DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


filseydo@hotmail.com

Mustafa Aydogan    

Mus­ta­fa Ke­mal Pa­şa’ya açık mek­tup


25/5/2010

“Res­mi bir teb­liğ ile Kür­dis­tan’ın mev­cu­di­ye­ti­ni, Kürt­le­rin ta­ri­hi, ırki, har­si hak­larını tanır ve iti­raf eder­se­niz, iş­te o za­mandır ki me­se­le­nin hal­li­ne doğ­ru bü­yük ve mü­him bir adım atılmış olur. Bu­nu yap­mak­la da an­cak ha­di­sa­ta ta­kad­düm et­miş olur­su­nuz.” di­yen bü­yük Kürt dü­şü­nü­rü, po­li­ti­kacı, yayıncı, ede­bi­yatçı ve dil­bi­lim­ci C. A. Bedirxan’ın bu ese­ri­nin, son dö­nem­ler­de yo­ğun bir bi­çim­de tartışılan de­va­sa bir so­ru­nun çö­zü­müy­le il­gi­li yak­laşımla­ra ışık ol­ması di­le­ğiy­le...

Ne­den ye­ni bir trans­krip­si­yon?
Mus­ta­fa Ke­mal Pa­şa’ya açık mek­tup bi­çi­min­de ve Arap harf­le­riy­le ka­le­me alınan bu ta­ri­hi bel­ge­nin ilk baskısı Ha­war Kü­tüp­ha­ne­si’nin 6. ki­tabı ola­rak 1933 yılında Şam’da yapıldı.

40 yıl gi­bi uzun bir ara­dan son­ra Dr. Nu­ri Der­si­mi ta­rafından La­tin harf­le­ri­ne trans­krip­si­yo­nu yapılan eser, 1973 yılında bu kez Ha­lep’te basıldı.

1977 yılında ise, su­nuş yazısında Der­si­mi’nin trans­krip­si­yo­nu­nu te­mel aldığını be­lir­tip, “Me­tin, Os­manlıcanın ağır üs­lu­bu ile yazıldığı için, gü­nü­müz­de artık an­laşılma­yan ke­li­me ve kav­ram­ları çıka­ra­rak, Os­manlıca-Türk­çe söz­lük­te ve­ri­len karşılıklarını kul­landık.” di­yen Ko­mal Yayıne­vi ta­rafından An­ka­ra’da ye­ni­den basıldı.


Bu eser “Biz mek­tup­ta hiç­bir de­ği­şik­lik yap­ma­dan ori­ji­nal ha­liy­le yayınla­mayı ter­cih edi­yo­ruz” di­yen Doz Yayıne­vi’nin 1992 baskısı ile tek­rar gün­de­me gel­di.

Arap­ça­ya da çev­ril­miş olan bu önem­li bel­ge­nin, Kürt­çe­ye çev­ril­me­miş ol­masını bir ek­sik­lik ola­rak gö­rü­yor­dum ve bu ek­sik­li­ği gi­de­re­bil­mek için çalışma­la­ra baş­ladım. An­cak da­ha işin başınday­ken met­nin ki­mi yer­le­ri dik­ka­ti­mi çek­me­ye baş­lamıştı. Dik­kat çe­ken yer­le­rin sayısıyla orantılı ola­rak kuş­ku­larım da artınca, bu kez anılan ese­rin 1973, 1977 ve 1992 baskılarını bu­lup karşılaştırdım. Baskılar arasında­ki kü­çük farklılıkların yanı sıra, dik­ka­ti­mi çe­ken ve kuş­ku­larıma kay­naklık eden kav­ram­lar, tüm­ce­ler, ta­rih­ler ve Ce­la­det A. Be­dir­xan’ın böy­le yaz­ma­ya­cağını dü­şün­dü­ğüm Kürt­çe ör­nek­ler, alıntılar tüm baskılar­da he­men he­men aynıydı. Bu ne­den­le çe­vi­ri işi­ne ara ve­rip, ori­ji­na­li­ni ara­ma­ya baş­ladım. Sağ ol­sun­lar, Şam’da­ki dost­larımız ori­ji­nal baskıdan bir nüs­ha gön­der­dik­le­rin­de, Sü­ley­ma­ni­ye’de­ki dost­lar da Doz Yayıne­vi’ne ese­rin baş­ka bir nüs­hasını ulaştırmışlardı.

Bir met­nin çe­vi­ri­si­ne baş­landığında, okur­ken bel­ki hiç farkına varılma­yan ayrıntılar­la karşı karşıya kalına­bi­li­ni­yor. Kürt­çe çe­vi­ri için hazırlık oku­ma­ları yaptığım dö­nem­de, da­ha ön­ce kü­çük ayrıntılar gi­bi gö­rü­nen öğe­ler, çe­vi­ri ey­le­min­de so­run ya­ra­ta­bi­le­cek­le­ri­nin işa­ret­le­ri­ni ve­ri­yor­du. Her çe­vi­ri­de yaptığım gi­bi, ön­ce an­la­mam ge­re­ki­yor­du. Ya­ni nor­mal bir oku­yu­cu­nun göz­den kaçırdıklarını gö­re­bil­mem, satır ara­larını bi­le oku­ya­rak met­ni tam ola­rak an­la­mak zo­run­daydım. Çün­kü çe­vir­men çe­vir­me­den ön­ce an­la­mak zo­run­da. An­la­madığı bir tüm­ce­yi çe­vi­re­mez. Ona ken­di di­lin­de uy­gun giy­si­ler di­ke­mez. Bu ne­den­le kay­nak dil­de­ki met­ni erek di­le dö­nüş­tü­re­bil­mek için onu tam an­lamıyla çö­züm­le­mem, bu­nu sağ­la­mak için de araştırmam ge­re­ki­yor­du. Çün­kü bir çe­vir­men en iyi bir okur ol­manın yanı sıra, çok iyi bir araştırmacı da ol­malıdır. Kuş­ku­lanmıştım ve bu ne­den­le iyi­ce emin ol­mak is­ti­yor­dum. Elim­de­ki kay­nak met­nin trans­krip­si­yo­nu­nun gü­ve­ni­lir­li­ği­ni sına­mam bir zo­run­lu­luk ola­rak be­lir­miş­ti. Bu­nun için yardım ta­le­bi­me olum­lu yanıt ve­re­rek, be­ni yalnız bırak­ma­yan ar­ka­daşım Emin Na­ro­zî ile ilk işi­miz ori­ji­nal baskı ile 1973 baskısını karşılaştırmak ol­du. Çün­kü bazı farklılıklar ol­masına rağ­men, yu­karıda­ki alıntılar­dan da an­laşıla­cağı gi­bi, hem Ko­mal Yayıne­vi, hem de Doz Yayıne­vi 1973 baskısını te­mel aldıklarını be­lir­ti­yor­lardı.

Ori­ji­nal me­tin ile 1973 baskısının karşılaştırılmasında, 1973 baskısında ese­rin trans­krip­si­yo­nu ile ye­ti­nil­me­di­ği­ni, ki­mi söz­cük­le­rin, kav­ram­ların ço­ğu yer­de gü­nün Türk­çe­si­ne çev­ril­di­ği­ni, Os­manlıca söz­cük­le­rin trans­krip­si­yo­nu ye­ri­ne, Türk­çe karşılıklarının yazıldığını; ba­zen trans­krip­si­yon ye­ri­ne çe­vi­ri yapıldığını, bu ne­den­le bazı bö­lüm­le­rin çe­vi­ri-trans­krip­si­yon karışımı ola­rak gö­rün­dü­ğü­nü; hat­ta ki­mi Arap­ça söz­cük­le­rin ye­ri­ne yi­ne Arap­ça olan baş­ka söz­cük­le­rin, kav­ram­ların ter­cih edil­di­ği­ni; ki­mi yer­ler­de ‘ki’, ‘de’, ‘bu’ ve ‘iş­te’ gi­bi ek­le­me­le­rin yapıldığını; pa­rag­raf­ların bir­leş­ti­ril­di­ği­ni; ki­mi söz­cük­le­rin yanlış oku­nup trans­kri­be edil­di­ği­ni; ki­mi söz­cük­le­rin ise at­la­na­rak trans­kri­be edil­me­di­ği­ni; ori­ji­nal me­tin­de La­tin harf­le­riy­le yazılan bazı Kürt­çe ör­nek­le­rin ak­tarımında bi­le azımsan­ma­ya­cak sayıda yanlışlıkların yapıldığını, Fransızca ve Al­man­ca ola­rak yazılmış ki­mi alıntıların da bu tür yanlış ak­tarımlar­dan kur­tu­la­madığını; Arap­ça ve Fars­ça yazılmış bö­lüm­le­rin trans­krip­si­yo­nun­da da ben­ze­ri yanlışlıkların yapıldığını ve ayrıca dip­not­ların bi­le ek­sik ak­tarıldığını sap­tadık.

Sö­zü­nü et­ti­ği­miz karşılaştırma­da, sap­tadığımız farklılıklar tah­min­le­ri­mi­zi aştığından ötü­rü, Kürt­çe çe­vi­ri­ye te­mel ola­bi­le­cek da­ha tu­tarlı bir kay­nak met­ni or­ta­ya çıkar­ma­ya ve bu­nun için de ori­ji­nal met­ni ye­ni­den trans­kri­be et­me­ye ka­rar ver­dik.

Yalnızca trans­krip­si­yon ey­le­miy­le sınırlı ol­ma­yan çalışmamızın en yo­ru­cu bö­lü­mü­nü, trans­krip­si­yon işin­den çok, karşılaştırma ey­le­mi­nin oluş­tur­du­ğu­nu be­lirt­mek ge­re­kir. Bu yo­ru­cu ça­banın so­nu­cun­da or­ta­ya çıkan ger­çek­ler ko­nu­sun­da ka­mu­oyu­nu aydınlat­mak gi­bi bir so­rum­lu­luk da söz ko­nu­su idi. Bu ne­den­le Kürt­çe çe­vi­ri­ye te­mel ola­bi­le­cek doğ­ru trans­kri­be edil­miş bir met­ni or­ta­ya çıkar­manın yanı sıra, ese­rin yu­karıda anılan 1977 ve 1992 baskılarının da­yandığı 1973 Ha­lep baskısı ile ori­ji­nal met­nin karşılatırılmasında sap­tadıklarımızın bir bö­lü­mü­nü bir lis­te ha­lin­de ka­muo­yu ile pay­laş­mayı da ge­rek­li gör­dük.

Ama lis­te­ye geç­me­den ön­ce bir­kaç nok­ta­ya dik­kat çek­mek is­ti­yo­ruz. Eser 1933 yılında yayınlandıktan son­ra ki­mi yanlışlıkların farkına varılmış ve “Teb'den son­ra gö­ze çar­pan yanlışlar ber­vech-i ati tas­hih olu­nur” di­ye­rek, bir de ‘doğ­ru-yanlış’ cet­ve­li hazırlanıp ki­tap­la bir­lik­te dağıtılmıştır. An­cak trans­krip­si­yon­da bu­na pek dik­kat edil­me­di­ği­ni ve ‘doğ­ru-yanlış’ cet­ve­lin­de be­lir­ti­len ‘ge­çir­siş’, ‘oto­yi­te­niz’, ‘uew’, ‘qo­los’, ‘de­ğil­mim’ gi­bi ki­mi yanlışların doğ­ru-yanlış cet­ve­li­ne gö­re de­ğil de, yanlış yazıldığı çok açık ol­du­ğu için met­ni trans­kri­be ede­nin mü­da­ha­le­si so­nu­cun­da dü­zel­ti­lip yazıldığını dü­şü­nü­yo­ruz. Çün­kü anılan dü­zelt­me­ler doğ­ru-yanlış cet­ve­li­ne da­ya­na­rak yapılmış ol­saydı, yi­ne söz ko­nu­su cet­vel­de ve­ri­len ori­ji­nal meti­nde, 3. say­fanın 13. satırında­ki “do­ğur­madı” ye­ri­ne “do­ğu­ra­madı”, 4. say­fanın 14. satırında yer alan ‘mu­ha­le­fet­le­rin­den’ ye­ri­ne “ka­nu­na mu­ha­le­fet­le­rin­den”, 31. say­fanın 18. satırında yer alan “is­la­hat” ye­ri­ne “ıstıla­hât”, 13. say­fanın 14. satırında­ki “1561” ye­ri­ne ‘1061’ ve 74. say­fanın 8. satırında­ki “mün­te'im” ye­ri­ne “mü­te­ne'im” yazıla­caktı.

Metnin içinde ilgili sayfaların altına yazılmış toplam beş (5) dipnotu belirli bir sıralama içinde yazdık. Ancak orijinal metindeki dipnotlar bir sıralama halinde değil de, bulunduğu her sayfada tekrar 1’den başlayarak yazılmış. Ayrıca orijinal metinde 50. sayfanın altında bulunan ve 1973 baskısının 36. sayfasının altında yer alması gereken aşağıdaki dipnotun 1973 baskısında yok sayılarak transkribe edilmediğini de belirtmek istiyoruz:

“Bu kelime münasebetiyle Kürdce welat ta'birini izah edeceğim: Ba'zı müdekkikler bu kelimenin Arabca (wilayet) kelimesinden alındığını söylemektedirler. Bu nakta-i nazar doğru değildir. Kürdce welat kelimesi halis Aryani bir kelimedir. Fransızca plateau, Yunanca platia, Farsca (felat)dır.” (Orijinal metin, sayfa: 50)

Latince yazılmış bazı Kürtçe örnekler de Arapça yazının etkisiyle sağdan sola doğru okunmuş ve bu nedenle söz gelişi, orijinal metnin 40. sayfasındaki Kürtçe örnekler ve Türkçe anlamları, 1973 baskısının 31. sayfasında Türkçe örnekler ve Kürtçe anlamları biçiminde yazılmıştır. Oysa tam tersi olmalıydı. Ayrıca yine sağdan sola doğru okumanın etkisiyle, orijinal metinde önce tekil durumu ve sonra çoğul durumu yazılan örneklerin, 1973 baskısında önce çoğul durumu ve sonra da tekil durumu biçiminde yazıldığını görüyoruz.

Listeden seçtiğimiz birkaç örneği de çok kısa olmak üzere yorumlamadan geçmek istemiyoruz. Bu nedenle orijinal metinde iki ayrı paragraf biçiminde yer alan, ancak 1973 baskısında birleştirilerek tek paragraf halinde sunulan -aslında söz konusu iki paragrafın birleştirilmesiyle yetinilmemiş, ayrıca bu iki paragraf bir önceki paragrafla da birleştirilmiştir- örnekle başlamak istiyoruz.

“Ken­di ifa­de­si­ne na­za­ran [Lew­ra ku de­ma ji eybê fek bû, ta­rîx he­zar û şêst û yek bû] 1061 se­ne-i hic­ri­ye­sin­de te­vel­lüd edip yi­ne zîr­de­ki be­yi­tin mef­hu­mu­na gö­re [Îsal gi­hiş­te çil û ça­ran, ev pêşrewê gu­nah­ka­ran] 44 yaşında ya­ni 1105 se­ne­sin­de ‘Me­mo­zîn’ ün­vanlı eser-i mu­hal­li­di­ni vü­cu­da ge­ti­ren bü­yük Kürd şa­i­ri Ah­medê Xa­nî, bu­gün­kü mil­li­yet ce­re­yanının ilk mü­beş­şi­ri­dir.


Mev­zuu­nu bir halk ef­sa­ne­sin­den almış olan Xa­nî, ese­rin­de baş­tan ba­şa Kürd mil­li­ye­tin­den ve Kür­dis­tan’dan bah­se­der. Ko­nuş­tur­du­ğu şahıslar kâ­mi­len bi­rer sem­bol­dur. Kürd mil­le­ti­ni tem­sil eden şah­si esa­re­te dü­şü­rür, zin­da­na atar ve onun ha­la­si ça­re­le­ri­ni mil­le­te aratır ve gös­te­rir. ” (Ori­ji­nal me­tin, say­fa: 13)

“Ken­di ifa­de­si­ne rağ­men ‘Lav­ra Kur­manc ğayb fek­bu ta­rix ha­za­ru şeşt û yek bu’ 1561 se­ne-i hic­ri­ye­sin­de te­vel­lüd edip yi­ne aşağıda­ki bey­tin mef­hu­mu­na gö­re ‘İsal ge­heş­te çel û ça­ran, ev piş­re­vi gu­neh­ka­ran’ 44 yaşında ya­ni 1105 se­ne­sin­de (MEM Û ZÎN) ün­vanlı ese­ri­ni vü­cu­da ge­ti­ren bü­yük Kürt şa­i­ri Ah­medê Xa­ne, bu­gün­kü mil­li­yet ce­re­yanının ilk mü­beş­şi­ri­dir. Mev­zuu­nu bir hal ef­sa­ne­sin­den almış olan A. Ha­ne, ese­rin­de baş­tan ba­şa Kürt mil­li­ye­tin­den ve Kür­dis­tan’dan bah­se­der. Ko­nuş­tu­ğu şahıslar ka­mi­len bi­rer sem­bol­dur. Kürd mil­le­ti­ni tem­sil eden şah­si esa­re­te dü­şü­rür, zin­da­na atar ve onun he­lası ça­re­le­ri­ni mil­le­te aratır ve gös­te­rir.“ (1973 baskısı, say­fa: 16)

Bu karşılaştırma­da, 1973 baskısında -aynı an­lamı ver­se de- “na­za­ran” ye­rine “rağ­men”, “zîr­de­ki” ye­ri­ne “aşağıda­ki” yazıla­rak sa­de­ce trans­krip­si­yon ile ye­ti­nil­me­di­ği, üs­te­lik Xa­nî’den ak­tarılan bö­lüm­de hem Kürt­çe hem de Türk­çe harf­le­rin bir­lik­te kul­lanıldığı; ilk alıntının “ku de­ma ji” bö­lü­mü­nün “Kur­manc” bi­çi­min­de yanlış oku­nup trans­kri­be edil­di­ği; yi­ne “ko­nuş­tur­du­ğu” bi­çi­min­de trans­kri­be edil­me­si ge­re­ken söz­cü­ğün “ko­nuş­tu­ğu” ve “ha­la­si ça­re­le­ri­ni” bi­çi­min­de trans­kri­be edil­me­si ge­re­ken tam­la­manın da “he­lası ça­re­le­ri­ni” bi­çi­min­de yanlış yazıldığı; “A. Xa­nî” adının iki ayrı bi­çim­de yazıldığı, her iki bi­çi­min de doğ­ru ol­madığı ve bi­rin­de de ori­ji­nal­de ol­madığı hal­de ”A.” ek­len­di­ği; ayrıca ori­ji­nal me­tin­de­ki ”eser-i mu­hal­li­di­ni” tam­la­masının “mu­ha­li­di­ni” tam­la­yanı at­la­na­rak yalnızca “ese­ri­ni” bi­min­de trans­kri­be edil­di­ği ve Hic­ri 1561’in Mi­la­di tak­vi­min­de 2136’ya te­ka­bül et­ti­ği­nin yanı sıra Ce­la­det A. Be­dir­xan’ın basımdan son­ra farkına varıp, ki­tabın içi­ne koy­du­ğu ”doğ­ru-yanlış” cet­ve­li­nin de -yu­karıda be­lir­til­di­ği gi­bi- dik­kat­ten kaçtığı çok açık bir bi­çim­de gö­rü­lü­yor. Sa­de­ce bu bö­lü­mün dü­zel­til­me­si için en az 20 mü­da­ha­le­nin zo­run­lu ol­du­ğu­nu da ek­le­mek is­ti­yo­ruz.

Ori­ji­nal met­nin 77. say­fasında bu­lu­nan bir tüm­ce­nin “Ver­dun Har­bi’nin enid mü­ha­cim ve mü­da­fi’le­ri­nin se­fa­hat-i ci­da­li­ne gıbta-bahş ola­cak bir üs­lub-i şe­ha­met ile tas­vir edi­yor” bö­lü­mü­nün, 1973 baskısının 51. say­fasında “ve har­bin mu­ha­cim ve mü­da­fim­le­ri­nin se­fa­hat ci­da­li­ne gıbta­has ola­cak bir us­lup ile tas­vir edi­yor” bi­çi­min­de yazılmış ol­ması, “Ver­dun Har­bi’nin” oku­na­mayıp, onun ye­ri­ne sa­de­ce “har­bin” yazıldığını; bu­na ek ola­rak “enid” söz­cü­ğü­nün at­lanıp trans­kri­be edil­me­di­ği­ni, ayrıca “mü­da­fi’le­ri­nin” de  “mü­da­fim­le­ri­nin” bi­çi­min­de oku­nup trans­kri­be edil­di­ği­ni ve “gıbta-bahş ola­cak bir üs­lub-i şe­ha­met ile”nin de ”gıpta­has ola­cak bir us­lup ile” bi­çi­min­de trans­kri­be edil­di­ği­ni çok açık bir bi­çim­de gös­te­ri­yor.

Yu­karıda anılan­lar­dan bi­ri olan pa­rag­raf bir­leş­tir­me­le­re bir ör­nek da­ha ve­re­cek olur­sak: 1- “Yi­ne ha­di­sat gös­te­ri­yor ki” ve “Bu su­ret­le” (Ori­ji­nal me­tin, say­fa: 7) di­ye baş­la­yan iki ayrı pa­rag­raf tek pa­rag­raf bi­çi­min­de (1973 baskısı, say­fa: 13). 2- “Di­ğer ta­raf­tan” ve “Bu mem­le­ket­ler­de­ki” (Ori­ji­nal me­tin, say­fa: 7) di­ye baş­la­yan pa­rag­raf­lar da tek pa­rag­raf bi­çi­min­de (1973 baskısı, say­fa: 13). 3- “Mü­ta­re­ke­yi mü­tea­kip”, “Ceb­he­ye gi­der­ken” ve “Va­tan­larından çıkarılan” (Ori­ji­nal me­tin, say­fa: 20) di­ye baş­la­yan üç ayrı pa­rag­raf da Ha­lep baskısında yi­ne tek pa­rag­raf bi­çi­min­de yer al­mak­tadır. (1973 baskısı, say­fa: 20)

Bel­ki önem­siz bir ayrıntı gi­bi gö­rü­le­bi­lir, ama yi­ne de be­lirt­mek­te ya­rarlı ol­du­ğu­nu dü­şü­nü­yo­ruz; 1973 baskısında, ori­ji­nal met­nin farklı pa­rag­raf­larının bir­leş­ti­ril­di­ği­ni ve bu tür bir­leş­tir­me­le­rin yu­karıda ve­ri­len ör­nek­ler­le sınırlı ol­madığını, trans­kri­be edil­miş met­nin bir­çok ye­rin­de bu tu­tu­mun sür­dü­ğü­nü sap­tadık.

Aşağıda­ki karşılaştırma­da ise, 1973 baskısında trans­kri­be edil­me­yen bö­lüm­ler ve iki tüm­ce­nin kısaltıla­rak bir­leş­ti­ril­di­ği çok açık bir bi­çim­de gö­rül­mek­te­dir:

“1932 se­ne­si Mayısında, Ağrı ih­ti­la­li­nin ikin­ci se­ne­sin­de Kürd­le­rin tem­si­li hakkında bir ka­nun yaptırdınız. Kürd ke­li­me­si­nin te­la­fu­zun­da­ki sü'ube­te bi­na­en bu ka­nun­da da Kürd­le­ri se­ra­ha­ten zik­re­de­me­di­niz.” (Ori­ji­nal me­tin, say­fa: 79)

“1932 se­ne­si Mayıs ayında, Ağrı ih­ti­la­li­nin ikin­ci se­ne­sin­de Kürt­le­rin tem­si­li hakkında bir ka­nun­da da Kürt­le­ri se­ra­ha­ten zik­re­de­me­di­niz.” (1973 baskısı, say­fa: 52)

Ori­ji­nal met­nin 25. say­fasında­ki “Kül­le­ri­ni, ha­la Ara­rat te­pe­le­rin­den esen so­ğuk rüz­gâr­ların dağıtmak­ta ol­du­ğu yüz­ler­le Kürd kö­yü­nü yaktınız.” Tüm­ce­si ile 1973 baskısının 23. say­fasında yer alan “Köy­le­ri­ni, ha­la Ara­rat te­pe­le­rin­den esen so­ğuk rüz­gâr­ların dağıtmak­ta ol­du­ğu buz­lar­la Kürt kö­yü­nü yaktınız.” bi­çi­min­de­ki trans­krip­si­yo­nu arasında­ki fark çok açık gö­rü­lü­yor. Üs­te­lik trans­krip­si­yon­da­ki tüm­ce­nin ne an­la­ma gel­di­ği an­laşılmıyor ve ori­ji­nal me­tin ol­ma­dan da an­la­mak ola­naksız gi­bi gö­rü­nü­yor.

“Bu su­ret­le 8428 ke­li­me­den 6247 ke­li­me Türk­çe­ye, 2018 ke­li­me di­ğer müh­te­lif li­san­la­ra ait müs­te­ar ke­li­me­ler olup ha­lis Kürdçe ola­rak yalnız 193 ke­li­me kal­mak­tadır.” (Ori­ji­nal me­tin, say­fa: 33) tüm­ce­si, 1973 baskısının 27. say­fasında şöy­le yer al­mak­tadır: “Bu su­ret­le 8426 ke­li­me Türk­çe­ye, 6247 ke­li­me di­ğer müh­te­lif li­san­la­ra ait müs­ta­ar ke­li­me­ler olup ha­lis Kürt­çe ola­rak 193 ke­li­me kal­mak­tadır.” Trans­krip­si­yo­nun tüm­ce­yi an­la­ma­dan yapıldığı, her iki tüm­ce­nin farklı an­lam­lar taşıdığı, ra­kam­ların bi­le yanlış okun­du­ğu ve bu ne­den­le de yanlış trans­kri­be edil­di­ği yo­ru­ma ge­rek duy­ma­ya­cak bi­çim­de açıktır.

Ori­ji­na­li La­tin harf­le­riy­le yazılmış Kürt­çe ör­nek­le­rin bi­le azımsan­ma­ya­cak bir bö­lü­mü­nün yanlış ak­tarıldığını sap­tadık. Ör­ne­ğin; za­ten La­tin harf­le­riy­le yazılmış olan ve sa­de­ce ol­du­ğu gi­bi ak­tarılması ge­re­ken or­ji­nal met­nin 56. say­fasında­ki “ne­qi­lîn, ne­qi­lan­din”, lis­te­de de gö­rü­le­ce­ği gi­bi, 1973 baskısının 40. say­fasında “na­ki­lin, na­ki­lan­din” ola­rak yazılmıştır. Yalnızca bu­ra­da bi­le ilk söz­cü­ğe üç, ikin­ci söz­cü­ğe de iki ol­mak üze­re, top­lam beş mü­da­he­le ge­re­ki­yor.

“Fa­kat dai­ma ta­dil olun­ma­ğa müs­ta'iddır” (Ori­ji­nal me­tin, say­fa: 36) tüm­ce­sin­de ise, “is­ti­dadlı, ka­bi­li­yet­li, ye­te­nek­li; akıllı, an­layışlı” an­lamına ge­len “müs­ta'id” söz­cü­ğü­nün ye­ri­ne, “el­ve­riş­li, uy­gun; yardım eden; mü­sâa­de eden, izin ve­ren” an­lamına ge­len “mü­sa­it” (1973 baskısı, say­fa: 29) yazılmıştır.

Os­manlıca söz­lük­te bi­rin­ci an­lamı “tar­la sür­me” ve ikin­ci an­lamı “kül­tür” ola­rak be­lir­ti­len “hars” söz­cü­ğü met­nin he­men he­men her ye­rin­de, bi­rin­ci an­lamı “so­nu gel­me­yen is­tek, aşırı tut­ku” ve ikin­ci an­lamı “öf­ke, kızgınlık” olan “hırs” ola­rak trans­kri­be edil­miş­tir. Ör­ne­ğin “Türk harsı” hep “Türk hırsı” bi­çi­min­de yazılmıştır.

Ori­ji­nal met­nin 22. say­fasında yer alan bir tüm­ce­nin “di­ğer mil­let­le­ri tak­til ve tem­sil usul­le­ri­ni gös­te­ren” adlı bö­lü­mü­nün 1973 baskısının 21. say­fasında­ki “di­ğer mil­let­le­ri tak­dir ve tem­sil usul­le­ri­ni gös­te­ren” bi­çi­min­de yer aldığını gö­rü­yo­ruz. Bu ko­nu­da yo­rum ye­ri­ne, sa­de­ce an­lam farklılıklarını be­lirt­mek­le ye­tin­mek is­ti­yo­ruz. Os­manlıca söz­lük­te “çok öl­dür­me, öl­dü­rül­me” ola­rak tanımla­nan “tak­til” Arap­ça “katl”den gel­mek­te­dir. Oy­sa onun ye­ri­ne 1973 baskısında yer alan “tak­dir” ise, di­ğer an­lam­larının yanı sıra, “be­ğen­me, de­ğer biç­me, de­ğer ver­me” an­lamına gel­mek­te­dir.

Yi­ne ori­ji­nal met­nin 3. say­fasında­ki “söz ve­ril­miş, va­do­lun­muş; va­de­li, za­manı bel­li” an­lamına ge­len “mev'ud” söz­cü­ğü ye­ri­ne, 1973 baskısının 11. say­fasında, “var olan, bu­lu­nan; hazır olan, hazır bu­lu­nan; bir top­lu­lu­ğu mey­da­na ge­ti­ren fert­le­rin tü­mü” gi­bi an­lam­ları içe­ren “mev­cut” söz­cü­ğü yazılmıştır.

Bir baş­ka ör­nek­te, ori­ji­nal met­nin 14. say­fasında, “vasıflandırma, ni­te­le­me” an­lamına ge­len “tav­sif” söz­cü­ğü­nün ye­ri­ne 1973 baskısının 17. say­fasında, “va­zi­fe­len­dir­me, işe al­ma, iş ver­me” an­lamına ge­len “tav­zif” söz­cü­ğü­nün yazıldığı gö­rü­lü­yor.

Ori­ji­nal met­nin 6. say­fasında­ki “bu ted­bir de”, 1973 baskısının 13. say­fasında “bu tak­tir­de” bi­çi­min­de yer al­mak­tadır. Bu ör­nek­te, bu­lun­ma “kal­ma” du­ru­mu eki ol­ma­yan “de”nin ayrı yazılması ge­rek­ti­ği bir ya­na, “ön­lem; hazırlık” an­lamına ge­len “ted­bir” söz­cü­ğü­nün ye­ri­ne, “dam­la dam­la akıtma, dö­kül­me, dam­la­ma” an­lamına ge­len “tak­tir” yazılmıştır.

En son ör­ne­ği de ori­ji­nal met­nin 53. say­fasından ver­mek is­ti­yo­ruz. Bu­ra­da “katır: hêstir” ola­rak yazılmış, bu­na rağ­men 1973 baskısının 38. say­fasında “katır: hêştir” ola­rak trans­kri­be edil­miş. Söz­lük­ler “hêştir” söz­cü­ğü­nün Türk­çe­de karşılığının “katır” de­ğil, “de­ve” ol­du­ğu­nu be­lir­ti­yor­lar. Bu fark çok önem­siz bir ayrıntı ola­rak gö­rü­le­bi­lir. An­cak söz ko­nu­su olan, söz­cük­le­rin yapısında an­lam ayırt edi­ci en kü­çük bi­rim olan bir ses­bi­rim­dir (fo­nem) ve bu­ra­da gö­rül­dü­ğü gi­bi, “katır”ı “de­ve” ya­pa­cak ka­dar da önem­li bir iş­le­ve sa­hip­tir.

Ori­ji­nal met­nin 38. say­fasında, Kürt­çe ve Al­man­ca karşılıkları yazılmış “çıkmak”, “gir­mek” ve “bir­bi­rin­den ayırmak, tah­lil et­mek” gi­bi Türk­çe ör­nek­le­rin yanı sıra, Kürt­çe ve Al­man­ca karşılığı yazılıp da ken­di­si yazılmamış olan bir söz­cük­ten bah­set­mek ge­re­ki­yor. 1973 Ha­lep baskısında, ori­ji­nal me­tin­de­ki Kürt­çe ve Al­man­ca karşılıklarına da­ya­na­rak, Türk­çe “kaldırmak” söz­cü­ğü ek­len­miş (1973 baskısı, say­fa: 30) ve ori­ji­nal me­tin­de varmış gi­bi su­nul­muş. Çün­kü yaptığımız karşılaştırma­da bu söz­cü­ğün ek­len­di­ği­ni be­lir­ten her­han­gi bir no­ta rast­la­madık. Türk­çe “kaldırmak” söz­cü­ğü­nü biz de ek­le­me­yi uy­gun gör­dük, an­cak söz ko­nu­su söz­cü­ğün ek­len­di­ği­ne da­ir şu an oku­du­ğu­nuz açıkla­ma farkıyla. Aslında baş­ka bir al­fa­be kul­lanıla­rak yazılmış bir yazıyı baş­ka bir al­fa­be­ye çe­vir­mek olan trans­krip­si­yon ey­le­mi, ori­ji­nal met­ni ol­du­ğu gi­bi ak­tar­mak­la yü­küm­lü­dür. Met­nin tü­mün­de bu­na uy­duk, an­cak yu­karıda andığımız ve Ce­la­det A. Be­dir­xan’ın “doğ­ru-yanlış” cet­ve­lin­de de göz­den kaçmış ol­du­ğu­nu sap­tadığımız, dil karşılaştırma­larında ör­nek ola­rak kul­lanılan bu söz­cü­ğü ek­le­mek zo­run­da kaldık. Çün­kü “kaldırmak” söz­cü­ğü ek­len­me­miş ol­saydı, ya­ni iki ayrı dil­de çe­vi­ri­si yazılıp da, ken­di­si yazılmamış ol­saydı, Kürt­çe bil­me­yen­ler ta­rafından söz ko­nu­su dil­ler­de­ki karşılıklarının ne­den ora­da bu­lun­duk­larının an­laşıla­ma­ya­bil­me, ya da yanlış an­laşıla­bil­me, da­ha doğ­ru­su, ken­di­sin­den ön­ce­ki söz­cü­ğün ikin­ci bir an­lamıymış gi­bi gö­rü­le­bil­me ris­ki de ol­duk­ça yük­sek­ti. Bu tür yanlış an­laşılma­la­ra mey­dan ver­me­mek için, trans­krip­si­yon işin­de -hiç yap­madığımız- adı ge­çen ek­le­me­yi yap­mak zo­run­da kaldığımızı be­lirt­mek is­ti­yo­ruz.

Kuş­ku­suz, söz ko­nu­su me­tin­le­rin karşılaştırılması ile il­gi­li çalışmanın so­nu­cun­da pay­la­şa­bi­le­cek­le­ri­mi­zin lis­te­si, aşağıda su­nu­lan lis­te­den da­ha uzun­dur. An­cak ori­ji­nal baskı ile 1973 baskısı arasında­ki fark­ların tü­mü­nü bu­ra­ya al­mak ye­ri­ne, bun­ların arasından seç­ti­ği­miz ve gör­dük­ten son­ra si­zin de ye­ni bir trans­krip­si­yon ka­rarımıza hak ve­re­ce­ği­ni­zi um­du­ğu­muz -hoş­gö­rü­nü­ze sığına­rak bi­raz uzattığımızı dü­şün­dü­ğü­müz- ör­nek­ler­le ye­tin­me­yi da­ha uy­gun bul­duk.

“Res­mi bir teb­liğ ile Kür­dis­tan’ın mev­cu­di­ye­ti­ni, Kürt­le­rin ta­ri­hi, ırki, har­si hak­larını tanır ve iti­raf eder­se­niz, iş­te o za­mandır ki me­se­le­nin hal­li­ne doğ­ru bü­yük ve mü­him bir adım atılmış olur. Bu­nu yap­mak­la da an­cak ha­di­sa­ta ta­kad­düm et­miş olur­su­nuz.” di­yen bü­yük Kürt dü­şü­nü­rü, po­li­ti­kacı, yayıncı, ede­bi­yatçı ve dil­bi­lim­ci C. A. Bedirxan’ın bu ese­ri­nin, son dö­nem­ler­de yo­ğun bir bi­çim­de tartışılan de­va­sa bir so­ru­nun çö­zü­müy­le il­gi­li yak­laşımla­ra ışık ol­ması di­le­ğiy­le...

 

Mus­ta­fa Ay­do­ğan

Stock­holm

 

 

KARŞILAŞTIRMALI TABLO

 

 

Orijinal metin (1933)

 

Sayfa

1973 Baskısı

 

 

Sayfa

 

mev'ud olan

3

mevcut olan

11

vâzıh  ta'birler

4

vazık tabirler

11

muhtelefünfîh meseleler

6

muhtelif meseleler

12

dilhâhına

6

dilhavahına

12

bu tedbir de

6

bu taktirde

13

Bu memleketlerdeki hariciye memurlarınızın vazifesi

7

Bu memleketlerdeki hariciye vazifesi

13

”Kürdistan Meselesi” sernâmeleri altında mütalaa olunduğu kesretle görülür.

13

Kürdistan meselesi sernameleri altında olunduğu kesvetle görülür.

16

Kendi ifadesine nazaran [Lewra ku dema ji eybê fek bû, tarîx hezar û şêst û yek bû] 1061 sene-i hicriyesinde tevellüd edip yine zîrdeki beytin mefhumuna göre [Îsal gihişte çil û çaran, ev pêşrewê gunahkaran] 44 yaşında yani 1105 senesinde ’Memozîn’ ünvanlı eser-i muhallidini vücuda getiren büyük Kürd şairi Ahmedê Xanî, bugünkü milliyet cereyanının ilk mübeşşiridir.

Mevzuunu bir halk efsanesinden almış olan Xanî, eserinde baştan başa Kürd milliyetinden ve Kürdistan’dan bahseder. Konuşturduğu şahıslar kâmilen birer semboldur. Kürd milletini temsil eden şahsi esarete düşürür, zindana atar ve onun halasi çarelerini millete aratır ve gösterir.

13

Kendi ifadesine rağmen ’Lavra Kurmanc ğayb fekbu tarix hazaru şeşt û yek bu’ 1561 sene-i hicriyesinde tevellüd edip yine aşağıdaki beytin mefhumuna göre ’İsal geheşte çel û çaran, ev pişrevi gunehkaran’ 44 yaşında yani 1105 senesinde (MEM Û ZÎN) ünvanlı eserini vücuda getiren büyük Kürt şairi Ahmedê Xane, bugünkü milliyet cereyanının ilk mübeşşiridir. Mevzuunu bir hal efsanesinden almış olan A. Hane, eserinde baştan başa Kürt milliyetinden ve Kürdistan’dan bahseder. Konuştuğu şahıslar kamilen birer semboldur. Kürd milletini temsil eden şahsi esarete düşürür, zindana atar ve onun helası çarelerini millete aratır ve gösterir.

16

kabul ve tavsif eylediğim

14

kabul  ve tavzif eylediğim

17

anlayabildiğimiz

14

anlayabildiği

17

yer yer Türk ocakları

15

bir bir Türk ocakları

17

Türk milleti bu hakikatı idrak ettiği gün

17

Türk milleti bu hakikatı itiraf ettiği gün

18

doğacak yeni milletten vahdet-i ırkiyeye mâlik bir Türkiye

17

doğacak olan yeni milletten ve hiddeti ırkıyeye malik bir Türkiye

18

derece-i vücûbda idi

18

derecei vücutta idi

19

Kürd olarak yaşamak endişesi

21

Kürt olarak yaşama iradesi

20

diğer milletleri taktil ve temsil usullerini gösteren

22

diğer milletleri takdir ve temsil usullerini gösteren

21

Türkiye’nin parçalanacağına mu‘tekid olanların

23

Türkiye’nin parçalanacağına müteakip olanların

22

Küllerini, hala Ararat tepelerinden esen soğuk rüzgârların dağıtmakta olduğu yüzlerle Kürd köyünü yaktınız.

25

Köylerini, hala Ararat tepelerinden esen soğuk rüzgârların dağıtmakta olduğu buzlarla Kürt köyünü yaktınız.

23

memurin aidesine

26

memurun ailesine

23

çarşı pazarda

26

çarşı pazarında

23

rûz-merre

26

ruzmete

23

birçok kimselerin

30

bir kimselerin

25

Bu suretle 8428 kelimeden 6247 kelime Türkceye, 2018 kelime diğer mühtelif lisanlara ait müstear kelimeler olup halis Kürdce olarak yalnız 193 kelime kalmaktadır.

33

Bu suretle 8426 kelime Türkçeye, 6247 kelime diğer mühtelif lisanlara ait müstaar kelimeler olup halis Kürtçe olarak 193 kelime kalmaktadır.

27

Fakat daima ta'dil olunmağa müsta’iddır

36

Fakat daima tadil olunmağa müsaittir

29

Tahlil ve terkib

37

Tahrir ve terkip

29

Mesela, “meşeqqet” kelimesini, “meşeqet” olarak telafuz ederler

39

Mesela, (Meşekkat) kelimesini, meşeket olarak telafuz ederler.  

30

tahvili ile

40

tahlilile

31

buna muteferri’ nazariyeler

43

buna mutallık nazariyeler

32

musannıfın

46

musallafın

34

Mezkur lügat kitabında kısa manasına olup, Kürdce “kurt”, Fransızca “court”, Almanca “kurz”, İngilizce “short”

47

Mezkur lügat kitabınd(kısa) manasında olup,                 Kürtçe    Fransızca    Almanca    İngilizce

KISA    kurd        court                        kurz           short

35

Bariz bir bozukluk

49

yüksek bir bozukluk

36

Tur Abidin Süryanilerinin bir kısmında

50

Tur Abidin bir kısmında

36

umumi surette bir noktaya 

50

umumi bir noktaya

36

Türkce kelimenin lügata vech ve sebebi  duhûlü

52-53

Türkçe kelimenin lügata sebebi duhulü

38

katır: hêstir

53

katır: hêştir

38

parmak               : el parmağı:tilî, ayak parmağı: pêçî (Almancada finger, zehe olduğu gibi)

53

Parmak: el parm.: TİLÎ

ayak parm. : Pêçî

38

Türkceleşmiş ne demektir? Ve Türkceleşmiş kelime var mıdır?

54

Türkceleşmiş ne demektir?

38

temsil ve tasrif eylemişlerdir

56

 temsil ve tasrih eylemişlerdir

40

neqilîn, neqilandin

56

nakilin, nakilandin

40

Türkce ile hiçbir alakaları bulunmadığını vüzuh ile göstermektedir.

57

Türkçe ile hiçbir alakaları bulunmadığını tamamiyle göstermektedir.

40

bunların arasına değil Türkce gibi yabancı hatta diğer ari bir lisanın bile girmesine imkanı yoktur

59

bunların arasına değil Türkçe gibi yabancı hatta diğer ari bir lisanın bile imkanı yoktur

41

Kürdlere iltifat etmekten geri durmuyorlardı

69-70

Kürtlere iltihaf etmekten geri durmuyorlardı

47

Rusya’nın kucağından uzaklaştırmakta bulan büyük Avrupa devletleri

70

Rusya’dan uzaklaştırmakta bulan Avrupa devletleri

48

Müsta’mer büyük Avrupa devletlerinin

72

Müstamel büyük Avrupa devletlerinin

49

muhtelit

73

muhtelif

49

ölümden peyderpey mütene’im ve nasibedar eyledi

74

ölümden peyderpey nasibedar eyledi

50

el-yevm de taht-i işgallerinde bulunmaktadır

76

bugün de işgallerinde bulunmaktadır

51

gayr-i müsellah ve gayr-i mükavim yüzlerle Kürd köyü

77

gayr-i müsellah yüzlerle Kürt köyü bulunmaktadır

51

bu uzun mesafeyi katettiler ve hazar-i karargahlarına mağrur ve muzaffer döndüler

77

bu uzun mesafeyi geçerek karargahlarına mağrur ve muzaffer döndüler

51

Herkes Ağrı savaşından, Ağrı gazasından, Ağrı gazilerinden haber bekliyordu

77

Herkes Ağrı savaşından, Ağrı gazilerinden haber bekliyordu

51

Verdun harbi’nin enid muhâcim ve müdafi'lerinin safahat-i cidaline gıbta-bahş olacak bir üslub-i şehamet ile tasvir ediyor.

77

Ve harbin muhacim ve müdafimlerinin sefahat cidaline gıptahas olacak bir uslup ile tasvir ediyor.

51

1932 senesi Mayısında, Ağrı ihtilalinin ikinci senesinde Kürdlerin temsili hakkında bir kanun yaptırdınız. Kürd kelimesinin telafuzundaki sü’ubete binaen bu kanunda da Kürdleri serahaten zikredemediniz

79

1932 senesi Mayıs ayında, Ağrı ihtilalinin ikinci senesinde Kürtlerin temsili hakkında bir kanunda da Kürtleri  serahaten zikredemediniz.

52

bu kanun hükümlerine tevfiken

79

bu kanun hükümlerine tevkifan

52

teyakkun edilen

81

anlaşılan

53

Kürdistan’ın menâat-i ardiye ve şiddet-i iklimiyesi

81

Kürdistan’ın, arızalı arazisi ve ikliminin şiddeti

53

maktel

81

ölüm yatağı

53

Türk harsı

81

Türk hırsı

54

Şam’ın mütevazi bir otelinde

82

Şam’ın bir otelinde

54

- Hayır yanlış söyledim. Demin şaşırdım

84

Hayır demin yanlış söyledim, demin şaşırdım

55

Şimdi hep Türküz.

84

Şimdi hepimiz Türküz.

55

100 yaşıyla

84

102 yaşıyla

55

Filhal sevkiyata başlandı.

85

Sevkiyata başlandı.

55

emri tatbikın ihtiyaç göstereceği 

86

emri tatbikın göstereceği

56

Avârız-ı tabi'iyenin ve iktisadi, ümrani muhtelif sebeplerin yollarda vücuda getirdikleri a'vecâclerle bu bu'dlerin herhangi bir nisbette tezayüd edecekleri bedihidir

86

Tabiatın arızası ve iktisadi, ümrani muhtelif sebeplerin yollarda vücuda getirdikleri girinti ve çıkıntılarla bu mesafelerin herhangi bir nispette çoğalacağı aşikârdır.

56

her ferde  1750 Km’yi katetmek için

86

her Kürde 1750 Km.yi kesmek için

56

Ve-illâ tahliye edeceğiniz Kürdistan’ı boş bırakıp baykuşlara yuva yapacağınıza ihtimal vermek icab eder ki aklen mümteni'dir.

87

Çünkü boşaltacağınız Kürdistan’ı  boş bırakıp baykuşlara yuva yapacağınıza ihtimal vermek akıl haricindedir.

57

Yeni yurtlarında teessüs edip lâakal rûz-merre  ihtiyaçlarını temin edinceye kadar

88

Yeni yurtlarında teesüp edip en aşağı ömürleri  boyunca ihtiyaçlarını temin edinceye kadar

57

asgari bir meblağdır

88

asgari bir paradır

57

bu adamları ilticaya davet ve tergib ediyorlardı

90

bu adamları ilticaya davet ediyorlardı

58

Kürd teşkîlâtının intifâ' edebilmesi

90

Kürt teşkilatının menfaatlanması

58

Haberi nakleden gazete nüshası olduğu halde avam-i nastan bir Kürde sokularak

91

haberi nakleden gazete olduğu halde bir Kürde sokularak

59

bazen cevherinde tekessür ve tezâyüd de

92

bazen fazlalık ta görülür

59

hakikatın intâkını

93

hakikatın parlamasını

60

 

 

 

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
2/10/2011  Qey gava ez bimirim tu dê li ser min binivîsî?
16/5/2011  Resmi Dil İle Sorunum Var
16/1/2011  Bir asır daha mı bekleyelim?
9/1/2011  Soluğum umudumdur
4/9/2010  Senden basbayağı yazar olmuş
2/8/2010  Hazanı acıya boğduk
15/7/2010  Şampîyonîya cîhanê û biserketina "Total Football"ê
25/5/2010  Mus­ta­fa Ke­mal Pa­şa’ya açık mek­tup
14/4/2010  Nameya ji xemistanê
11/1/2010  Tarihi bir yanılsama