri üzerinde kurduğu zorbalık ve diktatörlük altında oluşturulmuş ve kitleler indoktorine edilmişlerdir. Balkanlardan gelen Ittihatçı ve Kemalist kadolar kendilerine sade Türklerden oluşan bir vatan yaratabilmek için Anadolu ve Kürdistan gerçeklerini görmemezlikten gelerek; Kürt halkının varlığını ve diğer azınlıkların haklarını inkar etmişlerdir. Özgürlük ve adalet isteyen Kürtleri onlarca defa katliamlardan geçirilmişlerdir.

 

Bir düşüncenin veya görüşün doğru olduğunu kabullenebilmemiz için o düşünce veya görüşün; akıl ve vicdani değerlerle uyum içinde olması gerekir. Onun için de Türkiye Cumhuriyetinin resmi ideolojisine göre oluşturduğu azınlıklar ve Kürdistan siyasetinin vicdan ve akılla hiç bir ilgisi yoktur. 

 

Bir milletin anadilde eğitim haklarını engellemek vicdani bir tutum olabilirmi?

 

Anadilde eğitim; insan haklarıyla ilintili bir sorundur. Her insanın kendi anadilini koruma ve geliştirme hakkı vardır. Devletlerde kendilerine vergi veren vatandaşlarının anadilde eğitim yapma haklarını sağlama görevi ile yükümlüdürler. Böyle oluncada AK Partililerin; anadilde eğitim hakkını engellemeleri onların; resmi kemalist ideolojiye, CHP ve MHP’ den daha yakın olduğunu gösteriyor. Eğer hatırlıyorsanız Deniz Baykal’da devlet ana dil eğitimi veremez diye kabadayılıklar yapıyordu.

 

O zaman Recep Tayibb Erdoğan’la Deniz Baykal arasında ne fark var?

 

Devletlerin doğruları her zaman tartışmalı ve değişkendir. Devletlerin politka gereği tespit ettiği ve doğru gördüğü uygulamalar mutlak doğrular olarak ele alınamaz ve her koşulda mutlaka tartışılmalıdır. 100 yıldan beridir Türk devletinin Kürtlerle ilgili söylediği şeylerin ve geliştirdiği politikaların hiç biri doğru değildir. Ve on yıllık iktidarı döneminde AKP bu yanlışların hiç birini düzeltmedi, düzeltemek istemedi.  Mesela on yıllık dönemde; okullardaki tarih kitaplarına Kürtlerle ilgili  bir paragraflık doğru bilgi bile koyamadı.

 

Kürtlerin siyasal statü talepleride benzer gerekçelerle AK Parti tarafından reddediliyor. AK Parti çağa uyum sağlayan modern ve sivil bir parti gibi; devletin yanlışlarını eleştip ortadan kaldırmak yerine Kemalizmden miras kalan yönetim biçimini; yani üniter devlet tezini meşru gösterebilme çabasına düşmüştür.

 

Dünyada merkezi devletçilikten, otonom ve fedaratif yönetim biçimlerine geçilirken; AK Parti’nin 90 yıl önce Kemalist diktatörlük tarafından Türkiye’de yaşayan halklara zorla dayatılarak oluşturulan bir yönetim biçiminde ısrar etmesi, AK Parti’nin ideolojik olarak CHP ve MHP den çok farklı olmadığını gösteriyor.

 

Tüm dünya da biliyorki 1923’te kurulan merkeziyetçi Türkiye Cumhuriyeti; Kürt milletinin iradesine rağmen kurulmuştur. Kürt milleti merkeziyetçi yönetim biçiminin Kürdistan’a taşınmasına, 1925 Şeyh Sait direnişiyle muhalefet etmiş ve muhalefetini dünyaya duyurmuştur.

 

1937 yılında Dersim’de; Seyit Rıza ve arkadaşları  Kürtler için otonomi taleplerini tekrarlamışlardır.

 

Günümüzde Kürt siyasal parti ve gurupların, Diyarbakır’da yaptıkları ortak akıl toplantısında aldıkları siyasal statü kararıda; Kürtlerin kendi kendilerini yönetme konusundaki kararlılığının bir göstergesidir.

 

Onun içinde değişim ve reform talebiyle iktidara gelen AK Parti hükümeti; Kemalistler tarafından cebren ve hile ile kurulan tek millet ve üniter devlet modelini meşru gösterme yerine; demokrasinin, vicdan ve aklın yolunu seçerek ve 90 yıl önce yapılan yalnışları düzeltmeye yönelmelidir.

 

29-Mart-2012

Ahmet Yaman

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
27/11/2012  Kürtler ve Aleviler olmadan asla
19/11/2012  Filistin’de bayraktarlar değişebilir
12/11/2012  Açlık grevlerinin ortaya çıkardığı gerçekler
2/11/2012  Tayyib Erdoğan; Putin’in izinden mi gidiyor?
25/10/2012  Devletin bekası ve sansür
8/10/2012  Bülent Arınç artık topal ördektir
14/9/2012  Mursi’nin son hamlesi ve Suriye’de durum
29/8/2012  Balkan milliyetçiliği ve Kürtler
25/8/2012  Türkiye’nin şeytanla ittifakı
13/8/2012  Hükümetin saldırıları Türk gazetecilerini korkutuyor
6/8/2012  Suriye hamuru daha çok su götürecek
22/6/2012  Müzakere içinde oyun
14/6/2012  Sömürgecilik ve anadilde eğitim
27/5/2012  Roboski’de Kürtler neden yanlız bırakıldı?
20/5/2012  Ahmet Altan’ın nafile beklentisi
11/5/2012  Dil sürçmesi mi yoksa millet meselesi mi?
5/4/2012  AK Parti’nin amacı barış ise ...
29/3/2012  AK Parti’nin, CHP ve MHP’den farkı kalmadı
11/3/2012  Görmek istediğimiz resim
21/2/2012  Totaliter demokrasi ve Kürtler
4/2/2012  AK Parti’nin demokrasi kandırmacası
27/1/2012  BDP’ye saldırmak
13/1/2012  Türk hükümetinin ahlaki çöküşü
3/01/2012  Uludere katliamına nasıl gelindi ?
29/12/2011  AKP’sine ne kadar güvenebiliriz?
22/12/2011  Sultan Süleyman’ın şerefi ve Kürtler