DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


cemal_hevdem@hotmail.com

Cemal Özçelik    

Mevsim Değişir, Dien Bien Phu Olur


3/9/2011

Öncelikle soralım; Türk Devleti Ne Yapmak İstiyor?

Türk devletinin Ortadoğu’da agresif bir siyaset izleyeceği beklenen bir şeydi.

Bunun alt yapısı adım adım hazırlandı.


Erdoğan hükümetinin de bunda payı var, ancak bu bir devlet politikası.

Suriye, İran, Yunanistan ve son olarak İsrail’e yönelik gelişmeler yeni konseptin ürünü.

Ancak bu konsept statik değil; değişkenleri çok olan bir denkleme benzer.

İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan Soğuk Savaş konsepti dağıldı biliyorsunuz.

Yaşanan tüm gelişme ve çelişmeler oturtulmaya çalışılan yeni konseptin sancılarıdır.

Sovyet Sisteminin dağılması start noktasını oluşturdu.

Saddam yönetiminin düşüşü ise sürece ivme kazandırdı.

Türk devleti de Soğuk Savaş konseptine göre oluşturduğu iç ve dış dengelerini sürece uyarlama çabalarına girişti.


2005 yılından itibaren de yeni askeri, siyasi, kültürel ve iktisadi konseptler oluşturdu.

Bu yeni konseptlere göre Türkiye’nin İsrail’e fazlaca bir ihtiyacı kalmamıştır.

Daha önce de Nato üyesi olduğu halde, güvenlik ekseninde İsrail-ABD ikilisine göre bir bölge siyaseti geliştirirken, şimdi daha çok NATO ağırlıklı siyaset yürütüyor.

Bu bağlamda kendi devlet çıkarlarını da gözetmektedir artık.

Peki ne oldu da İsrail ile bu denli çelişkili bir konuma girdi?

Güvenlik anlamında İsrail’e ihtiyacı olmasa da, en azından onu bu kadar çok karşısına almaması gerekirdi diye düşünebilir insan?

İki ülke arasındaki ilişki sadece onlar arasındaki öznel ilişkilerce belirlenmez.

Bölgedeki genel denge ve denklemde alınan konum daha belirleyici olur çoğu kez.

Bu bağlamda Türk İsrail ilişkilerinde göze çarpan dört temel etken rol oynamaktadır.

                

  • Yukarıda belirttik, soğuk savaşa dayalı Türkiye’nin İsrail’e karşı işlediği tavizkar süreç sona erdi, yeni dengeler kuruldu.
  • Araplar: Türkiye, İsrail devletini tanıyan ilk bölge devleti oldu. Bu şekilde Araplarla arasına belli bir mesafe koydu. Tabii Arapları da gözetmekten geri durması. Şimdi İsrail’e fazlaca ihtiyacı kalmadığı için, Araplarla olan çıkarları daha ağır basmaktadır.
  • Persler: Türk ve İran devletleri bölgenin gerçek rakipleri. İkisi de aynı alanda at oynatmaya çalışıyor. Çelişkileri çok derin. Ama güncel siyaset üzerinden bir birlerine hep yakın durmaya çalışıyorlar. İkisi de birbirlerine karşı iki yüzlü bir ‘’dostluk’’ siyaseti yürütmekteler. Ama bir yerde patlak verecek. Kürt meselesinde Türkiye’nin İran’a ihtiyacı büyük. İsrail’e ne kadar bozuşsa bu, o oranda İran’ın hoşuna gider.
  • Ekonomik çıkarlar: Doğu Akdenizde muazzam oranda petrol ve doğal gaz kaynakları keşfedildi. İsrail 200 millik ekonomik bölge ilan ederek bu kaynakların aslan payına sahip çıkmak istiyor. Bu da Türkiye’nin işine gelmiyor. Bu konuda pay sahibi olmak istiyor. Bilindiği gibi aynı sebeplerle halen Rumlarla da çelişkiler yaşanmaktadır.

Bu belirttiğim faktörler uzun vadede Türk dış siyasetini etkilemeye devam edecektir.

Ancak bu gelişme ve çelişmelerin neden tam da şimdi yaşandığına göz atalım.

Şu an için Türk devleti açısından en can alıcı sorun, Kürdistan sorunudur. Bölgedeki gelişmelerin sonucunda Büyük Kürdistan’ın ortaya çıkabileceği endişesi içindedir.

Tüm ilişki ve tedbirlerini bunun üzerinden yürütmektedir.

İsrail’le çelişkileri aslında uzlaşmayla da çözülebilirdi. Ancak Suriye meselesinden ötürü İran’la olan sorunlarını yumuşatıp, onun desteğini kazanmak istiyor.

Bilindiği gibi Türk devleti yeni ve kapsamlı bir operasyon hazırlığı içindedir.

Başarısı bir çok açıdan İran’ın desteğine bağlıdır.

Güney Kürdistan basınına yansıdığı kadarıyla ABD operasyon için Türkiye’ye iki aylık zaman tanımış.

Bu da bize bu seferki operasyonun kapsamı ve derinliği hakkında bir fikir verebilmektedir.

Zaten Tayip Erdoğan Somali yolculuğu esnasında direktifi vermiş, Kandilde gidilebilecek en son noktaya kadar gideceğiz şeklinde bir açıklamada bulunmuştu.

Türkiye’nin İran’dan beklentisi onun da operasyonlara kapsamlı bir şekilde katılmasıdır.

Ki bu şekilde kendilerince ‘’Terörü kökünden kazacaklardır’’.

Operasyona yüklenen misyon, onun önemini alabildiğine artırmaktadır.

Bundan sonra oluşacak tüm dengelere temel teşkil edecek bir nitelik kazanmaktadır.

Böyle olduğu için de tüm taraflar için bir nevi ‘’ölüm kalım sorunu’’ haline gelmiştir.

Bu kadar önemli olduğu için de Türkiye, İran’ın desteğini kazanabilmek için İsrail gibi bir devleti gözden çıkarabilmektedir.

Unutmamak gerekir ki, İsrail bölge dengelerinde hala önemli bir faktördür, onu bütünüyle gözden çıkarmak o kadar kolay değil. Zaten kanaatimce Türk devletinin bu sert tavrı da daha çok konjonktüreldir ve zamanla sınırlıdır. İranla işi bittikten sonra tekrar ortamı yumuşatmaya çalışacaktır.

Peki İran’ın operasyonda tutumu ne olur acaba?

Aslında İran Türkiye’nin ne yaptığının farkında.

Uzun vadede en büyük celladı olacağının da bilincinde. Ancak onun da çıkmazları var.

ABD, Avrupa Birliği ülkeleri ve İsrail tarafından alabildiğine şıkıştırılmakta.

Suriye yönetimi hariç(ki o da gidici) bölgedeki Arap devletleriyle çelişkili

Bölgede kala kala tek ‘’dost’’ ülke olarak Türkiye kalmaktadır.

Üstelik kendisinin de Kürt sorunuyla başı dertte.

Denize düşen yılana sarılır misali, kısa devreli düşünüp operasyonlara tam gaz mı katılr,

Yoksa ikili bir tutum mu sergiler? Yani destek veriyormuş gibi yapıp, işi gevşek mi tutar?

Gazeteler İran’ın da operasyon hazırlığı içinde olduğunu ve çok yakında saldıracağını yazıyor.


Gelişmeleri hep birlikte izleyeceğiz.

Bu oprasyon Kürt hareketine darbe vurabilir elbette.

Ancak bir ‘’Diyen Biyen Phu’’ da yaratabilir(*)

 

(*) Bilindiği gibi Vietnam halkı Ape Ho Che Minh önderliğinde 1930’da Fransız sömürgeciliğine karşı büyük bir mücadele başlattı. Fransızlar İkinci Dünya Savaşında aldığı darbelerin de etkisiyle Vietnam’ı terk etmek zorunda kaldılar. Vietnam Kuzey ve Güney diye ikiye bölündü. Ancak Fransızlar 1954 yılında Vietnam’a geri dönüp Güneyi temel alarak eski sömürge yönetimlerini tekrar kurmak istediler. Bu amaçla Kuzey Vietnam’a karşı savaş başlattılar.


Vietnam Halk Kurtuluş ordusu ile Fransız koloniyal birlikler Dien Bien Phu alanında karşı karşıya geldiler. Çatışmalar 13 Mart'ta başlayıp 17 Mayıs’a kadar devam etti. Sonuçta Fransız sömürge birlikleri darmadağın oldular. Bu, bir ordunun tarihte eşi görülmemiş, imha şeklindeki bir yenilgisiydi. İbret olsun diye de ansiklopedilere girdi. Şimdi Türk devleti ‘’Tamil kaplanları’’nın başına gelenlerin aynısını ‘’Terör örgütünün’’ başına getireceğiz diyor. Ama kimbilir, belki de mevsim değişir, Dien Bien Phu olur..

 

Cemal Özçelik

3 Eylül 2011

cemal_hevdem@hotmail.com

---
Nivîsên din yên nivîskar
06/3/2013  İmaj savaşı üzerinden sürdürülen İmralı barış süreci
11/2/2013  Kürd halkı çözümü kendinde bulmalı
13/1/2013  Türkiye Örtülü Operasyonlar Cumhuriyeti
28/12/2012  Roboski Güneşi Sömürgen’in Ampulünü Söndürdü
17/12/2012  Suriye’deki gelişmeler Güneybatı Kürdistan’ı nasıl etkiler?
22/11/2012  Açlık grevleri ve yarattıkları sonuçlar
17/11/2012  Demokrasilerde açlık grevi olmazmış(!)
4/11/2012  Aysel Tuğluk’un Gözyaşları ve Yedi Başlı Ejderha
26/10/2012  Bu seferki grevler çaresizlikten değil
23/9/2012  Yenilmezliğin sırrı Kürt toplumundaki dönüşümdedir
1/9/2012  Çok başarı değil; az hata, karşıtlık değil; ulusal birlik zafere götürür
19/8/2012  Dert veren Mevla, dermanını da verir
6/8/2012  Kesintisiz operasyona karşı kesintisiz vuruş
28/7/2012  Bizi gücümüzden utandırıp yenmelerine izin vermeyeceğiz
14/7/2012  Öcalan’la görüşme mi, izolasyonla kıvama getirme girişimleri mi?
5/7/2012  Ne savunduğundan çok, hangi zeminde durduğun önemli
13/5/2012  Ulusal kongre üzerine
15/4/2012  Diplomatik Aktivizm, Askeri Hazırlık
29/3/2012  Yumruğa en iyi yanıt, ‘’Türk’’ten vaz geçmektir
21/3/2012  Newroz Anayasası
3/3/2012  Bu bahar dağa çıkacağım..
17/2/2012  Operasyonlar ve Konseptlerin İflası
8/2/2012  Dem dema yekîtiyê ye
1/2/2012  Tam da Çözülecekken;…
24/1/2012  Sevsen de Terk Edeceksin, Sevmesen de..
15/1/2012  Ben Leyla Zana’yı farklı okudum
9/1/2012  Klikler Savaşı ve İlahi Adalet
1/1/2012  Uludere Katliamı YAŞ Kararlarının Ürünü mü Acaba?
18/12/2011  Ordudaki dizaynla Kürdistan’ımız hedef tahtasına dönüştürüldü
20/11/2011  Dünün Mustafa, İsmet, Fevzi’si; Bugünün Abdullah, Tayyip, Necdet’idirler
10/11/2011  Türk devletinin kurduğu çapraz tuzak
1/11/2011  Kimyasal Necdet
25/10/2011  Belki de Müge Anlı Kürtlere doğru yolu gösteriyordur
7/10/2011  Barış için savaşa hazır olmak
15/9/2011  Kürt Sorunu ve MİT Sözcüsünün ‘’Devrimci’’ Çözümlemeleri
3/9/2011  Mevsim Değişir, Dien Bien Phu Olur
20/8/2011  Sözümüzün hiç tükenmediği yerdeyiz
6/8/2011  CHP devletinden AKP devletine
26/7/2011  Krizin Kod Adı 330
26/6/2011  Hatip Dicle’nin Rövanşını Belediye Seçimlerinde Almalıyız
14/6/2011  Seçim sonuçları kolonyal sisteme vurulmuş bir darbedir
9/5/2011  Ayla Akat
1/5/2011  Hilweşandina sîstema dagirker nêz dibe..
19/4/2011  Seçimlerden çekilmek çare değil
10/4/2011  Sevindirici, ama buruk bir başlangıç
24/3/2011  Sebahat Tuncel’in Tokadı
11/3/2011  Sakıncasız Kürd
2/3/2011  Devrimler bize yaramadı
19/2/2011  Şivan Perwer Türk Devletini Afetmemeli
13/2/2011  Devrimler bize yaramadı
21/11/2010  Barajı aşmak kararlılık ve bağımsız tutum ister
28/10/2010  Örnek bir olay, örnek olmayan davranış
12/10/2010  Aydın sorumluluğu ve sorumlu aydın
14/9/2010  İki Referandum, İki Sonuç
4/9/2010  Toplumsal Hafızayı Silmek, Sömürgeci Bir Politika
25/8/2010  „Yetmez Ama, Evet!’’ diyorum
4/8/2010  12 Eylül Faşizmi ve 12 Eylül Referandumu
23/6/2010  Yabancısınız!
5/6/2010  Sevahir Bayındır İçin
11/5/2010  Baykal’ı neden gönderdiler?
22/12/2009  Devlet Kendi Kurduğu Kapana mı Düştü?
13/12/2009  DTP’nin Kapatılması Kürtleri Barajlama Siyasetinin Devamıdır
6/12/2009  Devletin ´Milli Açılımı´ İflas Etti
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
18/10/2009  Genelkurmay açılımı çetin bir sinavda grupların dönüşü provokatif bir yaklaşım
17/10/2009  Genelkurmay Açılımı Çetin Bir Sınavda
5/9/2009  ´Demokratik Açılım´ hakkında birkaç tespit
20/7/2009  ’’Sivil Generaller’’ Değişiyor, Bakalım Askeri Generaller de Değişecekler mi?
23/6/2009  Kürt Meselesinin Çözümsüzlüğü