DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


brahimk30@gmail.com

Ibrahim Küreken    

Bir Kürdün “açılım” bitti diye sevinmesi talihsizliktir


11/12/2009

Kendimizi ne kadar zorlarsak zorlayalım sürecin yanıltıcı sihrinin etkisinden kurtulamıyoruz. Ruhumuzun tatmin edilmesini, duygularımızın günlük coşkusunu uzun dönemli toplumsal çıkarlarımızın üstünde tutabilecek kadar siyasi bilinçten yoksunuz. Yapılmış siyasi sapmaları ve bu sapmaların doğurduğu söylem ve davranışları bir gün büyük bir yanlışlık olarak değerlendirirken, önce olumsuzlaştırdığımızı bir başka gün ani duygusallıkla gerçek bir ulusal kurtuluş yükselişi olarak olumlayabiliyoruz.Ve bu davranış biçimi bütün siyasi hayatımızı etkileyerek devam ediyor.Bu etki altında da istikrarlı bir siyaset yürütemiyoruz.

 

Türkiye’de 90 yıldır devletin Kürt Halkına reva gördüğü eziyet hepimizi doğal olarak etkilemiştir. Düşüncemiz ne olursa olsun çatışmalarda taraf durumdayız. Bu doğal ulusal refleks  bazen sürecin doğru değerlendirilmesini de olumsuz etkilemektedir. Doğru analizler yaptığımız bir anda devletle bir çatışma yaşanırsa her şeyi sil baştan ve çatışmanın etkisinde kalarak ters söylemler sarf edebiliyoruz. Süreci taşıyanlar bunu gayet ustalıkla kullanıyorlar. Bu onların gücüdür. Bizim ise güçsüzlüğümüzdür. Duygular aklın önüne geçtiği  içindir ki ciddi bir muhalefetleri oluşmuyor.

  

Meydana gelen olaylar devlete karşıymış gibi görülen eylemler, ilk planda aklımıza değil,duygularımıza gelip saplanıyor.En mantıklı gibi görülen aydınlarımız bile süreci aklı ile değil,duyguları ile izah etmeye çalışıyor.8-15 yaşlarındaki çocukların, hedefini ve amacını kaybetmiş,tek bireyin kurgulanmış sıkıntıları üzerinden örgütlü kişilerce yönlendirildiğini görmeden,bu çocukların “açılımın” içinin boşluğunu görüp harekete geçtiğini söyleyecek kadar beyin fonksiyonsuzluğu yaşıyoruz. Bazı yazarlarımız bu hareketliliği (örgütün bile yıllar önce ret ettiği) “kurtuluş mücadelesi” olarak düşünebiliyorsa gerçekten de işimiz çok zordur.

  

Duygularımızı önde tutup akıl ve mantığımızı kapatırsak gelişmeleri doğru değerlendirmemiz mümkün olamaz.Yanlışların doğruymuş gibi algılanması bizi çok tehlikeli bir sonuca götürür.Bu davranış biçimi her şeyden önce yanlışın kitleler içinde güçlenmesine yardımcı olur ve doğrunun öne çıkmasını engeller.Kişisel hesapları için bu yanlışları doğruymuş gibi gösteren insanlar bile bir zaman sonra anlamsızlaşır ve artık doğruları savunma cesaretleri ve iradeleri parçalanmış olur.Böylece yanlış yönlendirilen sürecin zorunlu savunucusu durumuna gelir.Çevremizde yüzlerce örneğini görmek mümkündür.

  

T.C.Devleti yönetiminde  90 yıldır izlenen yok edici politikalar altında var olmaya çalışan Kürt halkı çoğu zaman bu zulme karşı değişik boyutlarda direnmişlerdir. 1984 yılında PKK önderliğinde başlatılan kurtuluş mücadelesi bir süre sonra özünden saptırılarak (aslında en baştan beri var olan) liderinin tanrılaştırılması hareketine dönüştürülerek bu uğurda on binlerce Kürt genci heba edilmiştir.1999 dan bu yana da ulusal hiçbir amacı içermeyen istem ve taleplerle birlikte bu liderin, (varsa haklılığını da örtecek düzeyde) bencil istemleri uğruna, Kürt çocuklarının heba edilmesi devam etmektedir. Büyük çoğunluğu için bir oyun gibi görülen 8-15 yaşlardaki çocukların taş atma oyunlarını “açılım” sürecinin iç boşluğunun kavranmasından dolayı gelişen “ulusal kurtuluş mücadelesi” diye söylemek büyük bir yanılgının ötesinde biz Kürt siyasetçileri için büyük bir açmazdır.  Kürt halkının zulme ve baskıya karşı örgütlü direnci yadsınamaz bir olumluluktur.Bu örgütlülük Kürt halkının özgür geleceği için önemli bir güvencedir.Ne var ki bizi şad etmesine rağmen bu örgütlülüğün kötüye kullanılması, telafisi mümkün olmayacak olumsuz sonuçlar doğurabileceği için yorumlarımızda çok dikkatli olma zorunluluğumuz her zamankinden daha önemlidir.

 

 90 yıldır yok sayılan ve yok edilmek istenen Kürt halkı, hangi mücadelenin sonucu olursa olsun, son yıllarda iktidar tarafından önemli bir politik değişimle varlığı kabul görmüştür. T.C.devletinin tarihinde hiçbir dönemde rastlanmayan bir açıklıkla sorunu her boyutu ile tartışma imkanı çıkmıştır.Türkiye ve Kürdistan’da yaşayan her insan bağımsızlık, federasyon vb. istemler dahil her şeyi dile getirebilmektedir. ”Açılımı” yapmak isteyenlerin hedefi ne olursa olsun sorunun bu açıklıkla tartışılıyor olması başlı başına büyük bir gelişmedir. Geçmişe nazaran Türk aydınları içinde Kürt haklarının elde edilmesi daha çok dile getirilmektedir.Ret ve inkar dönemi bu vesileyle kapanmıştır.Sorunu tartışma ve olası hakları elde etme süreci içine girmiş durumundayız.Bu durumda örgütlülüğe ihtiyacımız olduğu gibi doğru politikalara da ihtiyacımız vardır.Yanlış politikalar üzerinden geliştirilen örgütlü hareketlilik büyük zararlara sebebiyet verebilir.

  

AKP iktidarının tercih ettiği bu dönüşüm ve açılımı doğru bir biçimde değerlendirmek ve bundan yararlanmak zorundayız.İki karşıt düşünceye ayrışmış devlet içindeki bu yapılanma toplumu oldukça germiştir.Bu gerginlik sanıldığı gibi inanç üzerinden değil daha çok kimlik üzerinden gelişmektedir.Devletin 90 yıldır Türk halkının kanına enjekte ettiği ırkçı hakimiyet anlayışı ,şimdilerde Türklerde, Kürtlerle eşit olmaya karşı tehlikeli bir dirence dönüşüyor. Devlet içindeki Kemalist kurumların hepsi ve siyasi partilerin büyük bir kısmı AKP iktidarına karşı harekete geçmiş durumdadır.Bu süreci geriye dönüştürmek, etkisiz kılmak ve yok etmek için bütün güçleri ile harekete geçmişlerdir. Bu direnç karşısında AKP hükümeti de zaman, zaman geri adım atarak söylemlerini değiştirmekte ama yine de direnmeye çalışmaktadır.Bu karşılaşma sürecinde istemlere tam hitap etmese bile iyileştirme tarafının güçlenmesi büyük önem arz etmektedir. Bu bakımdan Kürtlerin tamamı bu süreci önemsemek zorundadır. 90 yıllık inkar ve imha politikalarının savunucuları ve mirasçılarının  bu süreci sabote etme ve geri dönüştürmelerine göz yummak ve dahası bilinçli-bilinçsiz onların safında yer almak tarih boyunca taşınmaz bir günah olacaktır.

  

90 yıllık devlet politikalarının kim isterse istesin kısa bir dönemde değiştirilmesini beklemek büyük bir yanılgıdır. Toplumu ve güç dengelerini bilmemektir. Devletin varoluş politikalarını bilmemektir. En iyi Türk arkadaşlarımızın bile “açılım”a duyduğu nefretten dolayı bize bakışı ve ilişkileri değişmiştir. AK Partinin ve Türkiye içindeki herhangi bir gücün isterse bu dönüşümü kısa zamanda yapabileceğini düşünmek yanlıştır. Çünkü “açılımın” karşıtları henüz çok güçlüdür ve ne yazık ki bazı Kürt çevreleri de bu karşıtlara güç vermektedir.”Açılımın” bittiğini büyük bir haz duyarak yazmak ve söylemek anlaşılmaz bir duygudur. Bu biz Kürtler için gerçekten büyük bir talihsizliktir.

 

İbrahim Küreken

11.12.2009

---
Nivîsên din yên nivîskar
18/2/2013  Yeni bir siyaset anlayışına ihtiyaç vardır
9/1/2013  Öcalan ile Türk Devleti’nin anlaşmasının siyasi sonuçları
5/12/2012  "Türkiye, Irak Kürtlerinin hamisi olabilir mi? “
24/11/2012  Kürdistan’la yeni bir yüz yıla doğru
18/11/2012  Dünde kalmak
5/11/2012  Hak-Par için yeni bir süreç başlıyor
23/7/2012  Leyla Zana nasıl bir barış istiyor?
18/4/2012  Bölgedeki yeni dengelerde Kürdistan’ın geleceği
3/3/2012  Hak-Par Kürtlerin en önemli partisidir. Zarar vermeyin.
15/1/2012  Roboski’de insan parçaları
18/12/2011  Toplumsal mücadelede meşruluk sorunu (2)
2/12/2011  Eskiye ve geçmişe asılarak Kürtler özgürleştirilemez
24/8/2011  “Son kapışma”
20/7/2011  KURDO “yazık oldu bize”
3/7/2011  İşbirliğinin önemi ve süreci doğru kullanma
9/6/2011  Öksüz ve sahipsiz bıraktın bizi
4/5/2011  Kürtlerde Toplumsal dönüşüm kabiliyeti
29/4/2011  Düşüyoruz bir bir
23/4/2011  Sorumluluk
10/4/2011  Kürt aydınları ve siyaset algıları
17/3/2011  Kürt sorunu ‘kardeşlik’ söylemiyle değil ‘gönüllü birliktelik’le çözülür
1/2/2011  Doğru siyaset tarzını yakalamak üzerine
20/12/2010  Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi mi, özerk Kürdistan mı?
11/11/2010  “O bir kürt prensiydi”
6/10/2010  HAK-PAR kongreye giderken
20/8/2010  Değişime evet demek bir görevdir
13/8/2010  Referandum tartışmaları
21/7/2010  Kürt sorunu ve Türkiye’nin Ortadoğu’da denge siyaseti
30/4/2010  İyimserlik ve muhtemel yanılgılar
11/12/2009  Bir Kürdün “açılım” bitti diye sevinmesi talihsizliktir
18/11/2009  Ferit Uzun’un Katili Abdullah Öcalan’dır
7/9/2009  Hayallerimizden vazgeçmeden gerçekçi politikalar üretmeliyiz
18/8/2009  Değişim hareketleri ve Kürtlerde siyasi manzara
10/7/2009  Sürecin değerlendirmesi ve seçimler