DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


nurullahtimur@hotmail.com

Nurullah Timur    

Halepçe katliamında dış dünya


18/3/2012

Anfal oparasyonlarının anlamını gelin kayağından okuyalım 624 yılındaki surat al anfalda Bedir savaşlarından şöyle sözetmektedir. ”Allah meleklere sizinle birlikteyim. İnsanlara cesaret verin. Kafirlerin yüreklerine korku düşüreceğim. Kafalarını ayırın, kollarını bacaklarını sakatlayındiyerek isteklerini açıklıyordu. ”işte anfal operasyonlarına tanrının bu bu isteğinin, ismini ve benzetmesini yaparak ırak hükümeti sunni kardeşlerine saldırıyordu. Bedir savaşlarında “kafirlere” reva görülen, bu defa Kürtlere uygulanıyordu.

 

Dünya bunu nasıl karşılıyordu;

 

Kürdistan Yurtseverler Birliği (PUK)  ırak devletinin Kürtlere karşı gaz kullandığını, aynı hafta yaptığı basın açıklamasıyla dünyaya duyurmuş ve birlrşmiş milletlere resmen başvuru yapmıştı. Bu başvurular 16-17-23 Nisan tarihlerinde tekrarlandı ardından 15-19-25 Mayıs tarihlerinde yenilendi ve 4 Eylül 1988 de tekra yapıldı önemli birçok batı gazetelerin de bası açıklamaları yayımlandı. The Daily Telograph, ta 24 Nisan 1988 The Guarden da 2 Mayıs 1988 de İnternotianal Herold türbünic de de 12 Mayıs 1988 de yayımlandı. Ayrıca Mesut Barzanide BMe başvurarak Irak’ın  kimyasl saldırıdan vaz gecmesini istemişti.  Bunların yanında yaralıların bir kısmı tedavi için Avrupaya gönderilmişti. Yaralıların yapılan incelemelerinde her şey kanıtları ile birlikte aşikardı. Raporlar Avrupa basınında yayımlanıyordu. Buna rağmen Dünya sanki bundan haberi yokmuş gibi davranıyordu.

 

Mussolini’nin Habeşitanı işgal ettiği 1935 yılından beri ihlal edilmeyen, kimyasal silahların kullanımını yasaklayan 1825 Cenevre  uluslararası  protokolu Halepçe de ihlal ediliyordu. Ve ırak  kimyasal silah kullandığın 26 martta dolaylı yollardan kabül etti.

 

Finansial Times 23 Mart ta şunları yazıyordu ; ”uluslar arası topluluğun Kürtlerden yükselen dehşet çığlıklarına, şimdiye dek verdiği yanıt, kulak arkası eden bir sessizlik olmuştur. Kimyasal ve biyolojik silah üzerine çalışma gurubuna bağlı bir kısım İngiliz bilim adamı Nisan ayında Kürdistana detektör ve panzehir göndermeye calıştı ama İngiliz hükümetinin talimatı ile imalatcılar tarafından engellendi.” 

 

Ancak daha sonra İngiliz hükümeti çağrı yaparak otomotik bir uluslar arası soruşturmanın devreye girmesi çağrısını yaptı ama Irak ekim ayı na kadar kimyasal kullanımına devam etti.

 

Uluslararası topluluk kısa süre sonra BM GK'nin 620 nolu kararını uygulamaya kararlı olduğunu gösterdi. Dünya basını artık kimyasalların yol açtığı kayıpları vermeye başlamıştı. Bunların sonucunda 30 Ağustos ta İngiliz hükümeti “dehşete kapıldığını” açıkladı.

Dört gün sonrada “büyük bir üzüntü duyduğunu” açıkladı.

 

Ama İngilterenin bu iki yüzlülüğünü 6 eylül tarihli İngiliz gazetesi  the independent şöyle açıklıyordu.”İngiltere nin herhangi bir salam kanıt elde etmek istemediğini kimyasal silahlar konusunu birleşmiş milletlere getirmekle yetineceğini belirterek ırak a karşı cepheye cıkmak istemediğini”belirtiyordu. Bizzat soruşturma yürütmek yerine kimyasal silah kullanıldığına ilişkin bir kanıt bulunamadığını açıklayan Türkiyeden bilgi almayı tercih etmişti.

 

Yine İngiliz gazetesi The Guardian 7 Eylül 1988 de kendi görüşünü şöyle açiklıyordu;

“Buldoğ 50 yıldır sürdürülen kimyasal silah kullanımının en küstah biçimine karşı en yumuşak sesi ile bile havlamayı redetmektedir. Hiçbir suclama yapılmamıştır. Hiçbir kınama yoktur. Mejestelerinin hükümeti resmen sağlam kanıt beklemeye devam etmaktedir. Dışişlerinin en deneyimli diplomatları bile böyle bir sacmalık karşısında yerin dibine geçmelidir. En uc durumlarda bile artık pek rastlnmayan uluslararsı ilişkilerde hala ahlakın yeri verdır. Ve bazen savunmasız olandan yana tutum almamak iküyüzlülükle birleşerek tutum almayanların ahlaksızlığını ortaya koyar.” İngiz hükümetinin tutumunu hiçbir yoruma yer bırakmayacak şekilde açıklıyordu.

 

Birleşik Devletler Dışişleri bakanlığı Irakı kimyasal silah kullanmakla suçladı ama bir hafta sonra aniden çekimser bir tavır sergileyerek elindeki kanıtları göstermeyi reddetti ve Birleşmiş Milletlarin soruşturma yapmasını önerdi.

 

Türkiye zaten kendi topraklarındaki mültecilerin birleşmiş milletler soruşturma ekibi ile görüştürülmesini reddetmişti.

 

Daha yürekli olanlar kanıt toplayıp yayınlamaya başladılar. Bunların başında iki ABD kuruluşu geliyordu. Senato dış ilişkiler komitesi 21 Eylül 1988 de ve özel bir kuruluş olan insan haklarını savunan doktorlar da 22 Ekim 1988 de kimyasal silahların kullanıldığını gösteren kanıtlar yayınladılar.

 

Bu kanıtlar karşısında Avrupa topluluğu ülkeleri ırakı resmen kınadılar ama  ama ötesinde bir şey yapmadılar.

 

Almanya da gönüllü bir kuruluş 12 Alman ilaç şirketini Irak'a kimyasal silah kullanımında kullanılan malzeme ve techizat göndermekle kendi hükümetini de bu tür faaliyetleri onaylamak, kendi koyduğu kısıtlamaları ihlal edenleri soruşturmamak konusunda ayak diremekle suçladı.

 

Yine Mesut Berzani Haziran 1988 de Fransa, İtalya ve Hollanda yı Irak ın kimyasal savaş proğramına yardımcı olmakla suçlamıştı.

 

Tabiî ki dış dünyanın bu tavri İran–Irak savaşı sonrası oluşan hasarın onarımı için yapılacak ihalelerden alunacak paydı  ve bu rakam 50  000 milyon dolarlar civarında idi nitekim halepce nin üzerinden bir yıl geçmeden İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Portekiz, Türkiye, Doğu Bloku ülkeleri, Latin Amerika devletleri Bağdat ta düzenlenen 1. uluslar arası askeri ürünler fuarına katıldılar. ABD zaten çoktan satış yapmaya başlamıştı bile.

 

Not: Bu yazı David Mc Dowall’ın modern kürt tarihi kitabından derlenmiştir

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
26/2/2013  İmralı, çözüm, barış süreci
31/1/2013  Müzakereya giderken siyasal partiler
10/1/2013  Müzakere, AKP ve ‘Stratejik Derinlik’
10/12/2012  Siyaset ilelebet kin ve nefreti kaldırmaz
10/12/2012  Siyaset ilelebet kin ve nefreti kaldırmaz
9/11/2012  Canlara kıymayın
8/10/2012  Yerel seçimlere hazırlanmak
9/9/2012  Gaziantep’te kime hizmet edildi
19/8/2012  Daha çok Fikri’ler görürsünüz
30/7/2012  Kürtler Suriye’de kendi örgütleri ile masaya oturmaya hazır olmalı
10/6/2012  Seni çok özledik kirvem
29/5/2012  Uludere’de katliam oldu sorumluları kim?
3/5/2012  Siverekte ne oldu ?
18/3/2012  Halepçe katliamında dış dünya
25/2/2012  Sigortamız Güney’dir
7/2/2012  Yanlışları sesli konuşmak erdemdir…
7/1/2012  Uluderede Katliam Oldu: Sorumlu Kim ?
17/12/2011  Dersimin planlı katliamı