DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


brahimk30@gmail.com

Ibrahim Küreken    

Sorumluluk


23/4/2011

Yeni bir sürece doğru yol almaktayız. 12 Haziran 2011 seçimlerinden sonra  Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk olarak sivil siyasetin yeni bir anayasa hazırlayacağı ihtimali ve şansı önümüzde duruyor. Düşünülen bu yeni anayasanın Kürt taleplerini karşılaması ve Kürtleri tatmin etmesi için Kürt cephesinin birlik ve güçlü tutulması birinci önceliğimiz olmak zorundadır.

 

Kürt halkının ulusal haklarının elde edilmesi, karşıt siyasi yapıların bir araya gelme kabiliyeti göstermeleri ve ortak payda bulmaları ile mümkündür. Bir toplumun siyasi partilerinin, ortak talepler etrafında yakınlaşması ve birbirlerini etkileyecek mesafede olmaları  doğruların yer bulmasının güvencesidir. Nitekim en etkili Kürt siyasi hareketinin demokratik cumhuriyetle sınırlandırılan taleplerinin kolektif hakları ifade edecek konuma yükseltilmesinde diğer Kürt siyasi yapıların etkisi inkar edilmemelidir.

 

Kürt siyaset alanının tek seslilikten çıkartılması ve otoriter siyaset yapısını alternatifsiz bırakmama ve çok sesliliğe dönüştürme görevinin yaşamsal önemini dostlarımız ve destekçilerimizin bizlere hatırlatması bizi sevindirse bile vazgeçilmez görevimiz olarak sürekli bilincimizdedir. Ancak bu dostlarımızın telaşına gerek yoktur. Sorumluluğunu taşıdığımız partimizin ve tarihi görevimizin farkındayız. Ne feda ettiğimiz bir ilkemiz ne de sattığımız değerler vardır. Bizleri uyaran dostlarımız kadar sorumluluğumuzu biliyoruz ve tecrübelerimiz vardır. Ne var ki siyaset kabiliyetimiz, savunduğumuz doğrularla değil, kitle üzerindeki etkimiz ve elimizdeki imkanlar kadardır. Bazı eksiklerimizin ortaya çıkması, iç yapımızla ilgili olduğu kadar, toplumdan aldığımız destekle de ilgilidir. Sadece fedakarlık gerektiren, başka da kişisel bir getirisi gözükmeyen HAK-PAR gibi partilerde çalışmak isteyenlerin sayısı fazla değildir. Bütün imkansızlıklara ve sıkıntılara rağmen, hep kendinden veren mevcut yöneticilerin çabaları tek başına yetmiyorsa ve toplumda beklenen karşılık hızlı gelişmiyorsa, yöneticiler kadar, sorumluluğun bir kısmı da kendilerini kenara çeken ve bizleri acımasızca eleştiren insanlarındır.

  

Bir gerçek de, Kuzey Kürdistan siyasi partilerinden kendi içinde hesaplaşabilen ve taraftarlarına yaptıklarının hesabını veren, demokratik yapıdaki tek parti HAK-PAR’dır. Sanırım Kürt siyasetini tanıyan aklı başında hiç kimsenin buna itirazı olmaz. Yaşadığımız seçim sürecinde gerek parti kadrolarından gerekse taraftarlarımızdan gelecek eleştiri ve uyarılar doğrultusunda hesap vermekten çekinmeyen bir yapımız vardır. Önümüzdeki süreçte bölgede bir dizi toplantılar yapılmalıdır. Toplantılardan çıkacak sonuçlar doğrultusunda gerekeni yapacağımız konusunda kimsenin şüphesi olmamalıdır. İletişim imkanı bulamadığımız taraftar ve dostlarımızdan bizimle irtibata geçmek isteyen dostlarımızın mail adresimize mesaj bırakarak veya genel merkez telefonları aracılığıyla açık adreslerini bildirmeleri onlarla bağlantı kurmamızı kolaylaştıracaktır.

  

Çok yapılı bir toplumda bu tür farklı davranışların görülmesi siyasi çeşitlilik olarak kabul edilmelidir. Bunları tamamıyla maksatlı ve tehlikeli addetmek hatalıdır. Her insan, her düşünür, her siyasetçi düşüncesinin doğruluğuna inanarak yoluna devam eder. Ancak her insan doğru olarak kabul ettiği düşüncelerinin içinde yanlışların da olabileceğini düşünerek farklı düşüncelerden yararlanabilir. Bu yapılmadığı taktirde ne düşünce sahibi ne de toplum gelişim gösteremez. Bu bakımdan bazıları iyi niyet sınırlarını aşmış olsa bile yapılan eleştirileri birey olarak önemsiyorum Partili arkadaşlarımın da bu düşünceyle internet sitelerinde bize yönelik eleştirilere seviyeli cevap vermelerini diliyorum.

      

Dünya değişiyor. Türkiye değişiyor. Kürtlerin bu dönemde değişime kapalı olması düşünülemez. Kürtlerin önemli bir kısmı haklarını talep etme seviyesine gelmiş ve neredeyse her gün alanlarda ve sokaklarda seslerini duyurmaya çalışmaktadırlar. Bu kitleye önderlik eden siyasi yapıyla ilgili kuşku ve endişeleriniz, halkın istem ve eylemlerine karşı olmanızı haklı kılmaz. Siyaset bilgimiz hangi seviyede olursa olsun, halkın istemlerinin önünde durmak, siyaseti soğuk savaş döneminden kalan kafayla yürütmek, günümüz gerçekliğine uygun değildir. Bize gelen eleştirilerde haklı kaygılar olsa bile Kürt parti ve guruplarının birlikte hareket etmelerine karşı çıkmak toplumun bir parçası olmayı ve sürece dahil olmayı reddetmektir.

 

Toplumsal dönüşüm evrelerinde toplumun motifleri ve sürükleyici aktörleri dönüşümle paralel olarak birbirleriyle uzlaşma kabiliyeti göstermezlerse toplumun dönüşümü dengeli,toplumsal gelişme sağlıklı olmaz.Kuzey Kürtlerinde bu uzlaşma ve etkileşme kültürü zayıf kaldığından güç dengelerinde korkutucu farklar oluşmuştur. Türkiye’nin ve Kürdistan’daki toplumsal gelişme ve dönüşümün ara uzlaşmalarla ilerleyebileceğini kabul etmek zorundayız. Uzlaşmalar, toplum kesimlerin birbirlerini anlamalarını sağlayacağı karşılaşmalarla olacağı gibi statik yapıyı çözmeye ve dönüştürmeye etken olan sızmalarla da yapılabilinir.Başına güzel ve okşayıcı isimler koyup ezberleri tekrarlayan guruplar kurup kendi etrafında dönerek akışı engellemeye çalışmak yerine, dönüşümü sıkıntıya giren bir statik yapıda dönüştürücü olmak daha faydalıdır.Bu bakışla, örneğin ben sayın Sezgin Tanrıkulu’nun üstlenmiş olduğu dönüştürücü rolünde başarılı olmasını diliyor ve ona yapılan eleştirinin dozunu fazla buluyorum.

    

Olağan üstü bir dönem yaşıyoruz. Devletin değişim işaretleri yanında Türkler de  Kürtler de değişiyor. Son veto olayında Türk kesiminden demokratik duruşlarına her zaman şahit olduğumuz insanların dışında çok geniş bir siyasetçi, gazeteci, yazar, entelektüel, sivil toplum kuruluşu ve halkın bir kısmı BDP’nin göstermiş olduğu bağımsızların veto edilmesini Kürtlere karşı yapılan anti demokratik bir uygulama olarak algılayıp karşı çıkmıştır. Bu karşı duruşun en önemli nedenlerinden biri de yeniden çatışmalı dönemlere gidebilir korku ve endişesidir. Çatışma ve gerginlik istemeyen Türk toplum kesimi bu tutumu ile sorunun bir şekilde çözümünden yana tavırlarını koymuşlardır. Bu görüntü seçim sonrası süreçte hazırlanması düşünülen yeni anayasanın şekillenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Yeni anayasanın şekillenmesinde Kürt siyasetçilerin yakınlaşması ve birlikte çözümler üretmesi hayati önemdedir.Bu gerçeklik, HAK-PAR’ın seçimlere girmeme nedenlerini bir tarafa bırakırsak (parti önce bunu kendi bünyesinde mahkeme etmelidir)  bir seçime girmek veya bir seçimin imkanlarını kullanmaktan daha da önemlidir.

  

Yıllardan beridir eleştirdiğimiz saldırgan siyasetin, değişim sürecine girerken eskiyi çağrıştıran hareketlerinin engellenmesi önemli olduğu kadar değişimine yardımcı olmak da o kadar önemlidir.Siyaset alanında iseniz ve bir kenarda ruhunuzu rahatlatmak için kimi nasıl vuracağım diye pusuda beklemiyorsanız bu görev sizin de omuzlarınızdadır. Bunun yolu da birbirlerimize seslerimizi duyuracak mesafede olmamızdır.21.04.2011

 

İbrahim Küreken

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
18/2/2013  Yeni bir siyaset anlayışına ihtiyaç vardır
9/1/2013  Öcalan ile Türk Devleti’nin anlaşmasının siyasi sonuçları
5/12/2012  "Türkiye, Irak Kürtlerinin hamisi olabilir mi? “
24/11/2012  Kürdistan’la yeni bir yüz yıla doğru
18/11/2012  Dünde kalmak
5/11/2012  Hak-Par için yeni bir süreç başlıyor
23/7/2012  Leyla Zana nasıl bir barış istiyor?
18/4/2012  Bölgedeki yeni dengelerde Kürdistan’ın geleceği
3/3/2012  Hak-Par Kürtlerin en önemli partisidir. Zarar vermeyin.
15/1/2012  Roboski’de insan parçaları
18/12/2011  Toplumsal mücadelede meşruluk sorunu (2)
2/12/2011  Eskiye ve geçmişe asılarak Kürtler özgürleştirilemez
24/8/2011  “Son kapışma”
20/7/2011  KURDO “yazık oldu bize”
3/7/2011  İşbirliğinin önemi ve süreci doğru kullanma
9/6/2011  Öksüz ve sahipsiz bıraktın bizi
4/5/2011  Kürtlerde Toplumsal dönüşüm kabiliyeti
29/4/2011  Düşüyoruz bir bir
23/4/2011  Sorumluluk
10/4/2011  Kürt aydınları ve siyaset algıları
17/3/2011  Kürt sorunu ‘kardeşlik’ söylemiyle değil ‘gönüllü birliktelik’le çözülür
1/2/2011  Doğru siyaset tarzını yakalamak üzerine
20/12/2010  Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi mi, özerk Kürdistan mı?
11/11/2010  “O bir kürt prensiydi”
6/10/2010  HAK-PAR kongreye giderken
20/8/2010  Değişime evet demek bir görevdir
13/8/2010  Referandum tartışmaları
21/7/2010  Kürt sorunu ve Türkiye’nin Ortadoğu’da denge siyaseti
30/4/2010  İyimserlik ve muhtemel yanılgılar
11/12/2009  Bir Kürdün “açılım” bitti diye sevinmesi talihsizliktir
18/11/2009  Ferit Uzun’un Katili Abdullah Öcalan’dır
7/9/2009  Hayallerimizden vazgeçmeden gerçekçi politikalar üretmeliyiz
18/8/2009  Değişim hareketleri ve Kürtlerde siyasi manzara
10/7/2009  Sürecin değerlendirmesi ve seçimler