DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


ahmetyaman97@gmail.com

Ahmet Yaman    

Uludere katliamına nasıl gelindi ?


3/01/2012

29 Aralık günü, Uludere’de 35 Kürt genci katledilidi. Bu acı olay Kürt milletini derin acılara boğdu. Kürdistan’ın her tarafında halk kitleleri; bu hain katliama karşı nefretini haykırdı.

 

Olayın sıcaklığıyla katliamın nasıl ve kimler tarafından düzenlendiğinin sağlam bir muhasebesini yapamadık belki. Artık cenazelerimizi kaldırıp, yaralarımızı sarmaya başladıktan sonra daha sağlıklı değerlendirmeler yapabilme olanaklarımız vardır.

 

Bir çok olayda olduğu gibi bu katliamda da şablon değerlendirmeler yapmak yerine; katliamı yaratabilecek sebepleri üzerinde yapacağımız detaylı araştırmalar, bizleri doğru sonuçlara götürür.

 

Onun için de özelikle son 3-4 yıl içinde; Türkiye’deki, sigara kaçakçılığı hakınnda yapılan spekülasyonları ve Türkiye Cumhuriyetinin sigara kaçakçılığını önleme için sarfettiği çabalara bakmak, bize; Uludere katliamının hiç gösterilmeyen yanlarını görebilme olanağı sağlayacaktır.

 

Türkiyede sigara kaçakılığının sıkça gündemleştirildiğini ve yapılan sigara kaçakçılığın arkasında, Barzanilerin ve özellikle Neçirvan Barzani’nin bulduğu iddiaların yoğunlaştırıldığını biliyoruz.  

 

Bunun için; Geoogle arama motoruna girerek, ‘Barzani’nin  sigaraları’ diye yazarsanız karşınıza yüzlerce spekülatif haber ve makale çıkar. Ben buraya sadece bir kaç örneği taşıyarak merak eden okuyuculara detaylı araştırma yapmalarını önereceğim.

 

Ayrıca okuyucularında bu yazıda adreslerini belirtiğim linklere girerek uzun haberleri okumasını salık veriyorum. Çünkü bu linklerde konu edilen spekülasyonlar, haberler; katliamı tam olarak aydınlatmasa da, Türkiye Cumhuriyetinin planları konusunda bir takım ip uçları sunacaktır. http://www.milliyet.com.tr/2007/08/08/son/sontur11.asp. Mesela 8 ağustos 2007 milliyet gazetesinde Tolga Şardan adındaki bir ‘gazeteci’makalesinin başında:

 

‘‘Şırnak ve çevresinde bir süredir sigara kaçakçılığına yönelik operasyonlar yapan güvenlik birimleri ilginç bağlantıları ortaya çıkardı. Katırlarla Kuzey Irak'tan kaçak olarak Türkiye'ye sokulan sigaraların, Barzani ailesinin Bulgaristan'daki sigara fabrikasında imal edildiği, Mersin Serbest Bölgesi'ndeki şirketler üzerinden Kuzey Irak'a gönderildiği ve bölgedeki yerel kaçakçılık organizasyonlarınca yasadışı olarak Türkiye'ye sokulduğu belirlendi.’’ [...]

 [...] ‘’Daha sonra katırlarla sınırdan geçirilen sigara kolileri, Şırnak'ın Uludere ilçesinin Dağdibi, Yemişli, Ortasu ve Yekmal gibi dağ köylerinin kırsal arazisine bırakılıyor. Kuzey Irak'taki kaçakçı gruplar, Türkiye'deki organizatörleri arayıp açık araziye bırakılan kolileri alabileceklerini belirtiyor.’’[...]

 

diye yazarak; bir müneccim gibi katiamın gerçekleştiği köylerin ismini  bile belirtmiş.

 

İkinci linkte; Fetulahçıların denetiminde olan a-HBR ajansının 11 -11-2011 tarihideki haberinden  alınmıştır. Bu haberde de yine Barzaniler hedef gösterilmiş ve şirketin sahipleri bölümünde Nasri kardeşler diye anılan Ermeni kökenli kardeşler Barzani’nin kasası ve ortakları olarak gösterilmiştir.

 

[...] ‘’Bu şirketin sahibi kim? European Tobacco son derece enteresan bir şirket. Mersin'de kurulan şirketin yüzde 40'ı Kuzey Irak'ta yaşayan Ermeni asıllı Nasri Kardeşlere ait. Nasri kardeşler Kürt Bölgesel Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani'ye çok yakınlar. Barzani'nin gizli kasası oldukları, pek çok şirketi Barzani adına yönettikleri konuşuluyor.[...]’’ http://www.ahaber.com.tr/Ekonomi/2011/11/11/barzaninin-sigaras

 

 

Türkiye Cumhuriyeti 13-ekim-2011 tarihinde sigaraya zam yaparak sigara fiatlarını artırdığını hepimiz biliyoruz. Ancak bu zam, yaklaşık iki hafta sonra 29- ekim-2011 tarihinde; Maliye Bakanlığı tarafından geri çekildi. Zamların geri çekilmesindeki en önemli sebep te, Doğu ve Güneydoğu’da sigara kaçakçılığının artışı gösterilmişti.

 

Resmi hesaplamalara göre sigara kaçakçılığı her yıl Türk ekonomisine 4 milyar dolarlık bir zarar veriyordu.

 

Bundan ötürü de Hükümetin Kürt kökenli bakanı Mehmet Şimşek; televizyonların karşısına geçerek vatandaşaları ‘’kaçak sigara içmeyin parası teröre gidiyor’ diyerek uyarmıştı.

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/19105229.asp

 

Yapılan hesaplara göre kaçak sigaranın piyasadaki oranının % 400 artığını belirten Maliye Bakanı; bu oranın biraz yükselmesi durumunda, zaten dünyada süregiden ekonomik krizin; Türk ekonomisinide etkisi altına alacağından haberdardı. Çünkü Türkiye gibi toplumun % 80 inin sigara içtiği ülkelerde; sigaradan alınan vergiler ekonomide belirleyici etkiler bırakabilir.

 

Sigara kaçakçılığını Barzani’ye ve onun Ermeni ortaklarına bağlamaya çalışan ve Türk ekonomisinin istikrarsızlaştırılması olarak gören Türk Hükümetinin; şimdiye kadar göz yumduğu ve denetimlerindeki koruculara yaptırdığı kaçakçılığı önleme konusunda da bir planının olduğunu da ortaya koyuyor.

 

Bu ekonomik önlemlere; sınırların sıkı şekilde kontrol edilmesi gibi siyasal tedbirlerde eklendiğinde; Uludere katliamının nasıl ve kimler tarafından hazırlandığı, konusunda; bir takım ip uçları ortaya çıkarıyor.

 

Kürt meselesinin çözümü konusunu; terörün bitirilmesi şeklinde algılayan Türk hükümeti; sınır güvenliğinin kesin sağlanmasında kararlıdır. Bu konuda koruculaştırdığı aşiretler hükümetin istediği ölçüde başarılı olamamışlardı. Zaten son seçimlerde de;  korucu köylerinden BDP’ye çıkan oylarda; korucu aşiretlerin, devletin sağlam ittifakçılar olamıyacağını ortaya çıkarmıştı.

 

Kısacası Hakkari, Şırnak, Mardin gibi sınır illerinde; Türk sınrlarının gerek PKK ve gerekse korucu- kaçakçılar tarafından kevgire döndürülmesi; Lozan’da, Kürdistan sınırlarına çekilen tel örgülerin delinmesine sebebiyet veriyordu. Bu sınır ihlalleri ilelebet devam edemezdi ve sınırları ihlal eden Kürtlere; gözdağı verilerek, kontrol altına alınmalıydılar. Teröre karşı kesin başarı sağlayabilmenin en önemli koşulu da buydu.

 

İşte Uludere katliamını hazırlayan ekonomik ve siyasal sebepler bunlardı. Katliamı gerçekleştirenler; tüm bölgeyi korkutma ve cezalandırma planı uygulama konusunda kararlıydılar ve planlarını uyguladılar ancak katliamın bu boyuta olacağını hesab edemediler.

 

Belkide; Türk Başbakanını kızdıran da katliam raporlarının MİT tarafından verilmesinin ortaya çıkmasıydı. Yani Türk devleti ve Hükümeti kendi ekonomisini ve egemenlik kurduğu sınırları istikrarsızlaştıran güçlere karşı aldığı tedbirlerin; ortaya saçılmasıydı.

 

3-Ocak-2012

---
Nivîsên din yên nivîskar
27/11/2012  Kürtler ve Aleviler olmadan asla
19/11/2012  Filistin’de bayraktarlar değişebilir
12/11/2012  Açlık grevlerinin ortaya çıkardığı gerçekler
2/11/2012  Tayyib Erdoğan; Putin’in izinden mi gidiyor?
25/10/2012  Devletin bekası ve sansür
8/10/2012  Bülent Arınç artık topal ördektir
14/9/2012  Mursi’nin son hamlesi ve Suriye’de durum
29/8/2012  Balkan milliyetçiliği ve Kürtler
25/8/2012  Türkiye’nin şeytanla ittifakı
13/8/2012  Hükümetin saldırıları Türk gazetecilerini korkutuyor
6/8/2012  Suriye hamuru daha çok su götürecek
22/6/2012  Müzakere içinde oyun
14/6/2012  Sömürgecilik ve anadilde eğitim
27/5/2012  Roboski’de Kürtler neden yanlız bırakıldı?
20/5/2012  Ahmet Altan’ın nafile beklentisi
11/5/2012  Dil sürçmesi mi yoksa millet meselesi mi?
5/4/2012  AK Parti’nin amacı barış ise ...
29/3/2012  AK Parti’nin, CHP ve MHP’den farkı kalmadı
11/3/2012  Görmek istediğimiz resim
21/2/2012  Totaliter demokrasi ve Kürtler
4/2/2012  AK Parti’nin demokrasi kandırmacası
27/1/2012  BDP’ye saldırmak
13/1/2012  Türk hükümetinin ahlaki çöküşü
3/01/2012  Uludere katliamına nasıl gelindi ?
29/12/2011  AKP’sine ne kadar güvenebiliriz?
22/12/2011  Sultan Süleyman’ın şerefi ve Kürtler