DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


cemal_hevdem@hotmail.com

Cemal Özçelik    

CHP devletinden AKP devletine


6/8/2011

Cumhuriyetle birlikte Kemalist tahakküme dayalı yeni bir sistem kuruldu.

CHP’nin kurulmasıyla bu sistemin siyasal yürütücülüğü bu partinin eline geçti.

Kemalist tahakküm sisteminin ana özelliği muhalefete izin vermemesiydi.

Kürdistan’da ise yeniden işgal ve ilhak süreciyle egemenlik pekiştirildi.

İmha, sürgün ve asimilasyon Kürtlere yönelik başlıca politikalardı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan Yeni Dünya düzenine uygun olarak çok partili sisteme geçildi.

O dönemde ortaya çıkan Demokrat Parti de aslında CHP kaynaklıydı.

Yani sanıldığı gibi kemalizme karşıt bir parti değildi.

Hatta kemalizmi sistemli bir düşünce haline getiren, Kemal Atatürk’ü putlaştıranlar DP’lilerdi.

DP’nin başlıca rakibi İsmet paşa olduğu için, Atatürk’e sahip çıkarak onu bu şekilde alt etmeye çalıştılar. İsmet Paşa’yı Atatürk’le vurdular. Bunda başarılı da oldular.

CHP’nin kemalizmdem saptığını, ismet paşa’nın kendi diktatörlüğünü kurduğunu savunarak

Anti CHP, anti İsmet paşa siyasetini güttüler.

Kemalizmi kendilerine kalkan yapıp CHP’yi alt ettiler.

Mustafa Kemal’in önemli özelliklerinden biri de, muhalifleri sistem içine çekip eritmekti.

DP bu siyasetin takipçisi oldu.

Değişik etnik ve sınıfsal-toplumsal kesimlere kapısını açarak hızla büyüdü, iktidarı ele geçirdi ve 10 yıl boyunca her şeye hüküm etti. Neticede bundan rahatsız olan diğer klik, ordu aracılığıyla darbe yapıp iktidarı tekrar ele geçirdi.

Daha sonraki yıllarda değişik adlar altında kurulan tüm devlet partilerinin anası CHP’dir. Hepsi şu veya bu şekilde CHP kökenlidir ve kemalisttir.

Kimi dinsel görünümlü partiler de buna dahildir.

Kemalizmi bire bir Mustafa Kemal’le de özdeşleştirmemek gerek.

Kemalizm bir zihniyettir. Mustafa Kemali sevmediği, hatta ona karşıt oldukları halde bu zihniyete dört elle sarılanlar da olmuştur. Mesela İsmet Paşa’nın aslında Mustafa Kemal’i sevmediği bilinmektedir. Ama zihniyet olarak Kemal’den daha kemalciydi.

Mustafa Kemal öldüğünde cenazesini yerde bırakıp derhal meclisi toplatıp kendisini Cumhur Başkanı ilan ettirdiği bilinmektedir. Atatürk’ün resimlerini Türk parasından sildirip kendi resimlerini bastırdı.

Demokrat Parti 1950’de iktidara gelince İsmet’in resimlerini kaldırıp tekrar Kemal paşa’nın resimlerini bastırdı.

Burada anlatmak istediğim şey, kemalizmin, Atatürkçülüğün değişik kılıklar altında karşımıza çıkabileceğidir.

Geçmişte DP’nin CHP ve orduyla çelişkileri vardır diye Kürtler tarafından desteklenmişti.

Ancak DP’nin de Kemalist, anti Kürtçü siyaseti aksatmadan yürüttüğü görüldü.

Partiler arası çelişki veya bir partinin orduyla çelişkisi, ilericiliğin, demokratlığın kriteri değildir.

Halklarımız ordudan, baskılardan çok çektikleri için, tabii ki militarizmin sınırlandırılması istenen, özlenen bir şey, ancak şekilden çok, öze bakmak gerek.

 

*                *                *

Günümüzde de 50’li yıllara benzer bir süreç yaşanmaktadır.

AKP’nin ordu içinde yürüttüğü kimi operasyonlar ve tasfiye hareketleri mevcut.

Kimin tarafından yapılırsa yapılsın koca koca generallerin burunlarının sürtünmesi güzel bir şey. Hep onlar başkalarına operasyon yapmışlardı. Tahteravali yer değiştirdi. Üsttekiler alta geçti. Ordunun prestiji sarsıldı. Bütün bunlar tamam.

Ancak bu gelişmelerin yorumlanmasında çok dikkatli olmak gerek.

Tüm bunlar ordunun vesayetçi sisteminin kırılması ve demokratikleşme yönünde bir gelişmeye mi yol açar, yoksa gücün tek elde merkezileşmesine mi?

Son 10 yıllık gelişmelere baktığımızda AKP’nin hükümetle başlayıp, iktidarını hayatın tüm alanlarına adım adım yaydığı gözlenmektedir.

20’li, 30’lu ve 40’lı yıllarda CHP’nin oynadığı rolü üstlenmektedir adeta.

Hükümetiyle, cumhurbaşkanlığı makamıyla, yargıtayı, Anayasa Mahkemesi, YSK’sıyla devletin tüm önemli kurumlarını eline geçirdi.

Hükümete gelerek polis ve istihbarat teşkilatını eline geçiren AKP, şimdi de orduda güç kazanıp, odak noktalarına kendi adamlarını atayarak merkezi tekelci bir güce erişme yoluna girmektedir. Tabii bunun uluslar arası bağlaşıkları da vardır. Türkiye’yi engelsiz bir şekilde ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir bileşeni haline getirmek istiyorlar.

ABD’nin bu proje çerçevesinde Türkiye’ye de çok ihtiyacı var ve ona bu doğrultuda önemli roller yüklemek istiyor.

ABD’nin Türkiye’ye olan ihtiyacı, onu Kuzey Kürt hareketine karşıt bir pozisyona getirmektedir.

Türkiye adına ABD yandaşlığı siyasetini AKP üstlenmiştir. Bu sayede iktidarını garantileyip ayakta tutabiliyor. ABD ile göbekten bağlanmış durumdalar.

Bu bağlamda Ordunun ABD’nin beklentilerine göre hizaya getirilmesini bir demokratik gelişme olarak değerlendirmek çok sakıncalıdır.

Siyasette hiç bir şey karşılıksız değildir. Türk devleti Amerikan siyasetine angaje olma karşılığında Kürt demokratik hareketinin tasfiyesinde destek talep etmektedir.

Özünde ABD Ne Kürtlere, ne de onların demokratik haklarına karşıdır. Nitekim Obama Türkiye’ye geldiğinde Kürtlerin özerklik talebini desteklediğini vurgulamıştı.

Ancak maalesef siyasette düşünceler değil, çıkarlar ağırlık kazanmaktadır.

ABD Türkiye’yi kaybetmek istemediği için sözüne, düşüncesine sadık kalmamaktadır.

Ermeni soykırımına ilişkin önergelerin nasıl da son anda ret edildikleri bilinmektedir.

ABD bunun bir jenosit olduğunu bildiği halde, Türk devletiyle ilişkilerini bozmamak için

prensiplerini rahatlıkla ayaklar altına alabilmektedir.

Obama’nın ‘’Kürt özerkliği’’ne ilişkin sözlerini çoktan unuttuğundan veya onu kilitli çekmecelere attığından eminim. Aslında Obama’nın özeklik söylemi Türk devletini şantajla yola getirmek gibi bir işlev de taşıyordu. Adeta; ‘’Bakın Ortadoğu projelerimize katılmazsanız, Kürt kartını kullanırız’’ demeye getirdi. Bu mesaj yerini buldu, böylelikle ‘’Kürtlerin Özerklik hakkı’’ da çekmecelere atıldı.

 

*                *                *

AKP’nin yaptığı hamleler demokratik bir içerik taşımamaktadır. Dahası onun dinsel bir söylem tutturması, anti Kemalist olduğunu da göstermez. AKP modernist kemalizmin post modernist, eklektik versiyonudur. Gücün tek elde merkezileşmesi, beraberinde her türlü muhalefete tahammülsüzlüğü ve saldırganlığı doğuracaktır. Şimdi AKP’nin tek çıkmazı mecliste Anayasa için gerekli 330 sayısını bulamamış olmasıdır. MHP veya CHP ile yapacağı ittifakla önceden hazırlatmış olduğu Anayasa taslağını kabul ettirirse, artık devleti tam anlamıyla kendi anlayışına göre şekillendirme operasyonunu tamamlamış olacak. Başka bir deyimle CHP devleti yerine AKP Kemalist devletini geçirecek.

AKP’ odaklı merkezi, yeniden şekillenen devlet gücüne karşı, başta Kürtler olmak üzere, tüm ilerici demokrat ve devrimci çevrelerin de alternatif merkezi birliklerini kurmaları en güncel görevdir.

 

Cemal Özçelik

05.08.2011

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
06/3/2013  İmaj savaşı üzerinden sürdürülen İmralı barış süreci
11/2/2013  Kürd halkı çözümü kendinde bulmalı
13/1/2013  Türkiye Örtülü Operasyonlar Cumhuriyeti
28/12/2012  Roboski Güneşi Sömürgen’in Ampulünü Söndürdü
17/12/2012  Suriye’deki gelişmeler Güneybatı Kürdistan’ı nasıl etkiler?
22/11/2012  Açlık grevleri ve yarattıkları sonuçlar
17/11/2012  Demokrasilerde açlık grevi olmazmış(!)
4/11/2012  Aysel Tuğluk’un Gözyaşları ve Yedi Başlı Ejderha
26/10/2012  Bu seferki grevler çaresizlikten değil
23/9/2012  Yenilmezliğin sırrı Kürt toplumundaki dönüşümdedir
1/9/2012  Çok başarı değil; az hata, karşıtlık değil; ulusal birlik zafere götürür
19/8/2012  Dert veren Mevla, dermanını da verir
6/8/2012  Kesintisiz operasyona karşı kesintisiz vuruş
28/7/2012  Bizi gücümüzden utandırıp yenmelerine izin vermeyeceğiz
14/7/2012  Öcalan’la görüşme mi, izolasyonla kıvama getirme girişimleri mi?
5/7/2012  Ne savunduğundan çok, hangi zeminde durduğun önemli
13/5/2012  Ulusal kongre üzerine
15/4/2012  Diplomatik Aktivizm, Askeri Hazırlık
29/3/2012  Yumruğa en iyi yanıt, ‘’Türk’’ten vaz geçmektir
21/3/2012  Newroz Anayasası
3/3/2012  Bu bahar dağa çıkacağım..
17/2/2012  Operasyonlar ve Konseptlerin İflası
8/2/2012  Dem dema yekîtiyê ye
1/2/2012  Tam da Çözülecekken;…
24/1/2012  Sevsen de Terk Edeceksin, Sevmesen de..
15/1/2012  Ben Leyla Zana’yı farklı okudum
9/1/2012  Klikler Savaşı ve İlahi Adalet
1/1/2012  Uludere Katliamı YAŞ Kararlarının Ürünü mü Acaba?
18/12/2011  Ordudaki dizaynla Kürdistan’ımız hedef tahtasına dönüştürüldü
20/11/2011  Dünün Mustafa, İsmet, Fevzi’si; Bugünün Abdullah, Tayyip, Necdet’idirler
10/11/2011  Türk devletinin kurduğu çapraz tuzak
1/11/2011  Kimyasal Necdet
25/10/2011  Belki de Müge Anlı Kürtlere doğru yolu gösteriyordur
7/10/2011  Barış için savaşa hazır olmak
15/9/2011  Kürt Sorunu ve MİT Sözcüsünün ‘’Devrimci’’ Çözümlemeleri
3/9/2011  Mevsim Değişir, Dien Bien Phu Olur
20/8/2011  Sözümüzün hiç tükenmediği yerdeyiz
6/8/2011  CHP devletinden AKP devletine
26/7/2011  Krizin Kod Adı 330
26/6/2011  Hatip Dicle’nin Rövanşını Belediye Seçimlerinde Almalıyız
14/6/2011  Seçim sonuçları kolonyal sisteme vurulmuş bir darbedir
9/5/2011  Ayla Akat
1/5/2011  Hilweşandina sîstema dagirker nêz dibe..
19/4/2011  Seçimlerden çekilmek çare değil
10/4/2011  Sevindirici, ama buruk bir başlangıç
24/3/2011  Sebahat Tuncel’in Tokadı
11/3/2011  Sakıncasız Kürd
2/3/2011  Devrimler bize yaramadı
19/2/2011  Şivan Perwer Türk Devletini Afetmemeli
13/2/2011  Devrimler bize yaramadı
21/11/2010  Barajı aşmak kararlılık ve bağımsız tutum ister
28/10/2010  Örnek bir olay, örnek olmayan davranış
12/10/2010  Aydın sorumluluğu ve sorumlu aydın
14/9/2010  İki Referandum, İki Sonuç
4/9/2010  Toplumsal Hafızayı Silmek, Sömürgeci Bir Politika
25/8/2010  „Yetmez Ama, Evet!’’ diyorum
4/8/2010  12 Eylül Faşizmi ve 12 Eylül Referandumu
23/6/2010  Yabancısınız!
5/6/2010  Sevahir Bayındır İçin
11/5/2010  Baykal’ı neden gönderdiler?
22/12/2009  Devlet Kendi Kurduğu Kapana mı Düştü?
13/12/2009  DTP’nin Kapatılması Kürtleri Barajlama Siyasetinin Devamıdır
6/12/2009  Devletin ´Milli Açılımı´ İflas Etti
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
18/10/2009  Genelkurmay açılımı çetin bir sinavda grupların dönüşü provokatif bir yaklaşım
17/10/2009  Genelkurmay Açılımı Çetin Bir Sınavda
5/9/2009  ´Demokratik Açılım´ hakkında birkaç tespit
20/7/2009  ’’Sivil Generaller’’ Değişiyor, Bakalım Askeri Generaller de Değişecekler mi?
23/6/2009  Kürt Meselesinin Çözümsüzlüğü