Vedat GÜZEL / vedat.guzel@live.se

Arşiv

 

Necmettin Büyükkaya ve Devrimci Demokrat Gelenek

 

DDKD-KİP/PKK tarihinde dikkatlerden kaçırılan ve bunu DDKD önderliğinde Kürdistan da ''sosyalist'' tavrın gereği olarak propaganda edilen ya da suskun geçiştirilen kimi olaylar vardır. Bunlardan biri de 1925 ve 1938 yılarında Kürt isyanlarına SSCB ordusunun saldırısı ve bombardıman uçaklarının Kuzey Kürdistan'ı bombalamasının siyasi değerlendirmesini yapmamakla beraber bizlerin neden bu dönemi tarihimizden bir parça saymadığımızı anlatan birileri olmalıdır diye düşünüyorum. Bu tarihi siyasi mücadele kaydımızdan düşmenin 1975 Cezayir anlaşması sonrası Irakta 1978 lere taşınan Kürt trajedisinin sonuçlarına parça mı bütün mü? Propagandalı ideolojik geçiştirmemizin başka bir adı olmakta sanki.

 

Bu hatırlatmaya vesile olan Necmettin Büyükkaya şahadetinin 25. yılı adına ‘Kurdinfo' da açılan sayfa da devrimci demokrat olarak sahiplenildiği anlaşılıyor. 25 yıllık bir gecikmeye rağmen bu oldukça iyi bir tutum ancak eksik!

 

Eksiklik, Necmettin Büyükkaya'nın şahadeti mi sahipleniliyor? Yoksa Necmettin'in siyasi kişiliği yani tam anlatımıyla 'NECO' mu sahipleniliyor?

 

Ancak, öyle anlaşılıyor ki bu anlamda 'NECO' teğet geçiliyor.

 

Oysaki Necmettin Büyükkaya bir anlamda T-KDP den başlayarak KİP/PKK MK ayrıldığı güne kadar bu geleneğin anılan tarihini oluşturanlardan biridir. Eğer tarihimiz bu topraklarda bu halkın kurtuluşu adına ortaya çıkmışsa bugün bu tarihimizi yaratanları konuşmanın bu minvalde değil (Salt geçmişi anarak) geleceğimiz açısından “gerekli” olduğuna inanıyorum. Bu gerekliliktir ki Necmettin'e '25' yıl sonra eksikte olsa sahip çıkılıyor. Demeliyiz diyebilmeliyiz.

 

Necmettin Büyükkaya kimdi?

Nasıl biriydi? Kişiliği ve görüşleri uzun uzadıya anlatılabilir. Elbette anlatılmalıdır da. Geçmişini paylaştığı ve12 eylül süreci -1982-tutuklanmasına ‘neden' ve kurucu MK üyesi olduğu siyasi hareket bunu yapmamış olsa da zaten yıllardır bunu yapan arkadaşları ve yakınları var. Necmettin'in şahadetinin 25. yılı ve bu kadar yıldan sonra bu şahadette sahip çıkmakta olan devrimci demokrat gelenek ya da son tanımlamasıyla “örgüt” olan gelenekçi çevrenin bu anlamda adım atmaları elbette ki olumludur. Ancak bu yaklaşımla sahiplenme, tartışılması gereken bir tarihe teğet geçmeyi içeriyorsa konuşmak gerekiyor. Soruların yoğunlaştırdığı “eksikleri” bunca yıldan sonra tespit etmek çok mu zor acaba?

 

Necmettin'in adı ve şahadeti bilinen bir isim olarak sahipleniliyorsa itirazım var! Necmettin kişiliğiyle bütünleşen düşünsel ve eylemsel ilişkileri içinde Necmettin Büyükkaya olmuştu. Bu Kürt duruşunda ki onurlu ve kararlı davranışı Kürt halkının özgürleşmesi gerektiğine olan inancıydı. Bu değerlerle sahip çıkılacak olan bir “Neco” olmalıdır demek istiyorum.

 

Diğer yandan düşünce ve eylemlerinin Dr. Şıvan'dan başlayarak günümüze kadar devam ettirildiği iddiasında olan gelenek tanımlamalı bu 'örgüt/çevrenin' de Necmettin'in, Dr. Şıvan/Sait Kırmızıtoprak ve T-DKP den başlayarak şahadet gününe kadar olan mücadele geçmişi ve halen tartışmalı olan 'ayrılığı' konuşmadı, konuşmak istemedi.

 

Oysaki Necmettin'in düşünce ve eylem/emek yoğunluğu ile anılan siyasi partilerin ve geleneğin oluşumunda, kuruluşunda ve mücadele pratiğinde önemli görev ve rolü olmuştur. Bu rolüne atfen siyasi ayrılığının nedenleri ''nedense'' ayrılık dönemi ve sonrası tartışılmadı.

 

Bu ayrılık sonrası Necmettin'in söyledikleri duyulmakta istenmedi… Oysaki Necmettin Bu hareketin özellikle kimi yöneticilerini işbirlikçi olarak itham ediyor, tanımlıyor ve kanıtlar ileri sürüyordu… Birçok iddiası yaşanılan döneme ilişkin aktüel olmasına ve sonrası gelişmelere ışık tutmasına rağmen teğet geçildi.

 

Bu iddialardan biri belki de yakın dönem Kürdistan siyasi tarihine ışık tutacak ve son yıllarda ''İki Saitler'' olarak anılan olaydır.

 

Bu olaya ilişkin 'kalemimden Sayfalar sayfa 50 de Türkiye Kürdistan'ı ulusal ve demokratik mücadeleye adımlanan hareketimize “sessizliğin yada suskunluğun kalemiyle” bakınız neler yazmaktadır : ''…/ - Altı senedir şehit düşmüş Genel Sekreterlerinin canice katledilme nedenini bir haber şeklinde dahi olsa kitleye, hatta kendi parti saflarına dahi duyurmadılar. ‘'

 

…/” Duyurmak ta istemiyorlar Güney Kürdistan da olup bitenleri 1975 mağlubiyetini nedenlerini, ihanetleri; ilişkileri ve sonraki gelişmeleri,'' akabinde devamla , ‘'…Felaketi getiren mağlubiyetten sonra olanları var güçleri ile saflarımızdan saklı tutmaya çalıştılar. Kitleye duyurmaları zaten söz konusu değildi. Hâlbuki olup bitenleri içeren materyalleri, mayınlı tarlalardan taşıyıp kendilerine ulaştırma da kusur etmemiştik…''

 

1978 de KYB nin Eli Eskeri, Dr Halıd, Şex Husên ve Mulazım Emerin komutasında ve diğer parti MK üyeler ininde olduğu 700 kişilik bir kuvvetle Irak'ın Behdinan bölgesine geçmek için ulaştıkları Hakkâri Beytuşebap mıntıkasına de öldürülen yüzlerce KYB/YNK mensubunun olayına atfen sessizlikle ilgili nedenler…

 

Aynı kitabın 309. Sayfasında yine hareket yöneticilerinden kimilerinin , ‘ihanetçi davrandıklarını ve KYB' ınin tuzağa düşürülmesinde rol oynamışlardır. ‘ (1978 Hakkari/Beytüşebab) iddiası vardır.

 

Bu ithamlar ya da tespitler veya iddialar yutulur değil. Ama 30 yıl nasıl yutmuşsak… Bunları tartışmak gerekiyor. Hakkın hakka iadesi için zaman hiçbir zaman geçmiş olmuyor. Yani hakta zaman aşımı olmaz.

 

Diğer yandan kendimi bu siyasi hareketin ve bir bütün olarak gelenek tanımlaması içinde siyasi söylem, fikir ve geçmişi sahiplenme babında Necmettin Büyükkaya'nın söylediklerine önem veriyorum. Bu söylenmişi, yaşanmışı ve yazılmışları Necmettin'le beraber anılan Devrimci Demokrat geleneğin olduğu kadar benimde siyasi geçmişimin bir parçası olduğuna inanıyorum. Bu parçalar bu geçmişten soyutlandığında geriye fazla bir şeyinde kalabileceğini düşünmek saflık olsa gerek demekte istiyorum. Bu geçmiş, yanlışıyla ve doğrusuyla o geçmişi yaşayanların kendisidir.

 

Gelenek zaten bir anlamda bunlara sahiplenme yönlü kullanılagelmiş bir tanımlama olduğunu düşünüyorum; bu nedenle de 'örgüt' olarak yeni tanımın bir bütünü değil aynı güzergâhta yürümek isteyenlerin bir tercihi olduğunu belirtme başlığında geleneğin bir çevresi tanımını kullanmayı tarif anlamında tercih ettim. Bu tercihim aynı zamanda mensubu olduğum gelenekten devamla yürüyen bu arkadaşlara saygı düzeyindedir. Ancak elbette ki Necmettin'in şahadetinden önce siyasi duruşunun sahiplenmesi gerektiğini anılan çevreye atfen iddia edemezsem bile tartışılmasının doğru olduğuna inanıyorum. Çünkü be yeni yapılanmanın da bu geleneğin bir ‘devamı' iddiası vardır.

 

Bu birkaç genel geçerli argümanın sadece bu 'örgüt' çevresi (anlayışı) için değil. Necmettin'in yaşadığı geçmişi yaşayan ve sahiplenen T-KDP, KİP/PKK, PPKK, PADEK ve ardı sıra siyasi gruplaşmaları da takip eden gelenek aidiyetini savunan arkadaşlarımı da içermektedir. Necmettin bu geleneğin kurucularından ve ilk adımlarında sahiplerindendir. Duruşuyla Dr. Şıvan'ı ve geleneğini farklı güzergâhlarda da ve söylemlerde kararlı sürdüren siyasi kişiliği bu hareketin onuru olarak teyit edilecekse eğer bu gelenek tarafından ilk adım ‘anılarak/sahiplenerek'' atıldı, devamı siyaset ‘etik' gereğidir demek yanlış olmaz.

 

Necmettin Büyükkaya'yı ilk tanıdığım yer 1975 İstanbul /Yenikapı öğrenci yurdu ve 1976 İstanbul DDKD son gördüğüm yer ise Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanlığında darbe mahkemelerinde ki DDKD/KİP toplu dosyası yargılamaları oldu. ‘Neco' duruşuyla direngendi. Toplu dosya yargılamaları süresince, gidiş gelişlerimizde hem sanık hem de dava arkadaşları olarak yapmakta olduğumuz ve kimi zaman sertleşen tartışmalarımızı seyrederken bakışların da ki umursamaz sevecenlik bağlayıcıydı. Toplu mahkemeler süresince konuşması ve tavrı onurlandırıcıydı. Nihayet vahşetin en acımasız trendinde mahkeme salonunda cezaevinde ki ölümleri, işkenceleri ve yapanları ve yapılanları hem sözlü hem yazılı olarak vesilesiyle kamuya duyururken ve tarihe kayıtlarken inançlıydı. Tarihi yaşarken tarihe kayıtlamanın sorumluluğunda onurlu ve direngendi.

 

Mahkeme günlerinde ve sonrasında da siyasi ve temel insani haklarımız için devam eden ölümlü direniş günlerinde. 25. koğuşa birkaç kez giden 5 nolu askeri cezaevi sorumlu Yüzbaşı Abdullah Ayhan Necmettin'i defalarca ölümle tehdit etmişti. Birkaç gün sonrada koğuş basılarak alınan Necmettin Büyükkaya cezaevi hamamının bir locasında, Yüzbaşı Abdullah Ayhan ve iç Güvenlik amiri ön Yüzbaşı Ali Osman Aydın'ın ‘'arkadaşlarımızın kemikleri şad oluyor'' diyerek işkenceyle başına postallarıyla ve kalaslarla vurarak ölümcül hale gelmesi sonrası ve kaldırıldığı askeri hastane ertesi şehit oluyor. O vahşettin ortasında ruhumuza yangı veren şahadetinin ateşi o melun 24 Ocak zemherisinde kızıl kıyamet olmuştu bilincimizde.

 

Necmettin'in bütün hikâyesi elbette bu değildi. Onuruyla ve direnerek ölümü ise onun siyasi geçmişinin dinamizmi ve Kürt halkının kurtuluşuna olan inancıydı. Necmettin'in siyaset ve eylem adamı olarak yaşamını ve fikirlerini anlamak/tartışmak gerekiyordu. Bunu birçok nedenden dolayı yapamadık ya da kimileri yapılmasını istemedi. Ama madem bugün ‘Kurdinfo' sayfalarında Necmettin sahipleniyorsa ve onurlu direnişi bir siyasi geleneğe kahramanlara sahip olma gururu verdiği kadar onun yaşam dinamizmi olan siyasi duruşu da sahiplenmelidir ve tartışılmalıdır… Devrimci Demokratlar tıkanmış yolunu başka nasıl aşabilecek ki… Diğer yandan ‘NECO' nun Kürtlerin ‘ayırımsız anma' tavrı muhakkak ki Kürt siyasetinin değişim çizgisinde ulusalcı davranmasının simgesel anlamını da ayrıca doğru algılamak gerekiyor...

 

Necmettin'in siyasal ve politik mirası ve devrimci/ulusal duruşuyla şehadetini saygıyla anıyorum..

Stockholm, 27.01.2009

 

 

Başimiz sağ olsun…

Yeni Anayasa çalişmalarinda Kürt kimliği tanimlanacak mi?..

Bir eylül günü anımsamak ülkemin hapishanelerini özleyerek

 

Birkaç yüzyıllık yaşanmışlıkla 54 yıllık ömürdün..

 

Gerekli bir açıklama

Güven, zaman ve tabu

 

Siyasette erdem

Özkök'ün Çağrısı

Türk solunda Hizbullah ve İsrail meselesi ne kadar Türkiye meselesi...

İsrail ve savaşı

Yeniden siyaset ve gelenek...

Yeniden siyaset ve tercihler!

Anılarını yaşatmak görev olmalı!

‘Verili Çatışma'
Bu yenilginin adı var mı?

DDKD ve çağrıya yanıtlar üzerine...

Çağrıyı davete dönüştürmek...

PKK ve Ayrışma/Farklılaşma

AB ve yeni Kürt sorunu dizaynı

TC açmazı ve PKK-Kürt çıkmazı...

“Düşünmüyorsan yoktur!

‘ Kürt siyasetçisi ve ‘‘emekli ’’ olma talebine bir kaç söz

Anti Amerikanizm’ ve Kerkük

YERELLİK ya da SECERELİ SİYASET

ANKARA/İMRALI, BRÜKSEL-DİYARBAKIR

Yahudiler, Kürtler ve antisemitizm!

Verheugen, sistem ve düdük!

Kurtacı mı?

TERSİNE DÜNYA’ ve TÜRKİYE’Yİ TÜTSELEYEN STRATEJİ UZMANLARI!..

‘‘ Kısır Döngü!’’

Türkiye’de kapışma ve karanklıkta atılan kurşunlar kime?

Türkiye iki kimlikli olabilir mi?

Hassasiyetler

Ötekileri algılama erdemi!

Gündemle ilişkilenmek!

Sanık yerine otur!

Kürtler ne istediğini ve neyi yapabileceklerini kendileri bilmeden başkalarına anlatamaz

Albaya hiç mektup yok!

Adı çalınan ülkeye mektup...

DDKD ve KÜRDİSTAN ve GELENEK