DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


cemal_hevdem@hotmail.com

Cemal Özçelik    

Sözümüzün hiç tükenmediği yerdeyiz


20/8/2011

Başbakan Erdoğan ‘’sözün tükendiği yerdeyiz’’ diyor.

Sizin söyleyecek sözünüz, bunu anlatacak yüzünüz mü vardı da bitti?

Söz diye anlattığınız sahtekarlıktan, yalandan başka neydi ki zaten?

Sözünüzün bitmesi iyiye işaret; hiç olmazsa bir müddet yalanlarınızı,

Hayali demokratikleşme vaadlerinizi duymaktan kurtulmuş oluruz.

Sözünüzün bitmesi, maskelerinizi indirip çirkin yüzünüzü göstermeniz demek.

İyiki de bitiyor sözünüz. Hiç olmazsa kalleşliğinizi mertçe yaparsınız.

 

*         *          *                *

 

Hava operasyonlarından sonra yeni bir kara harekatı da gündemde.

Sanki her şey son eylemliliklerden sonra yapılıyormuş gibi yansıtılıyor.

Oysa ‘’Sınır ötesi’’ harekat kararı 2008’deki fiyaskodan sonra alınmıştı,

Ancak şimdi uygulamaya konuluyor.

Hatırlarsınız, ordu Şubat 2008’de kışta kıyamette bir operasyon yapmıştı.

Adı da ‘’Güneş operasyonuydu’’.

Operasyonun akibetini biliyoruz: Sahte Güneş Kürdistan’ın karlı doruklarında battı!

Ordu başta ABD ve Avrupa olmak üzere tüm dünyayı operasyonun haklılığına inandırmıştı.

Eksi 40 dereceye dayanıklı botlarına güvenip askerini Güneye yollamıştı.

Sonuç tam bir hezimetti. İki haftalığına planladığı harekatı yarıda kesip

Bir haftada gerisin geriye kaçmak zorunda kalmıştı.

Ordu hiç beklemediği bir direnişle karşılaşmış,

Bırakın Kandil’e varmayı, hudut boylarındaki kamplarda takılı kalmıştı.

Üstelik botları da işe yaramamıştı.

Kürdistan dağlarının soğuğu yabancıyı sevmez, bağrına basmaz.

Çıplak da olsa çocuklarını korurken, işgalciye geçit vermez.

 

*                  *                          *                            *

 

Ordu bu hezimeti hazmedemedi. O zamandan beri rövanş almak istiyor.

Tekrar hezimete uğramamak için de yeni taktikler geliştirdi.

Özel ordu bunlardan biridir.

Bu intikam operasyonunun bu kadar geciktirilmesinin sebeplerinden biri de,

AKP’nin kendisine en uygun zamanı seçmesiydi. İlk operasyonda olduğu gibi.

Aslında Ordu ‘’Güneş operasyonu’’nu 2007’de yapmak istiyordu,

Ancak AKP seçim öncesi böylesi bir maceraya girip oy kaybetmek istemiyordu.

Karşı çıktığı operasyon değil, zamanlamaydı.

Ancak bir çok çevre bunu AKP’nin orduya karşı duruşu olarak yorumlamıştı.

Kürtlerin önemli bir kesimi de operasyona karşıdır diye AKP’ye oy vermişti.

Ancak seçimlerden sonra AKP orduyla elele verip 2008 operasyonunu gerçekleştirdi.

2009’da yerel seçimler, 2011’de ise yine genel seçimler olduğu için,

AKP intikam operasyonunu habire erteletti.

12 Haziran genel seçimlerinde yüzde ellilik oy alarak kendini güçlü hissetmeye basladı.

Yeni operasyonlara, dahası imha harekatlarına yeşil ışık yaktı.

 

*                 *                                 *                         *

Hatip Dicle’nin millet vekilliğinin iptaliyle yaratılan kriz, biraz da planlıydı.

Kürt tarafının buna karşı sessiz kalmayacağını hesaplıyabiliyorlardı.

Yaratacakları suni bir krizle hem yükselişe geçen BDP’nin önü kesilecek,

Hep açık alanda demokratik mücadele yürüten DTK’ya darbe vurulacak,

Hem de askesi operasyonlarla gerilanın dağıtılması, önderlerinin imhası sağlanacak.

Plan bu. Bu planını hayata geçirmek için orduda da kimi düzenlemelere gidildi.

Ordu Genelkurmaylığının jandarmaya devriyle yeni bir jitemleşme sürecine kapı aralandı.

Bu düzenleme aynı zamanda Ortadoğu’ya yönelik daha agresif siyasetlerin gelişeceğinin bir işaretidir.

Devlet süreci ve zamanlamayı kendisi için elverişli görmekte.

ABD ve Avrupa’nın mali kriz yaşadığı bir süreç sözkonusu.

Dahası bölgede geliştirmek istedikleri kimi politikalarda Türk devletine ihtiyaç duymaktalar.

Bu bağlamda olası bir ‘’sınır ötesi’’ operasyona da ciddi bir itirazda bulunmazlar.

Dahası ABD hava saldırılarıyla ilgili ‘’Türkleri anlayışla karşıladıklarını’’ vurguladı.

Devlet katında da ordusu, hükümeti, polisi, istihbaratı vb. Arasında tam bir uyum var.

‘’muhalefet’’ partileri de bu konuda devlete, hükümete karşı ‘’anlayışlı’’ hatta teşvikkar..

Plan ve sürecin seyri böyle.

Ne oranda başarılı olurlar, bu krizden kim karlı çıkar, zaman gösterecek.

 

*                  *                                 *                                 *

 

Devlet kendisini avantajlı hissettiği bir dönemde düğmeye basıyor.

Ama diyalektiksel olarak meseleye baktığımızda, her şeyin karşıtını da içinde barındırdığını görürüz.

Bu ne demek?

Devletin kendisi için avantaj olarak gördüğü bu süreç, aynı zamanda büyük dezavantajlar da barındırmaktadır.

Sebebi de Ortadoğu’daki dengelerin kayganlığı ve süreklilik arzeden değişkenliğidir.

Operasyonun içinde gelişeceği süreci ve olası sonuçlarını başka açıdan ele alırsak:

 

  • Kürt sorununu çok daha canlı bir şekilde dünya kamuoyunun gündemine getirecek.
  • Suriye’de yaşanan olaylar ve Türkiye’nin aldığı rolden ötürü Suriye ve İran Türk devletiyle olumsuz bir ilişki süreci yaşamaktalar. Yani Türkiye en önemli uluslararası bağlaşıklarından yeterince destek alamayacaktır.
  • Gerillaya önemli darbeler indirilemezse, askeri metodlarla meseleyi çözmenin imkansızlığı tekrar teyid edilecek.
  • Siyasal çözüm, uzlaşma ve adil barış talepleri daha bir yükselecek.
  • AKP’nin Kürtler nezdinde yüzü daha net görülecek, oy kaybına uğrayacak.
  • PKK’nin yenilmezliği fikri güçlenecek, uluslararası meşruluğu artacaktır.
  • Kürtlerin legal ve açık siyasette eli güçlenecektir.

 

*                   *                        *                         *

 

Kürtler açısından bakıldığında da herşey güllük gülistanlık gözükmüyor:

Olağanüstü hal dönemlerini aratmayacak yeni bir süreçle karşı karşıya kalabilirler.

Acıları, travmaları katlanacak.

Uluslararası planda seslerini yeterince duyurma imkanını bulmakta güçlük çekebilirler;

Çünkü şu an dünya sağırları, körleri oynuyor.

Yapılacak kimi hata ve hesapsız tutumlar hareketin yara almasına yol açabilir.

Kürtlerin en büyük dayanakları öncelikle kendileridir. Hem kuzey, hem de ülke planında.

Ama Kürdün Kürtten başka dostu yoktur saplantısına girmemeli,

Türkiyeli gerçek demokrat ve barıştan yana dürüst insanlarla bağlarını güçlendirmeyi ihmal etmemeli.

En büyük arzumuz da, devlet partilerinden medet uman Kürtlerin kendi özlerine dönmeleridir.

 

 

*               *                             *                          *

Ordu, hükümet açısından bakıldığında sözün bittiği noktadayız.

Ama halkımızın sözü tükenmez. Çünkü sözünü haklılığından alır.

Devletin dayandığı esas güç silahtır; oysa silah halkımız için sadece bir araçtır; varlığını ve asas gücünü silahtan almaz.

Kürtleri ve Kürt hareketini yenilmez kılan da budur.

Sözümüzün hiç tükenmediği noktadayız ve sözümüz silahımız olmaya devam edecektir.

 

Cemal Özçelik

20 Ağustos 2011

cemal_hevdem@hotmail.com

 

 

 

 

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
06/3/2013  İmaj savaşı üzerinden sürdürülen İmralı barış süreci
11/2/2013  Kürd halkı çözümü kendinde bulmalı
13/1/2013  Türkiye Örtülü Operasyonlar Cumhuriyeti
28/12/2012  Roboski Güneşi Sömürgen’in Ampulünü Söndürdü
17/12/2012  Suriye’deki gelişmeler Güneybatı Kürdistan’ı nasıl etkiler?
22/11/2012  Açlık grevleri ve yarattıkları sonuçlar
17/11/2012  Demokrasilerde açlık grevi olmazmış(!)
4/11/2012  Aysel Tuğluk’un Gözyaşları ve Yedi Başlı Ejderha
26/10/2012  Bu seferki grevler çaresizlikten değil
23/9/2012  Yenilmezliğin sırrı Kürt toplumundaki dönüşümdedir
1/9/2012  Çok başarı değil; az hata, karşıtlık değil; ulusal birlik zafere götürür
19/8/2012  Dert veren Mevla, dermanını da verir
6/8/2012  Kesintisiz operasyona karşı kesintisiz vuruş
28/7/2012  Bizi gücümüzden utandırıp yenmelerine izin vermeyeceğiz
14/7/2012  Öcalan’la görüşme mi, izolasyonla kıvama getirme girişimleri mi?
5/7/2012  Ne savunduğundan çok, hangi zeminde durduğun önemli
13/5/2012  Ulusal kongre üzerine
15/4/2012  Diplomatik Aktivizm, Askeri Hazırlık
29/3/2012  Yumruğa en iyi yanıt, ‘’Türk’’ten vaz geçmektir
21/3/2012  Newroz Anayasası
3/3/2012  Bu bahar dağa çıkacağım..
17/2/2012  Operasyonlar ve Konseptlerin İflası
8/2/2012  Dem dema yekîtiyê ye
1/2/2012  Tam da Çözülecekken;…
24/1/2012  Sevsen de Terk Edeceksin, Sevmesen de..
15/1/2012  Ben Leyla Zana’yı farklı okudum
9/1/2012  Klikler Savaşı ve İlahi Adalet
1/1/2012  Uludere Katliamı YAŞ Kararlarının Ürünü mü Acaba?
18/12/2011  Ordudaki dizaynla Kürdistan’ımız hedef tahtasına dönüştürüldü
20/11/2011  Dünün Mustafa, İsmet, Fevzi’si; Bugünün Abdullah, Tayyip, Necdet’idirler
10/11/2011  Türk devletinin kurduğu çapraz tuzak
1/11/2011  Kimyasal Necdet
25/10/2011  Belki de Müge Anlı Kürtlere doğru yolu gösteriyordur
7/10/2011  Barış için savaşa hazır olmak
15/9/2011  Kürt Sorunu ve MİT Sözcüsünün ‘’Devrimci’’ Çözümlemeleri
3/9/2011  Mevsim Değişir, Dien Bien Phu Olur
20/8/2011  Sözümüzün hiç tükenmediği yerdeyiz
6/8/2011  CHP devletinden AKP devletine
26/7/2011  Krizin Kod Adı 330
26/6/2011  Hatip Dicle’nin Rövanşını Belediye Seçimlerinde Almalıyız
14/6/2011  Seçim sonuçları kolonyal sisteme vurulmuş bir darbedir
9/5/2011  Ayla Akat
1/5/2011  Hilweşandina sîstema dagirker nêz dibe..
19/4/2011  Seçimlerden çekilmek çare değil
10/4/2011  Sevindirici, ama buruk bir başlangıç
24/3/2011  Sebahat Tuncel’in Tokadı
11/3/2011  Sakıncasız Kürd
2/3/2011  Devrimler bize yaramadı
19/2/2011  Şivan Perwer Türk Devletini Afetmemeli
13/2/2011  Devrimler bize yaramadı
21/11/2010  Barajı aşmak kararlılık ve bağımsız tutum ister
28/10/2010  Örnek bir olay, örnek olmayan davranış
12/10/2010  Aydın sorumluluğu ve sorumlu aydın
14/9/2010  İki Referandum, İki Sonuç
4/9/2010  Toplumsal Hafızayı Silmek, Sömürgeci Bir Politika
25/8/2010  „Yetmez Ama, Evet!’’ diyorum
4/8/2010  12 Eylül Faşizmi ve 12 Eylül Referandumu
23/6/2010  Yabancısınız!
5/6/2010  Sevahir Bayındır İçin
11/5/2010  Baykal’ı neden gönderdiler?
22/12/2009  Devlet Kendi Kurduğu Kapana mı Düştü?
13/12/2009  DTP’nin Kapatılması Kürtleri Barajlama Siyasetinin Devamıdır
6/12/2009  Devletin ´Milli Açılımı´ İflas Etti
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
18/10/2009  Genelkurmay açılımı çetin bir sinavda grupların dönüşü provokatif bir yaklaşım
17/10/2009  Genelkurmay Açılımı Çetin Bir Sınavda
5/9/2009  ´Demokratik Açılım´ hakkında birkaç tespit
20/7/2009  ’’Sivil Generaller’’ Değişiyor, Bakalım Askeri Generaller de Değişecekler mi?
23/6/2009  Kürt Meselesinin Çözümsüzlüğü