DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


brahimk30@gmail.com

Ibrahim Küreken    

Kürt aydınları ve siyaset algıları


10/4/2011

Son kırk yıldır kendi ölçülerimle siyaset sahnesindeyim. Bu dönemlerde Kürt halkı ve bizler çok sıkıntılı dönemler yaşadık. İşkenceler, cezaevleri, açlık, işsizlik ve sürgün olmak üzere her türlü acıyı yaşadık. Yaşananlar normal bir toplumda ve insanlarda davranış bozukluklarına ve ruh sağlıklarını bozmaya yol açar. Bizlerin de benzer sıkıntılar yaşadıklarımız yalan değildir. Daha agresif, daha kırılgan ve daha saldırgan olabiliyoruz.

 

Yazılar yazarken hep bu gerçeklikle hareket ederek mümkün olduğu kadar insanları incitmemeye çalışırım. İncittiğimi fark ettiğim insanlara ulaşıp özür dilerim. Çünkü özellikle ben yaşa gelmiş, acılarla yoğrulmuş Kürt aydınlarının, nesli tükenmekte olan canlı muamelesi görmesi gerektiğine inanırım. Birbirimizi sevgi ve ilgi yumağı içinde korumalıyız. Sürecin oluşumunda olumlu olumsuz her birimizin katkıları olmuştur.

 

Birimizden birilerinin artı eksisi az veya fazla olmuş olabilir. Bu birbirimizi yıpratmamız için neden sayılmamalıdır. Ama ne yazık ki böyle yapmıyoruz. Birbirimizi yıpratmak için sürekli pusudayız ve hiçbir fırsatı kaçırmak istemiyoruz. Ve bunu sadece birlikte güç oluşturmamız gereken insanlarımıza karşı yapıyoruz.Tarihten gelen bu davranış bozukluğu alışkanlığımızı “modern” duruşumuzla besleyip şiddetlendiriyoruz, çirkinleştiriyoruz. Kürdistan da kan davalarının canlı tutulmasının en büyük nedeni ortalıktaki insanların yaşanmış yanlışlığa cevap verme kışkırtması olmuştur. Günlük karşılaşmalarda küçük bir problem yaşadığınız birinin “erkeksen kardeşinin intikamını alırsın” türünden ilkel kışkırtmaları çoğunlukla etkili olduğu için bu davranış hayatın değişik seviyelerinde de kullanılabilmektedir. Bunu siyaset alanında da zaman, zaman görebiliyoruz. Son olarak Kürdistan’a ait siyasi partiler arasında seçim görüşmelerinde bazı arkadaşların kaygı ve eleştirilerine bu tür hatırlatmaları katmalarının psikolojik kaynağı tarihten gelen bu ilkel davranış alışkanlığıdır.

 

Ferit Uzun’un katlini şahsıma dikleterek bu partiler arasındaki görüşmelerin engellenmesinde kullanmamı beklemek sağlıklı bir davranış değildir. Yöneticiliğini yaptığım siyasi partinin politik davranışını bireysel duygularımla yönlendirmeye çalışmamı beklemek kötü bir tarzdır. Şahsım adına yazdığım yazılarımda mümkün olduğunca parti kimliğimi kullanmam. Görev yaptığım partinin kurumsal avantajını kullanma yerine şahsi katkıyı esas alırım. İlerleyen yaşımıza ve imkansızlığımıza rağmen Kürt halkının geleceğini iyileştirmeye yönelik çabaları devam ettiren parti içi veya dışındaki bu kadrolara saygı göstermek, destek sunmak yerine eleştiri sınırını aşan bir acımasızlıkla saldırmak en azından ahlaki değildir. Kendi ruh sağlığımızı koruma bakımından bunlardan uzak durmak zorundayız.   

  

Konuya girmişken tartışmalara kaynaklık eden partilerin seçim görüşmelerine de kısaca değinmek kaçınılmaz oldu. BDP çevresinin birkaç ay önce HAK-PAR’la seçim konusunu görüşmek istemesi ile süreç başlamıştı. İlk görüşmeden başlamak üzere HAK-PAR temsilcileri seçimle ilgili düşüncelerini ve muhatabıyla ilgili kaygılarını nezaket sınırlarını aşmayan bir dille anlattı. Bu görüşmeler devam ederken farklı düşüncelere sahip insanlardan oluşan HAK-PAR’ın içinde de tartışmalar devam etti. BDP’nin kendi dışındaki Kürt çevrelerinden de iki aday göstermek istemeleri ve bunun birinin HAK-PAR’dan olacağı teklifi değerlendirilip yetersiz bulunması sonucu karşı teklif hazırlanarak görüşmeler devam ettirildi.

 

Bu görüşmelerde:

1-Seçim birlikteliğinin ittifak olarak kabul edilmesi ve bunun partiler arasında protokole bağlanması ve Kürt kamuoyuna bu şekilde bildirilmesinin gerektiği.


2- Sürecin çatışmasız yürütülmesi gerektiği, çatışmalı bir süreç tercih edilmesi durumunda HAK-PAR’ın bu konudaki düşüncelerini kamuoyu ile paylaşacağı

3- Bir olan aday sayısının mümkünse artırılması gerektiği ve bunların aday gösterileceği yerlerin belirlenmesi ve desteklenmelerinin garanti edilmesi.

4- Mümkün olursa kazanma şansı olmayan yerlerde de ortak adaylar göstererek Kürt oylarının ittifakta toplanmasını sağlayan bir yol izlenmesi gibi önerilerimiz oldu.

  

Bunun dışında bazı basın yayın kuruluşlarında çıkan Türk sol kesiminden  gösterilen adaylar üzerinden  kurumlarımızda bir konu tartışılmamıştır. Ne partimiz kurumlarında ne de BDP çevreleriyle kişiler üzerinden bir tartışma yürütülmemiştir. Bu konuda basında çıkan haberler asılsızdır.

  

BDP yöneticisi olan arkadaşların birkaç seferlik uzun bekletme aralarından sonra bize danışmadan daha önce Diyarbakır’da adaylığı konuşulan Genel Başkanımız sayın Bayram Bozyel’i, aday sayısı 4 e çıkartılarak risk oranı olabildiğince artırılan Van’a kaydırmaları görüşme sürecini sonuçlandırmıştır. Bu davranışın arkasındaki niyeti şimdilik sorgulamak yanıltıcı olacağından buna girmek istemiyorum.

  

Bu süreç içinde partimizin kaygılarının aday sayısı olmadığını özellikle belirtmemde yarar vardır. Amacımız süreç içinde partimizin onurunu korumak ve seçim işbirliği adımını Kürt siyasi yapıları arasında ileriye yönelik Kürt ulusal cephesine dönüştürmekti. BDP li arkadaşlara iletmemize rağmen, kendi aramızda seçimde BDP’in bağımsız aday gösterdiği yerlerde hiç aday göstermeden geri kalan şehirlerde HAK-PAR adına seçime katılmak ve Kürt oylarının başka yerlere kaymasını engellemekti. Süreç bu istemimizin dışına taştı ve hazırlıklarını yürüten HAK-PAR seçim sürecini tek başına yürütmeye karar verdi.

  

Bu bağımsız duruşa rağmen görüşme sürecini olumsuz sonuçlandırdığımız BDP ile geçmişte olandan farklı olarak artmış bir gerginlik söz konusu değildir. Seçimlerden sonra da gerek yeni anayasa için gerekse Kürt ulusunun diğer hakları için bir araya gelmenin yolları daima zorlanacaktır.Tüm konularda olduğu gibi bu konuda da Kürt yazar, aydın, siyasetçi çevrelerin eleştirileri, uyarıları,yön göstericiliği bizim için önemli olmuştur, bundan sonra da olacaktır. Ancak gücü ve inanışı oranında siyasi sorumluluk yüklenmiş siyasi partimize yönelik kabul sınırlarını aşan saldırmaları kabul etmediğimizi de söylemek istiyorum.Seçime kadar olan süreçle ilgili düşünce ve beklentilerimi başka bir yazıya bırakarak tüm okuyucularıma saygılarımı sunuyorum. 

10.04.2011

 

İbrahim Küreken

  

---
Nivîsên din yên nivîskar
18/2/2013  Yeni bir siyaset anlayışına ihtiyaç vardır
9/1/2013  Öcalan ile Türk Devleti’nin anlaşmasının siyasi sonuçları
5/12/2012  "Türkiye, Irak Kürtlerinin hamisi olabilir mi? “
24/11/2012  Kürdistan’la yeni bir yüz yıla doğru
18/11/2012  Dünde kalmak
5/11/2012  Hak-Par için yeni bir süreç başlıyor
23/7/2012  Leyla Zana nasıl bir barış istiyor?
18/4/2012  Bölgedeki yeni dengelerde Kürdistan’ın geleceği
3/3/2012  Hak-Par Kürtlerin en önemli partisidir. Zarar vermeyin.
15/1/2012  Roboski’de insan parçaları
18/12/2011  Toplumsal mücadelede meşruluk sorunu (2)
2/12/2011  Eskiye ve geçmişe asılarak Kürtler özgürleştirilemez
24/8/2011  “Son kapışma”
20/7/2011  KURDO “yazık oldu bize”
3/7/2011  İşbirliğinin önemi ve süreci doğru kullanma
9/6/2011  Öksüz ve sahipsiz bıraktın bizi
4/5/2011  Kürtlerde Toplumsal dönüşüm kabiliyeti
29/4/2011  Düşüyoruz bir bir
23/4/2011  Sorumluluk
10/4/2011  Kürt aydınları ve siyaset algıları
17/3/2011  Kürt sorunu ‘kardeşlik’ söylemiyle değil ‘gönüllü birliktelik’le çözülür
1/2/2011  Doğru siyaset tarzını yakalamak üzerine
20/12/2010  Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi mi, özerk Kürdistan mı?
11/11/2010  “O bir kürt prensiydi”
6/10/2010  HAK-PAR kongreye giderken
20/8/2010  Değişime evet demek bir görevdir
13/8/2010  Referandum tartışmaları
21/7/2010  Kürt sorunu ve Türkiye’nin Ortadoğu’da denge siyaseti
30/4/2010  İyimserlik ve muhtemel yanılgılar
11/12/2009  Bir Kürdün “açılım” bitti diye sevinmesi talihsizliktir
18/11/2009  Ferit Uzun’un Katili Abdullah Öcalan’dır
7/9/2009  Hayallerimizden vazgeçmeden gerçekçi politikalar üretmeliyiz
18/8/2009  Değişim hareketleri ve Kürtlerde siyasi manzara
10/7/2009  Sürecin değerlendirmesi ve seçimler