DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


F.Ozcelik@gmx.net

Fadil Özçelik    

Alın parlamentonuzu başınıza çalın


26/6/2011

Türkiye ve Kürdıstan’da siyaset tekrardan gerilimli günler yaşıyor. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Hatip Dicle’nin milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin kararın düzeltilmesi için yapılan itirazı oybirliğiyle reddetti. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) bu duruma müdahale edilmezse, Kürd halkının 80 bine yakın oyuyla seçilen Hatip Dicle milletvekilliği yapamayacak.

Alınan karardan sonra zaten siyaset dünyasında depremlerin hiç durmadığı Kürdistan’da Kürd halkı hemen hemen hiç terketmediği sokaklara tekrar yığıldı ve kitlesel bir şekilde TC’nin bu alavere dalaverelerine teslim olmayacağını bir kez daha gösterdi.

Türkvari ayak oyunlarıyla Türk Devleti tarafından kendi profesyonel politikacılarından daha fazla politikleştirildi Kürd halkı. Geçmişte ve günümüzde Kürd halkı kadar politikleşen bir başka halk olmadı bu dünyada. Neredeyse her Kürd çocuğu, her Kürd kadını, her Kürd nine ve dedesi bir Kürt militanı oldu çıktı. Eski Fransa Başbakanlarından Georges Benjamin Clemenceau, „Savaş, askerlere bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir“ demişti.

Aslında siyaset de yalnızca politikacıların vicdanlarına bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir. Halkın siyaset üzerinde bir ağırlığı olmalıdır ki siyaset kurumunda kendisini temsil edenler yalnız kalmasın. Politikleşen Kürd halkı bu rolünü fazlasıyla icra ederek siyasetçilerine öyle ciddi yanlışlar yapma şansı tanımıyor. Artık çekinip de fazla kaybedecek pek bir şeyi bırakılmadığı için bütün korku zincirlerini de kırdı bu halk sayenizde ey büyük Türk Devletinin büyük yönetenleri. Belki de size müteşekkiriz bu konuda. Mahalle aralarında top peşinde koşuştururken, polis aracı geçtiği zaman oyunlarına ‘Polis aracını taşlama faslı’  veren Kürd çocukları sizin eseriniz. Kendinizle gurur duyabilirsiniz. Ve en önemli konulardan biri daha, asla yapamadığınızı bize yaptırttınız; kadınlarımızı bize kazandırttınız. Kadınlarımızı mutfaklardan çıkarıp sokaklara döktünüz ve onları bize öncü yaptınız. Sizin yardımlarınız olmadan biz, kendi başımıza beceremezdik bunu galiba. Görüyor musunuz kötülük yapayım derken biz Kürdlere ne iyilikler yaptığınızı. Görüyor musunuz, bizi yok etmeye çabalarken kendinizi nasıl bitirdiğinizi, batağa saplanıp çakıldığınızı. Buna kendi politikacıları da dahil olmak üzere, dürüst ve açık olmayan hiç bir gücün durduramayacağı, başedemeyeceği, hakından gelemeyeceği bir halk yarattınız bize.

AKP’si, CHP’si ve bilmem kimiyle TC’nin anlayamadığı ve göremedği tam da işte bu. Bu derde bir derman bulmaya niyetlenmedikleri sürece akıp giden zaman asla Kürd halkının aleyhine değil. Kürdler ister TC’nin meclisine girip bir çözüm bulmaya çalışırlarken devre dışı bırakılsınlar, ister meclis dışı kavgalarını sürdürürlerken engellensinler kaybeden, Kürdlerden çok TC’nin kendisi oluyor hep, daha da olacaktır. Mesela olacak, olabileceklerden birini merak ediyorlarsa Irak, Mısır, Tunus  ve Libya’ya baksınlar TC’nin akıladamları. Daha düne kadar sarmaş dolaş oldukları Beşar Esad’ın ne durumlara düştüğünü bir düşünsünler. Bundan on sene önce birileri kalkıp bu adamlara sonlarının böyle olacağını söyleseydi herhalde deli muamelesi görürdü.

Ya daha şimdiden birileri TC’ye, üç sene, beş sene, bilemedin on sene sonra böyle bir sona hazırlan diye uyarırsa, çok mu fazla ileri gitmiş olacak? Ve neden çizmeyi aşmış olsun ki?

“Dema mirina bizinê tê, diçe nanê şivên dixwe” deriz biz Kürdler. Ankara’yı tepesine göklerden bombaların yağdırıldığı bir gelecek mi bekliyor dersiniz?

Bu da sizin sayenizde oldu. Durumu öyle bir hale getirdiniz ki “Diz çökme” şansını da elinden aldınız. Ne demişti Dersim Generali Seyid Rıza hatırlayalım ve hatırlatalım, ”Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, Bu bana dert oldu. Siz de bana diz çöktüremediniz, bu da size dert olsun”.

Sen rahat uyu ey büyüğümüz, seni asanların yalan ve hileleri artık senin torunlarına sökmüyor. Senin derdin.artık onların derdi oldu.

Şimdiye kadar Kürdler düşündüler ne olacak bu halimiz (?) diye. Bundan sonra düşünme sırası TC’de.

Türk yargıçlarının, ‘Ey Kürdler, sizin kullandığınız oylar bize vız gelir tırıs gider’ diyen hakkımızdaki gıyabi kararından sonra, Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğununun milletvekilleri „alın parlamentonuzu başınıza çalın” dercesine TBMM’ne gitmeme kararı aldılar. İyi de ettiler.

Sözün hükmünü yitirdiği yerde kuraldır, dinsizin hakkından imansız gelir.

TBMM Kürdler için sadece taş yığınından ibaret bir bina ise, istenmiyorlarsa orada, dinlenmiyor ve kaale alınmıyorlarsa şayet, bu şanlı halk Amed’de kendilerine vekillik etmek için en rahat edecekleri en güzel binayı da inşa edecektir temsilcilerine. Yeterki kanıyla, canıyla, varlığıyla, kavgasıyla, çektiği acılarla, ve oylarıyla hizmetlerin en iyisini hak etmiş bu halkın yüzünü kara çıkarmasınlar. 

Ne güzel demişler büyüklerimiz, ‘Kurmê darê ne jı darê be, dar narize’ diye. Haramzadeler talan ettikleri bütün ülkelerde hep bundan medet ummadılar mı?

12 Haziran seçimlerinde bu arzuları da bir ölçüde kursaklarında kaldı. Seçim mühendisliğindeki ustalığı tebrik edip gözönünde bulundurmak şartıyla halk da, 20 cıvarında olan milletvekili sayısını 36ya çıkararak yanıtladı birlikteliği..Bu yaratılan ve encamı da alınan birlikte hareket etmek genişleyerek sürmeli.

Sonbahar`da kurtarılmış topraklarda yapılacak Kürd-Kürdistan konferansından Kürd halkının yek vücut çıkacağına olan inancımız da tamdır.

Nede olsa biz de her millet gibi bir milletiz ve her millet gibi bir ülkeye sahibiz.

Biz Kürdler, zazası, kurmancı ve soranisi, müslüman, sunni, alevi, ezidi, hristiyan ve yahudisi, sağcısı, solcusu ve liberali ile bir milletiz. Bir ağacın aynı dallarıyız. Politikamiz da elbette agacın tek tek dallarını değil de bütün gövdesini koruma ve büyütmeye yönelik olacaktır haliyle. Bu sağcıdır, bu solcu; bu ilericidir, bu gerici; bu ağa bey, bu işçi köylü demekle ulusal bir kavga verilmez, verilirse de adı ulusal olmaz ve herkesten destek al(a)maz. Bu anlamda yeri gelmişken Kürdlerin çatı partisi meselesini bir daha gözden geçirmeleri gerekiyor. Dimyada pirince giderken evdeki bulgurdan olma ihtimali çok yüksek bir proje gibi görünüyor. Kürd ve Kürdistan sorununun çözümünden yana, demokratik bir Türkiye mücadelesi veren güçlerle ittifak yapmak bizim neyimize yetmiyor ki? Üzerine balıklama atılmadan önce çatı partisi Kürdlere ne kazandıracak ve Kürdlerden ne götürecek muhasebesi derli toplu bir şekilde yapılmalıdır.

Birliktelik, bir olmak ve tek ses vermek farklılıkları yok saymakla değil, farklılıkların varlıklarını öne çıkararak aynı potada bir araya getirmekle oluyor. Bu arada süryani Erol Dora’nın aday gösterilip seçilmesi son derece yerinde bir tutum oldu. Bize de Dora’ya halkını en iyi temsil etmesini dilemek düşer.

Sanırım 36 tane milletvekilimiz arasında ezidi yok. Oysa o Kürd ezidiler ki, tıpkı diğer tüm müslüman olmayan halklar gibi, Lozan antlaşmasının 40. maddesine göre öğretim ve eğitim kurumları kurup kendi ana dillerini kullanmak haklarına sahiptir. Sanırım ezidi bir milletvekilinin Türk Parlamentosunda anadilde eğitim için yapabileceği çok şey vardı. Aklıma takılıyor, acaba TC bu nedenle mi ezidilere yaşadığı toprakları yaşanmaz hale getirdi ve ülkeyi terketmeye zorladı? Şayet giderlerse TBMM’ye milletvekillerimizin ezidilerin tekrar topraklarına dönmeleri için yapabilecekleri bir şey yok mu?

Bundan sonra ihmal ettiğimiz herkese karşı daha hassas ve hakkaniyetli bir zihniyet ve tavırla milletleşme sürecine katkı yapacak bir politika bizi daha da güçlendirecektir.

Güç sahibi olduğun oranda masa başında söz sahibisindir.

Bütün çaba ve enerjimizi halkımızın farklı kesimlerini bizzat kendilerinin ifade edebileceği bir ortamın yaratılmasına harcamamız gerçekçidir. Bunun dışındaki her fikir ve davranışta bir bit yeniği aramak Kürd halkının hakkıdır.

Türk Devleti, Hatip Dicle nezdinde Kürdlerin sabır, tahammül ve tepkisini sınıyor. Mesele bir parlamenterin eksik veya fazla olması meselesi, yasa-masa meselesi değildir. Zaten hukuku olmayan ülkenin yasaları, bizi parlamentoya taşıyıp birlikte makul bir çözüm arayıp bulmak için değil, kodeslerinde tutmak içindir. Elini kaptırmaya müsait olduğunu sezdiği an Kürd halkının kolunu koparacaktır. Bugün Hatip Dicle, yarın sen, ben ve hepimiz. Hatip Dicle Türk Devletine teslim edilmemelidir. Üyelerinin büyük çoğunluğunun misyonu devletin derin kuytularında alınan kararlara el kaldırıp indirmekle sınırlı olan parlamentolarını alsınlar başlarına çalsınlar.

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
9/9/2012  Kurdistan 30em welatê mezin ê cîhanê ye
25/8/2012  Bir Kureyşli müşrik olarak AKP
2/8/2012  „Yek e yek e yek e, Gelê kurd yek e“
5/7/2012  ‘Onları yenmemiz gerekmiyor, sadece savaşacağız’
17/11/2011  Türk Ordusunun Kürd halkına yenilmesi ve teslim olmasıyla mesele çözülür
26/10/2011  ATV Kürdıstan’dan kovulmalıdır
10/10/2011  Ağla Erdoğan ağla, ağlamak güzeldır
31/8/2011  Viva Zapata û li Kurdistanê lêdana rojnamevanekî
20/8/2011  Seferberlik zamanı
26/6/2011  Alın parlamentonuzu başınıza çalın
13/6/2011  Yeni bir anayasa yaparken TBMM Irak Kürdıstan’ı Anayasası’ndan faydalanmalıdır
9/6/2011  Kazlar
25/4/2011  Subcomandante Marcos`a kulak vermenin ve anlamanın tam zamanıdır
28/12/2010  Erdoğan mı Ingiliz Gandhi Kemal mı?
4/12/2009  Ji bo Mesûd Barzanî serokê Kurdistanê re nameyeke vekirî
30/6/2009  Şayet Amerika emperyalist ise....