Bir Etkinlikte İsviçre Kürt İnsiyatifinden

‘'KİMLİKSİZLEŞTİRİLEN KÜRTLER VE GÜNEY BATI KÜRDİSTANDA DURUM!''

 

R.Hoca- H.Alataş -M.Yaşar .

 

 

 

Kürt halkı; emperyalizm ve onların uşakları sömürgeci güçlerin, askeri ve kültürel her türlü kuşatması ve saldırısına karşı, ulusal birlik ve beraberlik için her alanda karıncalar gibi çalışmaktadır.

 

 

15.12. 2007 16.12.2007 tarihlerinde Basel ve Bern de İSVİÇRE KÜRT İNSİYATİFİ' nin düzenlediği ‘'KİMLİKSİZLEŞTİRİLEN KÜRTLER VE GÜNEY BATI KÜRDİSTANDA DURUM!'' adlı söyleşi Suriye birleşik demokratik Kürt partisi ile yapıldı. Dört parçada Kürtlerin sosyal, siyasal ve örgütsel yapılarıyla tanışma ve iletişim amaçlı devam eden panellerin bu panel sonuncusuydu. Daha önce Güney Kürdistan ve Doğu Kürdistan lı örgütlerle söyleşiler düzenlenmişti.

 

Suriye Kürtleri ile yapılan söyleşilere de ilgi büyüktü. Suriye birleşik demokrat kürt Partisinden Şehmuz Şeyh Muhammet ve Bako Refaie'nin konuşmacı olarak katıldıkları söyleşide; Suriye'de yaşayan Kürt'lerin Osmanlıdan günümüze ekonomik, sosyal ve siyasal süreci kısaca değerlendirerek, Baas rejiminin Suriye de yaşayan Kürt'lerin yaşamlarını nasıl zorlaştırdığını ve olumsuz etkilerini anlattılar. Nüfusu yaklaşık üç milyon dolayında olan Suriye'deki Kürt'lerin genel olarak Afrin, Cizire, ve kamışlı kentleri ve kırsalında yaşadığını söyleyen konuşmacılar Suriye rejiminin Kürtlerin diğer parçalardaki soydaşları ile iletişimini engellemek için, hudut boylarına Arapları yerleştirerek, tampon bölge oluşturup burada yaşayan Kürt'lerin göç ettirildiğine dikkat çektiler.

 

Suriye deki Kürt topraklarının doğal olarak çok zengin olduğunu Petrol, Su ve her türlü hububat, zebze, ve meyvanın bolluğuna rağmen Kürt halkının yoğun olarak yaşadığı bu bölgelere alt yapı hizmetlerinin çok sınırlı yapıldığını, iş sahalarının olmadığını bu nedenle halkın yoksullukla boğuştuğunu, bundan dolayı da inşaat işleri ve ırgatlık gibi. işlerde çalışmak içinde göç yaşandığına belirttiler.

 

Suriye'de yaşayan Kürtlerin en önemli sorularından birisinin yaklaşık üç yüz bin kadar Kürt'ün vatandaşlık haklarından yoksun, “ecnebi” olarak adlandırılan bir statüde tutulmaları olduğunu belirten konuşmacılar devamla dünyada bir eşi benzeri olmayan ve başka bir örneğine rastlamanın mümkün olmadığı duruma tepkilerini dile getirdiler.

 

Konuşmacılar buna karşın uygar dünyanın bu konuda suskunluğuna da dikkat çektiler. Kendi topraklarında ‘'ecnebi'' yani yabancı sayılmakta olan Kürt'lerin, tüm kamu haklarından men oldukları gibi, evlilikleri dahi illegal sayıldığı için çocuk da yapamadıklarını, yapılan çocuklarda ‘'ecnebi'' olmak zorunda kaldığını belirterek, kimi zaman çocuklarını okula gidebilsin diye Suriye vatandaşı Kürtlerin ya da dost, arkadaş oldukları Arapların nüfusuna kaydetmek durumunda kaldıklarını belirttiler.

 

21 Yy bu insanlık ayıbına bütün dünya sessiz kalarak bu ayıba ortak olduğunu vurgulayan konuşmacılar. Sadece Alman basınının 2006 yılında bu konuda garek haber, gerekse araştırmalar yaparak sorunu uluslararası gündeme taşıdığını ancak çok yetersiz olduğunu belirttiler. Bu insanların resmi evlilik yapamadıklarını, çocuklarını okula gönderemediklerini, devlet kurumlarında muhatap alınmadıklarını, mal edinme, resmi ticaret yapmalarının yasak olduğunu söylediler. Vatandaş kabul edilmeyen Kürt'lerin yanı sıra, sözde vatandaş kabul edilen Kürt'lerinde, “baas üyesi olma koşuluyla!” hayatlarını devam ettirmelerine rağmen yine de hayatın tüm alanlarında ayrımcılıkla karşılaştıklarını ve 2. sınıf insan muamelesi gördüklerini anlattılar.

 

Tüm bunlara rağmen; Kürt halkının Suriye'de onuruyla, ulusal kimliğini ve dilini koruduğunu, kendi imkanları ve olanakları ile Kürt çocuklarının ve gençlerinin eğitimine önem verdiklerini, onların ana dil eğitimlerini yazılı olarak almaları için mücadele ettiklerini belirttiler. Konuşmacılar Kürt halkının yaşadığı bölgelerde rejimin yaptığı ve yapmak istediği tüm provokasyon girişimlerini; Arap, Ermeni vb. halklarla birlikte boşa çıkarttıklarını ve bu halklarla kardeşçe yaşamasını bildiklerini, onlarla birlikte Suriye'de demokrasinin inşası için mücadele ettiklerini belirttiler. Suriyeli Kürt siyasi örgütlerinin legal hiçbir haklarının olmamasına karşın, rejime karşı örgütlü duruş sergilediklerini ve kendilerini gayri resmi yoldan da olsa kabul ettirdiklerini ama yinede kovuşturmaya ve çeşitli cezalarla karşı karşıya kaldıklarını örneklerle anlattılar.

 

Konuşmacılar Suriye'deki Kürt'lerin Kürdistan'ın genelindeki nüfus dağılımına göre, nüfusunun az olmasına rağmen; devrimci, yurtsever, ilerici, sosyalist siyasi örgütlerin çokluğuna ve bölünmelere de değinerek bunun aşılmasının ve tüm Kürt'lerin ulusal güçlerinin birleşmesi yolunda çaba sarf edilmesinin zorunlu olduğuna işaret ettiler. Bu konuda Suriye'de Kürt ulusal güçleri arasında çabaların yoğunlaştığını ve Suriyeli bir çok Kürt örgütünün, hem kendi aralarında hemde, ilerici, demokrat, devrimci arap örgütleriyle birlikte hareket etme doğrultusunda bir araya gelerek bunu Şam deklarasyonu ile pekiştirdiklerini söylediler.

 

Kürdistan'ın diğer parçalarında verilen ulusal kurtuluş hareketlerine, Suriyeli Kürt'lerin ayrım gözetmeksizin her zaman canla, başla destek olduklarını gerek Türkiye gerek ırak Kürdistan'ında yüzlerce Suriyeli Kürt'ün şehit olduğunu, ve yine olacaklarını belirterek bundan asla pişman olmadıklarını söylediler. Ancak bir dönem Türkiye ve Irak Kürdistan'ındaki kardeş Kürt örgütlerinin Suriye hükümetleri olan ilişkileri nedeniyle bize Kürdistan'ın bir parçası Suriye li kürt'ler olarak değil '' ''Tıpkı Suriye rejiminin baktığı gibi, Suriye de göçmen yaşayan Kürt'lermişiz gibi davranmalarının'' ve kendi aralarında bölünmelerin suriye Kürt örgütlerine yansımasının onların da parçalanmalarında etkili olmasının üzücü bir durum olduğunu belirterek, bunun için Türkiye ve Irak Kürt örgütlerinin ulusal birlik yönünde yol almalarının ve birleşmelerinin kendilerini daha iyi motive edeceklerinin altını çizdiler.