DESTPÊK | DAXUYANI| DOSYA| FORUM| ANONS|PRENSIP | E MAIL | ARŞÎV | WEBMAIL

“Bölücülük” denilen ideojik ve sömürgeci hegemonya enstrümanı…

İbrahim Güçlü


Kurdinfo:20:29 - 10/3/2013

Kürtlerin kendi kaderlerinin kendilerinin tayin etmesinden, Kürdistan’dan, Kürdistan’dan Kürtlerin hükümranlığından bahsetmek “bölücülük” sayılıyor


 

 

Kürtlere, Kürt Milli Hareketine, Ulusalcı Kürt Aydın ve Siyasetçilere Yönelik “Bölücülük” tanımlaması: “Kürtleri”, “Kürt millet” ve “Kürdistan” Gerçeğini Kabullenmeme; Kürtlerin diğer milletlerle haklar ve statü açısından eşitlenmesine karşı olma; Kürtlerin kendi kaderini kendisinin tayin etme ve devlet kurma, hükümranlığına karşı olan saygısızlıktan İleri Gelmektedir…

 

                                                     *****

 

 

Günlerdir Kürtlere, Kürt Milletine, Kürdistan’a dair literatür üzerinde tartışmalar yürütüyor ve görüşlerimi belirtiyorum. Bu tartışmalar ve görüş belirtmeler,  kaçınılmaz bir ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. O yazılarımda da belirttiğim gibi, “Kürtler”, “Kürt milleti”, “Kürdistan” söz konusu olduğu zaman, evrensel literatür rafa kaldırılıyor ve hatta iflas ediyor; yerel şoven, ırkçı, inkarcı, bilimsel olmayan literatür devreye giriyor.

 

O zaman da “Kürtlere”, “Kürt Milletine”, “Kürdistan’a” dair sağlıklı tartışmalar yapılamıyor, çözüm projeleri de üretilemiyor. Çünkü literatür anlamında da eşitlikçi, adaletli bir yapı oluşturulamıyor.

 

Ayrıca “Kürtlere”, “Kürt Milletine”, “Kürdistan’a” dair sağlıklı, evrensel, doğru, bilimsel bir literatürle tartışmalar yürütülmediği zaman, Ortadoğu Bölgesiyle ilgili sağlıklı tartışmalar yapmak, saptama ve tespitler yapmak da zorlaşıyor. Çünkü Kürtler, Ortadoğu’nun en eski, medeniyet oluşturmuş, bölgenin kaderi üzerinde söz sahibi olmuş bir milletidir.

 

 Ortadoğu’ya ilişkin sağlıklı tartışmalar ve saptamalar yapılmadığı zaman da; Türk, Irak, Suriye ve İran Devletleriyle; Ortadoğu Milletleriyle ilgili sağlıklı tartışmalar ve saptamalar yapmak olanaklı olmuyor.

 

Ortadoğu’da, Ortadoğu’daki ulus devletlerinde, Ortadoğu’daki milletlerle ilgili adaletli, eşitlikçi, demokratik çözümlerin ortaya çıkmamasında üzerinde konuştuğumuz temel konuyla bir ilişkisinin ve irtibatının da olduğunu da düşünüyorum.

 

Bu nedenle, doğru ve evrensel bir literatürle konuşmak, tartışmak, görüş belirtmek, çözüm önerileri sunmak oldukça hayati bir sorundur.

 

Bu makalem de “bölücülük” kavramı üzerinde durmak istiyorum.

 

                                                        *****

 

 

“Bölücülük”  kavramı Türk siyasi tarihinin, kültür ve edebiyatının; Türk resmi ideolojisinin en önemli, öne çıkan, kullanıldığı zaman kimleri işaret ettiği bilinen kavramalarından biridir.

 

Bu kavramın, Türk Kemalist, üniter, sömürgeci, ırkçı, şoven, ayrımcı, otoriter ve demokratik olmayan, faşizmi içselleştiren, inkârcı ve retçi devletin tarihiyle bir özdeşliği var.

 

Türk siyasi tarihinde, siyasi kültür ve literatüründe “bölücülük” kavramı, kullanıldığından Kürtlerin, Kürt aydın ve siyasetçilerinin, Kürt milli hareketinin işaret edildiği; onlardan bahsedildiği görülmektedir.

 

Bilindiği gibi Türk Kemalist Devletin kuruluşundan kısa bir süre sonra, ayaklarını ulusal ve uluslararası plânda sağlam yere bastıktan; pragmatizmden, taktiklerden ve siyasi dalaverelerden vazgeçtikten sonra; tek ideoloji Kemalizm, tek parti CHP, tek lider ve tek şef Mustafa Kemal, tek ulus o da Kemalist ulus, tek din o da Kemalist din, tek mezhep o da Kemalist suni mezhep, tek sınıf o da Kemalist sınıfsal/toplumsal elit paradigmasına bağlı olarak hayatını sürdürmeye çalıştı.

 

O tarihten sonra kendisinden olmayan herkesi inkâr etti, dışladı, ötekileştirmeden öteye ezdi, baskıladı, kimliksizleştirdi, dejenere etti.

 

Bu süreç en fazla da Kürtler için en acımasız, en gaddar, en barbarca işlemeye başladı.

 

Türk Tarih Tezi ve Güneş Dil Teorisi ile ırkçı bir yapı ve zihniyet oluşturuldu. Bu teorilere göre, bütün milletlerin Türk milletinden türediği, bütün dillerinde Türkçeden oluştukları ileri sürüldü. Herkes de buna inandırılmaya çalışıldı.

 

Bu tezler; benzeri tüm ırkçı, kafatasçı, şoven, kolonyalist teoriler; Kürtler hedef alınarak oluşturuldular. Çünkü Kemalist Devlet bünyesinde, Kürtlerden başka toprağa bağlı, ülke sahibi olan, Osmanlı İmparatorluğundan da önce Ortadoğu’da yerleşik olan, başka eski, medeniyet yaratan bir halk yoktu. Türkiye’de yaşayan diğer etnik topluluklar, ülkeden ve topraktan yoksun, dağınık yaşayan halk topluluklarıydı.

 

İşte bu nedenle bu tez ve teorilere bağlı olarak, “Kürtlerin var olmadığı”, “Kürtlerin bir millet olmadığı”, “Kürtlerin Türk olduğu”, “Kürtlerin ülkesi olan Kürdistan diye bir ülkenin olmadığı” ileri sürüldü.

 

Bu ırkçı ve sömürgeci tezlere bağlı olarak da, Kürtlerin bütün ulusal hakları gasp edildi, yasaklandı; Kürdistan işgal ve ilhak edilerek sömürge haline getirildi.

 

Çünkü Türk Kemalist Devlet kurulduktan sonra, bir Türk ulusu oluşturmaya başladı. Bunun için de en büyük potansiyel güç ve topluluk da Kürtler, Kürt milletiydi.

 

Türk Kemalist Devletin bu gerçek dışı, ideolojik, inkârcı ve retçi politikalarının Kürtler tarafından; ehli vicdan Türk olmayan kimseler tarafından kabul edilmesi söz konusu olamazdı.

 

Bu nedenle, Kürtler, öncelikle var olduklarını ispat etmek için mücadele ettiler ve uğraş verdiler. Türk Kemalist Devletin inkâr ve retçi sömürgeci ve ırkçı siyasetine, ideolojisine karşı çıktılar. Bunun için de kendi ulusal değerlerini kullanmakta ısrarlı oldular. Kendi kültürlerini geleneklerini, giyim-kuşamlarını, medreselerini yaşatmaya çalıştılar. Buna karşılık büyük cezaları göze aldılar.

 

Bu nedenle, kendi varlıklarını ileri süren Kürtler “bölücü” kabul edildiler.  Bütün Kürtler de Türk olduğuna göre, Türklerin bir kesimi Kürt kabul edildiğinden “bölücü” kabul edildiler. Buna karşılık Kürtler tutuklandılar ve haklarında var olmayan bir halktan, milletten, Türk olan Kürtleri de Türklerden ayrı göstermekten dava açıldı.

 

Kürtler, bir ülke sahibi olduklarını, kendi ülkelerinin “Kürdistan” olduğunu dillendirdikleri; kendi dillerinin, kültürlerinin, tarihlerinin, geleneklerinin varlığından bahsettikleri zaman “bölücü” olarak nitelendirdiler. Ve halen de bu nitelendirme devam ediyor.

 

Kürtler, aydınları, yurtseverleri; Kürtlerin de Türk milleti ve diğer milletler gibi millet olma özelliklerine sahip olduklarını ileri sürdüklerinden, “bölücü” olarak nitelendirildiler ve nitelendiriliyorlar.

 

Kürtler, Kürt aydınları ve kanaat önderleri de,  bütün milletler ve Türk milleti gibi kendi ulusal haklarına sahip çıkmaya başladıklarında da, “bölücü” olarak nitelendirildiler ve nitelendiriliyorlar.

 

Bunun karşılığı da tutuklanma, ölüm, idam, işkence, sürgün oldular.

 

Kürt aydınları, Kürtler, dünyanın diğer milletleri gibi “kendi kaderleri kendi iradeleriyle tayin etmek istediklerini” ileri sürdükleri zaman da “bölücü” olarak nitelendiriliyorlar.

 

Kürt aydınları ve siyasetçileri, Kürtlerin hükümranlığından, egemenliğinden, iktidarından, ülkelerinin bağımsızlığından bahsettikleri ve bunun için mücadele ettikleri için “bölücü” olarak nitelendiriliyorlar. Ve bu hikâye halen de devam ediyor.

 

Kürtler ve aydınları, Kürt milletinin, Türk milleti ve diğer milletlerle eşit haklara sahip oluklarını savundukları ve ileri sürdükleri zaman da, “bölücü” nitelendiriliyorlar ve halen de bölücü görülüyorlar.

 

Kürtler, kendi ulusal haklarını kazanmak, kendilerini özgürleştirmek, kendi ülkelerini bağımsızlaştırmak için örgütler oluşturmaya başladıkları zaman: Haydi haydi “bölücü” kabul edildiler ve ediliyorlar.

 

Kürtler de, bağımsız devlet kurma hakkına sahip olduklarını, bağımsız devlet kurmak istediklerini ileri sürdükleri zaman “bölücü” olarak nitelendiriliyorlar.

 

Bugün de, Kürtlerin varlığı, varlık koşullarından bahsetmenin dışındaki bütün tanımlamalar, “bölücü” olarak nitelendiriliyor; Kürtlerin eşitçe haklarından, bağımsızlığından, özgürlüğünden; Kürtlerin kendi kaderlerinin kendilerinin tayin etmesinden, Kürdistan’dan, Kürdistan’dan Kürtlerin hükümranlığından bahsetmek “bölücülük” sayılıyor.

 

                                                                *****

 

Türk siyasasının, Türk Kemalist devleti “Bölücülükten” bahsettiği zaman, Kürtlerin başkasına ait olan toprağını böldüğünü, parçaladığını, hakkı olmayan bir eylemi ve işi yaptığını ileri sürmüş oluyor.

 

Kürtçe eğitim ve öğretimden bahsedildiği zaman, Kürtlerin Türkçe Eğitim ve Öğretimini engellemek istediği gibi bir anlayış sunuyor. Kürtlerin kendi kaderini kendisinsin tayin etmesinden, hükümranlığından, egemenliğinden, iktidarından bahsedilip ve talep edildiğinde; Türk milletinin egemenlik, hükümranlık, iktidar hakkını gasp ediliyormuş gibi yanlış bir felsefik yaklaşım sergileniyor; kitleler yanıltılıyor.

 

Bu yaklaşım kadar haksız, yanlış, yanıltıcı, kolonyalist, ırkçı ve şoven bir yaklaşım olamaz.

 

Kürtler, Türk milletine ait topraklara sahip olma gibi bir çılgınlık ve delilik içinde değiller. Kürtler kendi ülkeleri olan Kürdistan’a sahip olmak, Kürdistan’ı bağımsızlaştırmak istiyorlar.

 

Kürtler, Türklerin hükümranlık, egemenlik, iktidar haklarını sınırlamıyor, engellemiyor. Tersine Türklerin hakları olmayan Kürdistan’daki hükümranlık, egemenlik, iktidar hakkına son vermek istiyor. Kendisi, kendi ülkesi olan Kürdistan’da hükümran, egemen, iktidar olmak istiyor. Sömürgeci sistemin son bulmasını istiyor. Kürdistan’ın bağımsız olmasını istiyor.  Kürtler de devlet kurma hakkına sahip olduğunu biliyor ve bunun için çaba gösteriyor.

 

Kürtlerle Türklerin, Federal bir Devleti kurmada anlaşma sağlamaları halinde, hakkı olan hükümranlığı, egemenliği, iktidarı paylaşmak istiyor.  Kürtçenin resmi dil ve Kürtçenin eğitim öğretim dili olmasını istemiyor. Bununla Türkçenin resmi dil olmamasını, eğitim ve öğretimin Türkçe ile engellenmesini istemiyor.

 

Bu nedenle, Kürtler, yurtsever Kürt aydınları ve siyasetçileri, “bölücü” değillerdir.

 

“Bölücülük” kavramı bir yanılsama, Kürtlerin haklarının gaspının devam etmesinin bir manivelası, Türk sömürgeci sisteminin devamının ideolojik bir enstrümanı ve argümanı; Kürtler üzerinde ideolojik hegemonya kurma, Türk sömürgeci yayılmacılığını meşrulaştırma yaklaşımıdır.

 

Kürtlerin, bu ideolojik ve sömürgeci yayılmacılığa, etkinliğe, saldırganlığa teslim olunmaması gerekir. Buna karşı duyarlı ve uyanık olunmalıdır. Bu yaklaşım ve siyasete karşı sürekli bir mücadele içinde olunmalıdır.

 

 

(ibrahimguclu21@gmail.com)

 

 

Amed, 5 MART 2013



MESAJINI GÖNDER (Mesaja xwe bişînekomantar bike)

 0     MESAJLARINIZ ( Mesajên we)


 

 NÛÇEYÊN DAWÎ

Alî Fikrî Işik azad bikin!
23:54   10/3/2013
 Muameleya bi Işik ra tê kirin, zulm e, terora dewletê ye û her wisa sûcekî li dijî însaniyetê ye jî.
“Bölücülük” denilen ideojik ve sömürgeci hegemonya enstrümanı…
20:29   10/3/2013
 Kürtlerin kendi kaderlerinin kendilerinin tayin etmesinden, Kürdistan’dan, Kürdistan’dan Kürtlerin hükümranlığından bahsetmek “bölücülük” sayılıyor
Muhatap Kim Olmalı?
19:44   5/3/2013
 Kürt sorununun çözümü, ister bağımsız bir devlet kurmak şeklinde, isterse Türklerle bir arada yaşamak şeklinde tecelli etsin, özünde Kürtlerin yaşadığı evin içinin ve Kürtlerin komşularıyla olan ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi demektir.
"Geçici Kürdler" ve Kürd siyasal akli
22:36   4/3/2013
 Açıktan ifade etmese de neslinin Kürd olarak devamından yana değildir.
Dürüst gazetecilik bu mu?
21:17   3/3/2013
 Genel Kurmay Başkanlığının basın sözcüsü olarak tanınan Fikret Bila tarafından yapılıyor. Fikret Bila ‘belgeleri BDP de aldık’ diyor haberi yayınlayan muhabir ortada yok açıklama organizatörde.
Devlet neden Öcalan’la Oturdu?
18:36   2/3/2013
 Peki, bu bir avuç barışçı solcunun, liberalin ve İslamcının Kürt meselesinde devleti barışa zorlayabilecek örgütlülüğü ve gücü var mıdır?
“Kimlik Siyaseti”
22:27   1/3/2013
 Kürdler, Kürdlerden, Kürdçe’den söz ettikleri zaman, Kürd halkıyla, Kürd toplumuyla ilgili kolektif haklar dile getirdikleri zaman “kimlik siyaseti”ne karşıyız diye açıklamalar yapmaktadır.
Hêviyek ji PYD/PKK
19:04   1/3/2013
 Netewayetî, netewparêzî stûna Kurdayetî û serketina milletê Kurd e. Heger em Kurd bi ruh û hestên netewparêzî tev negerin, li ser esasên berjewendîyên netewî neyên ba hev û li dijî dijminên xwe nebin yek
Bi aqilî tev bigerin, wekî paşê serê xwe nexin
12:13   26/2/2013
 Divêjin “Eger carekê hun xapandin, serm wan ra, eger cara dudan hun xapandin, serm wera. Îjar em temamya jîyana xweda hatine xapandin. Gelo ne bes e?
Kürd Milliyetçiliği ve misyonu
20:35   23/2/2013
 Kürdçe´nin asıl kurtuluşu Kürdistan pazarının dili haline gelmesindedir. Bu pazarın oluşma koşulları da devletleşmedir.
Kemal Kılıçdaroğlu rolünü iyi oynuyor
21:01   22/2/2013
 Kemal bey diyor ki ana dille eğitim ülkeyi böler bu bölünme korkusu yüzünden bir insanın doğuştan sahip olduğu bir hakkı gasp etmek demokratlığa yakışırı mı.
Evet ben Milliyetçiyim…
11:33   21/2/2013
 Kürtlerin diğer milletler gibi toplumsal ve tarihsel gerçekliklerine denk düşen bir siyasal egemenliğe sahip olmaları en doğal haklarıdır. Bunu savunmak ve bunun dile getirilmesine Milliyetçiliktir deniliyor.
Barışa giden yolda soyut ve somut gerçekliğimiz
00:36   17/2/2013
 Kendini garantiye almak içinde Kürd bahçesine dört patriot füze rampalarınıda kurmayı unutmamışsın. Bir cümle alem bürütüsçü Kürtleri´de yanına almayı unutmamışsın
Kürd sorunu çözülürken PKK’de stratejik değişim ihtiyacı
00:30   17/2/2013
 PKK/ BDP´nin açıktan bağımsızlığı savunmamasını, Ey Reqip ve Ala Rengin gibi ulusal sembolleri kullanmaktan ısrarla uzak durmasını, kendi somut sorunlarını çözemez durumdayken dünyanın soyut sorunlarına el atma cüretini eleştirmek gerekir
İkinci Varlık Vergisi
17:28   15/2/2013
 Kürt iş adamlarının Kürt ulusal demokratik hareketine gönüllü desteğini kırmak için yapılan yasal düzenleme, daha aktif bir biçimde iş adamları üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallandırılacaktır.