M.HÜSEYİN TAYSUN      
Son süreçteki yeni gelişmeler ve Hak-Par

Son 25 yıldır iddia, söylem ve sloganları Kürtlük adına olsa bile özünde Ülkemizdeki sömürgeci güçlerin devlet içindeki statükocu kanadının elini güçlendiren ve birbirini var etmeden öteye anlam taşımayan anlayışın danışıklı ve kontrollü savaşı Kürtlere acı, gözyaşı ve metropol şehirlerine savrulmadan öteye bir şey kazandırmamıştır.

 

Bu savaş hali Kürtlerin var oluş nedeni sayılan tüm değerlerini çok uzun yıllar onarılamayacak bir biçimde tahrip etmiştir. Tahribatlar bununla da kalmayıp yüzlerce yıllık büyük bedellere mal olmuş, Güney parçasındaki kazanımları da tehdit eder noktaya gelmiştir.

 

 

Ancak son dönemde TC Başbakanı Erdoğan'ın 5 Kasım 2007 ve akabinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ABD ziyareti bölgedeki Kürtleri ve diğer halkları yeni bir konseptle karşı karşıya getirmiştir. Bu ziyaretin sonucundan anlaşılan o ki yakın dönem siyasetinde ABD-Türkiye'deki AKP İktidarı ve Güneyli Güçler birbirlerinin karşılıklı çıkarlarına çok fazla zarar vermeden PKK' yi gözden çıkarmış görünüyorlar.

 

 

Bu yeni süreç Kürt sorununu ulusal demokratik bir mücadele perspektifiyle çözmeyi düşünce merkezine koyan çevrelere ve bizlere daha aktif ve ancak daha sorumlu bir görev yüklemektedir. Dünyadaki ve bölgedeki güç dengelerini dikkate alacak ve Kürt sorununu bilimsel ve aynı zamanda militan bir ruhla sahiplenebilecek bir anlayışa her zamankinden fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Genel anlamda Kürt sorununu merkeze alan bir siyaset anlayışı bu hassas dönemi doğru değerlendirebilirse hem bütün Kürtlerin birliğine hizmet etmiş olacak hem de acılı ve mazlum Kürt Halkının sorunlarına bir nebze olsun yardımcı olacaktır.

 

 

Bu kritik süreç mensubu olduğum Hak Ve Özgürlükler Partisi için önemli bir mücadele fırsatı zeminini de doğurmaktadır. Kürtlere karşı kendini sorumlu sayan Partimiz mensupları bu zemini hem partimizi güçlendirmek hem de Kürt sorununa yeni bir perspektif kazandırmak için mutlaka değerlendirmelidir.

 

 

Siyaset, uğruna ve adına mücadele ettiğini söylediği ulus, sınıf ya da toplumsal kesimi çok fazla riske etmeden yeni mevzi ve kazanımlar sanatı ise dünyada,bölgede ve ülkedeki tüm gelişme ve değişmeleri doğru izleme ve buna göre doğru strateji ve taktikler geliştirmelidir.

 

 

Son gelişmeler ışığında Partimizin ve halkımızın bu günkü durumuna bakarsak kuruluş döneminde Devrimci Demokrat ve Yurtsever kesimleri umutlandırdığı ölçülerde başarılı olamadığı görülmektedir. 6 yıllık onurlu çizgisine rağmen istenilen güce ulaşamamış olmasının nedenlerini titizlikle araştırıp ortaya çıkarmak ve yeniden kitlelerin gerçek umudu durumuna gelmek için yine görev bizlere ve dostlarımıza düşmektedir.

 

 

Halkımıza bu kadar acı ve haksızlığın dayatıldığı bu hassas dönemde partimizi yenilemek ve güçlendirmek tarihi bir sorumluluktur.Şimdiye kadar olduğu gibi teorik ve teknik anlamda çok tartışmak ancak kitlelere dönük somut ve pratik bir şeyler üretmemek partimize umut bağlayan insanların umudunu sarstığı gibi tek tek partili arkadaşlarımızda da heyecan kaybına neden olduğu görülmektedir.

 

 

Sonuç olarak bizler Kürtler adına siyaset yapmak ve onların acılarına çare olmak istiyorsak Partimizin önünü tıkayan sebepleri enine boyuna tartışıp tespit ederek yeni bir açılım yapmak zorundayız. Bu yeni süreçte düşüncelerimin özellikle Partili arkadaşlarım ve çok değerli Kürt dostları tarafından dikkate alınarak değerlendirilmesini bir görev sayarken Kürtlerin bu karanlık dönemi sorumlu dost çevrelerin de yardımlarıyla aşabileceğine olan inancımı belirtmek istiyorum.

 

 

Saygılarımla.

10.01.2008

 

İST.

 

HAK-PAR BAŞKANLIK KURULU ÜYESİ

Mehmet Hüseyin TAYSUN