DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


cemal_hevdem@hotmail.com

Cemal Özçelik    

Barajı aşmak kararlılık ve bağımsız tutum ister


21/11/2010

BDP’nin en büyük sorunu özgüven sorunudur.

Siyasette kendine güvenmeyen başarı kazanamaz.

Yağmurdan kurtulmak için başını başkasının şemsiyesinin altına sokanın

bedeni ıslanır.

BDP bir sığıntı gibi başkalarının eteklerine yapışmaktan ne zaman kurtulacak?

Oysa Referandum sonuçlarına baksa, önüne nasıl bir siyaset koyması gerektiğini anlar.

Evet’e de, Hayır’a da tavır koyabildiği için başarı kazandı BDP.

Demek ki, başarı için başkasına tutunmaya gerek yok.

Tersine bağımsız tutum gerek. Kararlılık gerek. Netlik gerek.

Referandum sonrası yapılan bir ankette BDP’nin oyları 8.7’yi bulmuştu.

Bu oran ne kadar gerçek, şu an hala geçerli mi bilemem.

Ama BDP’nin oy oranının Boykot tavrı sayesinde artış gösterdiği bir gerçek.

 

*                *                *                *                *

Bu bağımsız duruşta ısrar etmek dururken, ne diye CHP’ye ilan-ı aşk ediyorsunuz?

Daha 2 ay öncesine kadar bu partinin ne kadar Kürd karşıtı olduğunu

söyleyen siz değilmiydiniz?

Referandum meydanlarında onu Ergenekoncu ilan etmediniz mi?

Kürdlere, Alevilere demokrasi güçlerine, sendikalara yaklaşımının

sahtekarlıkla dolu olduğunu haykırmadınız mı?

Şimdi ne diye elinizi bu kirli oluşuma uzatıyorsunuz?

Bu siyasetle halkımızı nasıl ikna edebilirsiniz?

AKP’ye karşı ittifak deniliyor(!)

Halkımızın önemli bir kesiminin sırf CHP’ye karşıdır diye

AKP’ye oy verdiğini neden anlamak istemiyorsunuz?

Hem CHP ile ittifak gerçekte AKP iktidarına son mu verir,

yoksa daha ziyade Kürd oylarının heba olmasına mı yol açar?

Her türlü oy hesabını bir kenara bırakırsak,

AKP gitse, yerine CHP gelse ne kazanacaksınız?

Halkımızın kazancı ne olacak?

Alevilerin, demokrasi güçlerinin, isçi sınıfının kazancı ne olacak?

İşin en çelişkili yönü ise, hala AKP’den medet ummakta yatmaktadır.

BDP Eşbaşkanı S. Demirtaş ‘’Çözüm için hükümetin adım atmasını bekliyoruz’’ demekte.

Diyaloğa karşı değilim, görüş alışverişine, hak taleplerinin yükseltilmesine karşı değilim;

ancak bir tavır belirlerken, muhataplarının kimler olduğuna,

nasıl bir siyaset ve yaklaşım geliştirdiklerine de bakmak gerekmiyor mu?

AKP şimdiden tüm defterleri kapatmış, seçime kadar yanıma yanaşmayın demekte.

Bu durumda siz hangi çözümden, hangi adımdan bahsediyorsunuz?

Kılıçdaroğlu da, Celal Talabani’nin Irak davetini

nazikçe redederek ‘’Seçim sonrası’’ demedi mi?

Adam kendisine göre haklı, Irak’a, Güney Kürdistan’a gidip

Türk ulusalcılarının tepkisini üstüne çekeceğine,

Diyarbakır’a gidip oy avcılığı yapmayı tercih etmektedir.

Peki siz ona ittifak önerisinde bulunursanız, onu halkımızın gözünde şirin

göstermiş olmaz mısınız?

Gelip tekrar halkımızı kandırmaya yönelik yalanlar

söylemesine gerekli zemini hazırlamış olmaz mısınız?

AKP’den böyle mi kurtulacaksınız?

Bir devlet partisinden kurtulmak için ötekinden medet ummanın mantığı ne?

 

*                *                *                *                *

 

Siyasette başarının anahtarı ittifak politikasında gizlidir.

‘’Bana dostunu söyle, kim olduğunu söyleyeyim’’ sözü çok anlamlı.

Devletin böl, parçala, bir birlerine karşı kullan ve dağıt politikasının panzehiri

Kürd ulusal güçlerinin ittifakıdır.

Ancak bu ittifak sayesinde çok uzak olmayan bir gelecekte

seçim barajının aşılmasını garanti altına alabiliriz.

AKP neden seçim barajını indirsin; kendi rakiplerine bu imkanı niye sunsun ki?

Barajı aşmanın yolu devlete, hükümete yalvarmak değil,

onu halkımızın oylarıyla fiilen aşmaktan geçer.

İşte o zaman biz istemesek de kendileri

gereken yasal değişiklikleri yapar, barajı düşürürler.

Televizyon yayını konusunda da aynısı gerçekleşmedi mi?

Yıllarca anadilde yayın hakkı bir talep olarak yükseltildi,

devlet ve iktidara gelen hükümetler kıllarını bile kıpırdatmadılar.

Ne zaman ki, ROJ TV sayesinde bu talep bizzat Kürdlerin kendisi tarafından pratikleştirildi,

işte o zaman hemen TRT 6’i açtılar. Hem de kanunsuz, hukuksuz..

Yüzde 8.7’yi yüzde 10’a yükseltmek için ‘’Ha gayret’’ deme zamanıdır.

Tüm Kürt çevreleri elele verip bunu ulusal talepleri uğruna başarmalıdır.

 

*                *                *                *                *

 

BDP’nin eleştirilecek yönleri saymakla bitmez.

Eleştirmekten de kaçınmamak gerek. Gerçek dost, eleştirir.

Ama dostça eleştirir.

Fakat dikkatimi çeken bir şey var; hakikaten de eleştiri geleneğimiz yeterince gelişmemiş.

Araştırılsa, eleştiriyi ruhuna uygun kullanan bir kaç kişiye ya rastlanır, ya rastlanmaz.

Çoğunluğun yaptığı ise, eleştirinin ötesinde bir şey.

Ne zaman BDP veya siyasi çevresi bir adım atsa, hemen bunun arkasında

‘’Derin’’ bir proje aranır(!)

Onlara göre, taş taşa değse, bunu mutlaka Genelkurmay, Ergenekon,

Türkiye’ci/Derin devletçi aydınlar yaptırmıştır.

İmralı, Qandil, BDP, onlarca Belediye, vd. iradesini yitirmiş,

önlerine hangi proje konulsa el mahkum onu uygulamaktalar.

Hatta elbirliğiyle karakol basıyorlar, yollara mayın döşüyorlar,

ortamı terörize etmek için çocuklara taş attırıyorlar,

kafa kafaya verip intihar eylemleri düzenliyorlar..

Bu da yetmiyormuş gibi Kemalizmi, Türkiyeciliği, Türk dilini Kürdistan’da yayıyorlar..

Anladık, farzedelim ki bunlar doğru..

Peki hiç düşünmüyorlar mı,

Genelkurmay, Ergenekon, Derin Devlet Aydınları

Kürd hareketini dağıtmak için bu kadar çok proje hazırlıyorlar,

İmralı, Qandil, BDP ve onların aracılığıyla da tüm taraftar kitleleri

tarafından hayata geçiriliyor da,

neden her seferinde darbe yiyen, gerileyen, siyasal üstünlüğünü kaybeden devlet olyor;

neden Newrozlar’da yüzbinlerce insanımız meydanlarda

kendi ulusal renkleri ve marşlarıyla bir araya gelebiliyorlar;

nasıl oluyor da Kürdçe dil kampanyaları açılabiliyor,

ısrarla bu dilin günlük hayata yerleşmesi, egemen olması için çaba sarfediliyor;

devletin bütün baskılarına rağmen nasıl oluyor da yüz belediye kazanılabiliyor;

en önemlisi de nasıl oluyor da Özerk Kürdistan talebi yükseltilebiliyor?

Bu adımlarda devletin, Ergenekon’un çıkarı ne?

Bütün bu gelişmelerle iddialar arasında bir uyumsuzluk yok mu?

Eğer gerçekten de herşey derin devletin projelerine göre yürüyorsa,

ve sonuçta kaybeden, habire gerileyen devlet ve ordu oluyorsa,

bu Türk devleti dünyanın en beceriksiz, en kötü proje üreten devleti olsa gerek(!)

 

Cemal ÖZÇELİK

 20.11.2010

cemal_hevdem@hotmail.com

 

 

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
06/3/2013  İmaj savaşı üzerinden sürdürülen İmralı barış süreci
11/2/2013  Kürd halkı çözümü kendinde bulmalı
13/1/2013  Türkiye Örtülü Operasyonlar Cumhuriyeti
28/12/2012  Roboski Güneşi Sömürgen’in Ampulünü Söndürdü
17/12/2012  Suriye’deki gelişmeler Güneybatı Kürdistan’ı nasıl etkiler?
22/11/2012  Açlık grevleri ve yarattıkları sonuçlar
17/11/2012  Demokrasilerde açlık grevi olmazmış(!)
4/11/2012  Aysel Tuğluk’un Gözyaşları ve Yedi Başlı Ejderha
26/10/2012  Bu seferki grevler çaresizlikten değil
23/9/2012  Yenilmezliğin sırrı Kürt toplumundaki dönüşümdedir
1/9/2012  Çok başarı değil; az hata, karşıtlık değil; ulusal birlik zafere götürür
19/8/2012  Dert veren Mevla, dermanını da verir
6/8/2012  Kesintisiz operasyona karşı kesintisiz vuruş
28/7/2012  Bizi gücümüzden utandırıp yenmelerine izin vermeyeceğiz
14/7/2012  Öcalan’la görüşme mi, izolasyonla kıvama getirme girişimleri mi?
5/7/2012  Ne savunduğundan çok, hangi zeminde durduğun önemli
13/5/2012  Ulusal kongre üzerine
15/4/2012  Diplomatik Aktivizm, Askeri Hazırlık
29/3/2012  Yumruğa en iyi yanıt, ‘’Türk’’ten vaz geçmektir
21/3/2012  Newroz Anayasası
3/3/2012  Bu bahar dağa çıkacağım..
17/2/2012  Operasyonlar ve Konseptlerin İflası
8/2/2012  Dem dema yekîtiyê ye
1/2/2012  Tam da Çözülecekken;…
24/1/2012  Sevsen de Terk Edeceksin, Sevmesen de..
15/1/2012  Ben Leyla Zana’yı farklı okudum
9/1/2012  Klikler Savaşı ve İlahi Adalet
1/1/2012  Uludere Katliamı YAŞ Kararlarının Ürünü mü Acaba?
18/12/2011  Ordudaki dizaynla Kürdistan’ımız hedef tahtasına dönüştürüldü
20/11/2011  Dünün Mustafa, İsmet, Fevzi’si; Bugünün Abdullah, Tayyip, Necdet’idirler
10/11/2011  Türk devletinin kurduğu çapraz tuzak
1/11/2011  Kimyasal Necdet
25/10/2011  Belki de Müge Anlı Kürtlere doğru yolu gösteriyordur
7/10/2011  Barış için savaşa hazır olmak
15/9/2011  Kürt Sorunu ve MİT Sözcüsünün ‘’Devrimci’’ Çözümlemeleri
3/9/2011  Mevsim Değişir, Dien Bien Phu Olur
20/8/2011  Sözümüzün hiç tükenmediği yerdeyiz
6/8/2011  CHP devletinden AKP devletine
26/7/2011  Krizin Kod Adı 330
26/6/2011  Hatip Dicle’nin Rövanşını Belediye Seçimlerinde Almalıyız
14/6/2011  Seçim sonuçları kolonyal sisteme vurulmuş bir darbedir
9/5/2011  Ayla Akat
1/5/2011  Hilweşandina sîstema dagirker nêz dibe..
19/4/2011  Seçimlerden çekilmek çare değil
10/4/2011  Sevindirici, ama buruk bir başlangıç
24/3/2011  Sebahat Tuncel’in Tokadı
11/3/2011  Sakıncasız Kürd
2/3/2011  Devrimler bize yaramadı
19/2/2011  Şivan Perwer Türk Devletini Afetmemeli
13/2/2011  Devrimler bize yaramadı
21/11/2010  Barajı aşmak kararlılık ve bağımsız tutum ister
28/10/2010  Örnek bir olay, örnek olmayan davranış
12/10/2010  Aydın sorumluluğu ve sorumlu aydın
14/9/2010  İki Referandum, İki Sonuç
4/9/2010  Toplumsal Hafızayı Silmek, Sömürgeci Bir Politika
25/8/2010  „Yetmez Ama, Evet!’’ diyorum
4/8/2010  12 Eylül Faşizmi ve 12 Eylül Referandumu
23/6/2010  Yabancısınız!
5/6/2010  Sevahir Bayındır İçin
11/5/2010  Baykal’ı neden gönderdiler?
22/12/2009  Devlet Kendi Kurduğu Kapana mı Düştü?
13/12/2009  DTP’nin Kapatılması Kürtleri Barajlama Siyasetinin Devamıdır
6/12/2009  Devletin ´Milli Açılımı´ İflas Etti
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
18/10/2009  Genelkurmay açılımı çetin bir sinavda grupların dönüşü provokatif bir yaklaşım
17/10/2009  Genelkurmay Açılımı Çetin Bir Sınavda
5/9/2009  ´Demokratik Açılım´ hakkında birkaç tespit
20/7/2009  ’’Sivil Generaller’’ Değişiyor, Bakalım Askeri Generaller de Değişecekler mi?
23/6/2009  Kürt Meselesinin Çözümsüzlüğü