DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


cemal_hevdem@hotmail.com

Cemal Özçelik    

Devrimler bize yaramadı


13/2/2011

 

Kuzey Afrika’dan başlayıp etkisi Ortadoğu’ya kadar yayılan büyük halk kabarmaları yaşanmakta.

İktidarları yıkan bu hareketlilik tüm dünyanın ilgisini çekmekte.

Asıl sorun bundan sonra nasıl olacağı yönünde.

Acaba başka ülkelere de yansıyıp domino etkisi yaratacak mı?

Örneğin Suriye, Cezayir, İran gibi ülkelerde de dönüşüm olacak mı?

Bu sarsıntı bölge statükosunu ve dünyadaki güç dengelerini nasıl etkileyecek?

Demokratikleşmeye mi yol açacak, yoksa yeni savaşları mı tetikleyecek?

Zamanla göreceğiz.

Ama tecrübelerimden devrimlerin Kürdlerin işine yaramadıklarını biliyorum.

Bu hem gerçek devrimler için geçerli, hem de darbe türünde olanlar için.

Bir göz atalım:

Örneğin dünyanın en büyük devrimi olan ‘’Ekim Devrimi’’ Kürdlere ne getirdi?

Çin, Küba, Bulgaristan, Macaristan vb. Devrimlerinin Kürd davası üzerindeki etkileri neler oldu?

Mısır’daki Abdulcemal Nasır, Suriye’deki Esad ve İran’daki Humeyni ‘’Devrim’’leri

Kürd halkı için ne tür sonuçlara yol açtı?

Filistin Devriminin Kürt ulusal mücadelesi üzerindeki rolü ne oldu?

Kürdler, kendileri bu devrimlerden objektif olarak etkilenip ilham kaynağı haline getirdiler ve bu bağlamda onlardan manevi ve ideolojik olarak yararlandılar, ancak bu iktidarların subjektif tutumları bizler için negatif sonuçlara yol açtı.

 

Bugünkü değişim dalgasını ele alırken, geçmiş tecrübeleri dikkate almakta yarar var.

Günümüz koşullarının farklılığı ve özgünlüğünü göz ardı ettiğim sonucu çıkartılmasın.

Ancak şu var;

Dipten gelen dalgalarla bölgede ve hatta dünyada meydana gelen alt üst oluşlar hep Kürdlerin aleyhine gelişti.

Kanımca bunun sebepleri oldukça çok ve karmaşık.

Ancak hepsinde geçerli olan ortak bir faktör göze çarpmaktadır:

Bu da iktidarı ele geçiren kesimleri saran korku ve bu iktidarı devam ettirmek için

her yolu, ilişkiyi mübah görmeleridir.

Kürdistan’ın bulunduğu jeostratejik konumu da, iktidar sahiplerinin bu ülkeyi denetiminde tutan sömürgeci devletlerle çıkar birliği temelinde ittifağa, en azından iyi ilişkilere sürüklemeye yol açtı.

Türkiye’yi, İran’ı, Arapları karşılarına alma pahasına Kürdlere destek çıkmayı göze alamadılar.

Belki her zaman Kürdlere direk düşmanlık da yapmadılar, ama dolaylı olarak, onlara büyük zararlar verdiler.

Acılarına yeni acıların katılmasına katkı sundular.

Çünkü söz konusu ülkeler hem ciddi enerji kaynağı, hem de büyük Pazar alanıydılar.

Kürdleri kurban etmeyi, acılarına göz yummayı tercih ettiler.

1979 yılında şahlığı devirip iktidarı ele geçiren Humeyni iktidarının Kürdlere de özgürlük getireceği sanılmıştı. Ama sonu yanılgı oldu.

Şimdi düşünüyorum da bu yeni dalgalanma, daha açık deyimle ‘’Arap Devrimi’’

Kürd sorununu nasıl etkiler acaba?

Daha demokrat, daha insancıl bir Arap hareketine mi yol açar, yoksa daha radikal,

hatta daha agresif bir tutuma mı sebep olur?

Bunu da ancak ileriki gelişmeler gösterir.

İlk gözlemler şunu gösteriyor; bu ayaklanmalar sisteme değil, belli zümrelere karşı.

Yığınların dayandıkları bir felsefeleri, siyasal stratejileri yok.

Yani yıllardır hanedan gibi ülkeyi yöneten, kaynakları şahsi, ailevi çıkarlarına peşkes çeken elit kompradorlara karşıdırlar.

Tunus Devlet başkanının eşi iktidardan düşürüldü diye adeta sevindi..

Ne de olsa beraberlerinde tonlarca altını alıp kaçtılar.

Mübarek de milyarlarca dolarlık servetiyle malikanesine yerleşti.

Şimdi ‘’emekliliğinin’’ tadını çıkartacak.

Peki bu iktidarlar şimdiye kadar bu zulmü, zorba yönetimlerini nasıl sürdürebiliyorlardı?

Ordu ve kurdukları polis teşkilatı sayesinde. Şimdi iktidar kimin elinde?

Yine Ordu ve yeniden teşkilatlandırılacak polisin elinde.

En fazla seçimlere gidilerek, Ordu-polis iktidarının üstünü örtecek bir resmi iktidar kılıfı yaratırlar.

Yani iktidarlar yine ‘’Derin devlet’’lerin denetiminde kalacak gibime geliyor.

Bir müddet sonra Arap halkları devirdikleri diktatörleri arar duruma düşerlerse şaşmam!

 

*                                                  *                                                  *

Bunun uluslar arası boyutu ise tahmin ettiğim gibi olacak;

Yani egemen kesimler varlıklarını sürdürmek için uluslar arası bağlaşıklar bulmaya çalışacak.

Bunların başında da bölge devletleri gelecek.

Ordu şimdiden İsrail’le yaptığı antlaşmalara sadık kalacağını ilan etti bile.

Türkiye ile canciğer oldukları ise malum.

İran ve ABD’yi ise karşılarına alacak durumda değiller.

Geriye kim kalıyor?

‘’Gariban’’ Kürt halkı.

Her kesimin vahşi bir kurt gibi diş biledikleri sahipsiz halk.

Benim en büyük kaygım, ‘’Devrimci’’ Arapların Türkiye ve hatta İran’la birlikte Kürd halkının başına yeni çoraplar örmeleridir.

Özellikle de Güney Kürdistan’a karşı.

Örneğin yakın ve orta vadede Kerkük meselesi başta olmak üzere, petrol, v.b. konularda Güney Kürdistan’ı kuşatma siyasetini geliştirebilirler.

Türk devleti içinse, ‘’Barışçıl’’ yayılma siyasetlerine yeni kapılar açacak,

Buradan kazanacağı maddi gelirlerle kendisini Kuzeydeki Kürd ulusal demokratik hareketine karşı daha bir tahkim etme imkanını elde edecek.

Ancak yine tarihi ve güncel tecrübelerden biliyoruz ve görüyoruz ki,

Zulme, haksızlığa dayalı hiç bir iktidar sonsuza dek ayakta kalamaz.

İstedikleri kadar güçlü olsunlar, Kürd halkının haklılığı karşısında yenilmeye mahkumdurlar.

Başkalarının devrimleri hep Kürd halkının aleyhine gelişti.

Halkımızı kurtaracak tek devrim, kendi öz devrimi olacak!

 

 

13 Şubat 2011

---
Nivîsên din yên nivîskar
06/3/2013  İmaj savaşı üzerinden sürdürülen İmralı barış süreci
11/2/2013  Kürd halkı çözümü kendinde bulmalı
13/1/2013  Türkiye Örtülü Operasyonlar Cumhuriyeti
28/12/2012  Roboski Güneşi Sömürgen’in Ampulünü Söndürdü
17/12/2012  Suriye’deki gelişmeler Güneybatı Kürdistan’ı nasıl etkiler?
22/11/2012  Açlık grevleri ve yarattıkları sonuçlar
17/11/2012  Demokrasilerde açlık grevi olmazmış(!)
4/11/2012  Aysel Tuğluk’un Gözyaşları ve Yedi Başlı Ejderha
26/10/2012  Bu seferki grevler çaresizlikten değil
23/9/2012  Yenilmezliğin sırrı Kürt toplumundaki dönüşümdedir
1/9/2012  Çok başarı değil; az hata, karşıtlık değil; ulusal birlik zafere götürür
19/8/2012  Dert veren Mevla, dermanını da verir
6/8/2012  Kesintisiz operasyona karşı kesintisiz vuruş
28/7/2012  Bizi gücümüzden utandırıp yenmelerine izin vermeyeceğiz
14/7/2012  Öcalan’la görüşme mi, izolasyonla kıvama getirme girişimleri mi?
5/7/2012  Ne savunduğundan çok, hangi zeminde durduğun önemli
13/5/2012  Ulusal kongre üzerine
15/4/2012  Diplomatik Aktivizm, Askeri Hazırlık
29/3/2012  Yumruğa en iyi yanıt, ‘’Türk’’ten vaz geçmektir
21/3/2012  Newroz Anayasası
3/3/2012  Bu bahar dağa çıkacağım..
17/2/2012  Operasyonlar ve Konseptlerin İflası
8/2/2012  Dem dema yekîtiyê ye
1/2/2012  Tam da Çözülecekken;…
24/1/2012  Sevsen de Terk Edeceksin, Sevmesen de..
15/1/2012  Ben Leyla Zana’yı farklı okudum
9/1/2012  Klikler Savaşı ve İlahi Adalet
1/1/2012  Uludere Katliamı YAŞ Kararlarının Ürünü mü Acaba?
18/12/2011  Ordudaki dizaynla Kürdistan’ımız hedef tahtasına dönüştürüldü
20/11/2011  Dünün Mustafa, İsmet, Fevzi’si; Bugünün Abdullah, Tayyip, Necdet’idirler
10/11/2011  Türk devletinin kurduğu çapraz tuzak
1/11/2011  Kimyasal Necdet
25/10/2011  Belki de Müge Anlı Kürtlere doğru yolu gösteriyordur
7/10/2011  Barış için savaşa hazır olmak
15/9/2011  Kürt Sorunu ve MİT Sözcüsünün ‘’Devrimci’’ Çözümlemeleri
3/9/2011  Mevsim Değişir, Dien Bien Phu Olur
20/8/2011  Sözümüzün hiç tükenmediği yerdeyiz
6/8/2011  CHP devletinden AKP devletine
26/7/2011  Krizin Kod Adı 330
26/6/2011  Hatip Dicle’nin Rövanşını Belediye Seçimlerinde Almalıyız
14/6/2011  Seçim sonuçları kolonyal sisteme vurulmuş bir darbedir
9/5/2011  Ayla Akat
1/5/2011  Hilweşandina sîstema dagirker nêz dibe..
19/4/2011  Seçimlerden çekilmek çare değil
10/4/2011  Sevindirici, ama buruk bir başlangıç
24/3/2011  Sebahat Tuncel’in Tokadı
11/3/2011  Sakıncasız Kürd
2/3/2011  Devrimler bize yaramadı
19/2/2011  Şivan Perwer Türk Devletini Afetmemeli
13/2/2011  Devrimler bize yaramadı
21/11/2010  Barajı aşmak kararlılık ve bağımsız tutum ister
28/10/2010  Örnek bir olay, örnek olmayan davranış
12/10/2010  Aydın sorumluluğu ve sorumlu aydın
14/9/2010  İki Referandum, İki Sonuç
4/9/2010  Toplumsal Hafızayı Silmek, Sömürgeci Bir Politika
25/8/2010  „Yetmez Ama, Evet!’’ diyorum
4/8/2010  12 Eylül Faşizmi ve 12 Eylül Referandumu
23/6/2010  Yabancısınız!
5/6/2010  Sevahir Bayındır İçin
11/5/2010  Baykal’ı neden gönderdiler?
22/12/2009  Devlet Kendi Kurduğu Kapana mı Düştü?
13/12/2009  DTP’nin Kapatılması Kürtleri Barajlama Siyasetinin Devamıdır
6/12/2009  Devletin ´Milli Açılımı´ İflas Etti
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
18/10/2009  Genelkurmay açılımı çetin bir sinavda grupların dönüşü provokatif bir yaklaşım
17/10/2009  Genelkurmay Açılımı Çetin Bir Sınavda
5/9/2009  ´Demokratik Açılım´ hakkında birkaç tespit
20/7/2009  ’’Sivil Generaller’’ Değişiyor, Bakalım Askeri Generaller de Değişecekler mi?
23/6/2009  Kürt Meselesinin Çözümsüzlüğü