DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


cemal_hevdem@hotmail.com

Cemal Özçelik    

Sebahat Tuncel’in Tokadı


24/3/2011

 

Newroz vesilesiyle Kürdistan ve Türkiye’de yığınsal kutlamalar gerçekleşti.

Her yıl olduğu gibi, devletin mudahale etmediği yerlerde hiç bir olay yaşanmadı.

Şarkılı, zılgıtlı, halaylı bayram havası yaşandı.

Ancak geçen yıl Van’da sergilenen mizansen, bu yıl Silopi’de uygulandı.

Bütünüyle barışçıl tarzda Newrozu kutlayan halkımıza polis saldırdı.

Suçları neydi? Barış çadırını ziyaret etmek istemeleri(!)

Sayısız kişi gaz bombaları, çop ve kalaslarla yaralandı.

Aralarında kadın ve çocuklar da var.

Gaz bombasından enkilenenlerden biri de İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel.

Ancak Tuncel’in ciğerini yakan şey bombalardan yayılan gazlar değil;

Devlet güçlerinin uyguladığı zalimce uygulamalarıdır.

 

*               *                 *

 

Kameralar görüntülerin arka planını sansürleyerek, belli bir sahneyi empoze ediyor.

Tuncel, ağlamaklı, kızgın, öfkelidir. Sivil giyimli komiserin üstüne yürüyor, tokat atıyor.

Bu sahnenin bir tarafında ‘’Saldırgan’’, ‘’Şirret’’, ‘’Küfürbaz’’ Kürd kadın milletvekili,

Öteki tarafında ise ‘’Efendi’’, ‘’Sabırlı’’, ‘’Sükünetini koruyan’’ Türk erkek başkomiser var.

Kürt milletvekili ‘’Şiddeti’’ temsil ediyor, Türk komiserse ‘’Milleti’’.

Komiser Tuncel’e:

‘’Siz bana tokat attınız; milletin vekili, millete tokat attı’’ diyor.

Akabinde de ekliyor:

‘’Biz halk adına buradayız, halkımızı seviyoruz’’..

Bu sözlere gülelim mi, ağlayalım mı?!

 

*                                 *                                 *

 

Sahneyi bu sansürlü haliyle bile incelediğimizde, gerçeği görmemiz mümkün.

Burada Sebahat Tuncel aslında bir millet vekilinden çok,

Bir ana, bir abla, bir kadın olarak haykırıyor. Kürd kadınının çığlığı oluyor.

Adeta; ‘’Yeter artık, bu zulüm, bu baskı, bu şiddet bitsin’’ diyor.

Şiddet o kadar çıplak ki Kürdistan’da, sömürgeciler bile

Yaptıklarının utanç verici ve bir insanlık ayıbı olduğunu biliyorlar.

Bunlar ortaya çıkmasın diye  kameralardan saklıyorlar.

Çıplaklıklarını örtmek için hileye başvuruyorlar;

Gaz bombalı saldırılarını, Kürd kadınının attığı fiske gibi tokadının arkasında gizliyorlar.

 

*                              *                            *

 

Devlet erkanı hemen ayağa kalktı:

Başbakan derhal; ‘’Densizliktir, hesabı sorulacaktır’’ dedi.

Bahçeli; ‘’ Terör örgütünün devlete attığı tokattır’’ diye ‘’Teşhis’’ etti.

Kimse neyin, nasıl, hangi şartlarda gerçekleştiğine bakmıyor, sorgulamıyor.

Onlara göre devletin her türlü şiddeti meşru, hatta gereklidir.

Devlet isterse döver, işkence eder, kaybettirir, öldürür.

Yani Demirel’in deyimiyle; ‘’Devlet bir siyaset olarak adam öldürür’’.

Devletin bir siyaset olarak Kürdistan’da dövdüğü, kaçırdığı, öldürdüğü insanların

Hesabını, akibetini sormak, soruşturmak ise hoşgörülmez.

Kürdistan’da adı konulmamış sömürgeci yasalar uygulamada.

Bütün ‘’Demokratikleşlemere’’ ‘’Açılımlara’’ rağmen

Devlet bu gerçeği gizlemeyi başaramıyor.

Şiddet kılıç gibi çıplaksa, gerçekler de Güneş gibi parlaktır!

 

*                       *                       *

 

Kürdistan’da halkımızı devlet şiddetinden koruyacak hiç bir resmi kurum yok.

Kürd halkına yönelik zulüm, keyfi uygulama ve baskıyı engelleyecek hiç bir araç yok.

Polise, askere dur diyecek bir kanun yok.

Neredeyse hiç bir uluslararası kurum veya organın gündeminde

Kürdistan’daki trajediyi sona erdirme yok.

Bırakın insanca yaşamayı; halkımızın yaşam güvencesi yok.

Ama zorbalığın bekçileri yine de korkuyorlar.

Kadınlarımızın bıçaktan keskin çığlığından korkuyorlar.

Çocuklarımızın hırçın taşlarından korkuyorlar.

Acılı millet vekilimizin küçük bir fiskesinden korkuyorlar.

 

*                         *                     *

 

Gaz bombası atarak halka ‘’Sevgisini’’ gösteren Serkomiser,

Uğradığı ‘’Mağduriyetin’’ hesabını sormak için suç duyurusunda bulunmuş.

Bir fiskenin (dahi) hesabını soranlar, söyler misiniz;

Öldürülen Uğurlar’ın Ceylanlar’ın hesabını verdiniz mi ki, bir fiskenin hesabını soruyorsunuz?

 

Cemal Özçelik

23.03.2011

cemal_hevdem@hotmail.com

 

Dipnot: Bu yazıyı yazdıktan sonra olayın ‘’Kahramanı’’ emniyet amirinin, yıllar önce Diyarbakır’dan göç edip İstanbul’a yerleşen Kürd bir ailenin çocuğu olduğunu öğrendim. Bence bu, durumu daha bir trajedileştiriyor. Devletin Kürdü Kürde vurdurma siyasetinin bir parçası. Kürd bir ailenin çocuğu olsa da, benim için o komiser olsa olsa ‘’Kürd kökenli’’ bir Türk polisi olabilir.

---
Nivîsên din yên nivîskar
06/3/2013  İmaj savaşı üzerinden sürdürülen İmralı barış süreci
11/2/2013  Kürd halkı çözümü kendinde bulmalı
13/1/2013  Türkiye Örtülü Operasyonlar Cumhuriyeti
28/12/2012  Roboski Güneşi Sömürgen’in Ampulünü Söndürdü
17/12/2012  Suriye’deki gelişmeler Güneybatı Kürdistan’ı nasıl etkiler?
22/11/2012  Açlık grevleri ve yarattıkları sonuçlar
17/11/2012  Demokrasilerde açlık grevi olmazmış(!)
4/11/2012  Aysel Tuğluk’un Gözyaşları ve Yedi Başlı Ejderha
26/10/2012  Bu seferki grevler çaresizlikten değil
23/9/2012  Yenilmezliğin sırrı Kürt toplumundaki dönüşümdedir
1/9/2012  Çok başarı değil; az hata, karşıtlık değil; ulusal birlik zafere götürür
19/8/2012  Dert veren Mevla, dermanını da verir
6/8/2012  Kesintisiz operasyona karşı kesintisiz vuruş
28/7/2012  Bizi gücümüzden utandırıp yenmelerine izin vermeyeceğiz
14/7/2012  Öcalan’la görüşme mi, izolasyonla kıvama getirme girişimleri mi?
5/7/2012  Ne savunduğundan çok, hangi zeminde durduğun önemli
13/5/2012  Ulusal kongre üzerine
15/4/2012  Diplomatik Aktivizm, Askeri Hazırlık
29/3/2012  Yumruğa en iyi yanıt, ‘’Türk’’ten vaz geçmektir
21/3/2012  Newroz Anayasası
3/3/2012  Bu bahar dağa çıkacağım..
17/2/2012  Operasyonlar ve Konseptlerin İflası
8/2/2012  Dem dema yekîtiyê ye
1/2/2012  Tam da Çözülecekken;…
24/1/2012  Sevsen de Terk Edeceksin, Sevmesen de..
15/1/2012  Ben Leyla Zana’yı farklı okudum
9/1/2012  Klikler Savaşı ve İlahi Adalet
1/1/2012  Uludere Katliamı YAŞ Kararlarının Ürünü mü Acaba?
18/12/2011  Ordudaki dizaynla Kürdistan’ımız hedef tahtasına dönüştürüldü
20/11/2011  Dünün Mustafa, İsmet, Fevzi’si; Bugünün Abdullah, Tayyip, Necdet’idirler
10/11/2011  Türk devletinin kurduğu çapraz tuzak
1/11/2011  Kimyasal Necdet
25/10/2011  Belki de Müge Anlı Kürtlere doğru yolu gösteriyordur
7/10/2011  Barış için savaşa hazır olmak
15/9/2011  Kürt Sorunu ve MİT Sözcüsünün ‘’Devrimci’’ Çözümlemeleri
3/9/2011  Mevsim Değişir, Dien Bien Phu Olur
20/8/2011  Sözümüzün hiç tükenmediği yerdeyiz
6/8/2011  CHP devletinden AKP devletine
26/7/2011  Krizin Kod Adı 330
26/6/2011  Hatip Dicle’nin Rövanşını Belediye Seçimlerinde Almalıyız
14/6/2011  Seçim sonuçları kolonyal sisteme vurulmuş bir darbedir
9/5/2011  Ayla Akat
1/5/2011  Hilweşandina sîstema dagirker nêz dibe..
19/4/2011  Seçimlerden çekilmek çare değil
10/4/2011  Sevindirici, ama buruk bir başlangıç
24/3/2011  Sebahat Tuncel’in Tokadı
11/3/2011  Sakıncasız Kürd
2/3/2011  Devrimler bize yaramadı
19/2/2011  Şivan Perwer Türk Devletini Afetmemeli
13/2/2011  Devrimler bize yaramadı
21/11/2010  Barajı aşmak kararlılık ve bağımsız tutum ister
28/10/2010  Örnek bir olay, örnek olmayan davranış
12/10/2010  Aydın sorumluluğu ve sorumlu aydın
14/9/2010  İki Referandum, İki Sonuç
4/9/2010  Toplumsal Hafızayı Silmek, Sömürgeci Bir Politika
25/8/2010  „Yetmez Ama, Evet!’’ diyorum
4/8/2010  12 Eylül Faşizmi ve 12 Eylül Referandumu
23/6/2010  Yabancısınız!
5/6/2010  Sevahir Bayındır İçin
11/5/2010  Baykal’ı neden gönderdiler?
22/12/2009  Devlet Kendi Kurduğu Kapana mı Düştü?
13/12/2009  DTP’nin Kapatılması Kürtleri Barajlama Siyasetinin Devamıdır
6/12/2009  Devletin ´Milli Açılımı´ İflas Etti
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
18/10/2009  Genelkurmay açılımı çetin bir sinavda grupların dönüşü provokatif bir yaklaşım
17/10/2009  Genelkurmay Açılımı Çetin Bir Sınavda
5/9/2009  ´Demokratik Açılım´ hakkında birkaç tespit
20/7/2009  ’’Sivil Generaller’’ Değişiyor, Bakalım Askeri Generaller de Değişecekler mi?
23/6/2009  Kürt Meselesinin Çözümsüzlüğü