DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


ahmetyaman97@gmail.com

Ahmet Yaman    

Sultan Süleyman’ın şerefi ve Kürtler


22/12/2011

Bu aralar; Show TV de Muhteşem Yüzyıl diye bir dizi yayınlanıyor. Ben diziyi izlemedim ancak; basındaki tartışmalardan biliyorum, Osmanlı tarihinin namlı padişahlardan biri olan Kanuni Sultan Süleyman’ın dönemini ve saraydaki yaşantılarını konu ediyor.

 

Dizinin yayınlanmasıyla Osmanlı tarihi ile ilgili çeşitli tartışmalarda gündeme oturdu. Kendisini, Osmalnlıların tartışılmaz varisi olarak belirleyen Fetullah Gülen; Pensilvanya’daki çiftliğinde hiddetlenerek; Muhteşem Yüzyıl’ın yapımcı ve senaristine hakaretler yağdırdı. Onları hayasızlık ve cehaletle suçladı.

 

Fetullah Gülen’e göre; Kanuni Sultan Süleyman 46 yıllık padişahlık döneminin sadece 1,5  yılını sarayda geçirmişti... Onun için de dizide konu edilen; saraydaki bölümlerin düzmece ve hayal ürünü olduğunu iddia ettmişti.

 

Taraf gazetesi yazarı ve tarihçi Ayşe Hür ise 11-12-2011 tarihli Taraf gazetesindeki yazısında;  Fetullah Gülen’in yanıldığını yazmıştı. Kanuni Sultan Süleyman’ın 46 yıllık hükümdarlık dönemininin 37 yılını sarayda geçirdiğini idddia etmişti.

 

Fetullahçılardan kesin bir yalanlama gelmediğine göre biz; Ayşe Hür’ün iddaalarını doğru olarak kabul etmek durumundayız.

 

Türk tarihçilerinin muhteşem yüz yıl olarak değerlendirdiği dönemlerde Kürtlerden hiç bahsedilmemesi; Türk tarihçilerine göre çok doğaldır. Çünkü onlara göre Türk tarihinin hiç bir yerinde ve hiç bir şeyinde Kürt ve Kürtler yoktur ve olamazlarda.

 

Oysa 1515 ‘te Çaldıran savaşıyla başlayan Osmanlı ve Kürt ilişkileri asıl meyvelerini 1520 lerde Kanuni Sultan Süleyman’ın tahta oturmasıyla vermiştir. Kürtler; Rodos, Trablus ve Belgrad’ın fethedilmesinde önemli roller oynamışlar. İran cephesinde; Safavilerin kesin yenilgilerini sağlamış ve Irak seferinde; Osmanlı yayılmacılığına destek olmuşlardır.

 

Bunların incelenmesi tarihçilerin  görevidir. Umarım bir gün tarihi objektiv ve yalansız yorumlayan Türk ve Kürt tarihçileri çalışarak her şeyi araştırlar. Örneğin; bu gün yasaklı olan Kürdistan kelimesinin bizzat Kanuni Sultan Süleyman tarafından nasıl sıkça kullanıldığını görür ve gösterirler.

 

Ben bu konuları Tarihçilere bırakarak; İran seferine çıkan Kanuni Sultan Süleyman’ın kışı geçirdiği Halep şehrinde; ayaklar altına alınmak istenen şerefinin; Kürtler tarafından nasıl kurtarıldığını anlatmaya çalışayım.

 

Sultan Süleyman; kışı Halep’te geçirdiği sırada; kuşların bile üzerinden uçamıyacağı, hiç kimsenin yaklaşamıyacağı çadırına bir hırsız girmiş. Hırsız; muhafız ve hizmetçilerden hiç kimsenin duymadığı bir şekilde padişahın yattığı bölümden, kabzası mücevherlerle işlenmiş bir kılıç çalmış.

 

Sabah olup haber yayılınca ve haber Sadırazam Rüstem Paşa’nın kulağına gidince aynı zamanda padişahın damadı olan Rüstem Paşa bunu bir şeref ve haysiyet meselesine dönüştürerek; koca Osmanlı ordusu; hükümdarının otağını bile koruyamadı dedirtmemek için ‘’bugün çadıra girerek, Padişahın kılıcını çalanlar; yarın onun başka şeylerini de çalarlar’’ diyerek çok sinirlenmiş.

 

Zaten Kilis Kürt hükümdarı Kasım bin Canpolat Bey’e kin beslemekte olan Rüstem paşa; bu olayı fırsat bilerek Canpolat Bey’e karşı entrikalar çevirmeye başlamış ve Sultan’a; bu işi Canpolat Bey’e bağlı Kürtlerden başka hiç kimsenin yapamıyacağını, hiç kimsenin böyle bir şeye cesaret edemiyeceğini bildirmiş.

 

Olay üzerine çok öfkelenen Sultan Süleyman; Kilis hükümdarı Canpolat Bey’i ortadan kaldırmaya karar vermiş. Bunun üzerine Canpolat Bey padişahtan beş gün izin istemiş ve ‘’eğer beş gün içinde kılıcınızı  ve onu çalan hırsızları yakalayıp getirmesem vereceğiniz tüm cezalara hazırım’’ demiş.

 

Dördüncü gün Canpolat Bey; hırsızları, çalınmış mücevher işlemeli kılıçla birlikte padişahın divanına getirmiş. Padişah önce hırsızların idamını istemiş ama sonra şevkate gelerek onları sebest bırakmış.

 

Canpolat Bey de tüm kuvvetleriyle Osmanlının emrine girmiş ve büyük oğlu Hüseyin Bey’i büyük kuvvetlerle, Zigetvar (Macaristan’da bir şehir) seferine göndermiştir.

 

İşte böyle; bundan yaklaşık beş yüz yıl önce Osmanlının şerefini koruyan ve Osmanlı yayılmacılığına destek vermeye hevesli olan Kürt liderleri ne yazık ki Kürt milletine güvenli bir gelecek bırakamadılar.

 

Bakalım bugün; yeni osmanlıcılık sloganıyla ortaya çıkan AKP hükümetinin şanını yüceltmek hevesinde olan Kürtler; Kürt milletinin geleceğini nasıl etkileyebilecekler?

 

Bizler göremeyiz belki ama tarih görecektir mutlaka.

 

 22-12-2011

Ahmet Yaman

 

 

Not: Bu yazı; Şerefname Kürt Tarihi. Deng yayınları 3. baskısında; sayfa 171-172 den yararlanılarak hazırlanmıştır.

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
27/11/2012  Kürtler ve Aleviler olmadan asla
19/11/2012  Filistin’de bayraktarlar değişebilir
12/11/2012  Açlık grevlerinin ortaya çıkardığı gerçekler
2/11/2012  Tayyib Erdoğan; Putin’in izinden mi gidiyor?
25/10/2012  Devletin bekası ve sansür
8/10/2012  Bülent Arınç artık topal ördektir
14/9/2012  Mursi’nin son hamlesi ve Suriye’de durum
29/8/2012  Balkan milliyetçiliği ve Kürtler
25/8/2012  Türkiye’nin şeytanla ittifakı
13/8/2012  Hükümetin saldırıları Türk gazetecilerini korkutuyor
6/8/2012  Suriye hamuru daha çok su götürecek
22/6/2012  Müzakere içinde oyun
14/6/2012  Sömürgecilik ve anadilde eğitim
27/5/2012  Roboski’de Kürtler neden yanlız bırakıldı?
20/5/2012  Ahmet Altan’ın nafile beklentisi
11/5/2012  Dil sürçmesi mi yoksa millet meselesi mi?
5/4/2012  AK Parti’nin amacı barış ise ...
29/3/2012  AK Parti’nin, CHP ve MHP’den farkı kalmadı
11/3/2012  Görmek istediğimiz resim
21/2/2012  Totaliter demokrasi ve Kürtler
4/2/2012  AK Parti’nin demokrasi kandırmacası
27/1/2012  BDP’ye saldırmak
13/1/2012  Türk hükümetinin ahlaki çöküşü
3/01/2012  Uludere katliamına nasıl gelindi ?
29/12/2011  AKP’sine ne kadar güvenebiliriz?
22/12/2011  Sultan Süleyman’ın şerefi ve Kürtler