DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


brahimk30@gmail.com

Ibrahim Küreken    

İşbirliğinin önemi ve süreci doğru kullanma


3/7/2011

Türkiye’deki genel seçimler geride kaldı ama seçimden kalan sıkıntılar devam ediyor. BDP destekli blok içinden bağımsız seçilen 36 milletvekilinden Hatip Dicle’nin vekilliği iptal edildi. KCK den yargılanan 5 vekilde cezaevinden salıverilmedi. Gergin bir seçim sürecinden sonra rahatlama beklenirken bu durum gerginliğin daha da artmasına neden oldu. Kamuoyunun seçimden sonra yeni bir anayasa hazırlama beklentisi duruyorken,yaşananlar seçim sonrasında  gündemi farklı bir boyuta taşıdı.

  

Gündemin değişmesi Kürt sorunun çözümünün önemini azaltmadı,tam aksine daha büyüttü. Çünkü biliyoruz ki mevcut anayasa ve yasalar Kürdün hareket alanlarını kısıtlamaya yöneliktir. Anayasanın kısıtlayıcı maddeleri, seçim yasası, siyasi partiler yasası, düşünce açıklamayı engellemeye yönelik terör yasaları, hepsi daha çok Kürtlerin düşünce ve hareket alanlarının daraltılmasına yöneliktir. Kürtlerin seçimlere bağımsız girme mecburiyetinde kalması,Kürt politikacıların cezaevinde bulunmaları, vekil seçilmelerine rağmen önlerine engeller konulması, hepsi anayasanın kısıtlayıcı hükümleri yüzündendir. Dolayısıyla her şeyden daha önemlisi Kürtleri tatmin edecek yeni bir anayasanın hayata geçirilmesidir.Yeni bir anayasa Türkiye’nin ihtiyacı haline gelmiştir. Ancak en çok da Kürtlerin yeni bir anayasaya ihtiyacı vardır. Kürt bir vekilin adayının seçim konuşmasında “biz AKP’ye yeni bir anayasa yaptırmayız” açıklaması akıl tutulmasıdır. Sorarlar adama,peki sen ne için seçimlere katılıyorsun? Bağımsızlık için seçime girmiyorsun.Zaten böyle bir talebinde yok. Federasyon duruşuna fazla geliyor. Seçime giriyorsan ve TBMM’ne gitmeye adaysan meclisin yapabileceği en önemli hizmet yeni bir anayasa değilse nedir? AKP veya diğer herhangi bir Türk siyasi partinin mevcut yasalarla siyaseti devam ettirmesi daha çok Kürtler için sıkıntı yaratacaktır. Yani eşitlikçi ve özgürlükçü yeni bir anayasaya herkesten çok Kürtlerin ihtiyacı vardır. Bundan dolayı Kürt siyasetinin Türkiye’de yeni bir anayasa hazırlamak isteyen siyasi kesimlerle yakın durması ve süreci onlarla yürütmeleri Kürtlerin lehinedir. Kürt siyaseti Kürtleri tatmin edecek bir anayasanın çıkarılması için engelleyici değil zorlayıcı olması gerekir. Ne yazık ki görünen bu değildir.

  

Kürt siyasetindeki en büyük sorun kitle gücünü elinde bulunduran siyasi parti olan BDP’nin iradesinin elinde olmamasıdır. Legal ve illegal Kürt siyaseti kişisel kaygılar yerine Kürtlerin toplumsal çıkarlarını öncelik seçmeliler. Diyebilirim ki Kürt siyaseti en sıkıntılı bir döneme girmektedir. Bu sıkıntıyı aşmak için diğer Kürt siyaset birimlerinin birbirlerinin desteğine ihtiyaçları vardır. BDP, HAK-PAR ve KADEP’in aralarında sağladıkları işbirliği protokolü bu bakımdan çok önemlidir. Ne var ki bu önemin korunması için partilerin kendi özgün duruşundan taviz vermemesi gerekir. Örneğin seçimlerde BDP dışından gösterilen Kürt adayların BDP dilini kullanmaları bu işbirliğinin anlamını ve önemini zedeler niteliktedir.

  

Kürt siyasetinin en büyük sıkıntılarından birisi tek sesliliktir. BDP’nin dışında  tek siyasi işlerliği olan HAK-PAR’ın özgün siyasi duruşunu bozmaması bu bakımdan çok önemlidir. Siyasi duruşu ile, söylemleri ile, siyaset tarzı ile farklı bir ses, farklı bir duruş göstermek Kürtlerin ihtiyacıdır. Farklılıklar korunmadan bir araya gelişin adı işbirliği değil, ilhak olur ki Kürtlerin buna ihtiyacı yoktur. İşbirliğinin öneminin korunmasının yolu, bir sorunun çözümünde farklı bakışların çözüm yolunu zenginleştirmesidir. İşbirliği, bir araya gelen partilerin her konuda ayni duruşu göstermeleri değildir. Örneğin BDP’nin sorunların ele alınmasında AKP’den uzak durması veya devletin politikaları yerine AKP kimliğini hedef alması HAK-PAR’ın tercihi değildir. Çünkü bütün eksik ve hatalarına rağmen Türk siyaseti içinde  kendince bir çözüm yolu arayan toplum desteğine sahip tek parti AKP’dir. Eksik ve hatalarını tartışmak ve “çözüm” için onunla pazarlık mesafesinde olmak lazımdır. Nitekim İmralı bunu yapıyor. İmralı devletle görüşürken kontrolün kendinde olmasını garantilemek için sivil siyasetin rol üstlenmesini istemiyor. İmralı’nın talepleri net olmadığı için BDP’nin de söylemlerinde tutarsız bir değişkenlik oluşuyor. ”Demokratik cumhuriyet”, ”demokratik özerklik” veya “demokratik ulus” kavramları toplum tarafından kavranılacak açıklıkta olmadığı gibi bunlarla hangi sorunların çözüleceğini ve hangisinin öncelik alacağını da kimse bilmiyor.

  

T.C.Devleti tarihinde ilk olarak yeni bir toplumsal sözleşme için Kürtlerin düşüncelerine başvurulacaktır. Kürtlerin  kendilerini de ifade edecek yeni bir toplumsal sözleşme söz konusudur.Bu sözleşme Kürt meselesinin çözümü yolunda önemli bir adım olacaktır ve ben buna ara çözüm diyorum. Kürdistan şehirlerinin 2/3 si henüz devletin ideolojik kontrolünde ise, Kürt siyasetinin buradaki Kürtleri geri siyasal entegrasyona hazırlayacak bir projeleri yoksa, kısa dönem için kesin bir çözüm beklemek hayalden de ötedir. İçinde yaşadığımız gerçeklikte hangi kazanımların elde edileceğinin ve hangi yanlışların bir daha geri alınamayacak kayıplara neden olacağının iyi hesaplanması zorunludur. Bağımsızlık şairiyle savaşa başlayıp “demokratik özerklik” de karar kılan mekanizma eğer benden bu kadar diyorsa bu demektir ki  süreç bu siyasi parti ile sonuçlandırılacaktır.Zira bunu değiştirecek başka örgütlü Kürt gücü yoktur.Bu zorunlu çerçeve içinde siyasetin boşluklarını doldurmak ve bu ara çözümü ileride hayal ettiğimiz kesin çözümün  yükselme basamağı haline getirmek Kürt siyasetçilerine düşen büyük görevdir. Kürt siyasetinde işbirliğinin ihtiyacı da buradan kaynaklanmaktadır. BDP ve DTK’nın Türkiye için önerdikleri 25 bölgeden oluşacak adem-i merkeziyetçi bir yönetim biçimi, sorunu sulandırmaktan başka bir şey değildir.Türkiye’nin kaç bölgeye ayrılmasını tartışmak bizim görevimiz değildir. Kürdistan bölgesinin kendini yönetecek bir formül üzerinde kafa yormamız lazımdır. Devletin ideolojik kontrolünde bulunan illerin geri siyasal entegrasyonu için de zamana ve doğru formüllere ihtiyacımız vardır.

  

Yeni bir anayasanın çerçevesinin şekillenmesi farklı ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçları ölçüsünde sıkı bir pazarlık sonucu gerçekleşir. Kürt milletvekillerin mecliste olmalarının anlamı bu yeni toplumsal sözleşmenin Kürtlerin istemine uygun şekillendirilmesidir. Türkiye siyaset manzarasına baktığımızda Kemalist çevrelerin,dini ve mezhebi çevrelerin,Türk milliyetçi çevrelerin ve  Kürtlerin yeni bir anayasa için ihtiyaçları birbirinden farklıdır. Her kesimin toplumsal gücü, ısrarı ve siyaset kabiliyeti oranında yeni bir toplumsal sözleşme şekillenecektir. Siyasetin temsil ettiği toplumsal katmanların istem ve arzuları bu süreçte karşı karşıya gelecektir.Dolayısıyla toplumların karşılaşması ihtimali büyüktür. Bu belki de cumhuriyet tarihindeki en gergin bir dönem olacaktır.Bu süreç yaşanacaktır.Bu süreci doğru ve akıllıca yönetmek hayati önemdedir. Yeni toplumsal sözleşme için halkın örgütsel gücüne,ihtiyacı oranında ısrarına ve ortak Kürt aklına ihtiyaç vardır.Eğer yeni süreçte güçlü bir Kürt işbirliğine ihtiyaç duyuyorsak devletle görüşecek komisyon, işbirliği yapan siyasi partilerden oluşmalıdır.Bununla birlikte bu süreçle ilgili söyleyecek düşüncesi olan her Kürt, kullanılabilir düşüncesini kullanılabilir ortama taşıyarak, küfür ve hakaret içermeden,dinlenilir bir yöntemle ortaya koyması lazımdır. Süreçte karşılığı olmayan ruhsal tatmine dönük büyük lafların ve yön gösterici değil, suçlayıcı anlatımların siyasete yararının olmayacağının bilinmesi lazımdır. 

 

02.07.2011

 

İbrahim Küreken

 

 

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
18/2/2013  Yeni bir siyaset anlayışına ihtiyaç vardır
9/1/2013  Öcalan ile Türk Devleti’nin anlaşmasının siyasi sonuçları
5/12/2012  "Türkiye, Irak Kürtlerinin hamisi olabilir mi? “
24/11/2012  Kürdistan’la yeni bir yüz yıla doğru
18/11/2012  Dünde kalmak
5/11/2012  Hak-Par için yeni bir süreç başlıyor
23/7/2012  Leyla Zana nasıl bir barış istiyor?
18/4/2012  Bölgedeki yeni dengelerde Kürdistan’ın geleceği
3/3/2012  Hak-Par Kürtlerin en önemli partisidir. Zarar vermeyin.
15/1/2012  Roboski’de insan parçaları
18/12/2011  Toplumsal mücadelede meşruluk sorunu (2)
2/12/2011  Eskiye ve geçmişe asılarak Kürtler özgürleştirilemez
24/8/2011  “Son kapışma”
20/7/2011  KURDO “yazık oldu bize”
3/7/2011  İşbirliğinin önemi ve süreci doğru kullanma
9/6/2011  Öksüz ve sahipsiz bıraktın bizi
4/5/2011  Kürtlerde Toplumsal dönüşüm kabiliyeti
29/4/2011  Düşüyoruz bir bir
23/4/2011  Sorumluluk
10/4/2011  Kürt aydınları ve siyaset algıları
17/3/2011  Kürt sorunu ‘kardeşlik’ söylemiyle değil ‘gönüllü birliktelik’le çözülür
1/2/2011  Doğru siyaset tarzını yakalamak üzerine
20/12/2010  Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi mi, özerk Kürdistan mı?
11/11/2010  “O bir kürt prensiydi”
6/10/2010  HAK-PAR kongreye giderken
20/8/2010  Değişime evet demek bir görevdir
13/8/2010  Referandum tartışmaları
21/7/2010  Kürt sorunu ve Türkiye’nin Ortadoğu’da denge siyaseti
30/4/2010  İyimserlik ve muhtemel yanılgılar
11/12/2009  Bir Kürdün “açılım” bitti diye sevinmesi talihsizliktir
18/11/2009  Ferit Uzun’un Katili Abdullah Öcalan’dır
7/9/2009  Hayallerimizden vazgeçmeden gerçekçi politikalar üretmeliyiz
18/8/2009  Değişim hareketleri ve Kürtlerde siyasi manzara
10/7/2009  Sürecin değerlendirmesi ve seçimler