Zerdeştê Seyda

Arşiv

TD de sistem Apoculuktan mı kurtuluş bekliyor? Bekliyorsa Apocular kendisini kurtarır mı?

 

Daha önceki yazılarımda bu sorulara cevap ya sorunun içindeydi veya düşünce sistematiğinın biryerlerınde gizliydi. Şayet ön yargılı bir yaklaşım yoksa yukardaki soruya cevap vermek pek kolay görünmüyor. Soruya birlikte kolektif düşünce ile cevap bulacağımı sanıyorum. Katkılarınız aynı zamanda çözüm için adım olacağınada inanıyorum.

 

Günümüzde o hale geldiki artık PKK, HPG,DTP vb. kurumlardan bahsetmek yanlış olur. Zira hepsının tek temsil yeri, tek siyaset üretım merkezi, tek karar yeri ve tek irade serokları A. Öcalandır.(Ne kadarda tek tek ten bahsettım değimli? Kışla kapısına yazılan askeri slogan gibi. Tek devlet, tek dil tek kültür, tekhalk vs. vs.) Kendileride bunu kabul ediyorlar; artı halkı ve geriye kalan zevata da siyasi iradelerının seroklarına verılmesi için şart koşuyorlar. Bu durumda iradesız kalan, yetkisi alınmış kurumu eski adıyle anmak ne kadar doğru olur. Her hangi bir kimsenın veya temsil olduğu kurum yerine Apocu dememız yanlış değildir dolaysiyle hoşlarınada gidiyor. Bu sebeple benden Apocuların silahlı gücü, legal alanları vb. belirlemeler duyabilirsiniz ancak düzelınceye kadar PKK-HPG-DTP gibi isimleri kullanmayacağım. Bunların iyi bir Apocu olup olmadıkları veya ne kadarını yerine getırebildikleri sorusu ise tartışılır.

Gelelım yukardaki soruya ; bana göre TC Devleti Apoculuğa fazla güvenmiyor. Eğer sürekli değişen teorik tezlerle ‘demokratik cumhuriyet'veya ‘ konfederalizm' gibi rejıme dokunmadan üniter devlet içinde aranan çözümlere güvenebilseydi yada bu söylemlerın samimiliğine inanabilselerdı çok daha önceleri ‘buyur sende tezlerını savun' nasıl olsa Kemalizm – üniter devlet bundan zarar görmez derlerdı.

 

Biz şimdilik görünen ve söylenen şeyler üzerınde düşüncelerımızı ortaya koyuyoruz. Karanlık dehlizlerde hazırlanan senaryolar için şimdiye kadar bir çok şey söylenmıştır. Gerçek olan Öcalanın Genel Kurmayın elınde tatsak oluşudur. Halkın siyasi iradesi devletın elınde tatsaksa bugüne kadar başına birçok şeyın geldığını düşünmek her halde yanlış olmaz.

 

Kaldiki TC devleti eserını bilmezmi? Sömürge Kürdistan halkının kendisine yar olamayacağını çoktan anlamıştır. Kimliksız ve kişiliksızleştırdıklerinden Türk vatanperveri çıkmadı gayrı meşru işlerın tümü onların elınde. Kendi bünyesınde erıtemedıklerı ise birçok şekilde kendilerine karşı çıkmaya devam ediyorlar.

3 yaşındaki bebekten 80 ındeki ihtiyara kadar her Kürt potansiyel suçludur, her potansiyel suçlu ise ölümü hak ediyor daha ne yapsın yani. Yüz verırse astarını isteyecek; biraz demokrasi görürse yavaş yavaş diğer haklarıda talep ederek parçalanmaya yol açacak. Fatih kanunnamesiyle kardeşlerını boğup padişah olmaya hak kazanan 36 Osmanlı sultan ının 14 tanesi zorla tahttan indırılmış kalanlarda bunlardan ders alarak peşinen hizada otoriteye amade olmuşlardır. Yaklaşık 85 yıllık Kemalist TC dönemınde 50 yıllık milli şefli, büyük şefli veya fiili cunta dönemını saymazsak kalan 35 yılda kalıcı olarak 10 ‘hükümet iktıdara' gelmışse 5 tanesi darbe ile indırılmış , diğerleride bunlardan ders almıştır. Bu ülkede uluslararası sermayenın bile kendi yasaları ile özgür olmadığını biraz önce öğrendığım bir haberle açıklamakta fayda var. 07.04.2006 tar. Milliyet ‘ İş adamı, Finansbankın sahibi Hüsnü Özyeğin Genel Kur. Bşk dan izin aldıktan sonra bankasını Yünanlılara satmaya karar verdı' diyor, işte kapitalizmin Türkiyedeki halı.Son 25 yıldır hiçbirşeyin değişmediğini görmek istersenız hala bakanlık koltuğunda Oturmakta olan Abdulkadir Aksu ve Cemil Çiçek'i hatırlamanızda yarar görüyorum.

 

Resmi daha net görebilmek için bazı şeyleri alt alta sıralayarak bakalım.

Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk başbakan Tayipten Medya önünde randevu talep ediyorlar. Burada kimin neden talepçı olduğunu tartışmayacağım. Tayip Erdoğan'ın cevabı keskin ve kalın çizgilerle belirlenmış olması geri dönüşü olmayan bir yol gibi görünüyor olması düşündürüyor. Açıkça ‘sen önce PKK yi terör örgütü olarak ilan et ondan sonra konuşalım'. Ertesi gün ‘silahları bırak masaya öyle gel' demesi her ne kadar DTP yi kast ettiği söylendiysede niyetının asıl muhataba gönderme yaptığının açığa çıkmış olmasiydi.

 

Bu yaklaşıma Apocuların cevabı Öcalanın tutsaklığı ile ilgili pazarlıkta kendini güvende hissetmemeleridir, yoksa neye razı olacağının politikalarını daha önce belirlemıştır.

Aynı legal Apocular öcü gösterırken Sayın Osman Baydemir'ın ağzından şu şekilde dile getırıyorlar : ‘Türk ve Kürt halkları bir arada yaşama imkanını kaybedebilir, şimdiye kadar hiç olmayan halklar arasında düşmanlıklar doğabilir. Bu nedenle iki tarafta siyasetını gözden geçırmek zorunda'. Burada Osman Baydemir hangi ‘hümaniter' nedenlerle ortaya çıkmış; herhangi bir Afrika ülkesının vatandaşiymiş gibi ortaya konuşuyor? Ölen senın halkın, seni temsili için seçen kişiler. Öldüren medyasından hitap ettiğin TC devletının silahli yetkilileri. 3-6-9-11-12 yaşlarında çocuk 70 lık dedeler ölürken 90 çocuk tutuklu. Yüzlerce yaralı ve yüzlerce tutuklu kışkırtılmış düşman muamelesiyle devletın elınde ne olacakları belirsiz iken karşı tarafın niyeti hala belli değilmidir?

 

Ayrıca Kürtler ve Türkler arasında kopuş yaşanıyorsa akli selim bir insanın bundan mutluluk duyması gerekmezmi. 35 yıldır bu kopuş için baş koymadıkmı? Kürt halkının ayrı yaşama arzusu ancak beni mutlu eder; seni mutlu etmiyorsa eksikliğini kendinden ara. Milli aidiyet duygusu taşınmiyorsa yada dayatılan Türk milletının aidiyeti kabul edılmişse elbetteki ayrılıklardan ve farklılıklardan üzülmek gerekır.

 

Dostlukla alınamayan haklar için düşmanlıkla alınabilmesi uğruna sarfedilen çabalara ise hiç itirazım yok, zira hiç çaba sarfetmeyenler ya ölüdürler veyahutta teslim olmuşlardır.

Sex Said'ın idamından sonra adeta Kürdistanın Müstemleke oluşunun son mührü sayılan Diyarbekir'ın fahri hemşehriliği 1926 da daha elleri kanda iken M.Kemale ikram edılmesının yıldönümüne nasıl hangi sıfatla katıldı bilmiyorum; orada küsmece oynayan kız çocukları gibi Vali ile bakışmadan tokalaşmaları beni rahatsız etmiştır. Tüm siyasal temsilleri elınden alınmış Kürdistan halkının tek siyasi temsili sıfatı olmasa Osman Baydemirin bu törene katılması belki bu kadar etkilemezdı.

 

Bunların halktan kaçıp devlete sığındıklerınıde görebiliyoruz. Örneğın DTP nın Amed il başkanu Muhlis Altun medyaya verdiği demeçte ‘Eylemcilerın bir kısmının bizimle ilgisi yoktur' demesının ardından Elazığ Valisi Muammer Muşmal ‘Sadece bölücübaşının yöneteceği çapta bir örgüt değil bu örgüt. Bugün maalesef ABD nın çok ciddi şekilde destek vererek kullandığı bir örgüt durumunda. Belki teskerenın intıkamı alınıyor, beklide İsrailin bu bölgede çok rahat hareket edebilmesi amaciyle kullanılıyor. Bana göre hepsi' diyor. (5.4.06 Milliyet).

 

Şimdi gelelım ‘bu bir provakasyondur, yağmadır talandır' veya ‘ekonomik tatminsızlığın kitle üzerındeki etkisinın yol kaçtığı kalkışmadır' diyen siyasi Kürtlere .

Taha Akyol bile Askersız çözüm önererek konuyu ekonomik nedenlere bağlayanların yanlışı üzerınde durmaktadır. ‘ Pravakasyondur ‘ diye politika oluşturanlara tarihte bir hatırlatma ile cevap vermek istiyorum: Şex Sait serhıldanını testeklemek için yola koyulan Palolu zazalar Elazize girerler, öfkeli kalabalığın önü alınamaz kontrolden çıkmış heyecanlı kitle kentte tahribat yaratır bazı esnafların dükkanları da yağmalanmaktan nasibini alırlar. Olay asıl devlet otoritesine vurulmuş önemli bir darbedır. Burada yenilginin en önemli nedenlerınden bir tanesi başkaldırıyı görmeyip yağmacılığı görenlerın gafletidır. Sevabiyle günahiyle bizimdır deyip sonuçlarına katlanmayı becerebilselerdi yıllarca Paluluların vahşeti olarak karşılarına çıkmazdı.

Bugünde ‘Kurşununa adres sorulmayan' yüce devletının kitle katliamlarını ikinci planda tutup ‘provakasyon' ve ‘yağmacılar'la uğraşan Kürt aydınlarının baltayı ayaklarına vurduklarını görüyorum. Öncülükte kendini sorumlu tutmuyorsan eleştiridede hakkın olmaz. Apolu veya Aposuz kimi aydınların olayı tekrar gözden geçırıp bu konuda gerekırse öz eleştiri dahi vererek yeniden yazmalarını fayda getıreceğını umuyorum. Unutmayalım vahşilerın elınde hala çocuklarımız vardır. Kurşuna karşı taş atmışlardır bu suçtan kurtulmaları gerekmektedır. Hala AB nın resmi ağızları TC nın birliğe alınıp alınmamasını tartışırken üzerlerıne Kürt kanı sıçramaktadır. Kürdistanın Avrupalardaki diplomatik atakları çalışmaları ne düzeydedır çok iyi bilmiyorum ancak Apoculara yakın bir iki kişinın çalışmaları istenılen sonucu veremiyor. Ayrıca basında çıkan haberlerde kimyasal silahlarla öldürülen 14 gerillanın istıhbaratının ABD tarafından verildiği söylenmektedır. Böyle stratejik mütefikliğin olamayacağı diplomatik bir lisanla kendilerine anlatılmalıdır. Unutulmasın ABD nın ve AB nın Türklerın dostluğundan ziyade Kürtlerın dostluğuna ihtiyaçları vardır.

 

‘ TC acaba ne der?' politikaları üzerınde gelecek kinşa etmeye kalkışan Kürt aydınlarının verebilecekleri bir şey kalmamıştır. TC yı eleştırırken ‘Türkiye geriye gider, Türkiye kaybeder, eski günlere geri dönerız' gibi saçmalıklara artık bu halkın karnı tok. Türkiye bugüne kadar hep geri gitti ileri için şansınıda yitirmıştır. Eski günlere geri döner değil dahada karanlığa gömülmeye mahkumdur. Bu kapılarda nema bekleyenlerın yeni nemalanma ihtımalleride bitmek üzere iken Güneyde kendisine şans arayanları hep birlikte taniyacağız.

 

Gökyüzünden yere doğru hızla çarpmakta olan bir Apocunun iradesi zaten yoktur. Onun kurtuluşu ya Allaha veya o esnada edıneceği bir paraşüte bağlıdır.

Yeniden örgütlenmek için geç kalmadık.

Harekete geçmesini bilenler için hiçbir zaman dilimi ne geçtır nede erkendır.

 

 

08.04.2006