Arşiv

''Sivil Generaller'' Değişiyor, Bakalım Askeri Generaller de Değişecekler mi?

 Hürriyet Gazetesi'nin baş yazarı Ertuğrul Özkök son yazısında(18.07.09) önemli açıklamalarda bulunmaktadır. Eski mantalitenin yavaş yavaş kırılmakta olduğunu göstermesi açısından bu açıklamayı önemsiyorum.

 

Şöyle diyor yazısında:

‘‘Türkiye'in bugüne kadar Öcalan'la gerçekçi bir ilişki kurmaya çalışmamasını tarihi bir yanlışlık olarak görüyorum. Yıllardır ben dahil hepimizin resmi tezi onu ‘çetebaşı', ‘elebaşı', ‘bebek katili' sıfatlarıyla adlandırmak oldu'' .

 

Burada sürdürüle gelen yanlış bir politika dile getiriliyor ve dolaylı olarak bir özeleştiride bulunuyor Özkök.

 

Aslında Özkök'ün Öcalan'a ve PKK'ye bakış açısında bir değişiklik yok, ancak eski yaklaşımlarla bu meselenin artık çözülemeyeceğini bilince çıkartmış durumda.

Öcalan'ın Kürt sorununun çözümünde önemli bir rol oynayacağına inandığını belirtiyor ve onun Ağustos ayında yapacağı açıklamasını bekliyor. Bugün sorunu çözmek için daha elverişli bir psikolojik ortamın mevcut olduğunu vurgulayarak Öcalan'a yapacağı çağrıyla ilgili kendisi de bir çağrıda bulunuyor.

 

Düşünebiliyor musunuz, nereden nereye geldik. Yıllarca Öcalan'ın ismini anmak bile onlarca yıla varan hapis cezalarıyla yargılanmayı gerektirirken, bugün ona en muhalif pozisyonda bulunan kişi ve çevreler bile, ondan çözüm veya çözüme katkı sunmasını bekler duruma gelmişlerdir.

 

Özkök çağrısında şunlara değinmektedir:

‘'Şimdi en önemli adımı ondan bekliyoruz. Silahlı PKK'lılar Türkiye'den çekilecek mi? Silahlar bırakılacak mı? Bu kararı en kolay verecek insan Öcalan'dır. Silahı o eline aldıysa, şimdi o bıraktırmalıdır. Herkes emin olmalı ki, silah susunca mantık, anlayış, insaf, vicdan, çağdaşlık devreye girecektir. En önemlisi, ben dahil bir çok insan, Kürt hakları ve birlikte yaşama duygusu üzerine daha cesur tavırlar alacaktır''.

 

İçinde çözüm ve uzlaşmayı içerdiği ve Ertuğrul Özkök gibi etkili bir gazeteci-yazar tarafından dile getirildiği için bu açıklamaları yabana atmıyorum. Ki Özkök, yıllarca yaptığı aşırı ve sertlik yanlısı açıklamalar sebebiyle yurtsever, demokrat çevreler tarafından ‘'Sivil general'' olarak sıfatlandırılmıştı. ‘'Sivil generaller'' yavaş yavaş değişiyor, umarız askeri generalleri de etkiler bu rüzgar!

 

Bunlar işin bir yönü. Ama diğer yönleri de var. İyimserlik güzel şey, ancak ‘'cehenneme giden yolun iyi niyet taşlarıyla döşendiğini'' de hafızamıza kazınmış olgular bizlere her fırsatta hatırlatmaktadırlar. Özkök'ün de belirttiği gibi bazı şeyleri unutmakta yarar var. Ancak bazı şeyleri de unutmamakta yarar var diye düşünüyorum.

 

Unutulmaması gereken en önemli noktalardan biri bence şu: Tek yönlü ve işi Türk devletinin insafına, merhametine, anlayış ve vicdanına havale eden adımlar Kürtlere kaybettirir. Eğer gerçekten de işin içinde hile, kandırmaca, dalavere yoksa, adımlar karşılıklı atılmalı.

 

Bu bağlamda Özkök'ün açıklamasını önemsemekle beraber, eksik buluyorum. Çünkü kendi devletine de çağrıda bulunması gerektiğini görmezden geliyor. Karşı tarafa ‘'siz adım atın, sonra iyi şeyler olacak'' demek, meseleyi tekrar çözümsüzlüğe mahküm etmekle eş anlamlı değil midir?

 

Özkök, ‘'Silahlı PKK'lılar Türkiye'den çekilecek mi?'' diye soruyor. ‘'Terör örgütü elemanları'' dememesi altı çizilmesi gereken radikal bir söylem değişikliği. Bu olumlu. Bununla birlikte biliyoruz ki, silahlı güçler 1999 yılında Türkiye'nin siyasi sınırlarının dışına çıktılar ve adım atılması durumunda silahları da bırakacaklarını defalarca dile getirdiler. Ne var ki, bunlara olumlu yanıt vermek bir yana, tersine operasyonlara daha çok hız verildi. Türk devleti PKK'li silahlı güçlerin sınır dışına çıkışlarını çözüm için bir fırsat olarak değerlendireceğine, onları Güney Kürdistan'a karşı bir saldırı kozu olarak kullanmaya yeltendi. Tabii ki bu siyaset tutmadı.

 

Şimdi daha önce böylesi tecrübeler yaşamış bir harekete aynı çağrıda bulunursanız, buna karşı temkinli, hatta kuşkucu yaklaşacağı açık değil midir? Bu yüzden bence iyi niyet önemli olmakla birlikte yeterli değildir. Bunun yanında güven ortamının yaratılması da gerekmektedir.

 

Türk ordu yetkilileri hergün zehir zemberek açıklamalarda bulunup, sonuna kadar imha siyasetinde ısrar ederken güven ortamı yaratılabilinir mi? Üstelik bunlar kuru sıkı tehditler değildir. Bunu hayata geçirmek için askeri altyapı güçlendirilmeye çalışılmaktadır. Örneğin Rusya'dan yeni saldırı helikopterlerinin satın alınması ihalesinin açılmış olması, ayrıca AB ülkelerinden yeni silahların alınmaya çalışılması, bu kaygılarımızı doğrulamaktadır.

 

Kuşkucu davranılmasını gerektiren diğer önemli örnek de, devletin başta DTP ve Tevkurd olmak üzere Kürt yasal kurumlarına yönelik izlediği baskı ve sindirme politikalarıdır. Eğer sen yasal zeminde hareket edenleri sindirmeye çalışırsan, dağdakileri silahsız çözüme nasıl inandırabilirsin?

 

Bu bağlamda meselenin çözümünde Öcalan kadar, genel Kurmayın yaklaşımı da önem kazanmaktadır.

 

Durum böyle olduğu için, ben şahsen Öcalan'ın Ağustos'ta yapacağı söylenen açıklama ve yol haritasını küçümsememekle birlikte, onlara fazlaca bir önem atfetmiyorum. Çünkü Kürt meselesinin çözümü konusunda söylenmedik hiç bir laf kalmadı. Özkök açıklamasında, ‘'Gözüm, kulağım 15 Ağustos'ta İmralı'dan gelecek açıklamada. Yine sadece ‘Demokratik Cumhuriyet' gibi genel, içeriği belirsiz şeyler mi söyleyecek? Yoksa hem Türklerin hem Kürtlerin ezberini bozacak, cesur sözler mi?'' diye soruyor. Düşünüyorum da, Öcalan şimdiye kadar söylediklerinden çok farklı, ‘'ezber bozacak'' ne türden yeni şeyler söyleyebilir ki? Çözümün kerameti formülasyonlarda değildir.

 

Söylem ve formülasyon açısından Öcalan söylenebilecek en makul ve en düşük düzeyde talepleri yıllardan beridir dile getiriyor zaten. Bunun ötesi tam teslimiyet ve Kürtlük davasından, Kürt haklarından vazgeçmektir. Böyle bir tutum da Öcalan'ı kurtarmayacağından, şahsi, bireysel çıkarlarını düşünse ve bunları ön planda tutsa bile, onun işine gelmez. Çünkü Öcalan'ı içinde bulunduğu koşullardan kurtaracak tek güç kürtlük haklarını savunan bir Kürt hareketidir.

 

Tasfiyeci yaklaşımlar onun işine gelmez. Kaldı ki buna rağmen böylesi bir tutum geliştirirse eğer, bu durumda hiç kimse onu dinlemez, söyledikleriyle kalır. Bu bağlamda gözlemlerime dayanarak diyebilirim ki, Öcalan Pkk içinde tek karar organı değildir. Öcalan PKK'lı kaldığı ve onun yaşam felsefesine bağlı kaldığı müddetçe lider kalabilir ve ancak bu koşulla karar gücü olabilir.

 

Öcalan'ın reel politikalar sürdürdüğü dikkate alındığında, Kürt meselesini kendi kaderini tayin hakkı çerçevesinde dile getirmeyeceğini tahmin etmek de güç olmayacak. Bu durumda geriye, şimdiye kadar değişik şekillerde dile getirdiği açıklamalarını yeni tarzda formüle etmek kalıyor. Biraz da Atatürk'e dayandırarak bu açıklamalarına Türk kamuoyunun desteğini de kazandırmaya çalışacak.

 

Eğer mesele sadece Öcalan'ın açıklamalarına bırakılırsa, bu sadece yeni bir çözümsüzlük getirebilir. Çünkü Öcalan ve onun temsil ettiği siyasal güç bu önerileri tek başına hayata geçirebilecek güç ve iradeye sahip değildir. Barışçıl çözüm hiç bir yerde tek yönlü gerçekleşmemiştir. Tek yönlü çözümler silaha ve şiddete dayalı çözümlerdir. Savaşan taraflardan biri diğerini yener ve meseleyi olumlu veya olumsuz anlamda çözer. Bugün böylesi çözümlerin maddi temeli yoktur. Geriye çift yönlü, uzlaşmaya dayalı çözümler kalıyor. Bu da eğer taraflar hazırsa mümkün olabilir.

 

Özkök silahsız bir ortamda kendisi dahil herkesin Kürt hakları ve ortak yaşam konusunda daha cesur yaklaşımlarda bulunacağını vaad ediyor. Ahh Vaadler!! Başımıza ne geldiyse bu vaadlerden gelmedi mi? Bıktık artık vaadlerden, tutulmamış sözlerden. Söyleyecek lafınız varsa, neden şimdiden cesur davranıp hemen söylemiyorsunuz? Bu ezber bozacak cesurca tavırlar nelermiş, söyleyin de biz de bilelim. Neden Türk devletinden de barışçıl, uzlaşmacı yaklaşım talebinde bulunmuyorsunuz? Bu konudaki yaklaşım, çözümü gerçekten de isteyip istemediğinizin can alıcı noktasını içermektedir aslında.

 

‘'Sivil Generallelerin'' değişip ılımlı bir yaklaşım geliştirmeleri her şeye rağmen önemli. Ama yapmaları gereken önemli bir vazife daha vardır: Askeri generallere çağrıda bulunup, onları barışçıl sivil çözüm çizgisine çekmek!

 

Bu mümkün mü bilemiyorum, ama denemekte yarar vardır. Ne dersiniz sayın Özkök, generallerinize çağrıda bulunma cesaretini gösterebilecek misiniz; yoksa cesur olmayı şartlara, kıstaslara bağlayıp bunu geleceğe havale ederek Kürt sorununun çözümsüzlüğe saplanmasına katkı mı sunacaksınız?

18. Temmuz. 2009

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kürt Meselesinin Çözümsüzlüğü ve Kısmi Çözüm Alternatifleri

Yaratılmak istenen ‘'Kürt-Zaza'' çelişkisi

Türk Devletin'in Sihirli ‘'Millet'' Formülü

Göle Çalınan Maya Tuttu

Atom Bombası mı Daha Tehlikeli Yoksa Kalaşnikof mu?

Newroz Coşkusunu Yerel İktidarla Taçlandıralım

Yeni Siyasi Konsept

Selim Çürükkaya' nın Çığlığı ve Kürtler'in Çıkmazı

Çiçek Açmazdı Bahçesinde Onların

Utanmazca Bir Özür Tarzı TRT-Şeş

Sayın Kurdinfo Yetkilileri ve Okuyucularına

Bize özgürlüğü fısıldayan bir Mitos'umuz var

Kadının Gerçek Tarihi Lilith'te Saklı

Newroz sürecindeki olaylı gelişmeler yeni askeri konsepten bağımsız değil

Ülkemin Ateş Saçlı Kadınlarına Selam Olsun

Karlı Doruklarda Batan Sahte Güneş

Kürt planı mı, Kurt kapanı mı?

Bir Umut İçin Oylar Bin Umut Bağımsız Adaylara!

Devletin yeni konseptine karşı Kürt Ulusal Kongresi şart oldu

Türk Devleti'nin niyeti ve Nêçîrvan Barzani`nin doğru tavrı

Çapemeniya Ereb û Birêz Barzanî

Evren Değişti, Adaletin Yerini Bulması Yakınlaştı!

Fırat Yaslı, Dicle Mahzun

Devrimci Demokrat Gelenek

Kürt Ulusal Sorunu (V) Uluslararası koşulların Önemi

Askeri Konsept Değişikliği

Hedef Tüm Kürdistan

Kürdistan'a Doğru

Nankör Evlat: Terör!

Kürt Ulusal Sorunu (IV) Sığınmacı politikalara son verme zamanı gelmedi mi?

Kürt Ulusal Sorunu (III)
Matruşka Politikalar

Kürt Ulusal Sorunu(II)
Çözüm yolu mutlaklaştırılmamalı!

Kürt Ulusal Sorunu (1) Sorunun adı doğru konulmalı

Benim İçin DDKD'nin Anlamı

Güneşin çocuklari kazanacak

Jijan jiyîn e..

Tarihten ders çıkartmak

Medya Rüya Değil
Vizyon Eksikliği
Medkom Çevresi
Artık Kurban Vermek istemiyoruz!
Bu Sefer Farklı Olabilir
Küçük Kaygılar Büyük ideallerin Önünü Kesmemeli
Doğrusu neyse o yapılmalı, fazla söze gerek yok