DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


firatkaya1@gmail.com

Firat Kaya    

Kimin iradesi…?


26/3/2011

Haksızlık her yerde aynı anlamı ifade etmektedir. Adil olamayan durumdur. Hemen hemen herkes biri veya birileri tarafından bir şekilde haksızlığa maruz kalmıştır. Maalesef tepkimiz sınırlıdır uğranılan haksızlığa karşı,  gücümüzle sınırlıdır ya da güçsüzlüğümüzle sınırlıyız.… ilahi adalet ise  yaşanan bu olgudan durumdan zerre kadar alakadar olduğu görülmemiştir ya da adalette dağıtırken gecikmiştir. Yani güçlünün hep haklı olduğu, güçsüzün ise hep güçlü tarafından uğradığı bu haksız eylem Lamark evrim diyalektiğiyle de otoriter duruşunu hala korumaktadır.

İt iziyle at izinin karıştığı böyle bir zamanda hakkı teslim etmek ise tamamıyla büyük bir marifet gerektirmektedir. Özgün fikirlerin gölgede bırakılmaya çalışıldığı, araklamacı düşüncelerin pervazsızca kendini pazarladığı böyle bir zamanda, haksızlıklar anlamında müthiş kırınımlar yaşanırken toplumsal değerlerin alaşağı edildiğine de şahit oluruz. Çünkü yaşanan uzun soluklu bir haksızlık; bünyesinde birçok değerleri de dejenere etmeye uygun ortamı bulmuştur demektir.

Her yönüyle dejenerasyona uğramış bir toplumda gerek dini, gerek siyasi, gerekse de kültürel anlamda dikte edilen edimler insanları gerçek dünyadan ve birbirlerinden uzaklaştırılmaya yetmiştir. Dinin, siyasal ideolojilerin insanlar üzerinde ki en büyük görevleri de bu olmuştur. Yani insanları gerçek dünyadan ve birbirlerinden uzaklaştırmak. Bunun yolu ise tarihsel süreç içinde süre gelen dikte edilmiş ve artık kanıksanan bu edimler sayesinde insanları otoriteyi sorgulamadan itaat etmesini sağlanmıştır. 

Her şeyi kontrol eden, bilen, çözümleyen bir gücün varlığı olduğu iddiası (bu bazen tinsel bir varlık bazen atfedilen bir ölümlü olur) insanların sorumluluk duygusunu zayıflatmaya yetmiştir. Ve bu şekilde insanları üzerinde kontrol sağlama ve hareket ettirme kabiliyeti  güçlü kılınmıştır.

Musa Sina Dağında elinde 10 emir yazılı taş tablet ile birlikte geldiğinde, mensubu olduğu kavim olan İsrailoğullarının altından buzağı heykeline taptığını görünce çok üzülür ve kavmine   “bu utançtan arınmak için birbirinizi öldürmeniz gerekli” der. Gördüğünüz gibi bir çelişki yaşanmaktadır. Elindeki 10 emirden biri şöyle der: “öldürmeyeceksin!” Bu yaşanılan haksızlık acaba neleri doğurmuştur. İtaat adına neleri yaşatmıştır. Ha unutmadan söylemeliyim Musa’nın elindeki 10 emir Musa’dan daha önce var olan eski mısır ölüm kitabının 125. Bölümünden araklanmıştır. Görüldüğü gibi araklama devam etmekte.

Yaşamı yorumlayabilmemiz için kendi yetilerimizin ışığında bunu gerçekleştirmeliyiz. Aksi takdirde dikte edilen düşünceler bizi kendimizden çevremizden uzaklaştıracaktır. Hakkımız olan yaşam hakkı iradesini başkalarının eline vererek ne idüğü belirsiz kocaman bir hiçliğin döngüsünde ömrümüzü bulandırarak geçiririz.

Dışımızda gerçekleşen ama bizi içine çeken kargaşanın birer figüranlarımı olacağız yoksa  kendimizi temsil etme noktasında kendimizin ve kendimiz gibi olan mazlumların tarafı olup gerçek bir yaşam ve birliktelik adına irademizin savunucusu mu olacağız. Kendi onurlu haklı duruşunuz için araklayıcı fikirlere ihtiyacınız olmadığını biliyorsunuzdur. Kendi dünyamız sahip olduğumuz yorumumuz kadardır. Ve bu bizi ifade eder ve mutlu da eder. Size ait bir dünyanız olsun ve yorumlayabildiğiniz kadar olsun.

Barış güncel bir konu olduğu için değinmeden geçemeyeceğim. Barış ile ilgili birçok şey söylendi, birçok siyaset adamı, aydın, yazar, çizer çeşitli düşüncelerini beyan ettiler. İthal sistem sunan mı olmadı. Kayıtsız şartsız teslimiyet öneren mi olmadı… Görüldüğü üzere iradi yoksunluk yorumsuzluğa gebe kaldı ve durum gittikçe kısır bir hale doğru yol almaya devam etmekte... Oysa çözümün adresi içerdi duruyor. Sadece görülmek istenmiyor. Araklamacı ithal modeller bizi sadece iflasa götürür. Her barış kendi inisiyatifini oluşturur. Barış evrensel bir olaydır. Ama kendi içinde öznellik taşır. Ve kürt sorununun çözümü de kendi öznelliğini ve inisiyatifini oluşturmak zorundadır. Bunun için aranan akil adamların atom fiziği bilmeleri de gerekmez. Eğer barışın kalıcılığını ve tutarlılığını istiyorsanız Diyarbakır 5 Nolu cezaevinde ki direnişçilere yüzünüzü dönmeniz yeterli olacaktır. Onlar 5 Nolu da hiçbir partinin militanı değildiler artık, onlar birbirinin aynı ve aynı sistemli haksızlıklara maruz kalan kürt direnişçileriydiler. Ve onlardan oluşacak bir komisyon sanırım bu barış adına oluşan tıkanıklığı bertaraf edecek güçte ve iradeye sahiptirler. Eğer 5 Nolu diye bir komisyon gerçekleşirse ortak payda da ütopya olmaktan çıkar. Ne dersiniz çok mu zor….

 Fırat KAYA

firatkaya1@gmail.com

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
23/7/2012  Dört parçanın kader bütünlüğü
29/4/2012  Merhaba Siverek
25/01/2012  Sayıklayarak Yaşlananlar…
1/11/2011  Kürtler ve Diaspora
26/3/2011  Kimin iradesi…?
13/11/2010  Herkes İçin Aydınlık…
26/6/2010  Hangi Özgürlük, gerçeğimize kavuşturur bizi…
15/6/2010  Korku(m)
20/11/2009  “Ferit Uzun’ a Dinmeyen Özlem”
22/8/2009  Özgürlük rüzgarına inkarla değil inatla tutunmalı
10/7/2009  Karanlığı Aydınlatan Yüzler