DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL


Memedov1955@gmail.com

Mehmet Gulseren    

Oğlumun katili devlettir


23/9/2009

''(Siirt Valisi Hüseyin Avni Mutlu, yaptığı açıklamada, şunları kaydetti: ’’Mayın, Siirt-Pervari karayolunda patladı. Okçular Taburu’na bağli bir askeri konvoy Köprüçay civarında geçerken, PKK mensuplarınca daha önce yola döşenen mayının patlatılması sonucu Piyade er Zeki Yenal Gülseren şehit olurken, piyade erler Şaban Kadıoğlu ve Erkan Küçükfırat da yaralandı.) ''

(23Eylül 2005 BASIN)

 

Bu kirli temsili yazan, yöneten; artist-aktrist ve figüranlara rol veren, rol yaptıran bu devletten başkası değildir.

 

Kurşun atanı da –yiyeni de bizzat devlet görevlileridirler, aldıkları rol gereği isimleri-unvanları, rolleri ve safları değişik olsa da bu gerçek değişmez.

 

Bu oyun askeri tatbikatlarda yapılan kırmızı ve mavi kuvvetler arasında oynan askercilik oyunudur ki asıl olarak ortada geçekten bir düşman kuvvette yoktur, bu bir mizansendir.

 

30 yılı aşkındır  başımıza oynadıkları oyun gerçekte budur,bu olduğu içindir ki çözülmemektedir. Geçmiş zaman gösterdi kikırmızısı da mavisi de, tüm kuvvetler bir tek komutaya-güce aittirler,bunun adı devlettir. 30 yıldır insanlarımız öldürüldü ve bugün halen öldürülüyor.

 

İşte oynattıkları bu askercilik oyununda sözde mavi(dost) kuvvetler tarafında bulunan oğlum ve arkadaşları 23 Eylül 2009 4 yıl önce bu gün yine aynı dost kuvvetlerin senaryoları gereği sözde kırmızı (düşman)kuvvetlerin mayınlı tuzağına yem olarak atılmıştı, bu oyunda oğlum alçakça katıl edilmişti,arkadaşları da yaralanmışlardı.

 

Sonra yine senaryo gereği törenler, şehit ve terörist -vatan namus Sakarya edebiyatları yapıldı, kanları yerde kalmayacak denildi.

 

Konu milli çıkarsa, gerisi teferruattır ilkesi gereği devletin etkili ve yetkili temsilcileri

bol bol nutuklar attı -atmaya devam ediyorlar.

 

Ergenekon-Karabulut cinayetlerini çözen devlet, bırakın alçakça kanı akıtılan oğlumun ''kanının hesabını''sormayı,her ne hikmetse halen olayın faillerini yakalayarak ''Adalet ''önüne çıkarmaktan  aciz görünüyor!?

 

Aslında ise aciz falan değil  ve kimlere ne gibi roller verdiğini ,kimin hangi rolü  oynayacağını ve oynadığını gayet iyi biliyor,milli çıkarları gereği bu gün için sessiz kaldığına sakın aldanmayın zira bu oyunun Senaristi de rejisörü de bizzat bu devletin kendisi .

 

Dünyanın hangi noktasında böylesi bir skandal var olabilir, öyle bir devlet ki ne hukuk, vicdan yok. Kutsal olan milli çıkarları ve cüzdanlarıdır, kirli bir oyunu şikeli savaşı yıllardır sahnelemekteler ve çıkarları söz konusu olduğun da insan yaşamı, güvenliği tefaruat tır.

 

Zamanla yer değiştirerek Kemalist,demokrat,solcu,dinci ,yurtsever maskeler taksalar dahi tümü aslının kötü birer kopyasıdırlar,samimi olmadıklarından birinin diğerinden hiç bir farkı yoktur. Kendi askerini korumaktan aciz bu devlet! ve işbirlikçi, tetikçi çete artıklarından nihai hesap görülecek güne kadar, hayatta kaldıkça bu hesabı

soracağım, öyle ben yaptım oldu diye düşünenler yanıldıklarını anlayacaklardır.

 

 

Diyarbekir de yapılan duruşmada yargılanan Korucubaşı  Kamil Atak'ın ifadesinde belirdiği gibi Hogîr pek ala hem ''PKK Komutanı ve hem de T.C yüzbaşısı'' olarak roller alabiliyormuş ve  yine Ergenekon soruşturması genişletildikçe, bir kısım yetkili ordu mensuplarının Ergenekon terörü ile nasıl bir kirli ilişkiye girdiği bu gün daha net anlaşılıyor, son Dağlıca baskınında  bazı ordu mensuplarının  onlarca askerin ölümüne davetiye çıkardıkları, bilerek ve planlayarak cinayetlere ortak oldukları belgeleriyle ortaya konulmuştur, (Hakkari Eski Özel Harekat Şube Müdürü Fatih Özhan' ın ATV haber bültenindeki  itirafları gibi veya Mehmet Ağarın itirafı gibi bir tuğla çekilse bütün sistemin yerle bir olacağını ,altında kalacaklarını biliyorlar ki,uzak ve yakın tarihimize ait arşivlerini özenle gizlemekteler işte bir tek bunlar dahi bize bu kirli temsili devlet tarafından  sahnelediğini göstermesi açısından yeter de artar bile,ki bunun gibi daha nice binlerce örnek var.

 

Coğrafyamızda  sivil ve asker-dağdaki gençler katledilmiştir/ediliyor, her ne kadar üstü örtülmeye ve gizlenmeye çalışılsa da  bu kirli ilişkiler artık devlet sırrı olmaktan çıkmıştır.

 

Çıkartılmış bulanan Türkiye’nin  ''şehit'' haritası na bakıldığında,bu kirli savaşta en fazla Kürt çocukları öldürülmüş bulunuyor ki buda devletin Kürtleri yeni-yasal jenoside tabii tutuğunun kanıtıdır.

 

Bir önceki HESAP VERİN başlıklı yazımda ;T.C  Başbakanına,İç işleri ve Adalet Bakanına kamuoyu nezdinde  açık olarak soruyorum; hesap verin diyerek yanıtı verilmemiş bazı sorular

sormuştum ancak her zaman olduğu gibi cevap alamamıştım.

Aynı soruları tekrar soruyorum

 

1:Siirt’te asker hastanesi olduğu halde neden  bunlar  Diyarbakır’a sevk edildiler?

 

2:Olayın görev yerine yakın bir yerde meydana gelmiş olduğu bilgisine ulaştım,buraya mayın yerleştirenler nasıl oluyor da fark edilemiyor?

 

3:Önde giden subay(komutan) aracı geçtikten sonra ,oğlum ve arkadaşlarının bulunduğu araç'ın önü  başka bir sivil araç/lar tarafından kesilmiş,araç durmak zorunda bırakıldımı?!

 

4:Müdahalede geç kalınmışmıdır?

 

5:Diyarbakır’a sevkli gelen askerlerin Diyarbakırlı, Bingöllü, Konyalı Kürt gençleri olması bir  tesadüf müdür?

 

6:Niçin tarafımıza olay tutanağı ve otopsi raporu verilmemiştir ?

 

7:Bu cinayet  Ergenekon benzeri (Kürt ayağı -taşeron)ilişkiler neticesinde planlı ve maksatlımı gerçekleştirilmiştir?

 

8:Bu güne kadar faillerlerin yakalanması ,ihmali ve kasıtı olanlar konusunda hangi çalışmalar yapılmış ne sonuçlar alınmıştır?

 

9:Bu güne kadar niçin tarafıma gelişmelerle ilgili hiç bir bilgi verilmemiştir?

Bu konuda bende müdahil ve müştekiyim.

 

Tüm bu gerekçeler ışığında ; ''Devlet yönetiyor olmanızın sorumluluğu ile adaletin tecelli etmesini bekliyorum, ama ancak çok iyi biliyorum ki duymamaksınız.''!.demiştim. ‘’

 

Ayrıca çok iyi biliyorum ki gerek devlet gerekse katiller yazdıklarımı okumaktadırlar, okusunlar ve başlarını kuma gömsünler.

 

Akan her damla kanın, giden her canın vebali boynunuzdadır,bu kabusunuz olacak ,bir gölge gibi sizi takip edecek ve asla bundan kurtulamayacaksınız, kurtuluşunuz yok, elbet bir gün bunca ihanet ve cinayetlerin hesabı sorulacak.

 

Hayatta olduğum müddetçe, neye mal olursa olsun; Katiller ve azmettirenler bulunarak hesap soruluncaya kadar, kalleşçe kanı akıtılan oğlumun yasını tutacak ve devleti  asla af etmeyeceğim ve hesap soracağım.

 

Ayrıca yutturmaya çalıştığınız, yeni senaryonuz Kürd açılımı-demokratikleşme girişimleri devletin kendi Mavi-kırmızı kuvvetlerinin işlemiş oldukları savaş  suçlarını aklamak çabalarından başkaca bir şey değildir, bununla yapılmak istenen Kürt sorununun

çözümü gibi görünse de aslında devlet; başımıza öreceği çoraplar için yazdığı yeni bir oyunu sahneye koymuştur.

Bu oyunda mavi ve kırmızı(dost ve düşman)güçler yine var olacaktır.

 

Mehmet Gülseren

23.EYLÜL 2009 Diyarbekir

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

---
Nivîsên din yên nivîskar
18/2/2010  Tekel eylemlilikleri ve sarı sendikacılar
10/12/2009  Küp´ten ilahlar
23/9/2009  Oğlumun katili devlettir
7/7/2009  ´Türk buyurmuş!´´