DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


osmanaydin@gmx.de

Osman Aydin    

Ziya Avcı´nın Kitabı Üzerine...


15/5/2011

Ziya Avcı'nın, „Bîranîn û Şahîdiya Hinek Bûyeran“ isimli anılarını va tanıklıklarını anlattığı kitabını zevkle okudum. Kitabı basıldığının ertesi günü okudum. O zaman İstanbul'daydım, meğer Ziya da ordaymış, bilmiyordum, onun için teşekkürlerimi şimdi sunuyorum. Kürt tarih yazımı ne yazık ki çok geri konumda, çünkü tarihçilerimiz heniz yetişmemiş. Sadece tarihle amatörce ilgilenen meraklı bir kesim var. Onların çalışmalarını kesinlikle küçümsemiyorum ama bizim tarihçiye ihtiyacımız var. Tarih bilinci bu denli dumura uğratılmış bir ulusun, geçmişini ileriye taşıması son derece önemli ve değerlidir. Bu tür anılar ilerde tarihçilerimiz için çok önemli belgeler ve bilgiler olacaktır. Ziya Avcı'nın eline sağlık.

 

Kitabın bazı bölümlerinde benimle ilgili olaylar anlatılırken, düzeltilmeye muhtaç bazı hususların bulunması, bu düzeltmeyi, yapma ve doğruların ileriye taşınması borcu altında olduğumu hissettiğim için yazıyorum. Bu düzeltmeleri kitabın konu sırasına göre yapacağım.

 

1 - Kitabın 99. sahifesinde „Çûna Ji bo Civîna Ku Dê Li Stenbolê Bihatîya Kirin“ ara başlığıyla başlayan bölümde, İstanbul'da  yapılacak bir toplantı için Melle Abdullah bana gönderildiği, ancak ona bu toptının iptal edildiğini söylediğm belrtilmektedir.

 

Mela Ebdullah'ın bana geldiğini hatırlıyorum. Ancak o güne kadar ismini bilmeme rağmen kendisini şahsen tanımamıştım. Bana Partinin eski bir parolasını söyledi ve kendisini tanıtıp, İstanbul'daki toplantının ne zaman ve nerede yapılacağı hususunu sordu. Ben de böyle bir toplantıdan haberim olmadığını söyledim. Sonra o geri gitti. Olay bu. İstanbul'da bir toplantının olacağını ve benim de bu toplantıya davet edildiğimi gerçekten bilmiyordum. Böyle bir bilgi bana hiçbir zaman ulaştırılmadı. Zaten Ziya Avcı da anlatımının devamında zımni olarak benim  söylediklerimi doğrulamaktadır.

 

2 - Kitabın 106. sahifesinde „Civîna Wanê“ ara başlıklı bölümde, benim Van Toplantısı için çağırıldığım halde gelmediğim yazılmaktadır.

 

Ben 1974 yılının sonunda askerden terhis oldum. Bu arada 1974 Affı nedeniyle yurt dışında ve cezaevindeki arkadaşlar da evlerine dönmüşlerdi. 1975 yılının  başlarında ben, Ömer Çetin, Ahmet Okçuoğlu, Ahmet Karlı ve Necmettin Büyükkaya Diyarbakır'da bir araya geldik. T-KDP yi yeniden canlandırmak veya yeni bir parti kurmak konusunda görüş alış verişinde bulunduk. Bu tartışmalar sırasında ben ve rahmetli Necmettin Büyükkaya birbirimize ters düştük. Bu toplantıda yeni bir parti kurma fikri ağırlıktaydı. Tekrar toplanmak üzere dağıldık. Bundan sonra Ziya Avcı'nın bahsettiği Van Toplantısı gerçekleşmiş. Van Toplantısı için kesinlikle kimse bana haber vermedi ve başka kanallardan da böyle bir toplantı bilgisi edinmedim. Bu nedenle Van Toplantısına katılmam mümkün olmadı.

 

3 - Kitabın 125. sahifesinde „Cara Sisîyan Firehkirina KM“ ara başlıklı bölümün kanımca yeniden yazılması gerekir. Çünkü burada düzeltilmeye muhtaç fazlaca şey var.

 

a) Dr. Şıvan'ın (Sait Kırmızıtoprak) öncülüğünde, Partîye Demoqrata Kurdistan Li Türkiyê (Türkiyede Kürdistan Demokrat Partisi) ismiyle 29 Haziran 1970 te kurulan partinin kurucuları 17 kişi değil 14 kişidir. (Dr. Şıvan, Hikmet Buluttekin, Hasan Yıkmış, Nazmi Balkaş, Dr. Faik Savaş, Musa Anter, Hüseyin Saltık, Ziya Acar, Mehmet Emin Bozarslan, Abdulkerim Ceyhan, Yılmaz Çamlıbel, Remzi Kartal, Hıdır Kurum, Osman Aydın) Kuruluş toplantısında askerde olduğu için Hasan Yıkmış bulunamamıştı. Kurucuların isimleri üzerinde daha önce bir mutabakat sağlanmıştı. Ancak DR. Şıvan toplantı yerine beraberinde Hıdır Kurum'u da getirmişti. Mutabakata aykırı olduğu gerekçesiyle itiraz oldu. Bu nedenle toplantıya Hıdır Kurum alınmadı, ancak toplantıda Hıdır Kurum'un kurucu ve MK üyesi olarak kabulüne karar verildi. Merkez Komitesinin 22 Temmuz 1970 tarihnde gerçekleşen ikinci toplantısından sonra MK dan ayrılanlar oldu. Ömer Çetin'in  doğrudan MK ya alınmasını ben önerdim ve 3. MK toplantısına MK üyesi sıfatıyla aramıza katıldı.

 

b) T-KDP nin feshedilmesi sözkonusu değildir. Böyle bir kararı ne ben ne de bir başkası vermiştir. Çünkü böyle bir karar yoktur. Dr. Şıvan ve arkadaşlarının Güney Kürdistan'da tutuklanmaları üzerine ülkede bulunan MK üyeleri (Ben, Hüseyin Saltık, Remzi Kartal) biraraya gelerek ne yapabileceğimiz konsunu tartışmak üzere Temmuz 1971 de Van'da biraraya geldik. Geç toplanmamazın nedeni, ben tutukluydum ve Temmuz da bırakıldım. Üç kişiyle karar almamızın zaafiyetini düşünerek ilaveten Dr. Şıvan'a bağlı Herekol Bölgesinden isimini şimdi de bilmediğim bir arakadaşı (kod adıyla tanıyordum) ve Hakkari'den Hafız Togan'ı da bu toplantıya MK üyesi sıfatıyla davet ettik. Burada iki karar alında. Birincisi Dr. Şıvan ve arkadaşlarını kurtarmak için girişimlerde bulunmak. Bunun için ben ve Hafız Togan görevlendirildik. İkincisi MK üyelerinin çoğunluğu biraraya gelinceye kadar Partinin faaliyetlerinin geçici olarak durdurulması. Gerçi girişimlerimiz arakdaşlarımızı kurtarmaya yetmedi. Ekim ayında ben tekrar tutuklandım ve daha sonra da askere gönderildim. Bu nedenle Parti çalışmaları ile ilgim elimde olmayan nedenlerle kesildi. Diğer arkadaşlar da herhangi bir çalışmada bulunmadılar. Parti böylece doğal ölüm yaşadı.

 

c)            Net biçimde belirttiğim gibi Partinin feshi konusunda herhangi bir kişnin veya parti biriminin kararı yoktur. Rahmetli Orhan Kotan ile hayatımda hiç yüz yüze gelmedim. Kendisi hakkında çok şey biliyorum. Onun da benim hakkımda bildikleri vardı mutlaka. Bu bilgilerin bütününün gıyabi olduğunu belirtmek isterim. Bu bakımdan Orhan Kotan  ile ne yüz yüze geldik, ne onun parti üyesi olduğunu o zaman biliyordum ve ne de Partinin feshi konosunda aramızda bir konuşma veya yazışma olmuştur. Bu kurgunun nedenini bilmiyorum ve neden kurgulandığını da merak ediyorum. Kod adı Dilşêr olan kişinin gerçek kimliğini bilseydim o hususu da açıklığa kavuştururdum.

 

d)            Benim KİP e katılmam konusunda da bazı düzeltmeler gerekir. Parti MK ne alınmam için ne Ömer Çetin'e ne de bir başkasına başvurum veya istek iletmem sözkonsu değildir. Ancak 1977 yılında ND bana gelerek Ömer Çetin'in selamlarını ve birlikte çalışma önerisini iletti. Ben de düşünce olarak size yakın biriyim ve geçmişte birlikte çalıştığım bazı arkadaşlarım hala bu çalışmanın içinde, ayrıca geçmişte emeklerimin olduğunu bu nedenle birlikte çalışmaya hazır olduğumu fakat herhangi bir partili gibi katılmak istemediğimi, doğrudan MK üyesi olarak aranıza katılmak isteğimi ND ye anlattım. Bir süre sora da Partinin MK toplantısına MK üyesi oarak davet edildim. Olay budur.

 

4 - Kitabın 163. sahifesinin ilk paragrafında, temmuz 1980 MK toplantısına benim katılmadığım  belirtilmektedir. Doğrudur o toplantıya katılmadım. Katılamazdım çünkü o tarihte Elazığ'da tutukluydum. Ağustos ayında serbest bırakıldığımda Diyarbakır'a geldim ve MK üyelerinin çoğunluğuyla bir araya gelip bazı serzenişlerimi dile getirdim. MK üyesi olarak tutuklanıyorum ve bu durum MK ya bildiriliyor  ama  hiçbir MK veya parti üyesi bu tutuklanmamla ilgilenmiyor. Benim tutuklanmam Parti faaliyetlerimle igili değildi ama olabilirdi de. Bir parti bu noktada hasassiyet göstermiyorsa bu derin bir güven bunalımına neden olur. Parti yetkililerinin bu husustaki aymazlığı benim parti çalışmalarını ciddi biçimde sorgulamama neden oldu ve haklıydım. Bir iki hafta sonra da 12 Eylül darbesi oldu ve bilinen gelişmelere tanık olduk. Ondan sonra Partinin bölünme süreci başladı ve ben 1982 de tekrar tutuklanıncaya kadar hiçbir MK toplantısına katılmadım. Ben Partiden ne istifa ettim ne de ihraç edildim.

 

5 – Kitabın 150. sahifesinin ikinci paragrafında belirtilen bir hususu da düzeltmek istiyorum. Bu gerçi çok önemli değil ancak olayların kronolojik seyri açısından belirtmekte yarar var. Bizim İran'da Ohesin Köyünde Cihangir'in evinde Simko'nun oğlu Tahirxan ile görüşmemiz, Mahabad dönüşü değil, Mahabad'a gidierken gerçekleşti.

 

Belki Sevgili Ziya kitabının sonraki baskılarında veya bir başka vesile ile bu düzeltmeleri,  tarihe doğru bilgi aktarmak adına değerlendirir diye yapıyorum. Böyle bir kitabı Kürtlerin bilgisine sunmakla Ziya Avcı değerli bir katkıda bulunmuştur, tekrar teşekkür ederim.

 

Saygılarımla.

 

Osman Aydın

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
6/4/2016  Yıkıcılık
6/5/2012  Kürt Milliyetçiliği ve Şeyh Ubeydullah
10/2/2012  Bülent Arınç´a açık mektup
23/12/2011  Dersim ‘İsyanı‘
1/11/2011  Kürdistan’ın ve Kürt ulusunun parçalanmışlığı
17/6/2011  Pervin Cemil
15/5/2011  Ziya Avcı´nın Kitabı Üzerine...
28/8/2009  Edward M. Kennedy ve bir belge
31/7/2009  “Kürt açilimi“ ne demek?
10/7/2009  Kuzey Kürdistan´da demografik değişim