DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


cemal_hevdem@hotmail.com

Cemal Özçelik    

Öcalan Günah Keçisi mi?


30/11/2009

11 yıla yakın bir zamandır İmralı Cezaevinde tutuluyor Öcalan.

İmralı özel uygulamalara sahip bir cezaevidir.

Öcalan orada sadece bir tutsak değildir.

Aynı zamanda göz hapsindedir.

Her anı kameraya alınıyor.

Her halde onu merak ettikleri için kameraya almıyorlardır.

Bu bir psikilojik baskı tarzıdır.

Bir yıldırma metodudur.

Neden yapılıyor tüm bunlar?

Teslim almak için.

Ölümü diri diri yaşatıp teslim almaktır amaçlanan.

Son avukat görüşmesinde söyledikleri çarpıcıdır:

‘’..Havasızlık bütün vücut fonksiyonlarımı etkiliyor,

Sanki beynimdeki hücrelerin öldüğünü hissediyorum.

..Nasıl bir idam mahkumu asılma sırasında

can havliyle kasılır,

son nefesini vermeden önce çırpınır,

benim durumum da buna benzerdir..

Vücudumun her yerinde kasıntı var.

İstem dışı bir fiziki ürperme oluyor..

Saddam idam edilirken üç dakika içinde öldü,

benim buradaki durumum hergün onlarca kez

bu şekilde idam ettirilme durumudur, koşuludur.

Ben idamdan da korkmuyorum.

Ben Saddamın yaşadığı üç dakikalık kasılmayı

Hergün yirmidört saat yaşıyorum..’’

* * *

Devlet yetkililerine sorsan;

‘’O bir suçludur, tabii ki cezasını çekecek’’ diyecekler.

Peki Öcalan’ın suçu ne diye sorsan?

Cevap hazır: ‘’Binlerce vatandaşımızın katili!’’.

Önce Genelkurmayın resmi verilerine bir göz atalım..

Oral Çalışlar’ın Radikal’deki köşesinde

Tempo Dergisinden aktardığı verilerdir bunlar.

‘’Son 25 yılda hayatını kaybedenlerin sayısı: 40.000.

PKK’lı Sayısı: 28.000 civarında.

Devlet kesiminin toplam katbı ise: Yaklaşık 12.000

Tek tek açacak olursak;

TSK mensubu: 5.821.

Emniyet görevlisi: 775.

Korucu: 1350.

Sivil: 4.828.

Milli Savunma Bakanlığının verilerine göre

En çok kayıp veren iller sıralaması:

Şırnak: 302.

İstanbul: 284.

Hakkari: 264.

Ankara: 260.

Diyarbakır: 233.

Konya: 203.

Mardin: 199.

Sivas: 198.

Adana: 186.

Van: 177.

Görüldüğü gibi en çok kayıp veren 10 ilin 6’sı Doğu ve Güneydoğu’dan.

Diğer 4 ilimiz ise İstanbul, Ankara, Konya ve Adana gibi

Nüfusun karışık olduğu ve çok fazla asker yollayan illerimiz.’’

(Oral Çalışlar, Radikal Gazetesi, 05.09.2009).

* * *

Resmi rakamlar işte böyle.

Tabii devlet tarafından yargısız infazlarla öldürülenler listede yer almıyor.

TBMM komisyonu bu sayıyı 17.000 olarak tespit etmişti.

Tespit edilemeyenlerle bu sayı daha bir kabarmaktadır.

Yukarıda ‘’sivilller’’ kategorisinde yer alanların da kimler tarafından öldürüldükleri

tam tespitli değil aslında. Hadi diyelim ki bunların bir kısmını PKK vurdu.

Ama biliyoruz ki, devlet güçleri tarafından vurulup,

Örgüt süsü verilen sivillere yönelik sayısız katliamlar da var.

Geriye kalan Asker ve polisin önemli bir kesimi ile

korucuların tamamının da Kürt olduklarını biliyoruz.

Yukarıdaki tablo, askere direk veya dolaylı zorla alınan

Kürt gençleri ile korucuların savaş çephesine sürülerek

Kürdün Kürde kırdırtıldığını apaçık sergilemektedir.

Bu verilere göre devlet güçlerinin resmen öldürdükleri insan sayısı:

28.000+17.000= 45.000’dir.

Kürt veya Türk olduklarına bakılmaksızın,

PKK’nin vurduğu, ve onun üstüne yıkılanlarla birlikte

Toplam insan sayısı: 12.000 civarı.

Yani Türk devleti PKK’ye nazaran yaklaşık 4 kat daha fazla insan öldürmüş.

Burada amaç tabii ki, ‘’Kelle sayısı’’ değildir.

İnsan hayatının değeri rakkamlarla ifade edilemez.

Ama Türk devleti her seferinde rakkamlarla konuşup

Karşıtlarını katil veya cani olarak tanımlarken,

Onların üzerinden kendisini aklamaya çalışmaktadır.

Eğer insan öldürmek suçsa, bu herkes için geçerli olmalıdır.

Öcalan binlerce kişinin ölümüne yol açan bir katilse,

Onun 4 misli adam öldüren, yada öldürtenler ne oluyor?

Biri cana kıydırtttığı için 11 yıldır kör zindanlarda yatıyorsa,

Bundan sonra yatacağı da cabası,

Öteki cephede yer alanlar neden yıllar sonra emekli olup

Hayatlarını paşa paşa deniz kenarındaki köşklerinde geçiriyorlar?

Siyasi parti kurup, Kürt düşmanı tutumunu

Siyasi faaliyet alanında da yürüten generaller neyin nesi?

Daha bir kaç ay önce yıllarca başbakanlık yapan,

Cumhurbaşkanlığı koltuğunu da şaibeli biçimde ele geçiren Demirel;

‘’Devlet, devlet politikası olarak adam öldürür’’ demedi mi?

Genelkurmaya tercümanlık yapıp akabinde

Yurtdışına kaçtıktan sonra olanları deşifre eden

Yıldırm Beyler isimli şahıs, sabah gazetesi muhabiri

Ertuğrul Erbaş’a yaptığı açıklamada:

‘’Çok PKK’li öldürdük ve onları uçaklardan atıyorduk.

Cesetlerin atıldığı tüm yerleri biliyorum’’ diye açıklamada bulunmadı mı?

Tüm bu yargısız infaz ve cinayetlerin hesabını kim verecek?

12 Eylül dönemine ait tüm insanlık dışı uygulamalar bir bir ortaya çıkıyor.

Bugünkü tüm kurmay subaylar o zaman da alt rütbelerle iş başındaydılar.

Anayasayı ihlal ederek darbe yapan, bu şekilde suç işleyenler,

Hesap vermek bir yana, kendilerini nasıl oluyor da

Hala pişkince anayasanın biricik güvencesi olarak görebiliyorlar?

Anayasayı çiğneyen, zorla iktidarı ele geçiren bu darbeciler,

binlerce kişiyi Anayasayı zorla değiştirmeye kalkışmakla suçlayıp

İdamla yargılama gülünçlüğünü göstermediler mi?

* * *

Öcalan adeta bir günah keçisine dönüştürülmüş.

Bir çok kişinin kendisini onun üzerinden akladığı bir günahkar, bir şeytan!

Peki Öcalan günahsız mıydı?

Hayır!

Hatta belki de günah keçisinden bile günahkar!

En büyük günahını ise yol arkadaşlarına

Ve diğer anlayıştan kişi ve kurumlara karşı işledi.

Hakkında gün yok ki yeni iddialar ortaya çıkmasın.

Bunların küçük bir kısmı bile doğru olsa,

bu korkunç bir durum.

Komplolar, cinayetler, tacizler..

Say sayabildiğin kadar!

Adeta bir cehennem zebanisi.

* * *

Bir de öteki Öcalan vardır.

Adeta kişiliği ikiye bölünmüş.

Bir yüzü şeytan, öteki yüzü melek.

Ruhunun bir tarafı zavallı, ıssız.

Öteki tarafı kahraman, ateş yürekli.

Şöyle açıklıyor tutkusunu:

‘’Tarihte binlerce adsız şehidi ve niçin

son nefesini verdiğini söyleyemeyecek durumda olanların

son sözlerini söylemek istedim.

Dilsiz bırakılan, nerden, nasıl vurulduğunu,

Çaresizliğe mahkum edildiği bile

Belli olmayan bir halkın, tarihin en eski ama

İhanete en çok uğramış halkının gerçeğini,

Çığlıklarını yansıtmak istedim’’.

Öcalan tipik bir Kürt.

Bir eliyle kendini kanatır,

Öteki eliyle de sağaltmaya çalışır.

* * *

Öcalan’ı salt ‘’ruhunu satmış bir şeytan’’

Veya yarı tanrı bir peygamber

Olarak görmek isteyenlere bu düalizmi anlatmanın

Ne kadar güç olduğunu biliyorum.

Ama bir tarafı yaralı da olsa, O bir Kürt.

Son nefesini vermek üzere olanlara nefes olma,

Çığlıklarını haykırma tutkusuyla yaşayan Öcalan’ın

nefesi tüketilmek isteniyor.

Hergün ölümün soğuk yüzüyle yüzleştirilip

Kaskatı kesilmesi sağlanıyor,

Teslim alınmak isteniyor.

Bütün bunların bir oyun, bir rol olduğuna kendilerini inandırmış

Sayısız kişi olmasına rağmen,

Bir Kürt, bir insan olarak ben bunu hazmedemiyorum.

Bir insanın hergün defalarca kaskatı kesilip ürpermesini,

Hücrelerinin bir bir yitip gittiğini sezinlemesini,

Ölümün buzul tenini teninde duyumsamasını kabullenemiyorum.

İnsanlık, müslümanlık dersi veren Başbakanla Devlet Başkanı,

Çağdaşlık, ileri uygarlık lafını ağzından düşürmeyen Genelkurmay Başkanı

Bırakın 11 yılı, 11 saat bile böylesi bir duruma katlanabilirler miydi?

Yoksa Öcalan’a bunları yaşatarak

bütün günahlarınızdan arınacağınızı mı düşünüyorsunuz?

Aklıma Seyid Rıza’nın son sözleri geliyor:

Ayıptır, günahtır, cinayettir!!!

Cemal Özçelik

30.11.2009

 

 

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
06/3/2013  İmaj savaşı üzerinden sürdürülen İmralı barış süreci
11/2/2013  Kürd halkı çözümü kendinde bulmalı
13/1/2013  Türkiye Örtülü Operasyonlar Cumhuriyeti
28/12/2012  Roboski Güneşi Sömürgen’in Ampulünü Söndürdü
17/12/2012  Suriye’deki gelişmeler Güneybatı Kürdistan’ı nasıl etkiler?
22/11/2012  Açlık grevleri ve yarattıkları sonuçlar
17/11/2012  Demokrasilerde açlık grevi olmazmış(!)
4/11/2012  Aysel Tuğluk’un Gözyaşları ve Yedi Başlı Ejderha
26/10/2012  Bu seferki grevler çaresizlikten değil
23/9/2012  Yenilmezliğin sırrı Kürt toplumundaki dönüşümdedir
1/9/2012  Çok başarı değil; az hata, karşıtlık değil; ulusal birlik zafere götürür
19/8/2012  Dert veren Mevla, dermanını da verir
6/8/2012  Kesintisiz operasyona karşı kesintisiz vuruş
28/7/2012  Bizi gücümüzden utandırıp yenmelerine izin vermeyeceğiz
14/7/2012  Öcalan’la görüşme mi, izolasyonla kıvama getirme girişimleri mi?
5/7/2012  Ne savunduğundan çok, hangi zeminde durduğun önemli
13/5/2012  Ulusal kongre üzerine
15/4/2012  Diplomatik Aktivizm, Askeri Hazırlık
29/3/2012  Yumruğa en iyi yanıt, ‘’Türk’’ten vaz geçmektir
21/3/2012  Newroz Anayasası
3/3/2012  Bu bahar dağa çıkacağım..
17/2/2012  Operasyonlar ve Konseptlerin İflası
8/2/2012  Dem dema yekîtiyê ye
1/2/2012  Tam da Çözülecekken;…
24/1/2012  Sevsen de Terk Edeceksin, Sevmesen de..
15/1/2012  Ben Leyla Zana’yı farklı okudum
9/1/2012  Klikler Savaşı ve İlahi Adalet
1/1/2012  Uludere Katliamı YAŞ Kararlarının Ürünü mü Acaba?
18/12/2011  Ordudaki dizaynla Kürdistan’ımız hedef tahtasına dönüştürüldü
20/11/2011  Dünün Mustafa, İsmet, Fevzi’si; Bugünün Abdullah, Tayyip, Necdet’idirler
10/11/2011  Türk devletinin kurduğu çapraz tuzak
1/11/2011  Kimyasal Necdet
25/10/2011  Belki de Müge Anlı Kürtlere doğru yolu gösteriyordur
7/10/2011  Barış için savaşa hazır olmak
15/9/2011  Kürt Sorunu ve MİT Sözcüsünün ‘’Devrimci’’ Çözümlemeleri
3/9/2011  Mevsim Değişir, Dien Bien Phu Olur
20/8/2011  Sözümüzün hiç tükenmediği yerdeyiz
6/8/2011  CHP devletinden AKP devletine
26/7/2011  Krizin Kod Adı 330
26/6/2011  Hatip Dicle’nin Rövanşını Belediye Seçimlerinde Almalıyız
14/6/2011  Seçim sonuçları kolonyal sisteme vurulmuş bir darbedir
9/5/2011  Ayla Akat
1/5/2011  Hilweşandina sîstema dagirker nêz dibe..
19/4/2011  Seçimlerden çekilmek çare değil
10/4/2011  Sevindirici, ama buruk bir başlangıç
24/3/2011  Sebahat Tuncel’in Tokadı
11/3/2011  Sakıncasız Kürd
2/3/2011  Devrimler bize yaramadı
19/2/2011  Şivan Perwer Türk Devletini Afetmemeli
13/2/2011  Devrimler bize yaramadı
21/11/2010  Barajı aşmak kararlılık ve bağımsız tutum ister
28/10/2010  Örnek bir olay, örnek olmayan davranış
12/10/2010  Aydın sorumluluğu ve sorumlu aydın
14/9/2010  İki Referandum, İki Sonuç
4/9/2010  Toplumsal Hafızayı Silmek, Sömürgeci Bir Politika
25/8/2010  „Yetmez Ama, Evet!’’ diyorum
4/8/2010  12 Eylül Faşizmi ve 12 Eylül Referandumu
23/6/2010  Yabancısınız!
5/6/2010  Sevahir Bayındır İçin
11/5/2010  Baykal’ı neden gönderdiler?
22/12/2009  Devlet Kendi Kurduğu Kapana mı Düştü?
13/12/2009  DTP’nin Kapatılması Kürtleri Barajlama Siyasetinin Devamıdır
6/12/2009  Devletin ´Milli Açılımı´ İflas Etti
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
18/10/2009  Genelkurmay açılımı çetin bir sinavda grupların dönüşü provokatif bir yaklaşım
17/10/2009  Genelkurmay Açılımı Çetin Bir Sınavda
5/9/2009  ´Demokratik Açılım´ hakkında birkaç tespit
20/7/2009  ’’Sivil Generaller’’ Değişiyor, Bakalım Askeri Generaller de Değişecekler mi?
23/6/2009  Kürt Meselesinin Çözümsüzlüğü