DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


cemal_hevdem@hotmail.com

Cemal Özçelik    

Genelkurmay açılımı çetin bir sinavda grupların dönüşü provokatif bir yaklaşım


18/10/2009

Öcalan’ın çağrısı üzerine üç grubun döneceği açıklandı.

Biri Kandil’den, diğeri Mahmur kampından, öteki ise Avrupa’dan.

Bunlar aynı zamanda kısmi çapta PKK’nin üç değişik kesimini temsil etmektedir.

Gerilla, halk ve aydınlar..

Bu dönüş, 1999 yılında yine Öcalan’ın çağrısı üzerine dönen iki grubun serencamını hatırlatıyor bizlere.

Grubun temsilcilerinden biri bunu tek cümlede özetlemişti:

’’Kıydılar bizlere!’’.

Devlet gelenleri yoğun bir sorgulamadan geçirdikten sonra ağır cezalara çarptırmış,kadınlı, erkekli grup elemanlarını zindanlara atmıştı.

Neden?

Çünkü onlar teslim olmaya değil, barışa hizmet etmeye gelmişlerdi.

Misyon sahibi olmak, bir kimliği temsil etmek, devleti çileden çıkartmaya yetmişti.

Devletin istediği;

insanların kimliksiz, kişiliksiz bir tarzda kendisinden aman dilemesidir!

Şimdiki Genelkurmay patentli açılımın maksadı da farklı değildir.

Amaç barış, kardeşlik, eşitlik değil;

Kuşatmak, yıldırmak ve teslim almaktır.

Tabii bu amaca ulaşmak için de kimi adımların atılması gerekiyor.

Açılım vesilesiyle atılacağı öngörülen adımlar amaç değil,

tersine teslim almaya yarayacak araçlar olarak düşünülmektedir.

Tayip Erdoğan son Irak yolculuğunda baklayı ağzından çıkarttı:

’’Açılım Kürt kökenli vatandaşlarımıza karşı değil, terörün bertaraf edilmesini amaçlamaktadır’’.

Başbakan’ın cümlesinin kuruluş şekli de ilginçtir:

Açılımın temel etkinliğinin karşıtlık üzerine inşa edilmiş olduğu görülüyor.

Bunun ’’Kürt kökenli’’ vatandaşlara karşı değil, teröre karşı olduğu söylenmektedir.

Oysa açılımın, karşıtlığı değil, yararı esas alması gerekiyordu.

Çünkü şimdiye kadar söylenen buydu.

Yani en azından, sadece Kürtler için yapılmıyorsa da,

Kürtlerin de yararına olacaktı bu.

Oysa şimdi, Kürtlerin yararına olduğu değil de ’’onlara karşı olmadığı’’ söyleniyor.

Bu açıklama, açılımın desteklenmesi gerektiğini düşünen, savunan Kürtler için de soğuk bir duş etkisi yaratmış olmalı diye düşünüyorum.

Ama kim bilir, belki de;

’’Bizim için olmasa da, en azından bize karşı da değil’’

deyip kendilerine bir pay çıkartanlar da olabilir!

Yeni üç grubun hangi çerçevede geri dönecekleri henüz tam belli değil.

Eski MİT müsteşar yardımcısı Cevat Öneş PKK ile görüşmeler yapıldığını açıkladı.

Bu geri dönüşlerin görüşmelerde alınan bir kararla bir bağlantısı var mı acaba?

Bu aşamada bunu bilmemiz olanaksız.

Ancak bildiğim bir şey var ki, o da;

Bu tarz geri dönüşlerin devletin hoşuna gitmeyeceğidir.

Görüşmelerde dönüş meselesi üzerinde mutlaka görüşülmüştür diye düşünüyorum.

Ancak devletin beklediği geri dönüş bu olmasa gerek.

Bana öyle geliyor ki, daha çok Öcalan, bu çağrıyla devletin dayatmalarını sınava tabi tutup, onun gerçek niyetini açığa çıkartmaya çalışıyor.

Devlet, dönecek gruplara karşı nasıl bir tavır takınacak acaba?

Sert bir tutum sergilese, yasalarının geri dönüşe angel olmadığı,

dahası genel bir affı gerektirmeyecek yeterlilikte olduğu iddiasını

boşa çıkartmış olacak.

Yumuşak davransa, bu da devlet için ayrı bir hezimet olacak.

Çünkü, gelenler teslim olmaya değil;

barışa ilişkin gendi görüş ve beklentilerini anlatmaya geliyorlar.

Eğer devlet açılımı gerçekten de Kürt meselesini çözme amacıyla yapmış olsa ve bunun için gerekli kamuoyu zeminini yaratmıs olsaydı,

tabii ki bir sorun çıkmazdı.

 

Ama hem teröre karşı yapıyoruz bu açılımı deyip,  hem de teslim olmadan, davasından vazgeçmeden  elini kolunu sallaya sallaya gelenlere karşı sessiz kalırsa, o zaman da bütün planları suya düşer.

Yani her iki durumda da zararlı çıkan devlet olacak.

 

Bu tespitlerden hareketle, dönüşün ortak bir karara değil de,

tek yönlü bir insiyatife dayandığı izlenimini elde ediyorum.

Açılım tabii ki gerekli. Ama dürüstçe olmalı bu.

Kürt halkının artık oyalama ve kandırmacaya tahammülü yoktur.

İçişleri Bakanının Kürdistan’da kapalı kepenklerle karşılanması bunu gösteriyor.

Karşı çıkılan şey açılımın kendisi değil;

Açılım adı altında duvarların daha bir kalınlaştırılmak,

kapıların zırhlarla örülmek istenmesidir.

Kölece birlik, kimliksiz kardeşlik, sözleşmesiz ortaklık istemiyoruz!

İşte bütün mesele bu.

Aysel Tuğluk’un;

’’ Evrensel ilkeler çerçevesinde Kürt halkının haklarının güvence altına alınmasını istiyoruz. Demokratik süreç tıkanırsa, Kürtler ayrılmayı tartışabilir. Kürtler alternatifsiz değildir’’ demesini bu çerçevede algılıyorum ben.

Her nekadar Öcalan bu açıklamayı konjonktüre uygun bulmayıp karşı çıktıysa da, bana göre tüm ’’muhalif’’ Kürt aydınlarının

bu açıklamayı yapan Tuğluk’u desteklemeleri gerekirdi.

Ve hala bunun için henüz geç değil.

Gelecek grupların da benzer bir düşünceyle hareket etmeleri gerektiğini düşünüyorum.

Yani; eşit ve özgür birliğe varız, ama ayrılık seçeneğimizi de saklı tutuyoruz, anlayışıyla hareket edilmeli.

Grupların geri dönüşünü, pozitif anlamda provokatif bir etkinlik olarak değerlendiriyorum.  Süreci hızlandırmaya ve devletin tüm oyunlarını ortaya sermeye yarayacak pozitif bir provokasiyondur bu.

 

Cemal Özçelik

17.10.2009
---
Nivîsên din yên nivîskar
06/3/2013  İmaj savaşı üzerinden sürdürülen İmralı barış süreci
11/2/2013  Kürd halkı çözümü kendinde bulmalı
13/1/2013  Türkiye Örtülü Operasyonlar Cumhuriyeti
28/12/2012  Roboski Güneşi Sömürgen’in Ampulünü Söndürdü
17/12/2012  Suriye’deki gelişmeler Güneybatı Kürdistan’ı nasıl etkiler?
22/11/2012  Açlık grevleri ve yarattıkları sonuçlar
17/11/2012  Demokrasilerde açlık grevi olmazmış(!)
4/11/2012  Aysel Tuğluk’un Gözyaşları ve Yedi Başlı Ejderha
26/10/2012  Bu seferki grevler çaresizlikten değil
23/9/2012  Yenilmezliğin sırrı Kürt toplumundaki dönüşümdedir
1/9/2012  Çok başarı değil; az hata, karşıtlık değil; ulusal birlik zafere götürür
19/8/2012  Dert veren Mevla, dermanını da verir
6/8/2012  Kesintisiz operasyona karşı kesintisiz vuruş
28/7/2012  Bizi gücümüzden utandırıp yenmelerine izin vermeyeceğiz
14/7/2012  Öcalan’la görüşme mi, izolasyonla kıvama getirme girişimleri mi?
5/7/2012  Ne savunduğundan çok, hangi zeminde durduğun önemli
13/5/2012  Ulusal kongre üzerine
15/4/2012  Diplomatik Aktivizm, Askeri Hazırlık
29/3/2012  Yumruğa en iyi yanıt, ‘’Türk’’ten vaz geçmektir
21/3/2012  Newroz Anayasası
3/3/2012  Bu bahar dağa çıkacağım..
17/2/2012  Operasyonlar ve Konseptlerin İflası
8/2/2012  Dem dema yekîtiyê ye
1/2/2012  Tam da Çözülecekken;…
24/1/2012  Sevsen de Terk Edeceksin, Sevmesen de..
15/1/2012  Ben Leyla Zana’yı farklı okudum
9/1/2012  Klikler Savaşı ve İlahi Adalet
1/1/2012  Uludere Katliamı YAŞ Kararlarının Ürünü mü Acaba?
18/12/2011  Ordudaki dizaynla Kürdistan’ımız hedef tahtasına dönüştürüldü
20/11/2011  Dünün Mustafa, İsmet, Fevzi’si; Bugünün Abdullah, Tayyip, Necdet’idirler
10/11/2011  Türk devletinin kurduğu çapraz tuzak
1/11/2011  Kimyasal Necdet
25/10/2011  Belki de Müge Anlı Kürtlere doğru yolu gösteriyordur
7/10/2011  Barış için savaşa hazır olmak
15/9/2011  Kürt Sorunu ve MİT Sözcüsünün ‘’Devrimci’’ Çözümlemeleri
3/9/2011  Mevsim Değişir, Dien Bien Phu Olur
20/8/2011  Sözümüzün hiç tükenmediği yerdeyiz
6/8/2011  CHP devletinden AKP devletine
26/7/2011  Krizin Kod Adı 330
26/6/2011  Hatip Dicle’nin Rövanşını Belediye Seçimlerinde Almalıyız
14/6/2011  Seçim sonuçları kolonyal sisteme vurulmuş bir darbedir
9/5/2011  Ayla Akat
1/5/2011  Hilweşandina sîstema dagirker nêz dibe..
19/4/2011  Seçimlerden çekilmek çare değil
10/4/2011  Sevindirici, ama buruk bir başlangıç
24/3/2011  Sebahat Tuncel’in Tokadı
11/3/2011  Sakıncasız Kürd
2/3/2011  Devrimler bize yaramadı
19/2/2011  Şivan Perwer Türk Devletini Afetmemeli
13/2/2011  Devrimler bize yaramadı
21/11/2010  Barajı aşmak kararlılık ve bağımsız tutum ister
28/10/2010  Örnek bir olay, örnek olmayan davranış
12/10/2010  Aydın sorumluluğu ve sorumlu aydın
14/9/2010  İki Referandum, İki Sonuç
4/9/2010  Toplumsal Hafızayı Silmek, Sömürgeci Bir Politika
25/8/2010  „Yetmez Ama, Evet!’’ diyorum
4/8/2010  12 Eylül Faşizmi ve 12 Eylül Referandumu
23/6/2010  Yabancısınız!
5/6/2010  Sevahir Bayındır İçin
11/5/2010  Baykal’ı neden gönderdiler?
22/12/2009  Devlet Kendi Kurduğu Kapana mı Düştü?
13/12/2009  DTP’nin Kapatılması Kürtleri Barajlama Siyasetinin Devamıdır
6/12/2009  Devletin ´Milli Açılımı´ İflas Etti
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
30/11/2009  Öcalan Günah Keçisi mi?
18/10/2009  Genelkurmay açılımı çetin bir sinavda grupların dönüşü provokatif bir yaklaşım
17/10/2009  Genelkurmay Açılımı Çetin Bir Sınavda
5/9/2009  ´Demokratik Açılım´ hakkında birkaç tespit
20/7/2009  ’’Sivil Generaller’’ Değişiyor, Bakalım Askeri Generaller de Değişecekler mi?
23/6/2009  Kürt Meselesinin Çözümsüzlüğü