DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


ahmetyaman97@gmail.com

Ahmet Yaman    

Görmek istediğimiz resim


11/3/2012

1780 li yıllarda; binlerce kölenin çalıştırıldığı maden ocakları ve şekerkamışı tarlalarının; eli silahlı bir kaç bekçi tarfından korunduğunu gören Fransız aydınları; kölelerin neden ayaklanmadıklarını merak etmişler. Çünkü binlerce kölenin birleşerek, birkaç silahlı bekçiyi etkisizleştirip kaçabilmeleri hiçte imkansız değildi.

 

Aydınlar yaptıkları araştırmaların sonunda kölelerin birbirleriyle konuşmalarının yasaklandığını tespit etimişler. Köle sahipleri; kölelerin kendi aralarında konuşmalarını yasaklamış ve bekçilere; arkadaşıyla konuşan köleyi kurşuna dizme emri vermişlerdi.

 

Köle sahipleri birbirleriyle diyaloga geçebilen kölelerin; er geç bir kurtuluş planı üzerinde anlaşabilecekleri gerçeğini bildikleri için kölelerin birbirleriyle diyalog kurmasını kesin bir şekilde yasaklamışlardı. Direniş ve örgütlenme düşüncesi olan köle, fikirlerini yakınındaki arkadaşlarına açıklamaya yeltendiğinde; durumu farkeden bekçiler köleyi anında kurşuna diziyorlardı.

 

Diyalog uğruna hayatını riske atmak istemeyen köleler; muhtemel bir direniş ve kurtuluş planı yapma olanaklarından yoksun ve ölünceye kadar köle kalmaya mahkum ediliyorlardı.

 

İnsanların, gurupların birbirleriyle anlaşabilmeleri için en kesin ve kısa yolun diyalog olduğunu herkez bilir. Zaten kutsal kitaplarda da insanların birbirleriyle konuşup anlaşabilmesi için kelamın (sözün) önemine dikkat çekilir.

 

Ezilen ve köle statüsünde tutulan milletleri meydana getiren gurup ve yapılar arasında diyalogun birleştirici özeliğini iyi bilen sömürgeci güçler; sömürge halkı arasında diyaloğun engelenmesi ve ortadan kaldırılması için özel çaba sarfeder, milli güçleri bir birine düşürür ve diyalog ortamını zehirlerler.

 

Bu doğrultuda; Kürt milletinin tarihine baktığımızda; düşman ve sömürgeci güçlerin Kürtleri birbirlerine düşürmek ve diyalog ortamını zehirlemek konusunda çok başarılı olduğunu görürüz. Tarihimizde; düşman güçlerin; sunni gerekçe ve çelişkiler yaratarak, Kürtleri birbirlerine düşürdüklerinin yüzlerce örneği var.

 

Bana göre; son zamanlarda Türk basınında konu edilen ve PKK’ nin; derin devlet tarafından kurulduğu tezide; Kürtler arasında diyalog ortamını zehirlemek için kurulan tuzaklardan biridir. Kürtlere karşı her zaman gizli bir planı olan Türk hükümetleri ve Türk basını bu konuyu güncelleştirerek; iltihaplı bir yaranın, tüm vucuda yayılmasını amaçlıyor.

 

Somürgeci güçlerin böl-yönet politikasının panzehiride, Kürtler arasında fikir alışverişini ve kalıcı diyalog biçimlerini hayata geçirmektir. Böyle olunca da  9 Mart’ta Diyarbakır’da; 51 Kürt aydın ve yurtseverinin düzenlediği ‘kollektiv akıl ve ortak vicdan’ konulu  toplantı büyük bir önem arzediyor.

 

Kuzey Kürdistan’da tüm parti, gurup ve bireysel aktörlerin kardeşçe tartışıp, sonuçlandırdığı ortak duruş deklarasyonu; tarihi bir dönüm noktasıdır. Nasılki 1959 ‘da tutuklanan 49’lar olayı yakın tarihimizde bir dönüm noktası olmuş ve Kürt hareketinin kitleselleşmesine ivme kazandırmışsa; 9 Mart 2012 deki 51’ler deklarasyonunun da öylesine olumlu etkilerini ve sonuçlarını çok beklemeden görebileceğimize inanıyorum.

 

‘Kollektiv akıl ve ortak vicdan’ toplantısıyla önemli bir eşik aşılmıştır ancak her şey tamam rehavetine de kapılmamak gerekir. Bu tarihi adımı provake ederek, etkisizleştirmek isteyen güçler çıkacaktır elbette. Bu tarihi adımı boşa çıkarmak isteyen güçlere karşı duyarlı olamak, diyalog ortamını yeniden zehirlemek isteyenlere fırsat vermemek hepimizin görevi olmalıdır.

 

51 aydın; Kuzey Kürdistan’da ilk defa böyle kapsamlı; tüm parti, gurup, hatta siyasal kişileride içine alan bir ortak duruş deklerasyonu açıklayarak; Kürtlerin; birbirleriyle çatışma yerine; dayanışma ve diyalog yollarını kulanacağını göstermiştir.

 

Açıklanan deklarasyonun eksiklikleri ve fazlalıkları olabilir, kendi program ve taleplerimize uygun düşmeyebilir ancak gün; aile fertlerinin, bir masa etrafında toplanarak kardeşçe tartışıp, uzlaşabileceklerini dostlara ve düşmanlara gösterme günüdür.  

 

Görmek ve göstermek  istediğimiz resim de budur.

 

 

11 Mart 2012

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
27/11/2012  Kürtler ve Aleviler olmadan asla
19/11/2012  Filistin’de bayraktarlar değişebilir
12/11/2012  Açlık grevlerinin ortaya çıkardığı gerçekler
2/11/2012  Tayyib Erdoğan; Putin’in izinden mi gidiyor?
25/10/2012  Devletin bekası ve sansür
8/10/2012  Bülent Arınç artık topal ördektir
14/9/2012  Mursi’nin son hamlesi ve Suriye’de durum
29/8/2012  Balkan milliyetçiliği ve Kürtler
25/8/2012  Türkiye’nin şeytanla ittifakı
13/8/2012  Hükümetin saldırıları Türk gazetecilerini korkutuyor
6/8/2012  Suriye hamuru daha çok su götürecek
22/6/2012  Müzakere içinde oyun
14/6/2012  Sömürgecilik ve anadilde eğitim
27/5/2012  Roboski’de Kürtler neden yanlız bırakıldı?
20/5/2012  Ahmet Altan’ın nafile beklentisi
11/5/2012  Dil sürçmesi mi yoksa millet meselesi mi?
5/4/2012  AK Parti’nin amacı barış ise ...
29/3/2012  AK Parti’nin, CHP ve MHP’den farkı kalmadı
11/3/2012  Görmek istediğimiz resim
21/2/2012  Totaliter demokrasi ve Kürtler
4/2/2012  AK Parti’nin demokrasi kandırmacası
27/1/2012  BDP’ye saldırmak
13/1/2012  Türk hükümetinin ahlaki çöküşü
3/01/2012  Uludere katliamına nasıl gelindi ?
29/12/2011  AKP’sine ne kadar güvenebiliriz?
22/12/2011  Sultan Süleyman’ın şerefi ve Kürtler