DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


cozum@kurdinfo.com

Vildan Tanrikulu    

İsveç’teki seçime dair


23/9/2010

İsveç seçimlerinde çıkış yapan İsveç Demokratları adlı ırkçı parti göçmen ve kriz korkusunu kullanarak oy aldı

 

İsveç’te genel ve yerel seçimler dün yapıldı. Seçimlerin resmî olmayan kesin sonuçları bir çok özelliği ile İsveç’in çok partili demokrasi tarihi açısından tarihi sonuçlar ortaya çıkardı. Bu tarihi sonuçların analizinden önce, sözkonusu sonuçlara bakmakta yarar var.

 

1. İsveç Sosyal Demokrat İşçi Partisi % 30,8 oy oranı ile tarihinin en kötü seçim sonucunu ve dolayısıyla da en ağır seçim yenilgisini yaşadı. 2006 seçim sonuçlarına göre Sosyal Demokratlar % 4 oranında oy kaybına uğradılar ki zaten 2006 seçimleri çok ağır bir yenilgi olarak adlandırılmış ve seçimden hemen sonra parti başkanı Göran Persson görevinden istifa etmişti.

 

2. İsveç’in en büyük sağ partisi olan Muhafazakâr Parti (Moderaterna) tarihinin en yüksek oy oranına % 30 oy miktarına ulaşarak büyük bir başarıya imza attı. 2006 seçimlerine göreö koalisyon hükümetinin en büyük ortağı olmasına ve geçen süre içindeki küresel ekonomik kriz ve bunun İsveç’e yansımalarına rağmen oylarını % 2,8 oranında arttırdı.

3. İsveç Parlamentosu kökleri doğrudan Naziler ile bağlantılı olan İsveç Demokratları (Sverıge Demokraterna /SD) adındaki bir partinin % 4 olan seçim barajını rahatça aşarak aldığı % 5,7 oy oranı ile parlamentoya girmesi ile ilk kez ırkçı-faşist bir parti ile çalışmak zorunda kalacak. Özellikle de adı geçen partinin bloklar arası oy dengesinde çoğunluk sağlamak için belirleyici konumda olması bu sonucun önemini daha da arttırmaktadır.

 

4.Bu seçimlerde Muhafazakâr Parti, Yeşiller (De Gröna) ve İsveç demokratları dışında tüm partilerin oy kaybına uğramış olmaları da kaydedilmesi gereken önemli bir sonuç olarak değerlendirilmektedir.

 

Kısaca aktardığım bu sonuçlar İsveç politikasında önemli gelişmelere neden olabilecek bir duruma işaret etmektedir. Çünkü dört partiden oluşan sağ koalisyon her ne kadar oy oranını koruyarak seçimden başarılı olarak çıkmış sayılsa bile elde ettiği 172 parlamenter ile parlamento çoğunluğunu kaybetmiş ve dolaysıyla hükümet kurabilmek için muhtemelen başka bir partinin desteğine ihtiyaç duymaktadır. İsveç siyasal geleneğinde azınlık hükümetleri sıradışı bir durum olmamasına rağmen, bu seçimlerde kökleri direkt olarak nazi hareketleri ile bağlantılı olan İsveç Demokratları adlı ırkçı ve faşist bir partiye bağımlı kalma durumu sağ koalisyon açısından da hükümet kurabilme konusunu sorunlu duruma getirmektedir.

 

İsveç’te 1911 yılından beri var olan çok partili parlamenter sistemde yapılan toplam 32 genel seçimden 21 seçimde % 40’ın üzerinde oy alan Sosyal Demokratların son iki seçimde oy oranını % 40 lardan % 30’a düşürmesi ülkede tüm siyasal gözlemciler tarafından ciddi değerlendirme ve eleştirilere neden olmuştur. Öte yandan muhafazakâr Parti’nin son iki seçimde oylarını % 15 dolaylarında % 30 gibi bir orana yükseltebilmiş olmaları da bu tartışmayı daha bir anlamlı kılmaktadır.

 

Bu konuda belirtilmesi gereken en önemli siyasi faktörlerden birisi, Sosyal Demokratlar’ın son 10-15 yıllık politikalarında giderek sağa kaymalarıdır. Sağ partilerin ve AB entegrasyonu ile birlikte sosyal refah devleti prensipleri ile tam istihdam hedeflerinden verilen tavizler Sosyal Demokratların tedrici gerilemesinin temel nedenlerini oluşturmaktadır. Sosyal Demokrat’lardaki bu kaymaya paralel olarak, sağ koalisyonun en büyük partisi olan Muhafazakâr Parti’nin gençlik örgütü başkanlığından gelen yeni ve genç lideri ile parti politikalarında yeni bir söylem yaratarak, 2006 seçimlerinden itibaren “Yeni Muhafazakârlar” (Nya Moderaterna) ismi ile kendilerini “İsveç’in yeni işçi partisi” sloganı ile ileri sürmesi, bu sonucu ortaya çıkaran madalyonun diğer yüzünü oluşturuyor.

 

İşte böyle bir vizyon kaymasının yarattığı karmaşa içinde İsveç Demokratları adı ile seçime giren ırkçı-faşist parti üç temel konuyu; “yabancılar ve entegrasyon, suç ve cezalar ve yaşlıların bakımı” konularını popülist sözler ile propoganda merkezine oturtarak, esas olarak güney İsveç’te ancak genel olarak bütün İsveç’te oylarını 2006 seçimlerine göre % 100 oranında artırarak, 2,8 oy oranından 5,7 oy oranına yükseldiler. Bu sonucun alınmasında son 4 yıllık sağ hükümetin ekonomik kriz gölgesinde refah devleti ögelerini kademeli olarak tasfiye etmesi ve kriz ve işsizlik konusunda daha önceki hükümetlerin “başarısız entegrasyon politikasını” gerekçe olarak topluma sunmaları belirleyici bir rol oynamıştır.

 

Bu seçim sonuçları İsveç’te sol geleneğin kendisi ile yeni bir yüzleşmesinin de zeminini hazırlamıştır. İsveç, bu seçim sonuçları ile alışık olmadığı erken bir seçime gitme olasılığını dışlamamaktadır.

 

Çevirmen-Anadil Öğretmeni

vstanrikulu@msn.com

 

- Taraf - Istanbul - 22.09.2010

---
Nivîsên din yên nivîskar
1/2/2013  Orhan Miroğlu’nun derdi ne?
6/1/2013  Çözüm mü? Ama nasıl?
1/9/2011  “Çağrı Deklerasyonu” Hakkında!...
8/4/2011  Min bêriya te kiriye metê!
30/3/2011  Kürtler kazanacak!
23/9/2010  İsveç’teki seçime dair
3/5/2010  Ergenekon ile BDP el ele! Anayasa değişikliği delindi!
24/1/2010  Abdullah Öcalan’ı Kutluyorum!...
16/1/2010  “Açılım” projesi Kürtlerin hayrınadır, çıkarına uygundur
31/12/2009  DTPliler “Parlamento’da uyudular mı?”, yoksa .....?
27/12/2009  Kürt’lerin hak ve özgürlükleri açısından DTP’nin parlamento (TBMM) performansı
22/6/2009  TRT´de Kürtçe TV Yayını;