DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


mahmutkiper@msn.com

Mahmûd Kîper    

Kürt Çalıştayı çağrısı yapma zamanıdır!


4/12/2011

Dersim ile ilgili tartışmaların ve katliamın gündemde olmadığı sıralarda, üzerinde düşündüğüm bu konu, Dersim tartışmaları ile güncelliğini ikinci plana  yitirdi. Dersim katliami   da, biliniyorki, esasinda yine Kürt  sorunun bir parçası,  kısa bir zamanda,  gündeme yine çatışmalar, ölüm olayları, tutuklamalar ve elbetteki buna bağlı olarak, Kürt sorunu gündemimizin temel sorunu olmaya devam edecektir. Bir daha yeni Dersimler olmasın diye, yapılmasi gereken çok şey vardır. Bu nedenle, önümüzdeki süreci iyi değerlendirip, kimi adımlar atmak zamanıdır.

Çok gergin ve çatışmalı bir dönem yaşıyoruz, bu durum, daha ne kadar sürecek onu kimse kestiremiyor. Ama, bilinen tek şey, bu kadar çatışmalı ve gergin bir atmosferin yükünü taşımak için çelikten sinirlere sahip olmak gerekiyor. Bir toplum; Kürt ve Türk toplumu, böylesi gerilimli bir duruma daha ne kadar katlanır merak konusu! Taş olsan bile çatlamamak elde değil. Her kafadan nerdeyse bir ses çıkıyor, tv kanalları ve yazılı medyada teorilerin ve teorisyenlerin, ‘çözüm önerileri’ ile biri bin parça. Ağzı laf yapan laf ebelerinin, şatafatlı ‘önerileri’ kafaları allak bullak ediyor.

Tv ekranlarında her akşam bir başka stretejist ve teorisyen, DTP, PKK, KCK ve PKK’nın diğer yan ve asli kurumları üzerine ahkam kesiyor. Ama ortada, halledilen, çözülen birşey görünmüyor. Stratejistler konuştukça kan akmaya devam ediyor. Her akşam bir Kürt şehrinde çatışmalar, kovalamacalar ve gençler ölüyor, öldürüyor. Akabinden havdan, karadan skorskiler, isimlerini dahi bilemediğim bir dizi helikoper, insansız hava araçları, özel timler dağ taş PKK avında! Tv ekranlarında dizi izler gibi bunları izlemekten  inanın ki, sağlıklı kafalar bile dumura uğradı. Her akşam tv ekranlarında ve gazete köşelrinde, ahkam kesen ‘stratejist ve teorisylenler’, milyonlarca Kürt insanının ilgilendiren, Kürt sorunu nasıl çözülecek, konusunda dişe dokunur somut bir öneri sunmuyor. Hükümeti, bu mesele konusunda bir adım atmaya zorlamıyor.

Peki ‘ne olacak bu memleketin hali’ diye kendimize sormak zorunda kalıyoruz! Tabii ki, çaresizliğimiz ve üzüntümüz katlanarak büyüyor. İster istemez, kafalarımız memleketin  hiçte  hoş olmayan sorunları ile meşgul, ne de olsa ‘görmesek de, gitmesek de o köy bizim köyümüzdür!’ Bende,  bir hayli zamandır, bu duygu ve sorunlarla kafamın karma karışık olduğunun farkındayım.

 Bu girişten sonra, şunu anlatmak veya tartışmak istiyorum; Tv ekranlarında ve zaman zaman da yazılı medyada, PKK karşıtı, elbetteki siyasi pozisyon ve duruşları gereği, Kürt aydın ve siyasetçisinin, havanda su döğer gibi, kimi tartışma programlarında, kendilerini helak edercesine,  PKK veya KCK’ yi tartışma tutumlarına dikkatleri çekmek istiyorum! Bu arkadaşlar, böylesi tartışmalardan ziyade, sorunun kendisini, yani Kürt sorununu tartışmayı farkında olmadan, ikinci plana ittiklerini düşünüyorum.

Siyasi pozisyonu gereği, ömrü boyunca PKK, siyasi hattını benimsememiş, ona karşı siyasi bir duruş sergilemiş Kürt aydınlarının, Kürt sorununun çözümüne odaklanmaları, bunu tartışmanın merkezine almaları gerektiğini düşünüyorum. Zira bilinen pekçok Kürt siyasetçisi ve aydının, yıllardan beri, PKK hattını, ellerinden geldiği kadar tahlil ettiklerini, PKK”yi çeşitli boyutları ile kıyasıya eleştirdiklerini bilmeyen yoktur.  Bu nedenle de, tv ekranlarındakü tartışmalrında, dedikleri yeni birşey yoktur! Ama Türk medyası, günümüze kadar, PKK”dan  farklı, bu insanların ne düşündüğünü ya merak edip ögrenmemiş veya bir plan ve program gereği, PKK” li olmayan, Kürt siyasetçisi ve aydınını mal bulmuş mağribi gibi, dört elle sarılarak,  kendi değirmenlerine su taşıma derdine düşmüşlerdir.  Oysa bizim derdimiz başkadır, bizim derdimiz Kürt meselesinin, nasıl çözüleceği meselesidir!

Anlatmak istediğim: Farklı siyasi tutumu olan, Kürt siyasi ve aydınlarını  yillarca görmeyen, fark etmeyen, bu medya çevrelerinin  tutumu,  bana samimi gelmiyor.

Bu nedenlerle de, farklı Kürt siyasi örgüt ve partilerinin, bu dönemde tartışması gereken konusu, daha ziyade “Kürt sorununu nasıl çözeriz “tartışması olmalıdır. PKK’nin bu tartışmaların odağına alınması, konuyu saptırmaktan başka birşey değil. Çünkü PKK bu sorunun kendisi değil tezahürüdür.

Çünkü, eğer PKK veya KCK veya başka bir oluşum, Kürt sorununun bir sonucu ise, kaldı ki, öyle olması gerekir, o zaman sorunun kendisini tartışmak, tüm katılımcılarıda buna zorlamak lazım. O nedenle, Kürt halkının doğuştan gelen haklarının elde edilmesine odaklanmak, daha doğru bir tutum olur kanaatindeyim. Dolayısı ile eğer bu kaotik ve çatışmalı ortamdan kurtulmak isteniyorsa yapılması gereken, Kürt halkının doğuştan gelen haklarının tanınması için hükümeti ve kamuoyunu bir nevi  adım atmaya, zorlamak olmalıdır.

Bunun içinde,  öncelikle, tüm Kürt parti ve diğer örgütleri ile meslek kuruluşları, aydınlar, yazarlar ve şahsiyetleri kapsayan ciddi bir Kürt tarafı yaratmak üzere, herkese bir çağrı yapılmalıdır. Kısaca, Kürt meselesinde, bir Kürt partneri yaratmak, oluşturmak, bunun akabinde de sözünü ettiğim ve elbetteki, Kürt halkının doğuştan gelen haklarının teslimi için, hükümete bu sorunları görüşmek üzere bir ‘Kürt Çalıştay’ı çağrısı yapmalıdır. Bu birliktelik ve çağrı ile Kürt tarafını kaale almak zorunda kalacak pekçok çevre olacağını, hükümeti de, kimi adımlar konusunda zorlayacağı aşikardır.

Unutulmasın ki, AKP hükümeti, hala zaman zaman açılımdan ve ileri demokrasiden  söz ediyor, o zamanda bunun koşullarının yerine getirilmesi için  AKP hükümetine, dayatmacı olmak gerekmektedir. Herhalde bunun birinci koşulu, yukarda andığım, tüm Kürt siyasi parti ve grupların yanısıra, sivil kurum ve kuruluşların ve meslek örgütlerinin geniş  katılımı ve çağrısı ile, PKK”ye ateş kesmek çağrısı yapmak  yanısıra, AKP hükümetinden de, aynı zamanda bir ‘Kürt Çalıştayı’nın toplanmasını talep etmek olmalıdır. Bu çalıştaya, Kürt sorunun çözümünde, bugüne kadar kafa yormuş, göz nuru dökmüş, herkes çağrılmalıdır.

Böylesi bir çalıştay, Kürt sorunun çözümünde ve bu kaotik ve çatışmalı ortamın sonlanmasında önemli bir rol oynayabilir! Hatta böylesi bir çalışma eğer, hükümet buna olumlu yanıt verirse, elbette, zaman zaman alevlenen ‘Ulusal Kürt konferans’ından daha fazla işlevsel bir misyon üstlenebilir. AKP hükümeti biliniyor, daha önceki dönemde de, bu önerime benzer çalıştaylar toplamıştı. Biliyorum, çalıştaylarda çıkan sonuç ve alınan kararların çoğu kağıt üzerinde kaldı e hayata geçmedi. Ama bizim de pekçok şeyimiz öyle oldu, dolayısı ile böyle bir çalıştay çağrısını  önermekte ve denemekte fayda vardır, diye düşünüyorum! Kaldı ki, hükümet tarafı, böyle bir çalıştaya  olumsuz yanıt verse bile, Kürt tarafının böylesi bir çalıştayı toplamasının önünde ciddi bir engel yoktur.

Tek engel darmadığınık, koordinesiz, Kürt cephesinin durumudur. Güneyli güçlerin, Türkiye Kürdista’nındaki, darmadığınık Kürt siyasi çevrelerinin çalışmalarını ve ilişkilerini derleyip toparlamısını beklemek, onları bir ‘Ulusal Konferans’ etrafında toplamak, pek doğru bir tavır olmasa gerek! Çünkü, öncelikle Türkiye Kürdistan’ındaki güçlerin yapması gerek ödevler vardır.

Kafaların karışık olduğu, ortalığın toz dumana büründüğü bu dönemde, böylesi bir Kürt çalıştayı, bu çatışmalı ortamı sonlandırabilir, bunun da ötesinde insanların sağlıklı bir biçimde düşünme koşulların yaratabilir ve bunun neticesinde de, Kürt sorunun çözümünde ciddi bir yol haritası  çıkabilir.

Elbette, aynı zamanda bu çalıştaya paralel olarak, Oslo görüşmeleri olarak anılan görüşmeler yeniden canlanabilir.  Bu görüşmelerin biri diğerinin alternatifi, belki ilk etapta olmayabilir. Ama uzun vadede, belki ikisi arasında bir koordinasyonda yaratılabilir. Uzun vadede neler olur, bilinmez ama, PKK’nin silahlı mücadelesi hakkında karar ve merci organı, elbetteki onu temsil edenlerce alınması gereken bir meseledir. Fakat diyalog süreci başladığı zaman insanların, birbirini etkilememesi olanaksız birşeydir. Sorun, bu konuda aklı başında makul bir formül geliştirmektir.

Bu önerim, pek çok kimseye uçuk veya ütopik gelebilir, ama unutulmasın ki ütopyasız ve rüyasız hayat, ne kadar can skıcı olurdu. Ütopyalardan korkmamalıyız.

 

4 Aralık 2011

---
Nivîsên din yên nivîskar
9/3/2012  Yeni bir yol haritası ışığında Kürt Ulusal Konferans’ı hayat bulabilir
11/2/2012  Kürt Ulusal Konferansı, bir başka bahara!
4/12/2011  Kürt Çalıştayı çağrısı yapma zamanıdır!
28/9/2011  Orhan Miroğlu’nun, Diaspora Kürt Aydınlarına Sakat Bakışı!
8/3/2010  Açılım maalesef can çekişiyor! (3)
1/3/2010  Açılım maalesef can çekişiyor! (2)
21/2/2010  Açılım maalesef can çekişiyor ! (1)
8/7/2009  Kürt Coğrafyasının, yolları aşındırılmalıdır!
5/6/2009  Sırça köşkte bir romancı: Ayşe Kulin!