DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


cemal_hevdem@hotmail.com

Cemal Özçelik    

Baykal’ı neden gönderdiler?


11/5/2010

Baykal’ın ‘’Gönül ilişkilerini’’ içeren kasetin hangi ortamda ortaya atıldığına bakalım.

Bu, tam da Anayasa görüşmelerinin karara bağlandığı dönemin ertesine denk geliyor.

Önümüzde referandum var.

Referandumda belli ki birileri güçlü bir muhalefetin ortaya çıkmasını istemiyor.

Baykal, çevresindekilere kaset meselesinin devlet işi olduğunu belirtmiş.

Bu durumda devletin, yani Genelkurmayın değişikliğin referandumdan geçmesini istediği sonucu mu çıkıyor?

‘’Açılım’’ın önemli ayaklarından olan Anayasa değişikliği devlet patentlidir.

Yani sanıldığı gibi sadece AKP’nin tek başına geliştirdiği bir proje değildir.

Bu, AKP’nin her konuda Genelkurmayla örtüştüğü anlamına gelmez.

Aralarında keskin çelişkiler olmadığı anlamına da gelmez.

Ancak neticede uzlaştıkları bir gerçek.

‘’AKP Açılımı’’, devletin yeni konsepleri ile örtüşüyor.

Yani askeri, siyasi, ekonomik ve kültürel yeni konseptler.

Genelkurmay’ın gönlünde yatan AKP değildi.

Ama neticede siyasi realiteye uymak zorunda kaldı.

AKP’yi tasfiye projesi rafa kaldırılmış değil. Ancak bu süreç ertelenmiş gibi.

Genelkurmayın daha öncelikli hedefleri vardır:


Kürt meselesinin önünü kesmede mesafe almak.

Öncelik Kürt meselesini geriletmek olduğu için de AKP’nin kapatılmasından son anda vazgeçmişti.

O dönem bu partinin yerini dolduracak alternatif bir parti mevcut değildi.

CHP’nin Genelkurmay’ın projelerini harekete geçirmeye yetecek oy potansiyeli yoktu.

Bu yetmiyormuş gibi AKP üzerinden uygulamaya çalışılan projelere de çomak sokuyordu.

Kraldan daha kralcı kesilerek yer yer Genelkurmaya posta koyuyordu.

Bütün bunlarda Deniz Baykal belirleyici bir rol oynuyordu.

Devlet için alternatif olamadığı gibi, başka alternatiflerin ortaya çıkışını da engelliyordu.

Dahası her yönüyle süreci tıkayan, engelleyici bir faktöre dönüşmüştü.

Kendi rızasıyla gitmeyeceği belliydi. Böylesi bir planla gönderildi.

Orta vadede hem CHP’ye çeki düzen verilecek,

Hem de AKP’ye yeni alternatifler aranacak.

 

Ama yakın vadede referandumun başarıyla hayata geçirilmesi sağlanacak.

Değişiklik maddeleri özenle seçilmiş.

İçlerinde kısmi/cüzi demokratikleşmeyi sağlayacak kimi düzenlemeleri barındırıyor.

Ama bununla esas değişikliklerin önü de kesilmek isteniyor.

Kürt hareketini bir handikapla karşı karşıya getirmek için iyi bir planlama yapılmış.

Öyle ki, karşı çıksan, ‘’Demokrasi karşıtı’’ damgasını yiyeceksin.

Benimsesen, sahte bir ‘’Demokratikleşme, Kürt sorununu çözme planına’’ imza atmış olursun.

Onlara göre Kürt sorunu bir demokratikleşme sorunudur.

‘’Parti kapatmayı zorlaştıran’’ madde de geçseydi, şöyle derlerdi:

‘’Bakın artık partileriniz kolay kolay kapatılmayacak..

Rahat rahat siyaset yapabileceksiniz..

Anadilde siyaset yasağı da kalmadı..

Size televizyon da açtık,

Kendi dilinizle özel eğitim imkanı da tanıdık..

Daha ne istiyorsunuz?..’’

Bu şekilde Kürt meselesinin çözüldüğünü ilan edeceklerdi.

ABD ve AB ülkeleri böylesi bir propagandayı kabullenmeye dünden razı zaten.

Onların da Türkiye’den çok fazla beklentileri yok.

Peki geriye ne kalacaktı?

Onların deyimiyle ‘’Terör sorunu’’.

Yani dünyaya diyeceklerdi ki, biz Kürt meselesini çözdük,

Geride sadece terör sorunu kaldı,

İzin verin ve bu konuda bize yardım edin de bu terörü ezelim!

 

 

Zaten yıllardır mutfakta pişirilen böylesi projeler var.

Barış sürecini yaratmadan, savaşı sona erdirmeden

Yapılacak tüm girişimler daha baştan sakat doğmaya mahkum değil mi?

Hala sayısız Kürt siyasetçisi cezaevlerinde yatmaktadır.

Hala sırf taş attı diye ağır cezalarla cezalandırılan sayısız çocuk cezaevindedirler.

Hala bir çok Kürt aydını fikirlerinden ötürü yargılanmakta, ceza yemekte.

Düşünceye özgürlük sağlanmadan,

Kürtlerin kendi kimlikleriyle örgütlenmelerine izin verilmeden,

Baraj oranı düşürülmeden (Bu Türk sol ve emekçi hareketi için de gerekli)..

Yapılacak düzenlemeler hayatta yerini bulabilirler mi?

 

Sorun teknik olarak parti kapatmasını zorlaştırmak değildir.

Parti kapatma kriterlerinin değiştirilmesidir asıl olan.

Tabii ki teknik olarak zorlaştırılması da olumlu bir şeydir.

Ama her hangi bir Kürt partisini kapatmayı aklına koyan devlet,

Her halukarda yine bunun bir yolunu bulur.

Hele devlet partilerinin kraldan daha kralcı olduklarına bakılırsa,

Meselenin meclise havale ettirilmesinin ciddi bir güvence sağlamayacağı ortada.

Bu meclis ki, gözünü kırpmadan sayısız idam kararına onay vermedi mi?

Bu meclis ki, Kürtlükle ilgili her türlü değere düşman kesilmedi mi?

Bu durumda Kürt partilerinin kapatılmasının engellenmesini mi sağlayacak?

Buna kim inanabilir?

Zaten teknik zorlaştırmayı Kürtleri düşünerek ortaya atmadılar.

AKP daha çok kendisini güvenceye almak istedi.

 

 

Netice itibarıyle, gelişmeler AKP’ye büyük bir manevra alanı kazandırdı.

Şayet referandumda da başarılı olursa,

Seçimlerde bunu bir yatırıma dönüştürmeye çalışacak.

BDP’in ‘’Demokrasi karşıtı olduğu’’ tezini işleyeceği belli.

Kürt oylarıyla kendisini tahkim edip,

Kürt siyasetinin altını boşaltma imkanını elde etmeye çalışacak.

BDP’nin içinde bulunduğu kaotik durum belli.

Yer yer kimi eksiklikler içine düştüğü de aşikar.

Sık sık eleştiriyi de hakeder pozisyonlara düşmekte.

Ancak aslolan devletin geliştirmeye çalıştığı siyaseti görmek değil midir?

Burada önemli olan iki nokta var:

A)     Halkımızın devlet siyaseti karşısında duyarlı kılınarak bilinçlendirilmesi

B)     BDP’nin yürekten bir ulusal birlik politikası geliştirmesidir.

 

BDP’nin suçu yasa değişiklik önergeleri oylamasına katılmaması değil, dürüst ve içten bir ulusal birliğe yanaşmamasıdır. Bu konuda adım atmazsa, hiç bir şekilde bu vebalin altından kalkamayacaktır..

 

11 Mayıs 2010

 

 

 

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
06/3/2013  İmaj savaşı üzerinden sürdürülen İmralı barış süreci
11/2/2013  Kürd halkı çözümü kendinde bulmalı
13/1/2013  Türkiye Örtülü Operasyonlar Cumhuriyeti
28/12/2012  Roboski Güneşi Sömürgen’in Ampulünü Söndürdü
17/12/2012  Suriye’deki gelişmeler Güneybatı Kürdistan’ı nasıl etkiler?
22/11/2012  Açlık grevleri ve yarattıkları sonuçlar
17/11/2012  Demokrasilerde açlık grevi olmazmış(!)
4/11/2012  Aysel Tuğluk’un Gözyaşları ve Yedi Başlı Ejderha
26/10/2012  Bu seferki grevler çaresizlikten değil
23/9/2012  Yenilmezliğin sırrı Kürt toplumundaki dönüşümdedir
1/9/2012  Çok başarı değil; az hata, karşıtlık değil; ulusal birlik zafere götürür
19/8/2012  Dert veren Mevla, dermanını da verir
6/8/2012  Kesintisiz operasyona karşı kesintisiz vuruş
28/7/2012  Bizi gücümüzden utandırıp yenmelerine izin vermeyeceğiz
14/7/2012  Öcalan’la görüşme mi, izolasyonla kıvama getirme girişimleri mi?
5/7/2012  Ne savunduğundan çok, hangi zeminde durduğun önemli
13/5/2012  Ulusal kongre üzerine
15/4/2012  Diplomatik Aktivizm, Askeri Hazırlık
29/3/2012  Yumruğa en iyi yanıt, ‘’Türk’’ten vaz geçmektir
21/3/2012  Newroz Anayasası
3/3/2012  Bu bahar dağa çıkacağım..
17/2/2012  Operasyonlar ve Konseptlerin İflası
8/2/2012  Dem dema yekîtiyê ye
1/2/2012  Tam da Çözülecekken;…
24/1/2012  Sevsen de Terk Edeceksin, Sevmesen de..
15/1/2012  Ben Leyla Zana’yı farklı okudum
9/1/2012  Klikler Savaşı ve İlahi Adalet
1/1/2012  Uludere Katliamı YAŞ Kararlarının Ürünü mü Acaba?
18/12/2011  Ordudaki dizaynla Kürdistan’ımız hedef tahtasına dönüştürüldü
20/11/2011  Dünün Mustafa, İsmet, Fevzi’si; Bugünün Abdullah, Tayyip, Necdet’idirler
10/11/2011  Türk devletinin kurduğu çapraz tuzak
1/11/2011  Kimyasal Necdet
25/10/2011  Belki de Müge Anlı Kürtlere doğru yolu gösteriyordur
7/10/2011  Barış için savaşa hazır olmak
15/9/2011  Kürt Sorunu ve MİT Sözcüsünün ‘’Devrimci’’ Çözümlemeleri
3/9/2011  Mevsim Değişir, Dien Bien Phu Olur
20/8/2011  Sözümüzün hiç tükenmediği yerdeyiz
6/8/2011  CHP devletinden AKP devletine
26/7/2011  Krizin Kod Adı 330
26/6/2011  Hatip Dicle’nin Rövanşını Belediye Seçimlerinde Almalıyız
14/6/2011  Seçim sonuçları kolonyal sisteme vurulmuş bir darbedir
9/5/2011  Ayla Akat
1/5/2011  Hilweşandina sîstema dagirker nêz dibe..
19/4/2011  Seçimlerden çekilmek çare değil
10/4/2011  Sevindirici, ama buruk bir başlangıç
24/3/2011  Sebahat Tuncel’in Tokadı
11/3/2011  Sakıncasız Kürd
2/3/2011  Devrimler bize yaramadı
19/2/2011  Şivan Perwer Türk Devletini Afetmemeli
13/2/2011  Devrimler bize yaramadı
21/11/2010  Barajı aşmak kararlılık ve bağımsız tutum ister
28/10/2010  Örnek bir olay, örnek olmayan davranış
12/10/2010  Aydın sorumluluğu ve sorumlu aydın
14/9/2010  İki Referandum, İki Sonuç
4/9/2010  Toplumsal Hafızayı Silmek, Sömürgeci Bir Politika
25/8/2010  „Yetmez Ama, Evet!’’ diyorum
4/8/2010  12 Eylül Faşizmi ve 12 Eylül Referandumu
23/6/2010  Yabancısınız!
5/6/2010  Sevahir Bayındır İçin
11/5/2010  Baykal’ı neden gönderdiler?
22/12/2009  Devlet Kendi Kurduğu Kapana mı Düştü?
13/12/2009  DTP’nin Kapatılması Kürtleri Barajlama Siyasetinin Devamıdır
6/12/2009  Devletin ´Milli Açılımı´ İflas Etti
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
18/10/2009  Genelkurmay açılımı çetin bir sinavda grupların dönüşü provokatif bir yaklaşım
17/10/2009  Genelkurmay Açılımı Çetin Bir Sınavda
5/9/2009  ´Demokratik Açılım´ hakkında birkaç tespit
20/7/2009  ’’Sivil Generaller’’ Değişiyor, Bakalım Askeri Generaller de Değişecekler mi?
23/6/2009  Kürt Meselesinin Çözümsüzlüğü