DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


mahmutkiper@msn.com

Mahmûd Kîper    

Açılım maalesef can çekişiyor! (3)


8/3/2010

AK Partinin önüne koyduğu, üç aşamalı sürecin ilk madddesi böyle ağır aksak işledği zaman, Kürt açılımının diğer evrelerinde öngörülen, yasalarda yapılması düşünülen değişiklikler ve en son da yeni bir anayasanın yapılmasının olanakları var mıdır? Öncelikle AK Partinin, Kürt açılımı bağlamında, yapmasını düşündüğü yasal ve anayasal değişikliklerin, bu dönem için zemininin olduğunu düşünmüyorum. Hukukçu değilim, ama bu son bir yılda, yapılan hukuksal tartışmalardan, muhalefet partilerinin tavırlarından, anayasa mahkemesinin tutumundan, yargıtayın kararlarından ve askeri ve sivil bürokrasinin çıkardığı engellerden bu sonucu çıkarabiliyorum!

Saydığım tüm bu kurumlar, elbirliği etmişcesine, AK Partinin elini kolunu bağlamışlardır. AK Partiye iş yaptırmama, ona, ‘hükümetsin ama iktidarda değilsin’ diyerek, AK Parti’ yi, deyim yerinde ise kolu kanadı kırık bir parti pozisyonuna düşürmüşlerdir. Aşılması gereken bu engellerin, AK Parti hükümetinin, aşabileceği konusunda ciddi emareler görünmemektedir! Görebildiğim kadarı ile AK Parti, bu süreci, önümüzdeki genel seçimlere kadar, açılım konusunda ciddi bir performans göstermeden, bir ileri, iki geri götürerek idare etmeye çalışacaktır. 

Açılıımın, böyle içinden çıkılmaz halde sürmesi halinde, adına ister, ‘Kürt Açılımı, Demokratik Açılım veya Ulusal Birlik ve Kardeşlik Projesi’ denilen bu proje, AK Parti’ye oy kaybettiriyor ve oy kaybettirecektir.

Yukarda saymaya çalıştığım, bu engellerin hepsi bir araya geldiğinde, açılımın neden can çekiştiğinin anlaşılması için yeterde artar sanırım.

AK Parti, bu zorluklar ve engellerle karşılaşırken, Kürt ulusal hareketinin bir bütün olarak, maalesef bu süreçte, iyi bir sınav verdiğini ileri sürmek mümkün değildir. Öncelikle, Kürt açılımı tartışmalarının çok yoğun ve sıcak geçtiği haftalarda ve aylarda,  tv ekranlarında, bu tartışmalara davet edilen ve katılan Kürt aydın ve yazarların, açılım tartışmalarında, somut hangi istem ve talepleri ileri sürdüklerini, Kürt açılımının neyi içermesi gerektiği konusunda, çok ürkek davrandıklarını, Kürt sorununu tartışıyormuş gibi görünüp, aslında hiçbirşey tartışmadıklarını itiraf etmek gerekir. Açılım çabalarını desteklemek, iyimser olmak, çözüm üreten bir tutum takınmakla, karşı tarafın çizdiği alanla kendini haps etmek farklı şeylerdir. Çoğu kez de, maalesef öyle yapıldı.

Kürt halkının kollektif haklarını elde etmesine dikkatleri çekmemek, bu hususa, vurgu yapmamaya özen göstermek, doğru bir tutum değildir. Koca bir halk topluluğu, sıradan insanlar derekesine düşürülerek, açılım tartışmaları sürdürüldü. Türk halkının sahip olduğu haklar, Kürt halkına çok görüldü. Kürt aydınları da,  bu tutuma epey katkı sundu!

Buna benzer bir başka tutumu da, örgütlü Kürt siyasal hareketi yaptı. Açılım konusunda, Kürt ve Türk kamuoyunun desteğini almak, kamuoyunun AK Parti üzerine  baskısını hissettirmek için kıt kanat olanaklarını bile kullanmadılar, ortak bir tutum gösteremediler Bekle gör politikası izlediler!

Hele kapatılan DTP, Kürt açılımı sürecine, muhatap mıyız değil miyiz, gibi gereksiz bir tartışma ile zamanı heba ettiler. Politik arenada siyasal mücadele eden bir kurum, zamanını muhatap mıyız, değil miyiz, gibi gereksiz ve lüks tartışmalar ile öldürebilir mi? Zaten bu sürecte, açılımdan beklentileri ve talepleri nedir anlaşılmadan, diğer Kürt siyasal çevreleri ile ortak bir Kürt açılım paketi yaratmadan, Kürt halkını bu uğurda mobilize edemeden,  Kürt ve Türk kamuoyuna olmazsa olmazlarını, sunamadan kapatılıp gitti.

Ama madem ki sürec kapanmış değil, açılım can çekişiyor olsa bile, ‘can çıkmadan umut çıkmaz’ misali, ortak bir Kürt açılım paketi hala yaratılabilir. Öte yandan, diğer Kürt partileri de, maalesef  henüz tribünlerden inmiş değiller.

AK Parti ve devlet, eğer açılımı, devlet projesi olarak kabul ediyorsa, bunun  çok önemli  bir ayağının da, dağdakilerin, dağdan inmesinden görüyorsa, muhatabı tabi ki, dağdakilerdir. ‘Madem ki, insanlar piknik yapmak için dağa gitmemişse’, o zaman da, insanları dağa götüren nedenleri, ortadan kaldırmakla işe başlanmalıdır. Bunun da yolu, kalıcı bir şekilde Kürt sorununu, köklü bir çözüme kavuşturmaktır. Kabul edilmelidir ki, palyatif tedbirlerle Kürt açılımı yapılamaz ve Kürt sorunu çözülemez.

Kanımca, Kürt açılımından öncelikle şöyle bir yol izlenebilir:

Hükümet kabul etmezse de, reddetse de, erken genel seçimler artık gündemdedir. Dolayısı ile önümüzde ki genel seçimlerde, AK Parti, bugünkü, oy oranını korumak istiyorsa, özellikle terör maddelerinden yagılanan Kürt çocuklarından işe başlayabilmelidir. Yassir Arafat’ın: ‘Benim küçük generallerim’, dediği Filistin’li çocuklara ağıt yakanlar, bınlerce Kürt çocuğunu, terrorist algılamaktan ve yargılamaktan vazgeçmesi gerekmektedir. Çocukları, çocuk mahkemelerinde adil bir şekilde yargılamalıdırlar. Dağdakilerin silahsızlandırıp, indirilmesini öngören bir siyasi anlayış, DTP/BDP’ ye karşı yapılan operasyonları, seçılmiş belediye başkanları da içinde olmak üzere, yani  ovada siyaset yapanları içeri tıkmamalıdır. Bu tutum tabi ki, Kürt açılımına hizmet etmez, süreci tıkar.

Ayrıca bu operasyonlar, aynı zamanda, sanki olası bir erken genel seçimde, BDP’nin halk üzerindeki etkinliğini ve gücünü kırmaya yönelik  operasyonlar olarak algılanmaktadır.

İkincisi, ivedilikle BM’le ortak hareket ederek, Mahmur kampının boşaltılmasi için gerekli hazırlıklar ve adımlar atılabilinmelidir. Yerlerini yurtlarını terk etmek zorunda kalmış bu insanlara, gerekli her türlü maddi destek sağlanarak, ev, aş ve iş sağlanmalıdır. Kürt açılımının yaratacağı atmosfer içinde, yerine yurduna dönen insanların yaratacağı şenlik havasını, hükümet, Kürt halkına çok görmemelidir,yapılacak eleştirilere de göğüs gerebilmelidir. Unutulmasın ki, gerek Mahmur’dan gerekse de Kandil’den gelecek insanlar da, demokratik açılım sürecine katkıda bulunmak için geleceklerdir. Onların aileleri ve yakınları da, onları halaylar ve şenliklerle pek tabi ki, karşılamak isteyeceklerdir. Barış ve demokratik açılımın ruhuna uygun olarak, çatışmanın sona ermesi umudu ile Kürt halkı, dağdan inen çocuklarına sevgi gösterisinde bulunacaktır. Bundan daha doğal ne olabilir?

Atılacak bu adımlar, AK Parti’nin samimiyetinin bir göstergesi olacak. Ayrıca, Mahmur’dan inenler veya indirilenler AK Parti’ye, genel seçimlerde yeni bir prestij kazandıracak, AK Parti’nin, oy kaybına uğramasınada engel olacaktır.

Demokratik açılımın devam etmesi için de, AK Parti’nin, önümüzde ki dönemde, iktidar olması, kanımca çok gereklidir. Ancak böylelikle, can çekişen açılım, belki güçlü bir şekilde tekrar canlanır ve açılıma yeni bir ivme kazandırır. Aksi bir durum, MHP, CHP koalisyonu demektir ki, bu da şimdiye kadar gösterilen  tüm çabaların, atılmış adımların heba edilmesi demek olacaktır.

Ayrıca, Kürt ulusal hareketi bir bütün olarak, aynı şekilde, bir hazırlık ve işbirliğini, kendi içinde sağlarsa, önümüzde ki erken genel seçimlerde, daha güçlü bir şekilde parlamentoda temsil edilebilir ve bu birliktelik mutlaka sağlanmalıdır. Kürt açılımının devam etmesi için bu birlikteliğin sağlanması acil bir gerekliliktir. Demokratik açılımın güvencesi, Kürtler’in, parlamamentoda daha güçlü temsil edilmesi ile olacaktır. Bunun içinde kollar şimdiden sıvanmalıdır. Parlamentoyu dikensiz gül bahçesine çevirmek isteyenlere de bu fırsatlar verilmemelidir. Unutulmasın ki, Kürt halkının geleceği ve çıkarları herşeyin üstündedir!

Bu temenilerimle birlikte, BDP, parlamento içinde ve dışında AK Partiye muhalefet ederken, MHP ve CHP, paralelinde ve safında görünen, bir muhaletten kesinlikle, kaçınmalıdır. Eğer, AK Partinin algıladığı biçimde bile, bir Kürt açılımının sürdürülmesini arzuluyorsak, AK Parti’yi, MHP ve CHP ‘ile aynı saflara koymamalıyız. Aralarında ki benzer yanların yanı sıra, farklılıklarını da görmeliyiz. Türkiye’nin, askeri vesayetten kurtulması, demokratik standartların daha da yükseltilmesi, hukukun egemenliğinin sağlanması için sürdürülen mücadelede yerimiz, herşeye rağmen ve eleştirilerimizle birlikte, demokrasi ve hukuk mücadelesi verenlerle  birlikte olmalıdır.

---
Nivîsên din yên nivîskar
9/3/2012  Yeni bir yol haritası ışığında Kürt Ulusal Konferans’ı hayat bulabilir
11/2/2012  Kürt Ulusal Konferansı, bir başka bahara!
4/12/2011  Kürt Çalıştayı çağrısı yapma zamanıdır!
28/9/2011  Orhan Miroğlu’nun, Diaspora Kürt Aydınlarına Sakat Bakışı!
8/3/2010  Açılım maalesef can çekişiyor! (3)
1/3/2010  Açılım maalesef can çekişiyor! (2)
21/2/2010  Açılım maalesef can çekişiyor ! (1)
8/7/2009  Kürt Coğrafyasının, yolları aşındırılmalıdır!
5/6/2009  Sırça köşkte bir romancı: Ayşe Kulin!