DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


cemal_hevdem@hotmail.com

Cemal Özçelik    

Şivan Perwer Türk Devletini Afetmemeli


19/2/2011

Öncelikle şunun altını çizmeliyim:

Türk devleti AKP hükümeti aracılığıyla amacına ulaştı.

Osmanlı siyasetini yine başarıyla hayata geçirdi.

Nedir yüzyıllardır bize karşı uygulanan bu siyaset?

Rakibi alt etme siyaseti dört aşamadan oluşur:

Birinci aşama: Bütünlüğün yok edilmesi için bölüp ve parçalara ayrılması.

İkinci aşama: Büyük parçaya karşı küçük parçaların himaye edilmesi.

Üçüncü aşama: Büyük parçanın dağıtılması.

Dördüncü aşama: Daha önce korunan küçük parçaların da dağıtılması.

Öncelikle sahte bir açılım konusunda Kürdler bölündü.

Şıvan olayı bu bölünmenin artçı depremlerinden biridir.

Tarih bilgileri güçlü olduğu halde, tarih bilinci eksik olan

insanlarımızın içine düştükleri traji-komik bir durum.

Sadece trajik değil, gittikçe komediye dönüşüyor yani.

Marks zamanında demişti: ‘’Trajediyle biten toplumsal olguların tekrarı,

onların gülünçleşip traji-komik bir hal almasına yol açar’’.

Eğer bugün devlet belli siyasal çevrelere ve kimi aydınlara karşı

daha yumuşak tavır gösteriyorsa, hedefini daraltmak istediği içindir.

Şuanki esas amacı ‘’Büyük parçanın’’ dağıtılmasıdır.

Bu yüzden ‘’Küçük parçaların’’ himayeci siyasetlere prim vermemesi lazım.

Çünkü sıra kendilerine de gelecek.

 

*     *     *

Devletin siyasetinden bağımsız olarak Kürdlerin kendi iç çelişkileri de vardır tabii.

Devlet bu çelişkilerden nemalanmaya çalışıyor. Her yaklaşımı bilinçli, planlı.

Örneği Arınç Almanya’ya gelip Şıvan’ı huzuruna davet ettiğinde,

Kürdler arasında ne tür çatışmalara neden olacağını adı kadar iyi biliyordu.

Bu yüzden Kürd siyasetinin Şıvan’a mantık dışı saldırısı,

Şıvan’ın da buna karşı sergilediği ‘’Savunma saldırısı’’ devletin öngörebileceği şeylerdi.

Mücadelede başarı siyaset ve ince düşünülmüş taktikler gerektirir.

İnce taktiklerden uzak Kürd siyaseti, ulusal güçler arasındaki ilişkileri kaosa çeviriyor.

Unutmayalım ki, ‘’Kurtlar puslu havayı severler’’.

Öncelikle bu anlamsız ihanet suçlamalarından vazgeçmek gerek.

Kürt aydın ve siyasetçisinin de devletin ince oyunları karşısında uyanmaları gerek.

Devlet adeta kendi içinde bir görev bölüşümü yapmış:

Devlet belli kanatları aracılığıyla İmralı, KCK ve BDP’yi manipüle etmeye çalışırken,

Hükümet kanadı ise geriye kalan Kürd siyasal çevreleri ile aydınlarımızı kendi etki alanına çekmeye çalışmakta.

Toplumumuzun hassasiyetlerini, zaaflarını çok iyi görebildiklerinden, değişik kesimleri rahatlıkla birbirleriyle çatışma noktasına getirebilmektedir.

Şıvan olayında sonuç ne olursa olsun, bu çatışmalı ortamda kaybeden Kürdler olacak.

Bülent Arınç başarısından ötürü ellerini oğuşturup kıs kıs gülüyordur şimdi.

Bütün bu yaşananların tabii ki sosyo psikolojik boyutları da vardır.

Ezilmenin, adam yerine konulmamanın etkileridir bunlar.

Kendilerine merhaba denildiğinde, huzura çağrıldığında veya telefon açıldığında;

‘’Bak devlet beni muhatap alıyor’’ diye düşünüp seviniyor siyasetçi ve aydınımız.

Hangi şartlarda, ne amaçla bunun yapıldığını sorgulamıyorlar.

 

*                *                *

İhanet suçlaması, kişilik haklarına saldırı tabii ki hiç bir şekilde kabul edilemez, ama tüm bunlardan bağımsız olarak Şıvan’ın da yeterince duyarlı davranmadığı kanısındayım.

Unutmamalı ki, devletin baskıları sonucunda 35 yıl boyunca ülkesinden, sevdiklerinden ayrı yaşamak zorunda kaldı. Bunu asla unutmamalı, devleti afetmemeli.

Devlet bir eliyle şamar vurur, öteki eliyle de okşayıp rehabilite etmeye çalışır.

Kürd kıyafeti şal u şapıkla tanınan Şıvan’a takım elbise, kıravat giydirip,

onu terbiye etmeye çalışanlara yüz vermemeli.

Şıvan sadece bedeniyle ülkeyi terk etmişti. Ancak ruhu, yüreği yıllar yılı halkımızın arasında dolaşmaya devam etti. Sesi Kürdistan’ın dağlarında, ovalarında yankılandı durdu.

Şıvan Perwer öncelikle kendisene karşı vicdanlı olmalı,

her türlü devlet kurumu ve partisiyle arasına kalın, kırmızı çizgiler koymalı.

Niyetinin temizliğinden eminim. Ancak bu tutum gerçek bir açılıma hizmet etmez, tersine sahte açılımla halkımızın kandırılmaya çalışılması siyasetine yarar.

 

Şıvan perwer nasıl ki yıllar yılı bağımsız tutumunu koruyup Kürd partilerinin güdümüne girmemeyi başardıysa, bu tutumunu şimdi de sürdürmelidir. Devlete, hükümete koz vermemelidir.

Hiç kimseye dayanmadan, sazını eline alıp Kürdistan’ın yolunu tutsaydı en iyisini ederdi.

 

Kendisine sahip çıkacak yüzbinlerce insan bulurdu..

Ama şimdi bu şansını biraz yitirdi. Kaş yapayım derken kendi gözünü yaraladı.

Gereksiz yere kendisini tartışma konusu yaptı. Ancak henüz geç değil.

Zararın neresinden dönülürse kardır.

Kürd partilerinin güdümüne girmemesi güzel bir şey, ama onlarla çatışmalı olmamaya da özen göstermeli. Kürdleri birleştirici, bütünleştirici bir misyon üstlenmeli.

 

*    *    *

Şıvan’a destek çıkanlar da belli boyutlarda yanlışlığa imza atıyorlar. Tehdit ve aşağılama siyaseti karşısında onu desteklemek gerek. Ancak yaptığı yanlışlıklara da dikkat çekmek gerekmiyor mu?

 

Gerçek dost acı söyler! Şıvan’ı hiç kimsenin kendi siyasal çelişkilerine alet etmesine de müsaade etmemek lazım. Şıvan Perwer bu kanuda da duyarlı olmalı.

 

19. Şubat. 2011

 

Cemal Özçelik

 

Cemal_hevdem@hotmail.com

 

  

---
Nivîsên din yên nivîskar
06/3/2013  İmaj savaşı üzerinden sürdürülen İmralı barış süreci
11/2/2013  Kürd halkı çözümü kendinde bulmalı
13/1/2013  Türkiye Örtülü Operasyonlar Cumhuriyeti
28/12/2012  Roboski Güneşi Sömürgen’in Ampulünü Söndürdü
17/12/2012  Suriye’deki gelişmeler Güneybatı Kürdistan’ı nasıl etkiler?
22/11/2012  Açlık grevleri ve yarattıkları sonuçlar
17/11/2012  Demokrasilerde açlık grevi olmazmış(!)
4/11/2012  Aysel Tuğluk’un Gözyaşları ve Yedi Başlı Ejderha
26/10/2012  Bu seferki grevler çaresizlikten değil
23/9/2012  Yenilmezliğin sırrı Kürt toplumundaki dönüşümdedir
1/9/2012  Çok başarı değil; az hata, karşıtlık değil; ulusal birlik zafere götürür
19/8/2012  Dert veren Mevla, dermanını da verir
6/8/2012  Kesintisiz operasyona karşı kesintisiz vuruş
28/7/2012  Bizi gücümüzden utandırıp yenmelerine izin vermeyeceğiz
14/7/2012  Öcalan’la görüşme mi, izolasyonla kıvama getirme girişimleri mi?
5/7/2012  Ne savunduğundan çok, hangi zeminde durduğun önemli
13/5/2012  Ulusal kongre üzerine
15/4/2012  Diplomatik Aktivizm, Askeri Hazırlık
29/3/2012  Yumruğa en iyi yanıt, ‘’Türk’’ten vaz geçmektir
21/3/2012  Newroz Anayasası
3/3/2012  Bu bahar dağa çıkacağım..
17/2/2012  Operasyonlar ve Konseptlerin İflası
8/2/2012  Dem dema yekîtiyê ye
1/2/2012  Tam da Çözülecekken;…
24/1/2012  Sevsen de Terk Edeceksin, Sevmesen de..
15/1/2012  Ben Leyla Zana’yı farklı okudum
9/1/2012  Klikler Savaşı ve İlahi Adalet
1/1/2012  Uludere Katliamı YAŞ Kararlarının Ürünü mü Acaba?
18/12/2011  Ordudaki dizaynla Kürdistan’ımız hedef tahtasına dönüştürüldü
20/11/2011  Dünün Mustafa, İsmet, Fevzi’si; Bugünün Abdullah, Tayyip, Necdet’idirler
10/11/2011  Türk devletinin kurduğu çapraz tuzak
1/11/2011  Kimyasal Necdet
25/10/2011  Belki de Müge Anlı Kürtlere doğru yolu gösteriyordur
7/10/2011  Barış için savaşa hazır olmak
15/9/2011  Kürt Sorunu ve MİT Sözcüsünün ‘’Devrimci’’ Çözümlemeleri
3/9/2011  Mevsim Değişir, Dien Bien Phu Olur
20/8/2011  Sözümüzün hiç tükenmediği yerdeyiz
6/8/2011  CHP devletinden AKP devletine
26/7/2011  Krizin Kod Adı 330
26/6/2011  Hatip Dicle’nin Rövanşını Belediye Seçimlerinde Almalıyız
14/6/2011  Seçim sonuçları kolonyal sisteme vurulmuş bir darbedir
9/5/2011  Ayla Akat
1/5/2011  Hilweşandina sîstema dagirker nêz dibe..
19/4/2011  Seçimlerden çekilmek çare değil
10/4/2011  Sevindirici, ama buruk bir başlangıç
24/3/2011  Sebahat Tuncel’in Tokadı
11/3/2011  Sakıncasız Kürd
2/3/2011  Devrimler bize yaramadı
19/2/2011  Şivan Perwer Türk Devletini Afetmemeli
13/2/2011  Devrimler bize yaramadı
21/11/2010  Barajı aşmak kararlılık ve bağımsız tutum ister
28/10/2010  Örnek bir olay, örnek olmayan davranış
12/10/2010  Aydın sorumluluğu ve sorumlu aydın
14/9/2010  İki Referandum, İki Sonuç
4/9/2010  Toplumsal Hafızayı Silmek, Sömürgeci Bir Politika
25/8/2010  „Yetmez Ama, Evet!’’ diyorum
4/8/2010  12 Eylül Faşizmi ve 12 Eylül Referandumu
23/6/2010  Yabancısınız!
5/6/2010  Sevahir Bayındır İçin
11/5/2010  Baykal’ı neden gönderdiler?
22/12/2009  Devlet Kendi Kurduğu Kapana mı Düştü?
13/12/2009  DTP’nin Kapatılması Kürtleri Barajlama Siyasetinin Devamıdır
6/12/2009  Devletin ´Milli Açılımı´ İflas Etti
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
18/10/2009  Genelkurmay açılımı çetin bir sinavda grupların dönüşü provokatif bir yaklaşım
17/10/2009  Genelkurmay Açılımı Çetin Bir Sınavda
5/9/2009  ´Demokratik Açılım´ hakkında birkaç tespit
20/7/2009  ’’Sivil Generaller’’ Değişiyor, Bakalım Askeri Generaller de Değişecekler mi?
23/6/2009  Kürt Meselesinin Çözümsüzlüğü