DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


cemal_hevdem@hotmail.com

Cemal Özçelik    

Seçim sonuçları kolonyal sisteme vurulmuş bir darbedir


14/6/2011

Millet vekili sayısının 22’den 36’ya çıkartılması büyük bir başarı.

Bu, halkımızın ve onun siyasal yapılanmalarının bir başarısıdır.

Sevinmeyi, zılgıtlar eşliğinde halaylar çekmeyi haketmişlerdir.

Birlik ve ittifakın önemi pratikte bir kez daha kanıtlandı.

Bir çok Kürt siyasal ve demokratik çevresinin karşılık beklemeden Bağımsız adaylara destek vermeleri ise alkışlanmaya değer bir tutum.

Hala akp ve chp’den medet umup ulsal ve demokratik çevrelere cephe alanları ise halkımızın vijdanına havale etmek gerek.

 

****

Sanırım en çok,’’şimdi mecliste ne olacak’’ sorusu gündemde.

Benim yanıtım şu: HİÇ BİR ŞEY OLMAYACAK!

Öyleyse bunca yapılan boşunamıydı?

Tabii ki değil.

Yapılanların neden boşuna olmadığını açıklamadan önce, neden meclisten bir şey çıkmayacağını belirteyim:

Şimdiye kadar meclisten bir çözümün çıkmayışı, Kürtlerin, demokratların orada olmayışı, veya az sayıda oluşlarıyla ilintili değildi. Tersine devlet ve onun partileri çözümden yana olmadıkları içindi.

Bu siyasette herhangi bir değişiklik belirtisi de yoktur.

Bu yüzden meclisten Kürt sorunu konusunda çözüm beklememek gerek.

Anayasal çözüm diye bir şey de olmayacak.

Bu bağlamda seçimlere ’’çözüm’’ misyonunun yüklenilmesi, handikapların en büyüğü olur.

Yapılacak  anayasa değişikliği, 12 Eylül referandumuna sunulan cinsten olur ancak.

Şimdiden boykota hazırlanalım(!)

 

****

Mecliste yer almak, çözüm sürecinin gelişmesinde bir baskı unsuru olmak, hayati bir önem taşır. Ancak baskı unsuru olmak ile çözümün kendisini karıştırmamak gerek.

Devletin çözmeye niyeti olsaydı, Kürtlerin ille de seçimlerde başarı kazanmalarına da gerek yoktur. Eğer bunca akan kandan ders çıkartmamışsa, hangi sayıyla meclise girersen gir, bir çözüm gücü olamazsın.

Bu, devlette hiç bir değişikliğin olmadığı, yasalarda her hangi bir revizyona gidilmeyeceği anlamına gelmez. Ama Kürt sorununun çözümü başka bir şeydir.

Bana göre hangi kapsam ve biçimde olursa olsun, bu sorunun asgari düzlemde çözümü, Kürt halkının öz yönetim hakkının tesisiyle hayata geçebilir.

 

****

Başta akp hükümeti omak üzere, tüm devlet partileri meclisteki millet vekillerimizi boşa çıkartmak için ellerinden geleni yapacaklardır.

Adeta, hangi yollardan, hangi sayıda gelirseniz gelin, biz yine sizi eli boş geri göndermesini biliriz politikasını geliştireceklerdir.

Sadece meclis çatısı altında değil, hayatın tüm alanlarında bu seçimin rövanşını almak isteyecek, direk veya dolaylı saldırılara geçeceklerdir.

Bunları bir müneccim öngörüsüyle yazmıyorum, uygulamalar ’’eşyanın tabiatına’’ uygun düştüğü içindir.

Normal burjuva demokratik bir ülkede böylesi bir seçim sonucu ortaya çıksaydı, halkın iradesine saygı gösterilir, ona uygun gerekli yasal düzenlemere gidilirdi.

En basitinden baraj sisteminin kaldırılması beklenirdi.

Ama Türkiye’de işler tersine gelişiyor: Halkımız başarı sağladıkça, anti demokratik uygulamaların dozajında da artış ve sertleşme gündeme geliyor.

 

****

Sayımızın 36’ya çıkması, sadece meclisteki sözel ve fiziksel kavgada bize matematiksel bir avantaj sağlar. Sosyal puanımızı artırır.

Mecliste konuşmak, kendi kitlen içinde ajitasyon çekmeye, alkışlanmaya benzemez.

Televizyonlardaki serbest kürsülere de benzemez. Dişe diş bir mücadele gerektirir.

Meclisin siyasal çözüm yeri olduğunu düşünüp ‚’’entelektüel’’ bir temsile ağırlık verme yaklaşımını biraz gözden geçirmek gerek.

Saldırılara karşı her türlü mücadele ve gavgaya yatkın insanları da işin içine katmakta yarar vardır(!)

Entellektüelinden çobanına dek tüm halk katmanlarından insanları meclise taşımaklı bence.

Ancak bu şekilde baskı unsuru olma rolü yerine getirilebilir.

Baskı unsuru olmanın bir diğer yolu da, alternatifler yaratmaktır.

’’Hangi sayıya ulaşırsanız ulaşın, biz sizi yine de kaale almayız’’ dediklerinde,

’’Bu meclis bizim tek seçeneğimiz değildir’’ demesini bilmen gerek.

Eğer alternatif siyasal çözüm organları oluşturamazsan, hiç kimse sözüne değer vermez.

Şimdiye kadarki ’’alternatif çıkış’’ şöyleydi: ’’Adım atmazsanız kıyamet kopar’’!

Bunun belli oranda etkili olduğu aşikar, ancak en etkili alternatifin yeni kurumsal yapılar geliştirmek olduğunu, diğer halkların mücadele tarihlerinden biliyoruz.

 

****

Meclis çözüm yeri değilse, peki çözümü nerede arayacağız?

Çözüm sende, bende, bizde. Halkımızın bilinçlendirilip örgütlendirilmesinde, onların devlet partilerinin etki alanından kurtarılmalarında.

Bu hamur daha çok su çeker. Mücadele uzun erimli.

Ama depremin ayak seslerini, doğan Güneşin ışınlarını duyamayacak kadar sağır, göremeyecek kadar kör olanlara inat, alternatif yaratma mücadelesine devam demekten başka da yol yoktur.

Yüzyılların, binyılların sorununu bir çırpıda çözme kolaycılığına kaçmamak gerek.

Ancak çözümün olmaması, ilerlemenin sağlanmadığı anlamına da gelmez.

Adım adım kendi kendimizi yönetecek mevzileri kazanmaya devam demeliyiz.

İki yıl sonra yine belediye seçimleri olacak. Sayıyı katlarsak, öz yönetim mevzileri daha bir güçlenir, halkımızın kendi gücüne güveni artar.

 

****

Halkımızın çeşitli alanlardaki örgütlenme ve mücadele çalışması devam ediyor,

ihtiyaç duyulan şey, her koşulda gerekli ulusal politikaların tespitinde görev alacak bir ’’kongre meclisi’’nin oluşturulmasıdır.

Yani görevi yasama veya yürütme değil, politik üretim olacak bir meclise ihtiyaç vardır.

Bu, zamanla geliştirilerek bir yerel meclise, yani iktidar organına dönüştürülebilir.

Birden bire yasama, yürütme işlevli bir meclis oluşturmanın zemini yeterince olgunlaşmış değil bana göre.

Çünkü erk olabilmek için, karar vermek yetmez, onu hayata geçirecek organların da yaratılması ve fiilen kabul ettirilmesi gerekmektedir. Aksi taktirde kolluk gücüne dayanmayan bir meclis işlevini yerine getiremez.

Türk meclisinin boykot edilerek alternatif meclisin bugünden kurulması fikrine bu açıdan itirazım oldu. Bunlar şu aşamada bizim için birbirlerine karşıt değil, birbirlerini tamamlayan, bizim aynı anda yararlanacağımız değişik alternatiflerimizdirler.

 

****

Peki niçin hala seçimlere ve parlamentoya girme çabasına devam ediyoruz, bunun yararı ne?

İlk elden akla gelenleri sıralamak mümkün:

Seçimler hala yığınlar için önem arz etmekte ve umut olmaya devam etmektedir.

Egemen güçler seçimler aracılığıyla iktidarlarını meşrulaştırmakta, kendilerini halklarımızın temsilcisi olarak sıfatlandırmaktadırlar.

Temsili demokrasi tüm dünyada geçer akçe olyı sürdürmektedir.

Bizim açımızdansa, seçim aracılığıyla örgütlenmek, yığınları bilinçlendirmek daha kolay olmaktadır. Aynı zamanda mevcut egemenlik sisteminin kolonyal yapısını teşir etmeye, dayandığı zemini adım adım kaydırmaya yaramaktadır.

Bu ve buna benzer sebeplerden ötürü seçimlere girmeye, olanaklarından yararlanmaya devam etmek gerek.

Egemen güçlerin hazır olup olmadıklarına bakmaksızın çözümü de dayatmak gerek.

Bu şekilde onların maskesini düşürüp gerçek yüzlerini deşifre etme imkanı doğar.

 

****

Türk devletini esas korkutan meclisteki vekiller değil, Kürt halkındaki, Kürdistan’daki değişimdir.

Milyonlarca insanımız kendi bayraklarının renklerinde bir çiçek tarlası gibi bir araya gelip, boyun eğmeyeceğinin, ulusal haklarını elde edene dek mücadeleye devam edeceğinin mesajını veriyor.

Kolonyal egemenlik, boyunduruk alanının santim santim daraldığını hissetmesidir. Budur onları esas korkutan.

Onlar Kürdistan’ı küçük bir adada hapsedip yudum yudum boğalım derken, Kürdistan onların nefessiz kalıp boğuldukları bir denize dönüşüyor.

 

Cemal Özçelik

14.06.2011

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
06/3/2013  İmaj savaşı üzerinden sürdürülen İmralı barış süreci
11/2/2013  Kürd halkı çözümü kendinde bulmalı
13/1/2013  Türkiye Örtülü Operasyonlar Cumhuriyeti
28/12/2012  Roboski Güneşi Sömürgen’in Ampulünü Söndürdü
17/12/2012  Suriye’deki gelişmeler Güneybatı Kürdistan’ı nasıl etkiler?
22/11/2012  Açlık grevleri ve yarattıkları sonuçlar
17/11/2012  Demokrasilerde açlık grevi olmazmış(!)
4/11/2012  Aysel Tuğluk’un Gözyaşları ve Yedi Başlı Ejderha
26/10/2012  Bu seferki grevler çaresizlikten değil
23/9/2012  Yenilmezliğin sırrı Kürt toplumundaki dönüşümdedir
1/9/2012  Çok başarı değil; az hata, karşıtlık değil; ulusal birlik zafere götürür
19/8/2012  Dert veren Mevla, dermanını da verir
6/8/2012  Kesintisiz operasyona karşı kesintisiz vuruş
28/7/2012  Bizi gücümüzden utandırıp yenmelerine izin vermeyeceğiz
14/7/2012  Öcalan’la görüşme mi, izolasyonla kıvama getirme girişimleri mi?
5/7/2012  Ne savunduğundan çok, hangi zeminde durduğun önemli
13/5/2012  Ulusal kongre üzerine
15/4/2012  Diplomatik Aktivizm, Askeri Hazırlık
29/3/2012  Yumruğa en iyi yanıt, ‘’Türk’’ten vaz geçmektir
21/3/2012  Newroz Anayasası
3/3/2012  Bu bahar dağa çıkacağım..
17/2/2012  Operasyonlar ve Konseptlerin İflası
8/2/2012  Dem dema yekîtiyê ye
1/2/2012  Tam da Çözülecekken;…
24/1/2012  Sevsen de Terk Edeceksin, Sevmesen de..
15/1/2012  Ben Leyla Zana’yı farklı okudum
9/1/2012  Klikler Savaşı ve İlahi Adalet
1/1/2012  Uludere Katliamı YAŞ Kararlarının Ürünü mü Acaba?
18/12/2011  Ordudaki dizaynla Kürdistan’ımız hedef tahtasına dönüştürüldü
20/11/2011  Dünün Mustafa, İsmet, Fevzi’si; Bugünün Abdullah, Tayyip, Necdet’idirler
10/11/2011  Türk devletinin kurduğu çapraz tuzak
1/11/2011  Kimyasal Necdet
25/10/2011  Belki de Müge Anlı Kürtlere doğru yolu gösteriyordur
7/10/2011  Barış için savaşa hazır olmak
15/9/2011  Kürt Sorunu ve MİT Sözcüsünün ‘’Devrimci’’ Çözümlemeleri
3/9/2011  Mevsim Değişir, Dien Bien Phu Olur
20/8/2011  Sözümüzün hiç tükenmediği yerdeyiz
6/8/2011  CHP devletinden AKP devletine
26/7/2011  Krizin Kod Adı 330
26/6/2011  Hatip Dicle’nin Rövanşını Belediye Seçimlerinde Almalıyız
14/6/2011  Seçim sonuçları kolonyal sisteme vurulmuş bir darbedir
9/5/2011  Ayla Akat
1/5/2011  Hilweşandina sîstema dagirker nêz dibe..
19/4/2011  Seçimlerden çekilmek çare değil
10/4/2011  Sevindirici, ama buruk bir başlangıç
24/3/2011  Sebahat Tuncel’in Tokadı
11/3/2011  Sakıncasız Kürd
2/3/2011  Devrimler bize yaramadı
19/2/2011  Şivan Perwer Türk Devletini Afetmemeli
13/2/2011  Devrimler bize yaramadı
21/11/2010  Barajı aşmak kararlılık ve bağımsız tutum ister
28/10/2010  Örnek bir olay, örnek olmayan davranış
12/10/2010  Aydın sorumluluğu ve sorumlu aydın
14/9/2010  İki Referandum, İki Sonuç
4/9/2010  Toplumsal Hafızayı Silmek, Sömürgeci Bir Politika
25/8/2010  „Yetmez Ama, Evet!’’ diyorum
4/8/2010  12 Eylül Faşizmi ve 12 Eylül Referandumu
23/6/2010  Yabancısınız!
5/6/2010  Sevahir Bayındır İçin
11/5/2010  Baykal’ı neden gönderdiler?
22/12/2009  Devlet Kendi Kurduğu Kapana mı Düştü?
13/12/2009  DTP’nin Kapatılması Kürtleri Barajlama Siyasetinin Devamıdır
6/12/2009  Devletin ´Milli Açılımı´ İflas Etti
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
18/10/2009  Genelkurmay açılımı çetin bir sinavda grupların dönüşü provokatif bir yaklaşım
17/10/2009  Genelkurmay Açılımı Çetin Bir Sınavda
5/9/2009  ´Demokratik Açılım´ hakkında birkaç tespit
20/7/2009  ’’Sivil Generaller’’ Değişiyor, Bakalım Askeri Generaller de Değişecekler mi?
23/6/2009  Kürt Meselesinin Çözümsüzlüğü