Arşiv

Vizyon Eksikliği

3 Kasım seçimleri, defalarca kanıtlanmış bir şeyi tekrar kanıtladı; er geç kurduğun tuzağa kendin düşersin!

Devlet, güdümlü bir parlamentoyu ayakta tutmak için her yola başvurmuş, nihayetinde ''İstenmeyen'' çevrelere parlamentonun yolunu kapalı tutmak için, oldukça yüksek bir baraj sistemini kurmuştu. Hani cambaz bile olsan üstünden atlayamayacağın yükseklikte bir baraj! Nitekim Türkiye'nin siyasette cambazlaşmış kesimleri bile bu sefer atlayamayıp, baraj sularının altında boğulmaya başladılar. Parti liderleri ne kadar ''ilkeli'' olduklarını göstermek için daha şimdiden istifa edip partilerini terketme yarışına girişmiş bulunmaktadırlar. Kim bilir belki de bu kadar kokuşmuş bir seçim ve parlamento sisteminin yıkılması için böyle bir zelzeleye ihtiyaç vardı.

Gerçi egemen güçler sağ olsunlar öyle bir sistem kurmuşlarki, neticede hep dört ayak üstüne düşen devlet oluyor. Devlet sistemini yıkmaya çalışan da, kurmak için didinen de sonunda bir şekilde sistemi ayakta tutmanın bir halkası oluveriyorlar.. Bu anlamda devlette seçim sonuçları ile ilgili ciddi bir kaygı gözlemlenmiyor. Siyaset şu;'' Engelleye bildiğin oranda engelle, bunu başaramadığında ise sisteme eklemle''. Yani MHP, DSP gider, yerine AKP, CHP gelir. Taze bir imaj, taze bir enerji.. Yığınları devlet etrafında kenetlemek için bundan daha iyi bir avantaj mı olur?!

Seçimlerin diğer bir boyutu da dış ilişkiler boyutudur.. Her ne hikmetse, AKP'yi öcü gibi görüp ''Eğer iktidara gelirse, Türkiye-AB ilişkileri olumsuz etkilenir'' diyen AB ülkeleri, seçim sonuçlarını her kesten önce kabullenip adapte oldular. Bu arada Irak'a saldırı hazırlığı içinde olan ABD için de bulunmaz bir fırsat doğdu; İslami bir iktidarın desteğini arkasına alarak daha rahat bir şekilde bir ''islam'' ülkesine saldıra bilme fırsatı!

Devlet açısından sonuç değişmezse de, Partiler açısından alt üst edici sonuçların ortaya çıkacağının sinyalleri ortaya çıktılar bile.. En büyük kayıplarını da vizyonsuzlukları yüzünden elde ettiler. Bir önceki seçimde DSP ile MHP Öcalanın yakalanmasını fırsat bilip oy patlaması yaparlarken, ANAP ile DYP ise bütünüyle kendilerine arta kalan eski miras sayesinde ayakta kalabilmişlerdi. Bu seçimde ''Miras yedi'' gibi yeni hiç bir şey üretmeden, hep tüketerek sonlarını hazırladılar. Bu anlamda baraj sularının altında kalmaları pek de sürpriz olmadı.

Büyük ve enerjik bir kitle desteğine rağmen, oylarını artırmakla birlikte beklenen düzeyde bir sonuç elde edemeyen DEHAP'ın çıkmazı ise politikasızlık ve vizyondan yoksun bir kadro yapısıydı. Hele hele ''Barış'' gibi haklı ve yerinde olan politikaları ağzından düşürmeyen bir partinin, eski bir ordu mensubu, yani bir ''Askeri komutan''nın başkanlığında seçimlere girmesi, traji komik bir duruma işaret etmekteydi. Oysa barajı aşmak için ''Militan destekçilerin'' oylarının yeterli olamayacağı, daha geniş yığınlara ulaşmak gerektiği ve deyim yerindeyse, suya sabuna dokunmayan ve huzur arayan kesimlerin de desteğinin alınması gerektiği hesaba katılmalıydı. Tabi seçim politikasını ''Oy avcılığı'' üstünde kurmamak gerek, ama yanlış imajlardan ötürü oy kaybına uğramanın da hiç bir anlamı yoktur.

DEHAP'ın istenen sonuçları alamamasına rağmen, oylarını gözle görülür bir biçimde artırmasını başarılı bir sonuç olarak görüyorum. Hele hele Kürdistan'ın bir çok bölgesinde ezici bir çoğunluk kazanması alkışlanacak bir durumdur. Tabi her kesten önce büyük bir fedakarlık ve emek kahramanlığı gösteren ve her şeye rağmen devlet partilerine oy vermeyen halkımıza teşekkür borçlu olduğumuzu düşünüyorum.. Gelecek sefere daha başarılı sonuçların çıkacağı muhakkak, hatta baraj düşürülmediği taktirde, onu aşma potansiyeli bile yakalana bilir.. Yeterki '' Ben oraya kimi koyarsam seçilir'' zihniyeti aşılsın, yeterki çağdaş, halkın gerçek taleplerine daha açık ve dünyadaki gelişimin doğrultusunu yakalamayı hedefleyen bir anlayış gelişsin..

4.10.2002

Jijan jiyîn e..
Tarihten ders çıkartmak.
Medya Rüya Değil
Artık Kurban Vermek istemiyoruz!
Medkom Çevresi
Bu Sefer Farklı Olabilir
Küçük Kaygılar Büyük ideallerin Önünü Kesmemeli
Doğrusu neyse o yapılmalı, fazla söze gerek yok