Arşiv

Kürt Ulusal Sorunu (1)

Sorunun adı doğru konulmalı

 

Kürt sorunu mu, Kürdistan sorunu mu çerçevesinde tartışılan halkımızın ulusal sorununun taşıdığı karakterin doğru tespit edilmesi ve buna uygun yaklaşım ve çözüm önerilerinin tartışılması gerekmektedir.

 

Son dönemlerde resmi çevrelerin '' Kürt Sorununu tanıdıklarına'' dair söylemlerin ortaya atılması, eski tümden inkarcı devlet ideolojisinin ve ona dayalı politikaların yerini başkalarına bırakma sürecine girdiğini göstermektedir. Aşırı iyimserliğe gerek yok! Ancak cılız da olsa, gerçekleri tüm boyutlarıyla yakalamaya çalışmaktan uzak ve en önemlisi de uygulamadan ziyade ağırlıklı olarak söylemde de kalsa, yeniye işaret etmesi, önümüzdeki sürecin hangi kulvarda seyir izleyeceğini göstermesi bakımından öğreticidir.

 

Başbakan Erdoğan'ın söylemi Kürtler arasında da önemli bir yankı buldu. Kimileri tüm eksikliklerine rağmen desteklenmesi gerektiğini vurgularken, kimileri de meselenin Kürt sorunu değil, Kürdistan sorunu olduğunu dillendirip buna karşı açık cephe aldı. Devletin yapmak istediği, sorunu Kürt sorununa, başka bir deyimle kürt kimliği sorununa indirgeyip kendi yapısı içinde eritmeyi planladığı vurgulandı..

 

Doğrunun değişik boyutları vardır. Eğer bu boyutlardan sadece birine takılı kalınırsa, onu kapsayıcı bir biçimde kavramak ve gerekli geçerli çözüm önerilerini ortaya atmak zorlaşır, hatta imkansız olur.

 

Sorun bir ikilem içinde değil de, bir bütünlük çerçevesinde ele alınmalıdır. Zira sorun ne sadece Kürt sorunu, ne de sadece Kürdistan sorunundan müteşekkildir.

 

Coğrafik yapı üzerinde sergilediği nüfus dalgalanmalarına bakarak buna bir açıklık getirebiliriz.

Ulus sorunu, herşeyden önce bir ülke sorunudur. Bu bağlamda, kendi toprakları üzerinde yaşayan halkımızın kendi ülkesinde özyönetimini oluşturma gibi bir sorunu vardır. Yani kendi yaşamını kendi elleriyle belirleme ve özgür bir gelişim süreci yaratma sorunu. Bu sorunun değişik tarzlarda çözülebileceğini, farklı halkların ulusal kurtuluş mücadelelerinden biliyoruz. Bunun bağımsızlık tarzında mı, yoksa federatif veya konfederal bir biçimde mi çözüleceği, ulusal, ulslararası koşullara ve ulusun kendi irade ve istemini ortaya koyuş tarzına göre belirlenir. Tabii bunların dışında da hesapta olmayan kimi temel veya tali faktörler devreye girebilir.

 

Ancak kürt halkı sadece Kürdistan'da yaşamıyor. Orta Anadolu'dan tutun da, batı metropollerine kadar Türkiye'nin değişik sahalarında yaygın bir şekilde yerleşmiş, ya da yerlerştirilmişlerdir.

Tarihin değişik dönemlerinde ''mecburi iskanlarla'' belli yerlerde ikamete tabi tutulan halkımızın bü tür yerlerde çoğunluk oluşturma durumları vardır. Buralarda yaşayan Kürtler'in sorunları ülke genel sorunundan bütünüyle kopuk olmamakla birlikte, kendisine has yönleri ve talepleri vardır. Onlar açısından, yaşadıkları ve çoğunluk oluşturdukları bu yerlerde kendi mahalli, özerk yönetim birimlerini oluşturmaya ihtiyaçları vardır. Onlar açısından sörun, ''özerklik sorunu''dur.

 

Metropollerde yaşayan ve toplam nüfüsu milyonları bulan Kürtlerin de bulundukları yerlerde gerek yönetime katılma ve gerekse kendi dil, kültür ve kimlik varlıklarını koruma ve geliştirme diye bir sorunları vardır. Bu da ancak ''ulusal kültürel özerklikle'' çözüme kavuşturulabilir.

Bir bütün olarak bakıldığında, Kürt sorunu; hem ulusun kendi geleceğini belirleme, hem ülkelerinden topluca kopartılan Kürtlerin özerklik ve hem de metropollere savrulmuş Kürt nüfüsunun ulusal kültürel özerklik sorunudur.

 

Bunlara bir de Kürtlerin kendi aralarında mevcut olan dil, inanç gelenek, yaşam tarzı farklılık ve çeşitliliğini de eklediğimizde, meselenin ne kadar geniş boyutlu ve o oranda da karmaşık olduğunu daha iyi görebileceğimeze inanıyorum.

Dogmatik kalıplarla sorunu teşhis edemeyeceğimiz gibi, buna uygun çözümler de bulamayız. Herkes doğrunun sadece bir boyutuna tutunup onu tek doğru olarak ortaya koymaya kalkışırsa, bu bizleri büyük yanılgı ve hayalkırıklıklarına sürüklemekten başka bir işe yaramaz.

 

Öyleki, sorun bugün öyle bir boyuta varmış ki, artık bağımsız bir devletin kurulması bile onu çözmeye yetmemektedir. Milyonlarca insanın pılını pırtını toplayıp bağımsız Kürdistana akacağını düşünmek saflık olur. Gelenler de, çoğunlukla finans gücü olup da yatırım yapma arzusunda olanlar olacak. Tıpkı bugün ''kürt'' sermayedarların Güney Kürdistana yaptıkları pastadan pay kapma akınları gibi.

 

 

01.01.2006

 

 

Benim İçin DDKD'nin Anlamı

Güneşin çocuklari kazanacak

Jijan jiyîn e..

Tarihten ders çıkartmak

Medya Rüya Değil
Vizyon Eksikliği
Medkom Çevresi
Artık Kurban Vermek istemiyoruz!
Bu Sefer Farklı Olabilir
Küçük Kaygılar Büyük ideallerin Önünü Kesmemeli
Doğrusu neyse o yapılmalı, fazla söze gerek yok