DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


amilli92@hotmail.com

Ali Buran    

HAK–PAR istifalari


5/3/2012

Kürt Siyasetçi Kemal Burkay'ın yurt dışından dönüp Hak ve Özgürlükler Partisi'ne (Hak-Par) üye olmasından sonra partinin 3 genel başkan yardımcısı ve 4 Parti Meclisi üyesi istifa etti. Basına yansıdı.

Siyaset erbaplarınin en büyük özellikleri geleceğe yönelik taktik ve stratejilerini belirleyip kitlelere götürmek/bütünleştirmektir.. Ne yazık ki, Kürt siyasetinde bu öngörü ve anlayış henüz olgunlaşmamıştır. Geçmişin farkli siyaset geleneklerinden gelen bazı Kürt arkadaşlarımız  zaman, zaman birlikte çalışabilecek kendi dışındaki örgüt mensupları ile uzun vadeli kalıcı bir çalışma yapabileceklerinin ön görüsüne sahip olmamışlar.

Bu geçmişte Sn. Şerafettîn Elçi’nin genel başkan olduğu DKP’de  yaşandı. O dönemde de görüştüğümüz arkadaşlara dedim ki, insanin bağlı bulunduğu siyasi öğretisi O, kişilerin ruhi şekillenme ve davranış biçimidir. Bu anlamda birlikte siyaset yapacağımız kişileri çok iyi tanımak lazım.

Ben gerek DKP gerekse Hak-Par kuruluş aşamalardaki davet edildiğim bir çok  toplantılarına katıldım ve görüşlerimi çok net ve samimi olarak belirtim.

Şimdi geçmişte bizzat siyasi süreçlerde izlediğim/bulunduğum bazı gelişmeleri kısaca anlatmak istiyorum.

 a) DKP (Demokratik Kitle Partisi) için tutulan Mersin'deki büroda Sn Ş. Elçi’nin davetiyle   bir araya geldik. Büroya gittiğimde büro çok yoğundu;  Sn. Elçi hemen bizleri içeri aldı. İçeride Ömer Çetin, Ali Güneş ve Mehmet Baykara vardı. Elçi, beni çok sıcak bir şekilde karşıladı. Kısa bir sohbetten sonra Ömer Çetin, benim kendisine karşı soğuk olduğumu görünce izin alarak odadan çıktı. Elçi, çok net ve samimi bir şekilde DKP ile ilgili bilgiler verdi ve kurulacak partiye katılmamı istedi. Ben kendisine, uzun zamandır Kürt kimlikli bir parti üzerine arkadaşlarla çalıştığımızı önemli bir engel çıkmazsa, sonuca doğru yol aldığımızı  izah ettim ve ayrıca bu eski DDKD’li arkadaşlarla şu aşamada çalışma koşullarımızın olmadığını ifade ettim. Çünkü geçmişe dayalı olarak arkadaşlar arasında  bir kırgınlık ve tepki vardır.

Şerafettin Elçi dedi ki: “Ali Bey, dediklerinizin hepsine candan ve gönülden katılıyorum deyip ben ayrıldım..  Aynı akşam Ömer Çetin, Ali Güneş ve Mehmet Baykara bizim eve geldiler. Bu kez dedim ki ya bu ne? bizim arkadaşları bir yerlere kanalize etmeye çalışıyorsunuz  hiç hoş değil.!

Ali GÜNEŞ özür dileyip kalktılar. O, dönemde Sn. Elçi Mersine de olmak üzere Ankara  da iki defa benimle görüşmek istedi.Her üç görüşmemiz de dedim ki karşılıklı sevgi saygı ayrı şey, birlikte  siyaset yapmak  ayrı şey, dolayısıyla  ben ve arkadaşlarım sizlerle çalışamyiz. O dönemde DKP’a katılan değişik eski siyasi geleneklerden  gelenler (DDKD)  ve diğerleri kısa sürede birbirlerini suçlayarak ayrıldılar. Bu ayrılanların bir kısmı daha sonra Hak-Par’a  geçtiler. Bir müddet sonra oradan da kırgınlık dargınlıkla ayrıldılar.

b) HAK-PAR’A gelince, kuruluş aşamasında çağırılı olduğum toplantılarına katıldım.Baktım ki DKP’TE olduğu gibi geçmişte tanıdığım bir çok insanlar HAK-PAR  içinde yer almak istiyorlar. Detaya girmeden, Hak-Par kuruluş aşamasında, Sayın Melik Fırat  evime gelip, bir gece sabah’a kadar kurulacak partide yer almamı istedi.Ben kendi gerekçelerimle beni mazur görmesini istedim. Öncesi de  Sn. Yılmaz Çamlıbel, Fehmi Demir ile Necla Morsumbul (Çamlıbel) partiye katılma konusunda katkımı istediler. Dedimki ya ben korsan ve tek başıma hareket eden biri değilim ki, yıllardır benim de emek verdiğim bir siyasi gelenekten arkadaşlarım var onların görüşü olmadan hiçbir yerde görev almam. Dedim ki  geçmişte bu bireysel teklifler HEP; DEP, HADEP ve DEHAP yaptılar. Beni mazur görmelerini rica ettim. Hepsi de  saygıyla karşıladılar. Daha sonra, bazı eski DDKD’li arkadaşlar evime geldiler. İlerde kurulacak böylesi bir partide yer almamda ısrar ettiler. Kendilerine gerekçelerimle böyle bir parti da yer alamayacağımı ifade ettim.Bu saatten sonra herkes özgürdür grup ve bağlayıcı karar yoktur diye ifade ettim.. Gerekçelerimin bazılarını burada yazmayı/ açıklamayı siyasi ahlak olarak şu anda uygun görmediğim gibi, geçmişte özellikle Sn Yılmaz Çamlıbel döneminde Hak-Par geldiği geleneğinde yaşanan siyasi davranışlardan dolayı bazı insanlar da güvenim kalmamıştı. Böyle olunca da insanlar arasında güven bulanımı doğuyor. Bir süre sonra Ankara Toplantısın da; Kursiye çıktım dedim ki ‘’bu parti bu kadro ile başarılı olmaz çünkü uyumlu değiller’’. Merhum Melik Fırat beni evine götürdü. Sabaha kadar kurulacak parti ile görüşlerimi partinin kimlere ait olduğunu nasıl ki, PKK kim yönettiği belli ise  bu partinin de  sahibi ve yöneticisi vardır deyip, Kürt Siyasi harekatları  hakkında bilgi verdim.  Ve dedim ki bana göre enkaz alıyorsun ayrıca DKP ten ayrılanlar  size  pek katkı sunacaklarını sanmadığım gibi, bunlar DKP de  ayrılma nedenleri de  inandırıcı değiller. M. Fırat oldukça kafası karıştı. Bu kez Mersin il örgütü için katkımı istedi.Dedim ki Abi içinde olmadığım bir siyasi partiye katkım ne olur ki ? Neyse ki, detaya girmeden yönetimin tamamlamasında katkı sundum.Bu arada  önerdiğim kişi de partide hizipçilik olduğu gerekçesi ile sonra dan ayrıldı.Bunlar hepsi siyasetin ve siyasetçinin doğasın da vardır. Önemli olan kırgınlıklara ve dargınlıklara meydan vermeden suçlamadan ayrılmaktır.Bütün partiler geldiği geleneklerin kurucuların ve liderlerin vesayetinde dır. Hiç kimse böyle vesayet yoktur diyemez.

c)  Deniliyor ki   Sn. Burkay, son yıllarda bu grubun bir kesimi dahil, partide bu vesayeti aşma yönünde ciddi bir irade ve çaba belirmiş ve bu yolda önemli bir mesafe kat edilmişti. Ancak bu süreç, Kemal Burkay’ın Türkiye’ye dönüşüyle birlikte tersine döndü. Bence bu doğru değildir, her zaman vesayeti olmuştur, örneğin Sn. Yılmaz Çamnlibel  zamanında da  olmuştur. Bizzat Yılmaz Çamlıbel, bana ve Sn. Elçi’ye biz 40 yıldır beraber siyaset yapıyoruz bazı konularda Burkay’ın görüşü ve katkısı  olmalıdır demiştir. Yani  kadro yokluğu yönünde halk tabiri ile el mahkum olmuştur. Bakınız Sn. Burkay’in  ülkeye gelişi  devlet mehdi/kurtarıcı gözü ile bakıldı. Bu durum bir çok insani Sn. Burkay’ ın AKP’ye her yerde olumlu bakış açısı  ve partiye dönüşü ile haklı olarak tedirginlik yarattı. Bire bir konuştuğumuzda bazı kişilerin memnun olmadıklarını gözlemişimdir. Tüm TV kanaları ve gerici basın Sn Burkay ile yaptığı her söyleşi pişirip birkaç kez kamu oyuna sundular. Örneğin; birkaç kez tekrarlanan silahın çözüm olmadığını söyledi. Bu yüzden silahların susmasını, hatta PKK'nın tek taraflı olarak silah bırakmasını istiyoruz." Diyen Sn. Burkay, siyasal hayatta sorunlar olabileceğini ama bunun çözüm yolunun bağımsızlık olmadığını kaydetti. Bu görüş ayni zamanda  üyesi olduğu Hak-Par’ı da bağlar..Peki Hak-Par’ın tüm yöneticileri bu görüşü paylaşıyor mu? Onun için öteden beri şiddetle eleştirdiğimiz BDP ‘den, HAK-PAR’in   ne farkı kaldık ki? Birde BDP kadar güçlü kitle tabanı olsa ya acaba nasıl olurdu?!  Açıkçası Sn.Burkay’ın  dönüşü  partideki eski arkadaşlarının çoğunluğu partinin başına geçerse  partinin  çok gelişeceği  bazı arkadaşları tarafından da  adeta Mehdi gözü ile bakmışlar.  Bence bazı  arkadaşların ayrılmalarına yol açan bu durum Sn.Burkay  parti MYK’NIN  en azında görüşlerini almalıydı. Ama bu Kürt örgüt liderlerin şanından değildir. Şimdi ne yapmalı ?

Özetle Kürtler topyekun sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Operasyon, BDP’lı Belediye Başkanların tutuklamaları derken aylardır KCK  tutuklamaları başladı. Bu tutuklamalar sadece PKK/BDPyi etkilemiyor. Kürtlerin geneli bu olumsuz gelişmelerden ve baskılardan etkileniyor. Herkesin bir yakını ya BDP’li yada KCK oluşumun içindedir. Ayrıca bu insanlar aydan gelmediler hepsi Kürt halkın evlatlarıdır.

Kürtlerin ayrı örgütlerde de olsa  bu zorlukları aşmaları önümüzdeki süreçte birlik ve beraberliğe bağlıdır. Ulusal talepleri doğrultusunda bir araya gelmeyip parça, parça olmak Kürtlerin zararına TC’nın yararınadır. Herkesin bu süreci böyle değerlendirmelidir. Bu dönemde  özellikle TDŞK’e büyük görevler düşüyor. Her zaman olduğu gibi önümüzdeki  süretçte de TDŞK hep sağlıklı bir milli birlik programdan ve birlikten yana olmalıdır. Hak-Par’dan ayrılan arkadaşlarda güçlü bir birliğe katkı sunmalıdırlar. Öte yandan devlet, bir yandan inisiyatifi Öcalan’dan almak isterken  diğer yandan da  gücünü çözüm için kullanmak istiyor.

Buna rağmen beğensek, beğenmesek ve görüşlerine katılsak katılmasak görünen o ki devletin muhatabı ÖCALAN görünüyor. Türkiye de, Kürt sorunu, siyaset ve demokrasi resmi ideoloji ve malum çevreler tarafından devlete cumhuriyet rejimine karşı tehdit olarak algılandığı için Kürtler ne istese suç sayılıyor.

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
3/3/2013  Bu çözüm değil çözülmedir
18/2/2013  PKK silah bırakırsa Güney Kürdistana mi ?
6/2/2013  Devlet Kürt halkını Fethullah Gülen cemaatine havale etmiştir
28/1/2013  Kürt cephesinde son söz Öcalan’da
24/1/2013  PKK’li 3 Kürt bayanın öldürülümesinde bazı kürtlerle devletin örtüşmesi
4/1/2013  Devlet gerçekten Kürt sorununu çözmek istiyor mu?
28/12/2012  Erdoğan’nin ASO konuşması, Milli Yol ve Ötüken dergilerin hatırladıkları
9/12/2012  Başta Kürtler Bağdadı ve Maliki’yi güçlendirdiler ya şimdi ne olacak ?
27/11/2012  Ortadoğu’da en büyük tehlike İran’in Molla rejimidir
17/11/2012  Açlık grevleri PKK/BDP ekseninden çıkıp, kürt halkının eksenine giriyor
4/11/2012  Devletletin sert ugulamlari ve Osman Baydemirin faşizm feryadi
16/10/2012  BDP Kongresinin getirdikleri
10/10/2012  Kürtler için ha Kemalizim ha islam dinciliği ne fark eder ki?
11/9/2012  12 Eylül’de yapılan işkence, zulüm ve baskıları asla unutmamaliyiz
30/8/2012  Silahli mücadelenin meşruluğu
16/8/2012  Dersim’de Zaza Alevi yaygınlaşmasi Kürtler için çok tehlikeli
5/8/2012  Haydi hayirlisi: Bir- İki -Üç- daha fazla Kürdistan
25/7/2012  Türkiye Kürtlerin aleyhinde attığı her adım ters tepiyor
29/6/2012  PKK ne istediğini Kürt halkina açikça söylemelidir
22/6/2012  DDKD (DEVRİMCİ DEMOKRAT KÜRT DERNEĞİ) seninle hep beraberiz
14/6/2012  İnsanın kendi ana dili hiç seçmeli olur mu?
11/6/2012  İslam ülkelerin Kürtlere bakış açıları
6/6/2012  Şehit edildi ve silahlari ile ölü ele geçirdi deyimi
27/4/2012  Böyle Kürt yurtseverliği olur mu?
31/3/2012  Suriye’de Kürtler ve olasi gelişmeler
13/3/2012  Türklerle birlikte devlet kurduk ama birlikte eşit yaşamiyoruz
5/3/2012  HAK–PAR istifalari
28/2/2012  KCK/PKK devlet kurdu kervanina katılmak
17/2/2012  Sadece sivil elbise ile sivil demokrasi olmaz
10/2/2012  Geçmişten günümüze Kürt sorununda hiç kimse hatasiz ve günahsiz değildir
6/2/2012  Kürt aydınları Türk devletine ve Türk medyasina servis yapmamalı
24/1/2012  Sadece APO ve PKK üzerinde politika yapmak Kürt halkına getirisi nedir?
20/1/2012  Neco´nun anısını yaşatalım
11/1/2012  Güney Kürdistan’ın bağımsızlık koşuları vardır
23/12/2011  Türkiye dayak yiyip nara atan kabadaylar gibidir
15/11/2011  İki selvi boylu kardeşler; Esad-Erdoğan
8/11/2011  Kürtler zorlu bir süreçten geçiyor
23/8/2011  Devletin Kürtlere Bayram hediyesi Kürdistan´a bombalar oldu
7/8/2011  Burkay´a misyon yüklemek
16/7/2011  Kürt halkına emri vak-ı ile gelen demokratik özerklik
1/7/2011  Kürt halkı adına haraket edenler ucuza fit olmamalıdır
15/6/2011  Dersim mı,Tunceli´mı ? CHP ve Alevilik
10/5/2011  Herkese muhalif Nasname, gün gelir kendilerine de muhalif olurlar
29/4/2011  Onurlu bir duruşun onurlu bir yaşamın sonu ölüm
26/4/2011  YSK kararı ve 12 Haziran seçimine doğru
10/4/2011  İttifak niçin yapılır ?
18/3/2011  Devlet ve Öcalan restleşmesi
2/3/2011  Mısır, Tunus ve Libya
26/1/2011  Tunus’da gerçekten devrim mi yapildi?
22/12/2010  Sömürge Kürdistan
27/11/2010  ÖCALAN’NIN ne istediği belli mi ?
16/11/2010  Kürtleri dinle uyutma ve beyin yıkama yöntemi
2/11/2010  Üç JITEM Komutanını nasıl tanıdım; Arif Doğan, Cem Ersever ve Aytekin Özen
27/10/2010  Milli Siyaset Belgesi ve Özel Siyaset Belgesi
6/10/2010  Kürt faili meçhulleri ne olacak ?
3/9/2010  12 Eylül’ler
12/8/2010  Evet mi, Hayir mi ?
16/7/2010  CHP, MHP ve BDP ayni cephede
23/6/2010  PKK’nin eylemleri ve hükümetin restleşmesi tehlikelidir
6/6/2010  İHH Yardim Vakfi, Hamas ve TC
2/6/2010  TC, İsrail, Hamas ve Kürtler
5/5/2010  Siyasi restleşme ve BDP’nin duruşu
11/4/2010  Güney Kürdistan bağımsiz Kürt devletine yol aliyor
7/4/2010  Kürtlerin kimlik savaşi sürecek
31/3/2010  Türk kadın pilotların ilk görevleri Kürdistan’i bombalamak mi?
24/3/2010  Demokratik Açilim Kürtlerin derdine deva olurmu?
24/3/2010  DDKD naqede, ama şimdi!!
21/2/2010  Güney Kürdistandaki Şii Kürtlerin Şii Araplarla garip seçim itifaklari
12/2/2010  Kürtlerin mücadelesi sınıfsal mi, ulusal mi?
4/2/2010  Belirsiz bir dönemden geçiyoruz
23/1/2010  Neco/Necmettin Büyükkaya´yi anmak
14/1/2010  Kürtleri gelecekte bekleyen sorunlar
31/12/2009  2010 yilinda darbenin ihtimali var mi?
27/12/2009  Kürtlerin ayrilmasina Kürtler karar verecek
21/12/2009  Kürtlerin kaderi Öcalan’in elinde mi ?
15/12/2009  Mecliste demokratik mücadeleye devam etmeli
12/12/2009  Öcalan ve Devlet DTP’yi kapattı
6/12/2009  Devlet ile Öcalan yarışı bitti mi?
24/11/2009  Kuzey Kürtlerde siyaset belirsizliği
15/11/2009  CHP’nin iç yüzü ve Onur (!) isminde biri
2/11/2009  "Kendimizi evimizde hisettik diyor, ama evini tanımıyor"
26/10/2009  Dağa çıkma ve inme olayi ile devlet, Öcalan/PKK
29/9/2009  Kürt halkının başı sağolsun (Melik Firat ile)
25/9/2009  Ağalik sistemi ve devlet
12/9/2009  Türkiye´de Darbeler Geleneği
8/9/2009  Devlet Kürt sorununda herkesi merkeze çekiyor
2/9/2009  Ulus devlet ve Kürtler
24/8/2009  Kürt cephesinde son söz Öcalan’da
5/8/2009  Türk solunun ve basının beslendiği kaynak Kemalizimdir!
27/7/2009  Kürt sorunu çözüm programinda ne var?
5/6/2009  Ahmet Türk´ün duruşu önemlidir