Arşiv

Karlı Doruklarda Batan Sahte Güneş

 

Türk Devleti Güney Kürdistan'a yönelik yeni bir operasyon daha başlattı. Adı da ‘'Güneş Operasyonu''! Bilmeyen de T. C'nin orayı güneş ışığıyla aydınlatıp ısıtacağını sanacak. İşin aslı şu ki, ampulle yüreklerin yakıldığı yetmiyormuş gibi, şimdi de devreye güneş sokulmak istenmekte(!)

 

Devletin akil adamları bu operasyonun baskın tarzında yapılmasından ötürü ordularını kutlama yarışına girdiler. Oysa bu operasyon benim için hiç de sürpiz olmadı. Sebebi ise, bunun zaten öteden beridir tartışıldığı, sınırötesi operasyon kararının alınmış olduğu ve bu doğrultuda sınıra yığınak yapılmasıyla bağlantılı değildi. Daha çok sezgisel olarak böylesi bir operasyonun kapıda olduğunu anladım..

 

Şöyle açıklayayım; Bir iki hafta önce basına, devletin Kürt sorununu çözmek için kapsamlı bir plan yaptığı ve büyükçe bir paketin yakında kamuoyuna açıklanacağı ‘'sızdırıldı''. Ne zaman paket ve açılımdan bahsedilse, akabinde hemen bir baskı ve sindirme politikası gündeme oturtulur. Bu seferki paketin büyük olduğu söylendiğine göre, sindirme de o oranda büyük olur diye düşündüm. Sezgilerim beni yanıltmadı!

 

‘'Paket açılacak'', ‘'demokratik adımlar atılacak'' söylemlerinin ardında yatan esas niyet, yığınların planlanan saldırı politikası karşısında boş hayallerle manipüle edlmesi ve tepkisel reflekslerinin torpülenmesidir.

 

Bu operasyona dünya devletlerinden kayda değer bir itiraz gelmedi. Hatta kimileri dolaylı olarak anlayış gösterdi. Bunun sebebi de, Türk Devletinin, Güney Kürdistanı işgal etmeyi hedeflemediği yönünde sözkonusu devletleri diplomatik yollardan ikna etmiş olmasıdır. Bu yüzden, operasyona göz yummakla birlikte, T.C'nin mümkün olan en kısa zamanda işini bitirip çıkmasını istemektedirler.

 

Şu aşamada Güneyin işgali bu kesimlerin de işine gelmez. Ama operasyonun aynı zamanda Güny Kürdistan Federe yönetimine de dolaylı bir mesaj olduğu ve bu çerçevede onların da ayaklarını denk almalarının sağlanmak istendiği açıktır. Yani burada Güney Kürdistan direk değil, dolaylı hedeftir. Çok tartışıldığı için ayrıntılara girmek istemiyorum, ancak Güney yönetiminin taleplerinde (buna Kerkük meselesi de dahildir) aşırı ısrarcı olmamaları gerektiği mesajı veriliyor ve aynı zamanda merkezi Irak Yönetiminin de güçlendirilmesi isteniyor. Açıkçası, onları Türk Tehdidiyle hizaya getirmek istiyorlar. Bununla birlikte Kürtleri de tamamıyla gözden çıkarabilecek bir pozisyonda değildirler.

 

Türk Devletinin elinden gelse, tabii ki Güney'i büyük bir iştahla işgal etmek ve Kerkük petrollerine el koymak ister. Ancak uluslararası konjonktürün buna müsaait olmadığının da farkında. Dahası Güney Kürdistanın kolay yutulacak bir lokma olmadığının bilincinde. Eğer böylesi bir işgal ve ilhak mümkün olsaydı, bunların Atatürkleri bunu ta başından yapardı.

 

Türkiyenin yapmak istediği, bu anlamda bence Güneyi işgal etmekten çok, Kürdistan yönetimini caydırmak ve başta Kerkük meselesi olmak üzere bir çok tavizler kopartmak, uzun vadede ise olası bir bağımsızlığın önünü kesmektir.

 

Türkiye'nin, gerek bölgede daha aktif rol oynama ve gerekse Kürdistanın diğer parçalarında(Doğu ve Güneybatı) ortaya çıkabilecek gelişmelerde müdahil taraf olarak bir misyon oynama talebinin yanında, esas olarak Kuzey Kürdistan hareketini hedef aldığını düşünüyorum.

 

Bunun da iki ayağı vardır, biri askeri paket, diğeri ise sivil pakettir. Yani önce askeri darbe vurulacak, akabinde de ‘'sivil'' darbe. Ve bu, ayırımsız tüm Kürt çevrelerine yönelik olacak.

 

Devletin yürüttüğü savaşın temel ayaklarından biri de psikolojiktir. Kürtlerin biliğinin parçalanması ve halkımızın hakları için verdiği mücadeleden umudunun kesilmesi için elinden geleni yapıyor. Bu anlamda değişik Kürt çevrelerinin devletin böl-yönet politikasına karşı hassas olmaları hayati bir önem taşıyor.

 

Bu operasyonun da, kimi kayıplar verdirmenin ötesinde ciddi bir başarı sağlayamayacağı ve fiyaskoyla biteceği başından belli. Zaten büyük sevinç gösterileri eşliğinde Aralık ayında yapılan hava operasyonunun sonuçlarının Genel Kurmay'ın bir şişirmesi olduğu çıktı ortaya.

Burada devletin hesabı, anlayabildiğim kadarıyla önce hava, sonra da orta kapsamlı bir kara operasyonuyla bölgedeki gerilla güçlerini dağıtmak ve Kuzeyde eylem yapamaz bir duruma getirmektir. Yakın vadede bunu belli oranlarda başarabilir. Ayrıca bu durumu muhafaza etmek için, operasyon serileri başlatabilir. Kanımca bu karda kıyamette yapılan operasyon esas operasyon değil, baharda yapılacak daha kapsamlı operasyonun önayağı da olabilir.

 

Türkiye'nin, hedefini daraltmak amacıyla Güney Kürdistan'lı güçlerle karşı karşıya gelmemek için aşırı hassasiyet gösterdiği anlaşılıyor. Talabani ve Barzaniyi yanına çekemeyince, onları nötürleştirme siyasetine ağırlık verdi. Tabii ki bunu da askeri, ekonomik, siyasi ve diplomatik baskı ve tehditlerle sağlamaya çalıştı. Nihayetinde, devlet başkanı Mesut Barzani, ‘'PKK ile Türk Devletinin çatışmalarına taraf olmayız, yalnız yerleşim yerlerine saldırı olursa karşılık veririz'' açıklaması, T.C' nin nötürleştirme politikasında amacına vardığını gösteriyor.

 

Günek Kürdistan'ın içinde bulunduğu durumu görüyor ve yaklaşımlarını anlayışla karşılıyorum. Hatta bu durumu biraz da önceden görüp, eski yazılarımda yapılan kimi keskin çıkışların yersiz olduğundan dem vurmuştum. Büyük laf edip sonradan uygulamamaktansa, yapılabilecekleri söyleyip yapmak en doğrusudur. Bu açıdan Türk devleti Mesut Barzani'yi de sınavdan geçirmiş oldu. Özellikle Kürtlere, ‘'görüyorsunuz işte, her fırsatta nara atan, sınırı aşarsanız yanıt veririz diyen liderinizin yapabilecekleri bunlarla sınırlı, kendisine fazla bel bağlamayın'' mesajını vermek istiyor.

 

Mesut Barzani ile Celal Talabani'yi içinde bulundukları bazı çıkmazlardan ötürü anlıyorum da, kimi Kuzey Kürdistanlı siyasi çevrelerin yaptıklarına anlam ve onay vermem mümkün değil! Her fırsatta, haklı olarak ‘'Güneyin Kazanımları'' belgisini yükseltip bu anlamda Güney'in işgaline karşı çıkarlarken, Dersim'den Kandil'e kadar yaygın bir coğrafyada sürdürülen operasyonlara karşı sessiz kalıyorlar. İşin garip ve acı tarafı, adeta, ‘'aman Güneyin kazanımlarına ve oradaki halka dokunmayın da, orada ne yapıyorsanız yapın bizi ilgilendirmez'', gibisinden bir tavır sergilenmektedir. Oysa hükümet başkanı Neçirvan Barzani yaptığı en son açıklamada Peşmerge ile Türk askerinin karşı karşıya gelmediğini, operasyonun kendilerini hedef almadığını belirtmektedir. Dahası, operasyonu anlayışla karşıladığını, ama bunun çözüm olmadığı bu yüzden Turk ordusunun, yetkililerin belirttikleri biçimde en kısa zamanda çıkması gerektiğini dile getirmektedir.

 

Türk devletinin Güneyi işgal etme niyeti ister olsun, ister olmasın, tabii ki Güney topraklarına girişine karşı çıkılmalı, ancak bunun haricinde orada sürdürdüğü bir savaş ve döktüğü kanlar var.. Tabii siyasetçilerimiz bunu ısrarla görmezden gelmek istiyorlarsa, kendi bilecekleri bir iş..

 

Ama her şey olacağına varır. Halkımız var oldukça, hakları için mücadelesini de sürdürecektir. Türk Devletinin sahte Güneşi Kürdistan dağlarının karlı doruklarında batmaya mahkumdur.

 

25 Şubat 2008

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kürt planı mı, Kurt kapanı mı?

Bir Umut İçin Oylar Bin Umut Bağımsız Adaylara!

Devletin yeni konseptine karşı Kürt Ulusal Kongresi şart oldu

Türk Devleti'nin niyeti ve Nêçîrvan Barzani`nin doğru tavrı

Çapemeniya Ereb û Birêz Barzanî

Evren Değişti, Adaletin Yerini Bulması Yakınlaştı!

Fırat Yaslı, Dicle Mahzun

Devrimci Demokrat Gelenek

Kürt Ulusal Sorunu (V) Uluslararası koşulların Önemi

Askeri Konsept Değişikliği

Hedef Tüm Kürdistan

Kürdistan'a Doğru

Nankör Evlat: Terör!

Kürt Ulusal Sorunu (IV) Sığınmacı politikalara son verme zamanı gelmedi mi?

Kürt Ulusal Sorunu (III)
Matruşka Politikalar

Kürt Ulusal Sorunu(II)
Çözüm yolu mutlaklaştırılmamalı!

Kürt Ulusal Sorunu (1) Sorunun adı doğru konulmalı

Benim İçin DDKD'nin Anlamı

Güneşin çocuklari kazanacak

Jijan jiyîn e..

Tarihten ders çıkartmak

Medya Rüya Değil
Vizyon Eksikliği
Medkom Çevresi
Artık Kurban Vermek istemiyoruz!
Bu Sefer Farklı Olabilir
Küçük Kaygılar Büyük ideallerin Önünü Kesmemeli
Doğrusu neyse o yapılmalı, fazla söze gerek yok